bir şiir belki karşılaşmamız.
ürkek adımlarla yürüyoruz
yaşamın kıyısındaki çakıllarda.
çıplak ayaklarımız acı içinde
direniyoruz yürekler avucumuzda
ruhumuzu inatla yaşatırcasına.
attila ilhan ve nazim hikmet ustalara saygiyla…
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir aksamüstü ansizin yorulur
tutsak ustura agzinda yasamaktan
ah ben de istemez miydim
içimde bir yerlerde
bir 'on / off switch' olmasını.
yaşam ne kolay olurdu bilmez miyim.
bir 'reset' tuşu mesela.
yaşananları yaşanmamış,
sen olmasan, inan sen olmasan;
ne bu güneş batabilirdi ufukta,
ne de doğmaya güç bulabilirdi yeniden.
ilk nerede karşılaşmıştık ben de anımsamıyorum artık.
luxor 'da mıydı ya da bir aztek tapınağında mı
günbatımı gelecek sen istemesen de
gün de doğar, büyür ve ölür
doğan bir şeyin ölümsüzlüğü görülmüş mü
batan gün yeni bir günün habercisi
ama o gün benim günüm mü
o gün senin günün mü
sarp kayalıkların deniz feneriydim
küreksiz bir sandaldım
ıssız denizin ortasında
demiryolu döşenmemiş bir kentin
yıllar önce yapılmış
kimsesiz gar binasıydım
hepimiz aynı kadını seviyoruz
sevdiklerimiz hep aynı kadın
yumuşak, sevgi dolu ilk bakışta
sarp kayalar karşınızda
attığınız her adımda
gözlerinizde mi gözleri
sana, murathan mungan'a, yalnız bir operaya ve tüm ayrılıklara
dönüşsüz gidişlere alışırken
erguvan geri döndü baharla
bense seninle başlayan aşklarımı
neruda' ya
görmezden gelme ayışığını
kesip önünü rayların
geçit vermiyor diye trenlere
içinden deniz geçen şehir
tüm sıfatlarımı bıraktım sana ait.
sıcak bir dost eli,
ağlayabileceğin bir kucak;
ya da bir yürek seni dinleyecek.
seslenmen yeterli,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!