Bütün korkulardan arınmış bir sabaha uyanmalı insan,
hüzün kapısını sessizce çekip gitmeli geceyle birlikte.
Endişeler, eski bir rüzgar gibi
uzak limanlara savrulmalı.
Ve biz,
ellerimizde yarına açan umutlarla
bir çocuk gülüşü kadar temiz,
bir deniz sabahı kadar sonsuz
yaşamalıyız hayatı.
Öyle bir huzur ki içimizde,
hiç eksilmeyen bir türkü gibi dolaşmalı damarlarımızda.
Öyle bir mutluluk ki,
ekmeği bölüşen insanların sıcaklığı kadar gerçek olmalı.
Ve sağlık
bir ağacın kök salışı gibi güçlü,
bir annenin duası gibi koruyucu olmalı üzerimizde.
Nice günlere dostum,
korkusuz,
hüzünsüz,
insanca,
Kayıt Tarihi : 9.05.2026 22:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Meydanları dolduran kalabalıkların altında sadece siyasi heyecan değil; geçim derdi, gelecek korkusu ve umut arayışı vardır.
Ekonomik sıkıntılar büyüdükçe, hayat pahalılığı insanların omzuna ağır yükler bindirdikçe toplum doğal olarak değişim arayışına yöneliyor.
Bir lider çıkıyor, umut veren cümleler kuruyor; insanlar alkışlıyor, inanmak istiyor.
Çünkü vatandaş artık sadece vaat değil, nefes almak istiyor. İşte tam da bu yüzden hangi siyasi görüşten olursa olsun, meydanlar kısa sürede doluyor.
Ancak Türkiye’de seçmen psikolojisinin en önemli tarafı şudur:
Halk çabuk umutlanıyor ama aynı hızla hayal kırıklığı da yaşayabiliyor.
Siyasetçiler meydanlardaki coşkuyu çoğu zaman kesin zafer gibi görüyor. O alkışları sandığa yazılmış oy sanıp rahatlıyorlar.
Oysa vatandaşın meydanda bulunması her zaman kesin bağlılık anlamına gelmez.
İnsan bazen sadece “Acaba bir çözüm olur mu?” umuduyla gider. Çünkü geçim sıkıntısı yaşayan toplumlarda insanlar, kendilerine güven verecek bir ses arar.
Bugün Türkiye’de siyasi katılım davranışlarını belirleyen en büyük etkenlerden biri ekonomidir.
Pazar filesi küçüldükçe sabır azalıyor.
Gençlerin geleceğe dair kaygıları büyüdükçe değişim isteği artıyor.
Emeklinin, işçinin, esnafın sesi meydanlarda daha yüksek çıkıyor.
Toplumun ruh hali artık klasik siyasi tartışmaların ötesine geçti. İnsanlar ideolojik kavgalardan çok, hayat şartlarının düzelmesini istiyor.
Çünkü vatandaş için mesele artık sadece siyaset değil; yaşam mücadelesidir.
Bu yüzden siyaset kurumunun meydanlardaki kalabalıklara aldanmadan, toplumun gerçek sorunlarını doğru okuması gerekiyor.
Çünkü seçmen artık sadece konuşan değil; anlayan, çözüm üreten ve güven veren siyasetçi görmek istiyor.
Unutulmamalıdır ki;
millet bazen alkışlar, bazen bekler, bazen de sessizce kararını sandıkta verir.
TÜM YORUMLAR (1)