Hani bazen insan iki yolun arasında kalır...
Gitse yüreği geride kalır, kalsa ruhu eksik kalır.
Bir adım atmaya korkar;
çünkü bilir ki bazı yolların dönüşü yoktur.
Emin olmadan yürümek istemez,
bilinmeze teslim olmaktan çekinir.
Ama sana gelirken hiç böyle olmadı.
İlk kez bir tereddüt yaşamadım.
Çünkü seni tanıdığımda değil,
hatırladığımda sevdim sanki.
Öyle yabancı değildin bana...
Sanki zamanın unutturmaya çalıştığı bir hikâyenin,
en güzel cümlesiydin.
Sanki yıllar önce birbirimize kavuşmak üzere söz vermiş,
sonra hayatın uzun yollarında birbirimizi beklemiştik.
Tam vaktinde çıktın karşıma.
Sevmekten umudumu yitirdiğim,
kalbimin kapılarını,
sessizce kapatmaya hazırlandığım bir anda geldin.
Ve birden anladım ki yolun sonunda bekleyen hep senmişsin.
Şimdi geleceğe korkuyla değil,
umutla bakıyorum.
Çünkü yarınlarımın içinde sen varsın.
İçimde çocukluğumdan kalan,
o masum inancın sevincini taşıyorum.
Bir gün beni gerçekten anlayacak,
kalbimin dilini konuşacak birine,
rastlayacağıma dair verdiğim sözü,
tutabilmiş olmanın huzuru var içimde.
Onca yolu ben sana yürüdüm.
Ve şimdi tam karşımda duruyorsun...
Gülüşünle,
gözlerinle,
sesinle,
duruşunla...
Sanki bütün bekleyişlerimin cevabı olmuşsun gibi.
Her adımda biraz daha büyüyen bir aşkla,
sana yaklaşıyorum.
Söyleyemediğin sözleri duyabiliyorum.
Çünkü biz kelimelerden önce,
ruhlarımızla konuştuk.
Belki farklı zamanlarda,
farklı hayatlarda yaşadık;
ama birbirimizin içinde hep bir iz bıraktık.
Yıllarca gördüğüm her gözde seni aradım.
Her yüzün içinde, senden bir parça bulmaya çalıştım.
Duyduğum her sesi dinledim;
belki senin sesinin yankısı vardır diye...
Ama hiçbirinde sen yoktun.
Çünkü hiçbir bakış,
gözlerindeki o derin manayı taşımıyordu.
Hiçbir ses,
ruhuma seninki gibi dokunmuyordu.
Hep eksik kalan bir şey vardı.
Yokluğunda mevsimler eksikti,
yollar eksikti,
hatta geceler bile eksikti.
Kirpiklerim bile sensizliğin yükünü taşıyordu.
Ve yine de, hiç görmeden tanıdım seni.
Hiç dokunmadan hissettim.
Hiç bilmeden bildim.
Bazen düşünüyorum; seni neden bu kadar seviyorum?
Sonra bunun cevabını aramaktan vazgeçiyorum.
Çünkü aşkın en güzel hâli, sebepsiz olanıdır.
Bir sebep bulabilseydim,
belki sevgimin bir sınırı olurdu.
Oysa ben seni, hiçbir gerekçeye sığmayacak kadar çok sevdim.
Ben seni hissettiğim an sevdim.
Ben seni sevdiğim an hissettim.
Ve seni özlediğim an anladım ki,
bazı insanlar, bazı kalplere,
tesadüfen girmez.
Bazı insanlar,
uzun bir bekleyişin ardından,
kalbin evine dönen,
"her nasip vaktine esirdir" dedikleri kaderdedir.
Kayıt Tarihi : 12.06.2026 23:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!