Ah bir tanem,
Sen bir iç çeksen derinden
Ben içinden geçenleri bilirim.
“Sevenim ben” anla, hissederim.
Dik bir yokuşu tırmanmak gibidir hayat
Gidiş O'na, yöneliş O'na.
Karanlık yollarda kaybolmak varsa da,
O aşkın nuru yetişir imdada.
Tutuverir elinden alır götürür arşa...
O bitmeyen ümit var ya...
Hasretinle yandı içim,
Anladım ki ben bir ‘hiç’im,
Seni sevmek tek bir suçum,
Yardım eyle, Habibullah.
Yerde, gökte, her yerdesin,
Temizlik yaparız evimizde… Belli aralıklarla aklımıza gelir bu. Şundan kurtulayım, bunu atayım, bunu ihtiyacı olan başka birine vereyim, diye. Ama harekete geçmemişizdir.
Bir gün, sakin sakin evde otururken ve yapacak başka bir işimizin olmadığı anda, aniden karar veririz evdeki ıvır zıvırdan kurtulmaya. İşe yaramayanlar, eskiyenler, daralanlar, kırılanlar… Bize fayda değil zarar verenler, tencereler, tavalar… Üstümüze dar ya da bol gelenler, modası geçenler… Birer birer inceleriz elimize geleni… Varlığı hayatımızda çok yer kapladığı halde, hiç de işe yaramayanlar vardır. Mesela eski bir koltuk, yıllar önce alınmış bir palto, duvarda eski özelliğini yitirmiş bir çerçeve gibi. Olsa da olur olmasa da olur dedirten. Hatta yepyeni olduğu halde, nasıl olup da aldıklarımız bile çıkar karşımıza. Almışızdır, o an içimizden gelen para harcama canavarı sayesinde. Hiç de ihtiyacımız yoktur ona, alındığı günden bu yana bir kez olsun kullanmamışızdır. Etiketi bile üstündedir hatta. Kafamızdan onu hediye edebileceğimiz biri var mı diye geçer bir yandan, bari işe yarasın diye.
Saatlerce uğraştıktan sonra kenara yığdıklarımıza bakar, ne kadar fazla olduklarını hayretle görürüz.
Azat ettim seni kendi elimle,
Mavi gökyüzünde uç güvercinim.
Bütün güzellikleri verdim eline,
Hayat denizinde yüz güvercinim.
Dayanamadı bu yürek acı çekmene,
Mutluluğun peşine düş güvercinim.
Bugün benim günümmüş, öyle diyorlar
Oysa bütün günler benim, hiç bilmiyorlar…
Ben değil miyim söyle, hepinizin annesi?
İnkar et istiyorsan, ben doğurdum sizleri.
Ey yolda yere çökmüş, üzgün duran yabancı,
Siyah gözler süzülmüş, yüzüne vurmuş acı,
Kim bilir hangi dertle sıkışıyor yüreğin?
Başını sarmış eller, konuşmuyor hiç dilin.
Alnındaki çizgiler zor geçen yılların mı?
Ağzı bal çiçektir, gönlü bir petek
Ağulu sözlerle beni yakan Yar.
Aşkındı gönlümden geçen tek dilek
Deli dalgalarla beni döven Yar.
Gece karanlığı sarmış her yanı
Gözlerimiz buluştu seninle aynı yerde,
Buluştu ellerimiz, gönül bahçelerinde,
Düşünmedik geçmişi, olmuşu, olacağı,
Aşkın sihirli eli, sarmıştı ruhumuzu.
Uyanıverirsin Uykudan
Güzeldir hayat severken yâri,
Düşünmeden geçmişi, geleceği
Akarsın seller, sular misali.
İşte bu aradığım, benim diğer yarım,
Hani bir zamanlar sen bana _siz sevgi çocuğusunuz_ demiştin ya şimdi bende inanıyorum buna :)) çünkü ben hep Pamuğum gibi sevgi dolu kucaklara düştüm :)) düşmenin böylesi tüm Ülkemin ve insanlığın başına inşallah :))
15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE BİRLİK GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN :))
https://www.youtube.com/watch?v=maTeCQo9jUg
Emre Aydın - Sen Gitme
https://www.youtube.com/watch?v=maTeCQo9jUg
Emre Aydın - Sen Gitme