Kültür Sanat Edebiyat Şiir

yaşar nuri öztürk sizce ne demek, yaşar nuri öztürk size neyi çağrıştırıyor?

yaşar nuri öztürk terimi Harun Kesik tarafından tarihinde eklendi

  • Coskun Kamiloglu
    Coskun Kamiloglu

    En ilginç olan nedir biliyormusunuz? Dini siyasete alet edenlere bin lanet okuyan zat kalkıp aynı hatayı yapıyor. Gerçi adamcazın ilmine diicek birşeyim yok..

    Allah insanları böyle gözler önüne serer işte..

  • Serdar
    Serdar

    o biiir..'ÇIPLAK UYARICI'......

  • Ahmed Çetin
    Ahmed Çetin

    Bana şeytanı getir deseler onu getiririm...

  • Mm
    Mm

    palyaço yine sahnede...

  • Ahmed Çetin
    Ahmed Çetin

    Yağız Türk delikanlısından ayrılıyor. Ayetlerle övdüğü Denizse onu kafasından atmış görünüyor.

  • Ahmet Seven
    Ahmet Seven

    Korkunc bir dunyaperest...Para, makam, sohret...bunlar icin kesin bildigi dogrulari dahi gizlemeyi gozealan bir sahsiyet..Toplumdaki % 5 lik azinligin sevgisini kazanmak icin, % 95 in nefretini almayi tercih eden bir akillidir...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    kuran islami lakirdisina, diyanet isleri reisinin dedigi gibi, kuran bize peygamber vasitasiyla gelmistir, onu birinci derecede yorumlamaya 1400 sene sonra gelen bir amelsiz degil, birinci dereceden peygamber daha layiktir' dendiginde, kuran düsmani oluyorsunuz...

    helal olsun sana pascal nouma...

  • Egoist
    Egoist

    'Kur'ansız İslam' arayışları
    Başlığı, 'Kur'an'dan rahatsız mı oluyorsunuz? ' veya 'Kur'an'a rağmen din mi? ' şeklinde atmayı da düşündüm. Çünkü Kur'ansız İslam arayışı içine girenlerin en çok rahatsız oldukları ve dini sürekli karşısına diktikleri şey, Kur'an-ı Kerim'dir.

    Kur'ansız İslam anlayışlarının, Muhammed ümmetinin perişanlığında temel sebebi oluşturacağı, bizim veya birilerinin yorumu, sezgisi değildir. Kur'an, kendisini tebliğ eden peygamberin, Allah huzurunda ümmetinden şikâyetini verirken şunu söylüyor: Resul diyecektir ki: Ey Rabbim! Şu benim ümmetim, bu Kur'an'ı, hayatın dışına itilmiş, terk edilmiş bir halde tuttu.' (Furkan,30) .


    KUŞKUDAN ARINMIŞ

    Kur'andaki İslam kitabımızdan rahatsızlıklarını yazı dizileriyle dile getirenler, farkında olarak veya olmayarak, 'Kur'an'ı dışlayanlar zümresi'nin elemanları arasına girmişlerdir. Kur'an, dinin biricik dayanağı olan vahyi 'Kitap' diye de andığına göre, Kur'an'ı dışlayanlara 'kitapsız din arayanlar' veya 'kitapsız dinciler' de diyebiliriz. Allah'ın zaman ve mekan üstü dinini, belli bir devrin ve coğrafyanın örf talanına mâruz bırakarak insanlığı 'fıtrat dini'nden soğutanlar ve bu zulme katılmayanları 'reform' yapmakla suçlayanlar Furkan Suresi 30. ayetin gündeme getirdiği şikâyetten nasıl bir savunma yaparak kurtulacaklardır?

    Kur'an, daha ikinci sayfasında kendisini, 'çelişme, tutarsızlık ve kuşkudan arınmış kitap' olarak anmaktadır. (Bakara,2) Kur'an'ı dışlayanların dayandıkları rivayetler ise bir çelişme ve tutarsızlık yığınıdır. Bunların birinin 'ak' dediğine bir başkası 'kara' diyebilmektedir. Kur'an'ı dışlayanlar bu malzemeden naklettikleri bir demetin hemen arkasından şunu söylemek ihtiyacını duyarlar: 'Bu rivayetler, falancaya göre sahihtir.' Ama işin esasını bilenler bilirler ki, o rivayetler filancaya göre de sakattır. Yani, bu 'rivayetler malzemesi'nin eline düşen bir kavramın, yerine oturması ebediyyen mümkün değildir. Bu malzemenin ortaya koyduğu bilgi, 'zannî' (sanıya dayalı) bilgidir. Zannî bilgi ile helal-haram hükmü verilemeyeceği ise tartışmasızdır. 'La raybe fîh: Çelişme ve tutarsızlıktan uzak' bir kitabın dini zanna teslim edilemez.


    SİKA VE GAYRU SİKA

    Bu ihtilaflar arenasında birilerinin sika (güvenilir kişi) dediğine başka birileri gayru sika (güvenilmez kişi) diyebilmektedir. Düşünülsün ki, İslam'ın inanç prensiplerini, el-Fıkhûl-Ekber'iyle kitaplaştıran ilk kişi olan İmamı Âzam, (ölm.150/767) kendisinden yüz altı yıl sonra ölmüş Buharî (ölm.256/869) tarafından gayru sika (güvenilmez kişi) olarak tescil edilebilmektedir. (Konunun detayları ve kaynakları için, Kur'andaki İslam kitabına bakınız) . Rivayetler konusunda İmamı Âzam da 'gayru sika' ise vay halimize!

    İşi kişilere, kişilerden birini tercihe bağladığınızda sonuç budur. İşi ilkelere, akla, vahye bağlarsanız ufuk açılır, kader değişir.


    DÖRT ASIRLIK HEZİMET

    İslam dünyası yüzyıllardır kaderini kişilere bağlamıştır. Bu bağlılık giderek fosillere, türbelere bağlılık halini alıyor. Müslüman kitlelerin Kur'an'a saygıları onu abdestsiz tutmamaktan, cin-peri şerrinden, kazadan-beladan emin olmak için evlerinde, işyerlerinde, arabalarında birer 'mushaf' bulundurmaktan öteye geçmemektedir. Kur'an'ın, hayata yansıması gereken esas değerleri, Müslüman patenti taşımayan toplumlardadır.

    Müslümanlar'ın bu akıl ve tevhit dışı tavırları onlar hakkında şu Kur'an ayetinin işlemesine yol açmıştır. 'Allah, sizin üzerinize üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azap gönderme ya da sizi hizipler halinde birbirinize düşürüp bir kısmınızın kahır ve acısını diğer bir kısmınıza tattırma gücüne sahiptir.' (En'am,65)

    Anlaşılıyor ki dinin adını Kur'an'dan alıp içeriğini başkalarına teslim ettiğimiz sürece herhangi bir diriliş gerçekleşmeyecektir. İslam dünyasındaki dört asırlık hezimet bunun en açık tanığıdır.


    ÇAĞI YAKALAMALIYIZ

    Biz Müslümanlar, tevhit toprağına musallat olmuş yaban otlarını, uğursuz bir gübre gibi besleyen örf hezeyanlarını hayatımızdan kovmamanın birkaç asırlık vebalini taşıyoruz. Bu vebalden kurtulmanın biricik yolu, şüreka (Allah'a ortak yapılanlar) edebiyatını bırakıp vahyin gerçek mesajına teslim olmaktır. Bu zorunluluk bizi, önce basîret, bilgi ve bilinçle donanmaya, ardından da gayret kuşağını kuşanmaya mecbur ve mahkûm etmektedir.

    Bu tespitin zorunlu sonucu şudur: İslam dünyası, önce çağı yakalamak borcundadır. Kur'an'ın idealindeki dünyanın öncülüğüne ancak ondan sonra soyunabilir. Müslüman dünyanın 'Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele' sözüyle dikkatlere sunulması gereken muhasebesinin özü budur. Zorlu bir muhasebedir bu! Ne yazık ki İslam dünyası bu muhasebenin önemini hâlâ fark edebilmiş görünmüyor.


    PATENT İLTİMASI YOK

    İslam dünyası bu muhasebenin söz, düşünce, gözyaşı, uykusuzluk ve eylem halindeki çileler berzahından geçmeden Kur'an'ın temsil ettiği oluş emanetini taşıyamaz.

    Allah hiç kimseyi taşıdığı patent yüzünden 'iltimaslı' kılmıyor. Onun iltimas ettiği tek gerçek liyakat, kolladığı tek gösterge 'amel'dir. Yani şuurlu ve yaratıcı eylem. Gel gör ki, İslam dünyası liyakat yerine eski hatıralara, eylem yerine de nüfus kâğıdına dedesinden miras olarak vurulmuş damgaya sığınmaktadır.

  • Mehmet Altın
    Mehmet Altın

    YANLIŞ HESAP DÖNECEK....BAĞDAT OLSA BİLE ÇOK YANLIŞ YAPIYOR SİYASİ İKBAL UĞRUNA

  • Tarık
    Tarık

    SA-TI-LIK

    KATLİ VACİP OLSA HEMEN İCABINA BAKARIM.

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    islamda din kardesligi diye bir sey vardir.
    bu din kardesi olgusuna en büyük darbeyi vuran bu noktada en büyük yarayi acan, Hz.Ali muhabbeti adi altinda islam alemini bir cok parcalara bölen Abdullah bin sebe faktörüdür, onun argümanlaridir.

    o argümanlari cagristirir bir tarzda
    'Hz. Ali'yi de bunlar öldürdü, Hz. Hüseyini de bunlar sehid ettti' diye hamaset eyledigini kulaklarimla duydugum bir adamin,
    din kardesligine hizmet ettigine inanamam...
    bölücülükle kardeslik bir arada bulunamayacak kavramlardir.

    ama sovyetler ile demokrasi de bir arada kullanilabiliyordu..
    mantigin sinirlari biraz zorlandiginda neler neler bir arada olur...
    'cobanin gönlü olursa tekeden süt cikar'

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    islamda reform planlari yapan wolfowitz döneminde basa gelen bir diyanet isleri reisinin bile, tasavvurlarini tehlikeli buldugu, 'kuran islami' gibi ifadelerinin aslinda sahsi görüslerim basliginin kamufle edilmis hali oldugunu söyledigi bir adem...
    dini itihadlarin olus tarzini bilmeyen, usulu fikih gibi bir ilimden behresi olmayan, naslarin mantigina dair derinlemesine kanaati olmayan okumus kesimi bazi demegojilerle etki altina alan birisi...
    kendilerini (fikihta tam bir hanefi oaln) caferi sadik'a izafe eden caferilerden esinlenmis namaz hakkindaki görüslerine askeri harb akademilerinde (mekan secimi!) destek isteyen bir ilahiyatci...

    aslinda bu kadar lehte ve aleyhte ilgiyi hak etmedigi halde, saibeli bir medyatik destekle gündemin tepesine oturan biri...

    islamda mezhep yoktur, sahislara baglilik yoktur, kurandan baskasinin görüsüne itibar yoktur laflariyla kendini kuranin yegane tebligcisi havasina sokup, 'yoktur' dedigi seylerin yerine kendini koyan birisi..
    muhipleri tarafindan da bu 'yoktur'lardan daha fazla koyu bir fanatizmle savunulan birisi...

    mantik(! , ?)

    tanri türkün aklini korusun...

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu

    Alime verilen değeri, müslümana verilen değeri, insana verilen değeri, İslamiyetin bize verdiği en büyük güç olan kardeşliği ne kadar kolay arkamıza atabiliyoruz.

    İnsanları Kuran'a dönmesi için çabalayan insanı sırf dini değilde, geleneklerimizi, büyüklerimizden gördüklerimizi, hurafelerimizi, bidatlarımızı ve vazgeçemediğimiz doğrularımızı koruyacağız diye dışlıyoruz.

    Okumuyorsanız laf etmeyin, okuyorsanız daha dikkatli okuyun, dikkatli okuyorsanız size yarayanı alın derim...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    yasar nuri'nin para sözlesmesi yapmadan kanallarda konusmadigi,
    gittigi konferanslarda da organizasyon komitesindan en az bin dollar talep ettigi gibi karalamalar da var,
    bir ara reyting hamdide de onun paragöz oldugunu ima eden parodiler yayinlanmisti..

    allahim sen böyle sütten cikmis ak kasik kullarini kuru ve yas bilumum iftira cesidlerinden koru rabbimm...

  • Huseyin Akgün
    Huseyin Akgün

    Türkiye'de din-ticaret-siyaset üçgeniniyle insanların nasıl kandırıldığı, dinin insanların yumuşak karnı olduğunu söylenince ve bu üçgene çomak sokunca Yaşar Nuri gibi karalanabiliyor.

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    din yasanmak icin vardir.
    dini yasamayan din adami, önemine inanmadigi bir seyi insanlara kakalamaya kalkan isportaci gibidir...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    askeriyenin, hükmü nafiz siyasi erkin gölgesinde olsaydim, ben degil bravehart, tek basina dünyayi kurtaran matrix kahramani keanu reavues (böle mi yaziliyordu) olurdum...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    laf ve mantik cambazi
    dikkatli bakan biri her hareketinde aslinda üstünde oynadigi ipten düstügünü görür ama,
    o kendini tüm zamanlarin en iyisi saniyor...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    yasar nuri öztürk,
    dini yorumlamada kendini peygamberden daha yetkili gören birisi...

    hadisleri nas olarak kabul etmemek demek bu manaya gelir, altta diyanet isleri baskani da bu konuda dogru dürüst bir laf etmis...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    26.10.03,
    zaman
    nuriye akmanin röportajindan

    Bardakoğlu, isim vermeden bazı uzmanları eleştirdi:
    ‘Kur’ana göre’ diye başlayıp kişisel yorumlarını söylüyor

    “Kur’an’a ve İslam’a göre başlayan cümleler tehlikelidir. ‘Benim Kur’an’dan ve İslam’dan anladığıma göre’ denmesi lazımdır.” diyen siz değil miydiniz?

    Doğru.

    Ama şimdi siz, Diyanet İşleri Başkanı olarak, “Ben Kur’an’dan bunu anlıyorum.” mu diyeceksiniz? Biz sizin söylediklerinizin, kişisel bir yorum olup olmadığını nasıl anlayacağız?

    Biz Diyanet olarak dinin yorumu tartışmalarına doğrudan girmeyi düşünmüyoruz. Buna zemin hazırlamayı, insanları bilgilendirmeyi düşünüyoruz. Yani biz en son imkan sunup ve gerekiyorsa hakemlik yapacağız. Ama bütün tartışmalara girip de şahıslarla teke tek cedelleşmeyiz. “Kur’an’a göre, İslam’a göre” diye başlayıp, kendi kişisel yorumlarını buna monte eden bir dizi yazar, çizer ve vaiz var. Yazdıkları kitapların bir kısmında gerçekten Kur’an’da ve Peygamber’in sünnetinde olan anlatılır. Çoğunda da kendi kişisel yorumu, beklentisi, kızgınlığı, sempatisi anlatılır. Biz bundan bir defa kurtarmalıyız. Yani temel İslami metinlerde olanla, bizim yaptığımız yorumları birbirinden ayırmalıyız. Mesela biri “İslam’a göre kadın savaşa gitmez.” der. Diğeri “İslam’a göre kadın ön safta yer almalıdır.” der. Birisi “İslam’a göre kadın devlet başkanı olmaz.” der. Biri “olabilir” der. Biri “Kadın hakim olur.” der. Diğeri “olmaz” der. Bütün bunlar kültürdür. Ben diyorum ki kültürle dini birbirinden ayırmalıyız. Kur’an, dinin içinde belli bir saygınlığı olan kitaptır. Allah bu kitabı gönderip bırakmamış işi. Ona bir peygamber göndermiş,23 yıl anlatmış bu işi. Mesela biz Kur’an’ın kutsal kitap olduğuna neden hareketle inanırız?

    Peygamber öyle dediği için.

    Hah, ağzınıza sağlık. Biz peygamberi kabul ettiğimiz için kitabı kabul ediyoruz. Peygamber dese ki bu kitabın şu kadarı Allah’ın kelamı, şu kadarı benim sözüm, yine ona inanacaktık. Demek ki, kitapla peygamber arasında çok fazla bir şey yok otorite olarak. Onun için Kur’an Müslümanlığı olmaz. Kur’an geldi, peygamber geldi, anlattı ve dindarların bunu bir anlama biçimi oluştu. İslamiyet farklı coğrafyalarda, tarihin farklı dönemlerinde yaşandı; ama birbirinin çok uzağında ve hiç ilgisi olmayan insan ve dindar tipleri çıkmadı diyebilir miyiz, diyemeyiz. Ama bunların bir ortak paydası var. İşte Müslümanlığı bu ortak paydada aramalıyız. O yüzden kurgusal İslam gerçeği yansıtmaz. İslam’a göre, Kur’an’a göre demek yerine, ben bu çağda yaşayan bir birey olarak, ben okuduğum Kur’an’ı bu şekilde anlıyorum, cümlesini kurmalıyız. Ben de böyle konuşacağım.

  • Neslihan Funda
    Neslihan Funda

    yaşar nuri öztürk gerçek islami düşünce demek.cesur yüreği çağrıştırıyor.

  • Fatih Dogan
    Fatih Dogan

    mantık

  • Egoist
    Egoist

    İslamda meshep yoktur, Kuranı Kerim vardır. İzlenecek yol budur...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    sevgi adami olmak, farkli mezhep mensuplarini sünni cogunluk aleyhine kiskirtmakla ilgili degildir...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu

    mutezili imamlarini görüslerini daha cok referans aliyor.
    Hani su, abbasi sarayini ele gecirince ülkede tüm sünni görüsleri yasaklatmaya kalkan, yasaga uymak istemeyen, sünni itikadi benimsemekte direnen din adamlarini iskenceye ugratan, bir postada iki tanesini iskence ile öldürten, ahmet bin hanbel'e de iskence ettirten mutezile..
    bir de utanmadan düsünce özgürlügünün sembolü olarak pazarlanan mutezile...

    kararname ile inanc degistirmeye kalkan 28 subati da mutezilenin yoluna uygun olsun diye destekledi her halde yasar nuri...

  • Egoist
    Egoist

    İNADINA CAHİLLİĞE, İNADINA AYDINLIK, IŞIK VE SEVGİ.....! ! ! (EgoisT)


    'Emin' olmayan müslüman olabilir mi?

    HAYIR, asla olamaz!

    Yüzlerce günahınız olabilir, yine de Müslüman olursunuz ama emin insan değilseniz, tüm zamanınız namazla-niyazla geçse de Müslüman olamazsınız. Çünkü emin olmamak, riyakár olmanın diğer adıdır. Riya ise, Kur'an'ın ve Hz. Peygamber'in açık beyanlarıyla şirktir. Şirkin en kötüsü, en tehlikelisi ise, yine Peygamberimizin ifadesiyle 'gizli şirk'tir.

    Gizli şirkin ne olduğu sorulduğunda şu cevabı vermiştir Cenabı Peygamber:

    'Gizli şirkin temel görünümü riyakárlıktır.' Ve: 'Ümmetim adına en çok korktuğum bela gizli şirktir.'

    Günahkárların Müslümanlığından söz edebiliriz ama, şirke bulaşanların yani müşriklerin İslam'ından söz edemeyiz. Hele bunlar gizli şirke bulaşmış namertler olursa! ..

    'EMİN MUHAMMED'

    Kur'an'dan çıkarılabilecek en hayatî ilkelerden biri de şudur:

    Günahtan korkma, şirkten kork. Çünkü Allah, günahını itiraf edip boyun bükenleri affedecektir. Ama şirke bulaşanları asla affetmeyeceğini açıkça bildirmiştir.

    Evet, ey insan, günahtan değil, şirkten kork, yani olduğun gibi görünmemek veya göründüğün gibi olmamaktan kork! ..

    Son Peygamber Hz.Muhammed'in lakabı, 'Emin' idi, Emin, güvenilir, inanılır, dürüst, barışçı insan demek...

    İşin ilginç yanı şu ki, bu lakap, Hz. Muhammed için dostları, sevenleri kadar, düşmanları, inkárcıları tarafından da kullanılmıştır. O'nun; insan, hayat ve evren anlayışına katılmayanlar bile, şunu her zaman ifade etmekteydiler:

    Muhammed'e güvenilir, sır söylenir. Düşmanı da olsanız, ona sırtınızı korkusuzca dönebilirsiniz.

    Ve tarih bize gösteriyor ki, en azılı putperestler bile en kıymetli emanetlerini ona teslim ederlerdi. Çünkü, 'Emin Muhammed' idi o...

    Böyle bir Muhammed'e ideoloji söz konusu olduğunda inanmıyorlardı. Nasip veya hesap meselesi...

    Nasibi veya hesabı yüzünden, inandığınız gibi inanmayanların, buna rağmen sizi 'güvenilir' görmeleri, savunduğunuz inanç ve ideolojiden her zaman daha büyük ve daha kıymetlidir.

    Bu yüzdendir ki, zaman her şeyi eskitir ve yıpratırken hak duygusu güçlü, emin, imanını egosunun üstünde tutan büyük ruhların hatıraları hep genç ve taze kalmaktadır...

    ÜÇ TEMEL UNSUR

    Kur'an'a göre, en yüce ahlak modeli ve olgunlukların zirvedeki temsilcisi, Hz. Muhamed'dir. O halde, Hz. Muhammed'i izlediğini söyleyenlerin taşımaları gereken en belirgin nitelik, 'emin' olma niteliğidir.

    Şimdi, lütfen, kendisine 'İslam dünyası' diyen coğrafyalara ve kitlelere bu ölçüyü esas alarak, bir kere daha bakın! Özellikle, İslam'ın, hatta Allah'ın avukatı gibi çalım satan siyaset dincileriyle bunların meddahlığını yapan ve kendilerinden başkasına Müslüman gözüyle bakmayan hurafe ve inat dincilerine bakın! ...

    Göreceğinizin ibret ve dehşet verici olacağını biliyorum....

    Hz. Muhammed'in 'emin'liğini, onun kişiliğini, Kur'an ve tarih penceresinden gözlediğimizde bunun üç temel ögesi olduğunu görüyoruz:

    1. Dürüstlük (ahde vefa, güvenilir olmak) ,

    2. İnancı kin aracı yapmamak, yani dini kinden arındırmak,

    3. İnsan haklarına saygıyı inançlar üstü bir değer olarak korumak.

    DİNİ KİNDEN ARITMAK

    Günümüzün siyaset dincilerinde asla bulunmayan üç temel özelliktir bunlar... Bunlar, dincinin değil, dindarın niteliğidir. Dincide bunların tam tersi egemendir.

    Son Peygamber'i en iyi anlayanlardan biri olan sûfî düşünür Bişr el-Háfî (ölm.226/840) nin, bir öğrencisini kovarken söylediği sözler, üzerinde olduğumuz gerçeği en çarpıcı biçimde ifadeye koymaktadır. Kendisiyle yıllarca beraber olmuş öğrencisine şöyle diyor bu sûfî:

    'Düşmanların bile senden emin olmadan Müslüman olamazsın. Oysa ki, senden dostların bile emin değildir. Defol! '

    Hz. Muhammed'in büyüklüğü dini kinden arındırmasında, bir başka deyimle, insanı, ideolojinin ötesinde ve üstünde tutup sevmesindedir. O, sürekli, ideolojilerin üstünde, mayası ve yapısı temiz bir insan aramıştır. Diyor ki:

    'Sizin, putperestlik devrinde yapısı temiz olanınız, İslam devrinde de öyledir. Çünkü insanlar madenlere benzer.'

    ENGİN VE BÜYÜK RUH

    İnanç ve ideoloji, 'maden'e belli bir ölçüde şekil verebilir, fakat özünü değiştiremez. İnsanı insan yapan bu özdür.

    Bu yüzden, Son Peygamber, şekil kavgaları yüzünden özü zarara uğratacak tavırlara asla yaklaşmamıştır. Kendisini taşlayıp kanlar içinde bırakan putperestlere beddua etmesi istendiğinde bunu yapmamış, tam tersine, onlara iyilik dilemiştir. Gerekçeyi, bizzat kendisi, şöyle gösteriyor:

    'Onların soyundan, tevhit gerçeğine gönül verecek çocuklar gelecektir.'

    İnsanlığı, bugünkü çıkarları değil, gelecek güzellikleri dikkate alarak değerlendiren büyük ruhun enginliğidir bu...

    Mekke fethi, onun hayatında zaferin doruğu olarak kabul edilir. Nasıl olmasın? Malını mülkünü bırakarak, zulüm ve işkenceden kurtulmak için terk ettiği o toprağa, inancını kitlelere benimsetmiş ve düşmanına boyun eğdirmiş olarak dönüyordu. Karşısındakilerin sadece kılıçlarından değil, dişlerinden de hálá Müslüman kanı damlamaktadır...

    Girer Mekke'ye ve kaçmak için delik arayan putperest düşmanlarına sorar:

    'Şu anda siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız? Benden ne bekliyorsunuz? '

    Başlar öne eğiktir. Cevabı yine 'Emin Muhammed' olarak, o verir:

    'Ben, sizin beklediğinizi yapmayacağım. Hepiniz serbestsiniz. Evlerinize, yavrularınıza dönün, rahat olun! '

    MUHAMMEDe AHLAK

    Şimdi bir bunu düşünün, bir de günümüz dünyasında siyaset dincilerinin gettolaştırdıkları semtlerden geçerken başına bir felaket gelecek diye tir tir titreyen insanları...

    Tarih içinde, Hz. Muhammed'in hayat verici niteliklerini temsil edebilmiş birey ve kitleler az değildir.

    Günümüze gelince; günümüzde İslam dünyası bu niteliklerin temsilcisi veya savunucusu olabiliyor mu? Geneliyle ve teorik olarak tartışmaya açık bir konu... Ancak bu noktada tartışmaya açık olmayan bir olgu var:

    Büyük Müslüman düşünür Fransız Garaudy'nin 'İslam'a musallat hastalık' veya 'İslam'a ihanet' diye andığı siyasal İslam'ın temsilcilerinde, (birkaç istisna anlam ifade etmez) , şu andığımız 'Muhammedî ahlak'tan eser görebilmiş değiliz. Nasıl görebilelim ki:

    Hak duyguları yok. Hakka ancak kendi hesaplarına uygun düştüğünde saygı duymaktalar. Oysaki hak, düşmanınızda tecelli etse dahi ona saygı duymak bir iman borcudur.

    Edepleri yok. Siyasal rakiplerine, bunlar en ileri derecede dindar da olsalar, en ağır küfürlerle saldırmakta, özel hayatlarına, ailelerine hakaretler, tehditler yağdırmaktalar. Daha kötüsü, bütün bunları bir tür ibadet şevki içinde, akıl almaz bir sadizmle yapmaktalar.

    EN ZEHİRLİ ALÇAKLIK

    Unutulmasın: Bu ülkede, PKK gibi, tarihin en acımasız terör örgütlerinden birinin kahrı yaşandı. Otuz bini aşkın insan öldü. Ama bu PKK bile, dinci siyaset militanlarının düştükleri neronist zulüm derecesine düşmedi. Örneğin, Sivas'ta diri diri insan yakmadılar, öldürüp gömdükleri Müslümanların cesetleri üstünde 'namaz' (!) kılmadılar... Kendilerine hizmet etmiş insanları, örneğin, masum ev hanımlarını kaçırıp aylarca işkence ve tecavüz ettikten sonra katletmediler...

    Bu ülkenin de, insanlığın da bunları görmesi gerekir... Görmezse hata yapar...

    İftirayı acımasız ve amansız bir yoğunlukta sergilemektedirler. Kur'an, iftira suçu işleyenlerin doğruyu söyleme ehliyetlerinin ebediyen yok olduğunu bildirmektedir. İftiracılık, insanoğlunun işleyebileceği alçaklıkların en zehirlisidir. Ve siyasal İslamcıların iftirayı ádeta ibadet gibi işlediklerini en iyi bilenlerden biri de bu satırların yazarıdır.

    Hesapları uğruna iftira etmeyecekleri kişi ve ekip, üretmeyecekleri iftira yoktur.

    Yalan söylemek ise bunların günlük gıdası gibidir. Onsuz yaşayamazlar...

    İMAN VE İSLAM ŞİARI

    Ahde vefadan nasipsizdirler. Dostluk, arkadaşlık, ortak geçmiş, akrabalık, komşuluk, hatta mahremlik vs. gibi inanç ve ideoloji üstü değerler bunlar için hiçbir anlam ifade etmez. Hesaplarına ters düştüğünüz anda, tekmeyi yersiniz. Kendilerini çöplüklerden çıkarıp en iyi yerlere getirmiş efendilerine, ağabeylerine, üstatlarına vs. bile ihanet edebilmekte, tekme vurabilmektedirler. Böyle bir psikolojinin nereye konması gerektiğini şöyle bildiriyor Hz. Peygamber:

    'Aldatan bizden değildir.' Ve:

    'Ahde vefası olmayanın imanı da olamaz! '

    Aldatmak, arkadan vurmak, ihanet, vefasızlık ve nankörlük siyasal dincilerin ádeta alámeti farikasıdır.

    Egolarının hesabını imanlarının hesabından, egolarına hizmet edenleri imanlarına hizmet edenlerden daima önde tutmaktadırlar. Oysaki gerçek bir mümin, imanına saygınlık kazandıranları, nefsine zarar verseler bile, takdir ve şükranla karşılar. Bu, bir iman ve İslam şiarıdır. Varsa vardır, yoksa yoktur.

    EVRENSEL MESAJ

    Siyasal İslamcılarda ben şahsen elli yıla yakın bir zamandır bu ruhtan eser bulabilmiş değilim. İmanlarına en büyük hizmetleri vermiş. İslam'ı, dini, imanı ona sırt dönmüş olanlara bile sevdirmiş nice ilim ve fikir adamına bu siyasal İslamcıların yaptıkları zulümleri düşündükçe tüylerim ürperiyor.

    Bunlar için iman, kendilerine iş, aş ve ulûfe getirdiği sürece saygındır. Yoksa yok...

    Bize ürküntü ve üzüntü veren şudur:

    Siyaset dinciliğinin dünya önünde sergilediği bu akıl ve iman dışı tavır, Hz. Muhammed'in mesajını yozlaştıran temel musibettir. O halde, şunu söyleyebiliriz: Son Peygamber'in getirdiği evrensel mesaj, kendisini temsil edebilecek yeni kuşaklara muhtaçtır, susamıştır.

    Bu kuşaklar, belki de Peygamberine yakışırlığını büyük ölçüde yitirmiş İslam dünyasından değil, başka topraklardan çıkacaktır. Elverir ki, İslam'ı temsil ettiğini sanan ve iddia eden, gerçekte ise İslam'ı yozlaştıran siyaset dinciliğinin yola diktiği engeller aşılabilsin. Karanlık, bilgisizlik, bilinçsizlik, acımasızlık, vefasızlık ve çıkarcılıktan oluşan bir engeldir bu...

    'Álemlerin rahmeti' (ayet) bir peygamberi kin, menfaat ve hınçlarına 'kutsal bekçi' yapmak isteyenlerin, 'güvenilir Muhammed'in yolunda, en güvenilmez örnekleri oluşturdukları, sadece bizim değil, dünyanın ortak görüşü haline gelmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk
    05.10.2003 Star Gazete yazısı

  • Ercanbahce
    Ercanbahce

    Her kim bizlere doğru yolu bulabilmemizde, yardıcı oluyorsa Allah ondan razı olsun.Ben kendi düşünceme göre Yaşar hocanın, insanlığa faydalı olduğu kanısındayım.Bizlerin yanılmasına sebeb oluyorsa oda bizim yeterli bilince ulaşmamamızdandır diye düşünüyorum.O zaman yapılacak şey belli, tek bir kişinin söylediklerine bağlı kalmadan, okumak araştırmak.Allahın bizden istediği kulluk görevini hakkıyla yerine getirebilmek için kayanğımız elimizde, Allah bize okuduğumuzu hakkıyla anlamamıza yardımcı olsun.

  • Karçiçeği
    Karçiçeği

    KAŞAR NURİ ÖZTÜRK':Bu kendini yeni kurduğu dinin peygamberi zanneden, halka baklava arası zehir veren, siyasi oyunlara dahil edilen piyondan başkasıdeğil.

  • Ahmed Çetin
    Ahmed Çetin

    Bir ara Star isimli paçavrada yazıyordu... Hatayla bir gün merak edip aldım... Manzara şu: Alim(!) imiz Yâsîn sûresinin mealini yazmış bir köşeye, Yanında siyasi yazılar... Manzarayı korkunç bir hâle getirense Hoca(!) nın yazdığı sayfanın yanındaki sayfada bulunan ve yalnız şehvet düşkünlerinin bakacağı derecede iğrenç resimler....

  • Ali Yasar Öztürk
    Ali Yasar Öztürk

    İlmünatinin Türküye gururu..!