İşte bir muhterem zat dürüstlüğe kaim
Sevmez laubali hareketleri ömrü billah daim
Acaba saçını ağartan acımasız yıllar mı
Yoksa insan bozuntusu ne idüğü belirsiz kıllar mı
Ey! kul kardeşim gelde benim gibi uyan
Çağır muhammedi gel Allahın kitabı kurana dayan
İmrenir senin doğru yola girdiğini duyan
Bir gün sinsice onu zincire bağladı yüzsüz menfur yüzlerce el
Hiç bir kuvvet koparamadı o zinciri esen nice acımasız yel
İç içeydi zaten su bile çürütemedi suyun kimyasındaki tuzlu sel
Hem hükümlü hem tutuklu bu cezayı gören hakim suça ne der?
Yoldayım yürüyorum
Allah affetsin beni
Bana ait olmayan kopuk kollarım
Ve o ağırlığı götürmek azaplığı...
Ve o azaplığı her adımda vurgulayan ayaklarım...
Bu Dünya böyledir,böyledir kanun koyan insan
Aristodan bu yana böyledir güya budur mantıklı yaşam
Bakarsın biter gün,akşam kokar şafak ufaktan ufaktan
Yaşadıkça zor pişman, ol pişman, hem de kör pişman...
Elbistan yolunda seyreden bir araba
Kimler nazar ede kimler kazana
Yol ters oldu bitti sanki kazara
Yazık oldu o iki genç Hasana...
Okuyan insan pişkin beyindir
Okumayan insan ise pişmiş kelledir
Gittin bıraktın karanlığa beni
Şimdi karanlıktayım aradığım kimin eli
Karaydı kaşı karaydı sol yanaktaki beni
Bıraktın ben rengi karanlığa beni
Elimde resmin dilimde ismin ararım
Bir oda bir mum ışığı ayna ve ben
Ayna bana ben aynaya küfür çıkar dilimizden
Bir de üstüne üstlük yatacak var örtecek yok üstümüzden
Kalbimden gelen kanla karışık çağlayandır göz pınarlarım
Kenarında ne büyüyen ne de küçülen kipriklerimse sazlarım
Duygulu kartpostalları andıran canlı anlarda hep ben hep ben sızlarım
Uzaktan hoş gelsede gelmesede hep ben çalar hep ben ağlarım..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!