Yıllar önce bu hafta gelince,mevsim itibariyle; elma,portakal ve kuru yemiş getirir sınıfta yerdik.Demek hala hiç bir şey değişmemişki kızımda geçen seneki hafta kutlamaları esnasından bunlardan götürmüştü.
avrupaya ihraç edilmeyen ürün fazlalığının bize bırakılması karşılığında bizimde bu lutuf karşısında memnuniyetimizi dile getirdiğimiz bir hafta... elma ve mandalina veya portakal, bana hatırlattığı..:((
Ülkeler sağlam bir ekonomik yapı üzerine kurulmuşsa geleceğe güvenle bakılabilir. Aksi halde ülkelerin ayakta durması güçleşir. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasal bağımsızlık olmaz. Çünkü yabancılara borçlanan ülkelerin eli ayağı bağlanır. Para veren bir zaman sonra akıl vermeye başlar. “Borç iyi güne gitmez” demiş atalarımız. Borçtan ancak ödemekle kurtulabiliriz. Türkiye yıllardan beri borçlu yaşamanın sıkıntılarını çekiyor.
Türkiye zengin bir ülke değildir. Bazıları bolluk içinde yaşarken bazıları da çöplerden rızkını çıkarmanın mücadelesini vermektedir. Bunu bilerek hareket etmek zorundayız. Tutumlu olursak gelecekte maddi sıkıntılar yaşamayız. Hiç ihtiyacı yokken gösteriş için harcama yapanları anlamak mümkün değildir. Çoğumuzun evinde hiç kullanılmayan eşyalar vardır. Durum bu iken bu eşyalara yenilerini ekleriz. Bu iş için avuç dolusu paralar harcarız. Fakat nedense bir garibanı doyurmak için elimizi cebimize götürmekte zorlanırız.
İnsanın gelecekte neler yaşayacağı, nelerle karşılaşacağı belli değildir. Kader bize nice sürprizler hazırlamıştır. Onun için elimizde ne varsa har vurup harman savurmamalıyız. Bir kenara bir miktar para koyup tabir caizse onu unutmalıyız. Onu yok saymalıyız; ancak darda kaldığımızda onu kullanma yoluna gitmeliyiz. Tutumlu olmakla cimriliği birbirine karıştırmamalıyız. Cimrilikle tutumluluk çok farklı şeylerdir. Harcanması gereken yerde harcanmalı, tasarruf edilmesi gereken yerde de tasarruf edilmelidir.
İnsanlarımız mücevherlerini yastık altında saklıyorlar. Özellikle kadınlarımız takıya büyük paralar harcıyorlar. Bazıları altın ve döviz almayı yatırım olarak görüyor. Bunlar ekonomide dolaşmadığı için atıl olarak kalıyor. Takdir edersiniz ki paranın bir köşede bırakılmasının ülke ekonomisine hiçbir yararı yoktur. Parayla yatırım yapmak ve insanlara iş ve aş kapısı açmak gerekir. İşsizlik ancak böylelikle önlenebilir.
Kaynaklar sınırsız değildir. Onun için ölçülü ve yerinde kullanılmaları zaruridir. Aksi halde sıkıntıların baş göstermesi işten bile değildir. Zenginlerimizin bir kısmı kendi ülkelerine değil, yabancı ülkelere yatırım yaparak belki farkında olmadan bu ülkeye zarar veriyorlar. Oysa ülkesini ve milletini seven insanlar parasını başka ülkelerdeki yatırımlara değil, kendi ülkesindeki yatırımlara harcarlar. Bu tutum vatan sevgisinin en güzel göstergesidir. Bu ülke ancak yerli sermayenin verimli kullanılmasıyla kalkınabilir.
Ülkemizdeki ekonomik sıkıntıların başında ihracat gelirinin ithalatı karşılayamaması geliyor. Sattığınız maldan elde ettiğiniz parayla yabancılardan aldığınız mallara verdiğiniz para en azından birbirini karşılamalıdır. Gerçi ideal olan, mümkün olduğunca yabancı ülkelerden mal almamaktır; her türlü malı iç piyasada üretmektir. Fakat Türkiye’de bugünkü ticari verilere baktığımızda ihracatın ithalat giderlerini karşılamadığını görüyoruz. Karşılamayı bir kenara bırakın, bu iki kalem arasında büyük bir uçurum vardır.
Türkiye son yıllarda yabancı mal cennetine dönüştürülmüştür. Kaliteli veya kalitesiz, ucuz veya pahalı her türlü mal, sınırlarımızdan rahatça içeri girmektedir. Önüne gelen devletler ülkemizde mallarını rahatlıkla pazarlamaktadır. Fakat Türkiye tekstilde çok ileri noktalara gelmiş olmasına rağmen ürettiği mallarını Avrupa ve ABD pazarlarında satamamaktadır. Mallarımıza kota konmaktadır. Bu büyük bir çifte standarttır. Bizler de onlara belli kısıtlamalar koymalıyız. Aksi halde Türkiye’de üretilen mallar pazar sıkıntısı çekecek, yerli üretim ortadan kalkma noktasına gelecektir.
Eskiden okullarımızda ‘Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ vecizesi öğretilirdi. Öyle de yapardık. Yabancı mallara itibar etmezdik. Gerçi yabancı mallar bugünkü kadar rahat giremezdi Türkiye pazarına. Mecburen yerli malı kullanırdık. Oysa bugün yabancı markaları kullanmak bir üstünlük ve zenginlik göstergesi olarak görülüyor. Yabancı malların kaliteli olduğu inancı var insanlarımızda. Oysa bugün ülkemizde her türlü mal, araç gereç yapılabilmektedir. Bunun yanında Türk mallarıyla kıyaslanmayacak kadar kötü olan Çin malları sırf ucuz olduğu için iç piyasada yaygın olarak alıcı bulmaktadır.
Geçmişte okullarımızda yerli malı haftaları kutlanırdı. Bu günler milli bir eğlenceye dönüştürülürdü. Günümüzde de 12-18 Aralık tarihleri arsında Yerli Malı Haftası kutlanıyor ama o eski ruh ve heyecan yaşatılamıyor; kutlamalar sembolik olmaktan öteye gitmiyor. İthalatın bu kadar başını alıp gittiği bir dönemde Yerli Malı Haftası’nın sembolik olmaması beklenemezdi zaten... Gelin yol yakınken hatadan dönelim, bundan sonra yerli malları kullanalım. Milyonlarca doların yabancılara gitmesine rıza göstermeyelim. Vatan sevgisi lafta kalmasın. Sözlerimi şair Hakkı Sunat’ın yerli mal kullanmanın önemini anlattığı dörtlükleriyle noktalamak istiyorum:
“Üstüm, başım, içim, dışım. / Ayakkabım yerli malı... Vatanını seven insan, / Yerli malı kullanmalı.
Çeşidi az olsa bile, / Yerli malı, vatan malı Başka türlü düşünenler / Varlığından utanmalı.”
Ceviz terimine yazacaktım ama bu başlık daha uygun gibi. bir pastaneci tanıdığım geçtiğimiz ramazan ayında, pastanelerin çok iyi iş yaptıklarını söylemişti.Sebebini sorduğumda ise bunun ceviz fiyatlarının yüksekliğinden kaynaklandığını, ev hanımlarının evde tatlı yapmaktansa pastaneden satın almanın daha uygun fiyata geldiğini hesaplamalarına bağlamıştı. Devamında sorduğum 'Peki ceviz neden o kadar pahalı' sorusunun cevabı çok ilginç geldi bana; ceviz zengini zannettiğim Türkiye tam 11 farklı ülkeden ceviz ithal ediyormuş.
'Yerli malı Türk'ün malı, Herkes onu kullanmalı! ' (?)
bunu niye bi hafta olarak sınırlıyolar bence çok anlamsız çünküyse bi yılda tamıtamına 52 hafta var bunun 51' i yabancı malları haftası oluyo bizim gibin köylülere yazık deelmi? biz yerli ürünlerimizi niye 51 hafta daha satmayalım? .. sanırsam bizim devletimizin matamatiği kuvvetli deel. devletimizin matamatik hocası kimdi acepki matamatiği yanlış belletmiş devlete. buradan yetkililere sesleniyom. yabancı malları haftası kutlayalım. yerli mallar 51 hafta kullanılsın lütven.
yerli malı haftasında sevgililer yerli malımı olcek? . insanlar önceden bilmeliki o hafta sen yerli malı deelsin seninle ayrılmak zorundayız diye birbirini üzmesinler.
yerli malı haftasında, bizim zamanımızda, yani çooooook eskilerde, sınıfta kuruyemiş yerdik. annelerimiz de çay demlerdi. hem ders işlerdik, hem de altın günü muhabbetlerine dahil olurduk birden. ama çok eskidendi :) o zaman da yabancı malı daha kıymetliydi, şimdi de. yani böyle zoraki kutlamalarla sadece çocuk eğlendirilir. başka bir manası yok.
eskiden sınıfta pasta börek yerdik. ne anlama geldiğini bilmezdik. sonrada öğretmediler bize. Çok sonraları kendim anladımki 5 milyar dolar ihracat yapmış fındık fıstık satmış ve 10 milyar dolar ithalat yapmış nokia, sony, renault almışsan sana öyle şeyler girmiş ki acısını çocukların çekecek.
hadi bizim zamanımızda, küreselleşme denen zat-ı muhterem bu kadar belli etmiyordu kendini (daha SSCB vardı en azından) , anladık.. hala var mı öyle komik şeyler! varsa, sırf, öğretmenlerin beleş pasta-börek-kek yiyebilmek için organize ettikleri, uyduruk bir şölendir herhalde...
ben açıkçası pek bir şey getirmezdim, ben genellikle otlakçı takılırdım. Musa Arslan vardı o bir kova ayran getirirdi; çünkü inekleri vardı Elvan Gediz, Hatice Selin Oruç, Neriman (soyadını unuttum) , Elif Erim gibi kız tayfası da börek çörek getirirlerdi. Dediğim gibi bir otlakçıydık, tabii sene o zaman 87-92 arasındaki seneler; yani öyle ne koladan ne hamburgerden ne de kapitalizmden haberimiz var; yani saf Anadolu çocuğuyuz biz o zaman. ehy be, büyüdük ve kirlendik :)))) ahah haaaaaaaaaaa
Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı demek isterdim ama hamburger suşi vs vs varken kim tercih edecekki
bu yerli malı haftasının tatili varmı,bana ondan haber verin:=)
Globalleşince artık bu haftanın sloganıda değişti, yeni Yerli Malı Haftası sloganımız: 'Yerli malı çinlinin malı herkes onu kullanmalı'
bknz. mavi jeans'in indirime girdiği hafta?
:Pp
amerikan yerlileriynen afrika yerlilerinin mallarının tüketilmesi için gerekli azami çabanın verilmesi gereken kutsal bi haftadır
bu haftada ruslardan uzak durmalıyız. lütfen duyarlı olalım :)))
Yıllar önce bu hafta gelince,mevsim itibariyle; elma,portakal ve kuru yemiş getirir sınıfta yerdik.Demek hala hiç bir şey değişmemişki kızımda geçen seneki hafta kutlamaları esnasından bunlardan götürmüştü.
avrupaya ihraç edilmeyen ürün fazlalığının bize bırakılması karşılığında bizimde bu lutuf karşısında memnuniyetimizi dile getirdiğimiz bir hafta...
elma ve mandalina veya portakal, bana hatırlattığı..:((
TUTUM, YATIRIM VE TÜRK MALLARI HAFTASI
M.NİHAT MALKOÇ
Ülkeler sağlam bir ekonomik yapı üzerine kurulmuşsa geleceğe güvenle bakılabilir. Aksi halde ülkelerin ayakta durması güçleşir. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasal bağımsızlık olmaz. Çünkü yabancılara borçlanan ülkelerin eli ayağı bağlanır. Para veren bir zaman sonra akıl vermeye başlar. “Borç iyi güne gitmez” demiş atalarımız. Borçtan ancak ödemekle kurtulabiliriz. Türkiye yıllardan beri borçlu yaşamanın sıkıntılarını çekiyor.
Türkiye zengin bir ülke değildir. Bazıları bolluk içinde yaşarken bazıları da çöplerden rızkını çıkarmanın mücadelesini vermektedir. Bunu bilerek hareket etmek zorundayız. Tutumlu olursak gelecekte maddi sıkıntılar yaşamayız. Hiç ihtiyacı yokken gösteriş için harcama yapanları anlamak mümkün değildir. Çoğumuzun evinde hiç kullanılmayan eşyalar vardır. Durum bu iken bu eşyalara yenilerini ekleriz. Bu iş için avuç dolusu paralar harcarız. Fakat nedense bir garibanı doyurmak için elimizi cebimize götürmekte zorlanırız.
İnsanın gelecekte neler yaşayacağı, nelerle karşılaşacağı belli değildir. Kader bize nice sürprizler hazırlamıştır. Onun için elimizde ne varsa har vurup harman savurmamalıyız. Bir kenara bir miktar para koyup tabir caizse onu unutmalıyız. Onu yok saymalıyız; ancak darda kaldığımızda onu kullanma yoluna gitmeliyiz. Tutumlu olmakla cimriliği birbirine karıştırmamalıyız. Cimrilikle tutumluluk çok farklı şeylerdir. Harcanması gereken yerde harcanmalı, tasarruf edilmesi gereken yerde de tasarruf edilmelidir.
İnsanlarımız mücevherlerini yastık altında saklıyorlar. Özellikle kadınlarımız takıya büyük paralar harcıyorlar. Bazıları altın ve döviz almayı yatırım olarak görüyor. Bunlar ekonomide dolaşmadığı için atıl olarak kalıyor. Takdir edersiniz ki paranın bir köşede bırakılmasının ülke ekonomisine hiçbir yararı yoktur. Parayla yatırım yapmak ve insanlara iş ve aş kapısı açmak gerekir. İşsizlik ancak böylelikle önlenebilir.
Kaynaklar sınırsız değildir. Onun için ölçülü ve yerinde kullanılmaları zaruridir. Aksi halde sıkıntıların baş göstermesi işten bile değildir. Zenginlerimizin bir kısmı kendi ülkelerine değil, yabancı ülkelere yatırım yaparak belki farkında olmadan bu ülkeye zarar veriyorlar. Oysa ülkesini ve milletini seven insanlar parasını başka ülkelerdeki yatırımlara değil, kendi ülkesindeki yatırımlara harcarlar. Bu tutum vatan sevgisinin en güzel göstergesidir. Bu ülke ancak yerli sermayenin verimli kullanılmasıyla kalkınabilir.
Ülkemizdeki ekonomik sıkıntıların başında ihracat gelirinin ithalatı karşılayamaması geliyor. Sattığınız maldan elde ettiğiniz parayla yabancılardan aldığınız mallara verdiğiniz para en azından birbirini karşılamalıdır. Gerçi ideal olan, mümkün olduğunca yabancı ülkelerden mal almamaktır; her türlü malı iç piyasada üretmektir. Fakat Türkiye’de bugünkü ticari verilere baktığımızda ihracatın ithalat giderlerini karşılamadığını görüyoruz. Karşılamayı bir kenara bırakın, bu iki kalem arasında büyük bir uçurum vardır.
Türkiye son yıllarda yabancı mal cennetine dönüştürülmüştür. Kaliteli veya kalitesiz, ucuz veya pahalı her türlü mal, sınırlarımızdan rahatça içeri girmektedir. Önüne gelen devletler ülkemizde mallarını rahatlıkla pazarlamaktadır. Fakat Türkiye tekstilde çok ileri noktalara gelmiş olmasına rağmen ürettiği mallarını Avrupa ve ABD pazarlarında satamamaktadır. Mallarımıza kota konmaktadır. Bu büyük bir çifte standarttır. Bizler de onlara belli kısıtlamalar koymalıyız. Aksi halde Türkiye’de üretilen mallar pazar sıkıntısı çekecek, yerli üretim ortadan kalkma noktasına gelecektir.
Eskiden okullarımızda ‘Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ vecizesi öğretilirdi. Öyle de yapardık. Yabancı mallara itibar etmezdik. Gerçi yabancı mallar bugünkü kadar rahat giremezdi Türkiye pazarına. Mecburen yerli malı kullanırdık. Oysa bugün yabancı markaları kullanmak bir üstünlük ve zenginlik göstergesi olarak görülüyor. Yabancı malların kaliteli olduğu inancı var insanlarımızda. Oysa bugün ülkemizde her türlü mal, araç gereç yapılabilmektedir. Bunun yanında Türk mallarıyla kıyaslanmayacak kadar kötü olan Çin malları sırf ucuz olduğu için iç piyasada yaygın olarak alıcı bulmaktadır.
Geçmişte okullarımızda yerli malı haftaları kutlanırdı. Bu günler milli bir eğlenceye dönüştürülürdü. Günümüzde de 12-18 Aralık tarihleri arsında Yerli Malı Haftası kutlanıyor ama o eski ruh ve heyecan yaşatılamıyor; kutlamalar sembolik olmaktan öteye gitmiyor. İthalatın bu kadar başını alıp gittiği bir dönemde Yerli Malı Haftası’nın sembolik olmaması beklenemezdi zaten... Gelin yol yakınken hatadan dönelim, bundan sonra yerli malları kullanalım. Milyonlarca doların yabancılara gitmesine rıza göstermeyelim. Vatan sevgisi lafta kalmasın. Sözlerimi şair Hakkı Sunat’ın yerli mal kullanmanın önemini anlattığı dörtlükleriyle noktalamak istiyorum:
“Üstüm, başım, içim, dışım. / Ayakkabım yerli malı...
Vatanını seven insan, / Yerli malı kullanmalı.
Çeşidi az olsa bile, / Yerli malı, vatan malı
Başka türlü düşünenler / Varlığından utanmalı.”
Coca Cola ile kutlanan gün ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! :(
Ceviz
terimine yazacaktım ama
bu başlık daha uygun gibi.
bir pastaneci tanıdığım geçtiğimiz ramazan ayında, pastanelerin çok iyi iş yaptıklarını söylemişti.Sebebini sorduğumda ise
bunun ceviz fiyatlarının yüksekliğinden kaynaklandığını,
ev hanımlarının
evde tatlı yapmaktansa pastaneden satın almanın daha uygun fiyata geldiğini hesaplamalarına bağlamıştı.
Devamında sorduğum 'Peki ceviz neden o kadar pahalı' sorusunun cevabı çok ilginç geldi bana;
ceviz zengini zannettiğim Türkiye
tam 11 farklı ülkeden ceviz ithal ediyormuş.
'Yerli malı Türk'ün malı, Herkes onu kullanmalı! ' (?)
türk sanayicisini,üreticisini ve işçisini ayakta tutmak demek.
ilkokul doneminde en sevdigim hafta idi :))
cesit cesit borekler,tatllar,corekler vs vs...
immmm harikaydi.. :))
bi haftalık nataşa yasağı
Çoğunlukla orta kademe toplumun her hafta sonu pazarlarda kutladığı muazzam bayram... ! !
Türkiyede ne kadar fakir varsa, o kadarda zengin var,,,,Bundan emin olabilirsiniz.l...
bunu niye bi hafta olarak sınırlıyolar bence çok anlamsız çünküyse bi yılda tamıtamına 52 hafta var bunun 51' i yabancı malları haftası oluyo bizim gibin köylülere yazık deelmi? biz yerli ürünlerimizi niye 51 hafta daha satmayalım? .. sanırsam bizim devletimizin matamatiği kuvvetli deel. devletimizin matamatik hocası kimdi acepki matamatiği yanlış belletmiş devlete. buradan yetkililere sesleniyom. yabancı malları haftası kutlayalım. yerli mallar 51 hafta kullanılsın lütven.
yerli malı yudun malı herkes bunu kullanmalı
yerli malı haftasında sevgililer yerli malımı olcek? . insanlar önceden bilmeliki o hafta sen yerli malı deelsin seninle ayrılmak zorundayız diye birbirini üzmesinler.
Halâ var mı böyle bir hafta yaa?
yerli malı haftasında, bizim zamanımızda, yani çooooook eskilerde, sınıfta kuruyemiş yerdik. annelerimiz de çay demlerdi. hem ders işlerdik, hem de altın günü muhabbetlerine dahil olurduk birden. ama çok eskidendi :) o zaman da yabancı malı daha kıymetliydi, şimdi de. yani böyle zoraki kutlamalarla sadece çocuk eğlendirilir. başka bir manası yok.
Minik öğrencilere anlamını anlatmaya çalıştığımız ancak libareller olarak bir türlü anlamını kavrayamadımız bir hafta....
eskiden sınıfta pasta börek yerdik. ne anlama geldiğini bilmezdik. sonrada öğretmediler bize. Çok sonraları kendim anladımki 5 milyar dolar ihracat yapmış fındık fıstık satmış ve 10 milyar dolar ithalat yapmış nokia, sony, renault almışsan sana öyle şeyler girmiş ki acısını çocukların çekecek.
kaldı mı böyle bir hafta? ? şimdiki çocuklar anlamını bilmiyordur ki bunun..:((
Günümüzde hiç bir anlam taşımayan fakat bizler için hala hoş bir anı
Çocuklar için pasta börek yenilen güzel, eğlenceli bir gün.
eğlenceliydi ilkokulda, inkar edemem. dersi bırakır şamataya başlardık ;))
hadi bizim zamanımızda, küreselleşme denen zat-ı muhterem bu kadar belli etmiyordu kendini (daha SSCB vardı en azından) , anladık.. hala var mı öyle komik şeyler! varsa, sırf, öğretmenlerin beleş pasta-börek-kek yiyebilmek için organize ettikleri, uyduruk bir şölendir herhalde...
ben açıkçası pek bir şey getirmezdim, ben genellikle otlakçı takılırdım.
Musa Arslan vardı o bir kova ayran getirirdi; çünkü inekleri vardı
Elvan Gediz, Hatice Selin Oruç, Neriman (soyadını unuttum) , Elif Erim gibi kız tayfası da börek çörek getirirlerdi.
Dediğim gibi bir otlakçıydık, tabii sene o zaman 87-92 arasındaki seneler; yani öyle ne koladan ne hamburgerden ne de kapitalizmden haberimiz var; yani saf Anadolu çocuğuyuz biz o zaman.
ehy be, büyüdük ve kirlendik :)))) ahah haaaaaaaaaaa
Hamburger yediğimizi bilirim ben hey gidi hey... Bide yerli malı :))
Yerli malı, yurdun malı herkes onu kullanmalı. İlk okul çağlarımızın güzel bir sloganıydı şimdi ise USA reklamları yapıyoruz.