Bir gün yeni işe başladığım bir iş yerinde günlük işlerinden birini yaptım. Sonra o işi başka biri patrona algı değiştirmek için satmaya kalktı. Sordular bana kim yaptı diye. Ben yaptım dedim. Başka yapan varsa ve yaptım diye iddia eden varsa o iş onun olsun dedim. İşi kimin yaptığı bu tutumla değişmez dedim.
Ertesi gün patron o çalışanı işten çıkardı.
Meğer patron işten çıkarmak için bir gerekçe arıyormuş.
Bunu bir kenara yazdım. Soyguncu sermayenin bayisi ara bir emek hırsızını biraz daha büyük bir kadraja alarak takip ettim.
Herkese karşı tutumu aynı kalitede mi? Burada çalışmaya devam etmem doğru mu soruları yerli yerine oturmuyordu.
Bir gün başka bir çalışan işe geç kaldı ve sürekli tekrar etmeye başladı.
Başka biri vardiyayı sürekli kendi işine geldiği gibi yazdırıyor geriye kalan herkesin hakkına giriyordu.
Bir gün geç kalan biri sabrımı taşırdı.
Patrona haberiniz var mı diye sordum olup bitenlerden.
Sorun çözmüyor ya da farklı bir amacı olsa gerek çözemiyordu.
İletişim ağına benim kabul edemeyeceğim ilgili muhataplara çok ağır sözler ile koyuyorum demek istedi.
Bunun muhatapları hiçbir şey olmamış gibi işe devam ettiler.
O gün son. noktayı bir kez daha koyarak patronu ister çıkartır gibi sizin yapamadığınızı ben yapıyorum haklı gerekçelerle tek taraflı is akdini fesih ediyorum diye dilekçe yazdım ve ayrıldım..
Bunları neden yazdım?
Nitelikli uyum frekans titreşimi yakalamadığım yerleri terk ediyorum.
Bu bir yalnızlık değil. Çok daha güçlü bir uzaklaşma ve o hasardan korunma ahlakıdır.
Soyguncu sermayenin bayisi de kendisi gibidir. Onun gibi olan çalışanlar da onları bulur.
Her seviye kendi seviyesi ile titreşir ve buluşarak kaynaşır.
Yutan holdingler de yüksek maaşlı çalışanlar ile övünmek kolay. Bir toplumu soyan bir holdingin çalışanı yüksek maaşla olmak bir utançtır.
Genel zararı şahsi çıkara satma utancıdır.
Her meşrep kendi ahlakından birini arar bulur.
On yedi yıl boyunca bir sermaye holdingi bankasında bu samimiyetsiz insan ilişkilerinin de karanlık yüzünü tuttum.
Yeri geldi büyük itirazlar ortaya koydum. Bu sebeple ayrımcılığa tabi tutularak mobbing gördüm. Yinede onlarla uyumlu hale gelmedim.
Türk ulusunun soyulmasına 11 Eylül 2001 tarihinde kur vurgunu ile şahit olduktan sonra daha fazla içlerinde kalmak için çok sıkı onların koyduğu kurallara uygun çalıştım.
Bugün kapitalizm yıkılma noktasına geldi.
21 Aralık 2015 tarihinde ikinci 12 Eylül yaşamış bir nitelikli olgunlukla sermaye ve siyaset ortaklığı soyguna kitapla muhtıra vererek bu yıkımı suçüstü ettiğim bilgi ve belgeler ile bu noktaya uyanış titreşim enerjisini farkındalık ile yayarak başardım.
Sermaye ve siyaset ortaklığı soygun o gün bugündür yaptıkları kötülük ile kendi sonlarını kendileri getirdiler.
Bir tüccar silah düşman savaş, tehdit ve taviz ile Türk ulusunu parçalamaya kalktı. Şimdi de Filistin'de sorkırım yapan yapının bölgenin doğal kaynaklarını sorunsuz sömürge etmesi için başta ülkemiz, Araplar, Katar, Arap emirlikleri İbrahim anlaşmasına imza atmaz ise İran savaşı bitmez hatta Ukrayna savaşı ile birleşir vb tehditler savuruyor.
Yeni nesil terörizm ve yeni nesil ideoloji neo Osmanlıcılık ideolojisi monarşik oligarşi ve ulus devleti parçalama niyeti terörsüz Türkiye adı altında barış yapıyoruz yalanı ile çerçeve yasa diye sarayda pişirildikten sonra ulus meclisinde tuzağa davet edildi.
Öyle bir an gelir yaşam da kötü olmak zorlaşır.
Yaşam buna değer mi sorusunu kötülüğe alet olanlar da sormaya başlar.
Ve korku ve belirsizlik üretenleri korkutur.
Hiç kimse Türk ulusunun tümünün karşısına almaya cesaret edemez.
Bir gün daha fazla o tahta durmak veya hesap vermemek için kaçmak, pazarlık gücünü artırmak için oyun içinde oyunlar oynanır.
Pişmanlık bir kere zirveye çıkar. Doluya koysan dolmuyor boşa koysan almıyor durumu var ya işte öyle bir durum yaşanır. Ya da yukarısı bıyık aşağısı sakal gelde tükür derler ya işte böyle bir çıkmaza girdiler.
Kötü niyeti temsil edenlerin de ailesi var. Anlıyorum. Yalnız hiçbir ulus, devlet Kendini bir kişinin hezeyanlarına kendini feda etmez.
Türk Cumhuriyeti devrimlerini insanlık tarihinin en eşsiz devrimi olup 1946 yılından bugüne yapılan tüm kötülüklere, soyguna rağmen Türk ulusunun basiretli ve şiddete alet olmayan ahlakı sayesinde sonsuza kadar yaşama iradesini sürdürüyor.
Zalimler Anadolu da ürettikleri talan ve vahşi yalan soygunun enkazının altından kalkamıyorlar.
Kaybetmekten korkan çalıntı birikim sermaye ve siyaset ortaklığı soygundur.
Yapay niyet dayatma doğal niyeti büyüttü ve uzaklaşma bu sebeple büyüdü.
Herkes kendi seviyesinde kaldı.
Kötüler bizim seviyemizi düşürerek siddet vb kendilerine yakışan iğrenç durumlara alet etmeyi başaramadıkları için toplumun sinir uçları ile oynamayan devam ediyorlar.
Güven kaybına uğrayanın gücü ne olursa olsun kuyruğu dik tutamaz kaybetmekten kurtulamaz.
Bugüne kadar zulme seyirci kalanların ve kötülüğü dayatanların yaşayacaklarını seyretmek sırasını yaşam zulüm ile sömürge ile soyulan ve mağdur olan insanlara verecek.
Yaşanacak olanlar ahlak anlayışını değiştirme devrimidir. Soyguna yeni sayfa açmak adına değişen araçlar aldatma aracıdır.
Bu değişim, hayata bakış açımızı, düşünce kalıplarımızı ve tepkilerimizi değiştirerek dönüştürür.
Cevremizdeki insanların düşünce ve duygularından etkilendiğimiz bilimsel bir gerçektir. Uyum uyanış ile yükseldikçe, yani daha pozitif ve bilinçli bir zihinsel duruma geçtiğimizde, bu yeni durumun eski sosyal çevremizle uyumsuzluk yaratiyor olması normaldir.
Kötülüğün normali ile iyiliğin normali aynı değildir.
Karşılıklı yansıtma kalıpların, birbiriyle örtüşmez ve bu durum doğal bir uzaklaşmaya neden olur.
Yaşadığımız bu durum bir kayıp değil, bir büyüme ve evrim geçiren toplumsal devrim belirtisidir.
Niteliğimiz arttıkça kim olduğumuz ile daha uyumlu bir çevre bu yolla oluşur.
Bu süreçte, bizi gerçekten anlayan ve destekleyen yeni insanlarla tanışmaya hazır olmalıyız. Bu şu anlama gelmiyor. Her yeniye koşulsuz bir teslimiyet anlamı taşımıyor. Birbirinden habersiz insanlar uyanır ve birleşirler. Karşı kötülük bu yolla gücünü kaybeder.
Bu yolculukta asıl önemli olan, kendi uyumunda kalabilmek ve bizi aşağı çeken değil, bizi yukarı taşıyan ilişkilere yer açmaktır.
Yazının giriş bölümünde ki yaşanmışlığı bu sebeple anlattım.
▪️Önder Karaçay ▪️
Önder KaraçayKayıt Tarihi : 6.08.2026 19:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
♾️ Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabı diyor ki yazılarından




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!