Farzet ki şimdi ben, Bir yağmur tanesiyim... Bir yağmur tanesi ıslak ve sırılsıklam. Firar etmişim; Siyahlar bürünen bir bulutun terkisine Dualar adamışım dilime. Dualar ki... Sen saklı içinde. Sen benim gökyüzümü bilir misin bir tanem? Ve benim hüzne gebe anlarımı? Ve tırnaklarıma delil sancılarımı. Ben suçlarımı bilemedim be bir tanem Sen suçsuzluğumu bilir misin?
Sokaklarda yanımda dolaşan yağmur Geceleri baş ucumda duran yağmur Avucumda ellerin yerine yağmur vu yüzüme vur yüzüme Saçlarımda nefesin yerine yağmur Dudağımda dudağın yerine yağmur Gökyüzünden çaresizligimi yağmur vur yüzüme vur yüzüme
kimseler yokken tadı daha da çıkan şeylerden.. sessizliği bozan huzur, mutluluk.. yatmadan önce duyulan bir ninni gibi derinden ve sakin.. sesi duyulduğunda kendini geceliklerle dışarı atmaya zorlar bu.. sırılsıklam olsan da önemsemezsin, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle gezersin.. kimse dışarı kafasını bile uzatamazkenki zamanı en güzel zamanıdır. insanları delip geçerek 'deli bu' bakışları arasında kendini o ıslak damlaların dünyasına bıraktığın an en kötü yerler bile cennet gibi gelir sana.. saçlarından sular damlayana kadar gezersin, ayaklarına sular girer belki biraz üşürsün.
yağmur yağmur yağmur yağmur geri verecek buharlaşan sevgimizi.... sessizce silecek kibirimizi... (bertuğ cemil) (müziği dile dolanası bi şarkı) (yağmurrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr) (yağsana mur)
İyi ki bilmiyor kalabalıklar Yağmura bakmayı cam arkasından İnsandan insana şükür ki fark var Birine cennetse birine zindan İyi ki bilmiyor kalabalıklar
yagmur bir doga olayıdır. yeryüzünün 2/3 ü sudan oluşmuştur.mevsimlerin oluşmasına sebep olan güneşimiz sayesinde buharlaşan suyun atmosferden gecerken etkıleşimden dolayı yağmurun su olarak,kar'ın kristal seklıyle toprağa dönüşüdür.
korkmuyorum artık senden gece korkmuyorum ben hiç, karanlık... üzerime gel istersen sar beni, ben kaçıp gitmem... korkmuyorum artık senden yalnızlık korkmuyorum hiç korkmuyorum yüreğime vur istersen kalmadı hiç kaçıp gitmem... sokaklarda yanımda dolaşan yağmur gecelerini başucumda duran yağmur avucumda ellerin yerine yağmur vur yüzüme... vur yüzüme... saçlarımda nefesin yerine yağmur dudağımda dudağın yerine yağmur gökyüzünden çaresizliğimi yağmur vur yüzüme hadi! vur yüzüme! daha hızlı yağmur... yağ yağmur... ağlar gibi yağmur vur yüzüme, durma vur yüzüme! yağmur... çok üzgünüm, çok üzgünüm, çok üzgün yağmur! kaybedecek neyim kaldı, ne kaldı yağmur! ! vur yüzüme hadi vur yüzüme! !
'...yağmur damlaları beni alıp sürüklüyor şehrin sokaklarında. onlar toprağa karışıp kaybolduklarında beni götürdükleri o yerde yalnız kalacağım.'
Çoğu insan yağmurdan pek hoşlanmasa da RAHMET demektir o.Hayatımızı idame ettirebilmemiz için olmazsa olmaz. İnsanoğlunun aczi sınırsız.Yağmur olmadığında bunu daha da çok hissederiz.Bunları küresel ısınmayla da ilişkilendirebilirsiniz....
aşığım ona.....hiç şikayetçi olmadım ve hiç kaçmadım ondan.....üstüme mermi gibi hızlı hızlı yağdığı zamanlarda bile aşıktım..bazen platonik severdim uzaktan kuru biryerlerden yeri öpüşünü izlerdim,öpüp serilişini yere,bazen ilan-ı aşk ederdim uzatırdım dudaklarımı ona ve beni öpmesini beklerdim ve öpüşürdük o Rahmetle ıslanmak iliklerine kadar...ne gerek var kelimelere izle yağmuru şiir okumak istiyorsan anlatsın sana seyret yağmuru...penceremin en güzel melodisi aşkımın sesi yağmur damlaları...seni seviyorum yağmurrr....Rahmet ve bereketle yağ üstüme aşığının üstüne...
Zamanların birinde küçücük dünyasında yüreğinin kocamanlığıyla başı dertte olan bir yağmur kız varmış... Her zaman mutsuz, her zaman hüzünlüymüş. Büyük yalnızlıklar yaşarmış kalabalıkların içinde... Kendi yalnızlığında çoğullaşarak... Kimsenin onu anlamadığını düşünürmüş.. Tek çabası hayata bir iz bırakabilmekmiş oysa.. Ama başaramazmış..
Ve yorulur, tükenir, dağılırmış.. Sonra yeniden rüzgâr olur eser...
Yağmur olup yağarmış.. Geceye ay... Gündüze güneş.... Bahara çicek olurmuş... Kendi gücünün altında ezilen bir güçsüzlüğü varmış. Kendi ağırlığının altında ezilirmiş.. Taşıyamazmış yükünü.. Birine yaslanma,bir diğerine dayanma ihtiyacı duyarmış.. Ama herkes onun çok güçlü olduğunu düşündüğü için yardıma ihtiyacı olduğu akıllarına bile gelmezmiş.. En sevdiklerinin bile......
Ve o mağrur kız yağmurluğuna, rüzgârlığına söz gelmesin diye başı dik ama içinde darmadağın gülümsermiş.... En çok kuşları kıskanırmış.. En çok onları severmiş.. Hayat ona mutluluktan uçma şansını çok gördüğü için belki... Oysa başkaları hiç bir derdinin olmadığını söylerlermiş ona.. Sevgisizliğin bir dert olmadığını düşündükleri için mi? ? Ama yağmur kız parayla alınamayacak şeylerin sevdasındaymış.. Aşkla inandığı her değer için soyunabilirmiş tüm varlığından.. Güzel evinden,sıcak yatağından,her rahatlığından vazgeçebilirmiş..
Çünkü aşk her türlü konforu barındırır içinde.. Aşkta denizler duygulardan beslenir...
Kuşlar öter.. Baharlar hüküm sürer.. Rüzgâr ılıktır ve yağmur yumuşacık dokunur.. Hırslar yoktur..kavgalar..didişmeler.. Bitmeyen bir kahkahadır aşk.. Ve dinmeyen bir çığlık... Ama aşk cesaret ister.. Tek korkuya yer yoktur! !
Dünyası küçük yüreği kocaman o yağmur kız damlalarını tüketmedi hala... Hâlâ yağıyor.. Ne zamana kadar yağabileceğini bilmeden.....
^^Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp-dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.^^
(Rum Suresi, 48)
Şimdi de bu ayette ifade edilen üç evreyi teknik olarak incelersek.
1. EVRE: ^^Allah rüzgârları gönderir...^^
Okyanuslardaki köpüklenme ile oluşan sayısız hava kabarcığı sürekli ortaya çıkmakta ve su zerreleri sürekli olarak gökyüzüne fırlamaktadır. Tuzca zengin olan bu zerreler daha sonra rüzgarlarla taşınır ve atmosferde yukarılara doğru yol alırlar. Aerosol adı verilen bu küçük parçacıklar ^^su tuzağı^^ adı verilen bir mekanizmayla yine denizlerden yükselen su buharını kendi çevrelerinde minik damlalar halinde toplayarak bulut damlalarını oluştururlar.
2. EVRE: ^^...böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar...^^
Tuz kristallerinin ya da havadaki toz zerrelerinin etrafında yoğunlaşan su buharı sayesinde bulutlar oluşur. Bunların içindeki su damlacıkları çok küçük olduklarından (0.01 ile 0.02 mm çapında) havada asılı kalırlar ve göğe yayılırlar. Böylece gök bulutlarla kaplanır.
3. EVRE: ^^...nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün.^^
Tuz kristallerinin ve toz zerreciklerinin etrafında biraraya gelen su parçacıkları iyice yoğunlaşarak yağmur damlalarını oluştururlar. Böylece havadan daha ağır bir konuma gelen damlalar buluttan ayrılarak yağmur biçiminde yere düşmeye başlarlar.
Görüldüğü gibi yağmurun oluşumundaki her aşama, Kur'an-ı Kerim ayetlerinde bildirilmektedir. Üstelik bu aşamalar doğru sıralama ile açıklanmıştır. Dünyadaki bir çok doğal olayda olduğu gibi, bunda da Allah en doğru açıklamayı yapmakta, üstelik bu açıklamayı keşfedilişinden 1400 sene önce Kur'an-ı Kerim'le insanlara duyurmaktadır.
^^Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indiriverir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.^^
(Nur Suresi, 43)
Bulut tipleri üzerinde araştırma yapan bilim adamları yağmurun oluşumu ile ilgili şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşmışlardır. Yağmur bulutları belirli bir sistem ve aşamalar dahilinde oluşmakta ve şekillenmektedir. Yağmur bulutlarından biri olan ^^cumulonimbus^^ türü bulutların oluşum aşamaları bilimsel olarak şöyledir: 1. AŞAMA, Sürülme: Bulutlar rüzgârlar tarafından bulundukları yerden itilirler yani sürülür.
2. AŞAMA, Birleşme: Rüzgâr tarafından itilen bu küçük boyuttaki bulutlar (cumulus) sürüklendikleri yerde birleşip yeni büyük bulutları oluşturur.
3. AŞAMA, Yığılma: Küçük bulutlar birleştikten sonra büyük bulutun içindeki yukarı doğru çekiş kuvveti artar. Bulutun merkezindeki yukarı çekiş kuvveti kenarlardaki çekişten daha güçlüdür. Bu yukarı çekişler bulutun gövdesinin dikey olarak büyümesine neden olur. Böylece bulutlar yukarıya doğru genişleyerek üst üste yığılmış olur. Bu, dikey olarak büyümüş bulutun gövdesinin atmosferin daha serin yerlerine doğru uzamasına sebep olur. İşte bu noktada atmosferin serin bölgelerinde bulutta su ve dolu damlaları büyümeye başlar.
Bu aşamaların sonucunda, su ve dolu damlaları (yukarı çekiş gücünün onları destekleyemeyeceği kadar) ağırlaştıkları zaman da bulutlardan yağmur, dolu vs. şeklinde düşmeye başlarlar.
Küçük bulut parçaları (cumulus bulutları) rüzgârlar tarafından bulundukları yerden itilir ve birleşirler, yani ayette geçen ifade ile '... Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte...'dir.
Unutmamak gerekir ki meteorologlar bulut oluşumu, yapısı ve fonksiyonu ile ilgili detayları gelişmiş ekipmanlar (uçak, uydu, bilgisayar vs.) kullanarak yakın zamanda öğrenmişlerdir. Görülen odur ki, Allah bu ayetlerinde de bize 1400 sene öncesinde bilinmesi mümkün olmayan bir bilgi vermiştir.
bana şuan itibarıyla küresel ısınmayı hatırlatıyo ALLAH ım nolur yağsın artık yoksa ölecez susuzluktan:(::(
Farzet ki şimdi ben,
Bir yağmur tanesiyim...
Bir yağmur tanesi ıslak ve sırılsıklam.
Firar etmişim;
Siyahlar bürünen bir bulutun terkisine
Dualar adamışım dilime.
Dualar ki...
Sen saklı içinde.
Sen benim gökyüzümü bilir misin bir tanem?
Ve benim hüzne gebe anlarımı?
Ve tırnaklarıma delil sancılarımı.
Ben suçlarımı bilemedim be bir tanem
Sen suçsuzluğumu bilir misin?
^^Engin Badem'den^^ alıntıdır.
bazı insanlar vardır yağmurdan kaçarken doluya tutulurlar. siz bence onlardan olmayın
Sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
Geceleri baş ucumda duran yağmur
Avucumda ellerin yerine yağmur
vu yüzüme vur yüzüme
Saçlarımda nefesin yerine yağmur
Dudağımda dudağın yerine yağmur
Gökyüzünden çaresizligimi yağmur
vur yüzüme vur yüzüme
kimseler yokken tadı daha da çıkan şeylerden.. sessizliği bozan huzur, mutluluk.. yatmadan önce duyulan bir ninni gibi derinden ve sakin.. sesi duyulduğunda kendini geceliklerle dışarı atmaya zorlar bu.. sırılsıklam olsan da önemsemezsin, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle gezersin.. kimse dışarı kafasını bile uzatamazkenki zamanı en güzel zamanıdır. insanları delip geçerek 'deli bu' bakışları arasında kendini o ıslak damlaların dünyasına bıraktığın an en kötü yerler bile cennet gibi gelir sana.. saçlarından sular damlayana kadar gezersin, ayaklarına sular girer belki biraz üşürsün.
ama yağmur sana yaşadığını hissettirir..
yağmur yağmur yağmur yağmur
geri verecek buharlaşan sevgimizi....
sessizce silecek kibirimizi...
(bertuğ cemil)
(müziği dile dolanası bi şarkı)
(yağmurrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr)
(yağsana mur)
İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından
İnsandan insana şükür ki fark var
Birine cennetse birine zindan
İyi ki bilmiyor kalabalıklar
YAĞMUR,
Denize düştüğünde DENİZ,
Yeşile düştüğünde YEŞİL,
Toprağa düştüğünde TOPRAK
KOKAR.
YAĞMUR,
Saçına düştüğünde SEVGİ,
Eline düştüğünde ÖZLEM,
Gönlüne düştüğünde AŞK
KOKAR.
BEN yağmuru gönlüme düşürdüm,
Şimdide beni hayata bağlayan YAĞMUR DAMLAM'a
'SANA' kavuşacağım anı bekliyorum
yagmur bir doga olayıdır. yeryüzünün 2/3 ü sudan oluşmuştur.mevsimlerin oluşmasına sebep olan güneşimiz sayesinde buharlaşan suyun atmosferden gecerken etkıleşimden dolayı yağmurun su olarak,kar'ın kristal seklıyle toprağa dönüşüdür.
seninle ıslanmak ne güzel bir duygu.
Ruhuma ilaç olan şey...
Rasulullahdır..
Ötesi sadece sudur efendim..
Rahmet yağmurlarına şemsiyesini kapatanın, neden bu rahmetle ıslanmıyorum demeye hakkı yoktur.
yağma yağmur beni silip götürme..
güneşin anlattıkları herkese iken, yağmurun anlattıkları herkese değildir,öğrenirsiniz................................................(n.bekiroğlu)
Deli fırtınam, deli gözyaşım,
Deli yağmurum, bebeğim,
Üşüdün yine, sakın titreme,
Bırak üstünü örteyim.
YAĞMUR...
yağmur bana hüznü çagrıştırıyor ve ben hüznün içinde kaybolmak istiyrm....
Yine sensiz karşıladım yüreğime yağan yağmurları
korkmuyorum artık senden gece
korkmuyorum ben hiç, karanlık...
üzerime gel istersen
sar beni, ben kaçıp gitmem...
korkmuyorum artık senden yalnızlık
korkmuyorum hiç korkmuyorum
yüreğime vur istersen
kalmadı hiç kaçıp gitmem...
sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
gecelerini başucumda duran yağmur
avucumda ellerin yerine yağmur
vur yüzüme...
vur yüzüme...
saçlarımda nefesin yerine yağmur
dudağımda dudağın yerine yağmur
gökyüzünden çaresizliğimi yağmur
vur yüzüme hadi!
vur yüzüme!
daha hızlı yağmur...
yağ yağmur...
ağlar gibi yağmur vur yüzüme,
durma vur yüzüme!
yağmur...
çok üzgünüm, çok üzgünüm,
çok üzgün yağmur!
kaybedecek neyim kaldı,
ne kaldı yağmur! !
vur yüzüme hadi vur yüzüme! !
'...yağmur damlaları beni alıp sürüklüyor şehrin sokaklarında. onlar toprağa karışıp kaybolduklarında beni götürdükleri o yerde yalnız kalacağım.'
Çoğu insan yağmurdan pek hoşlanmasa da RAHMET demektir o.Hayatımızı idame ettirebilmemiz için olmazsa olmaz. İnsanoğlunun aczi sınırsız.Yağmur olmadığında bunu daha da çok hissederiz.Bunları küresel ısınmayla da ilişkilendirebilirsiniz....
Temizlik, saflık, hüzün ve bereketi çağrıştırıyor
Yağmur deyince... Bir toprak kokusu burnumda... Ağlayasım geliyor...
aşığım ona.....hiç şikayetçi olmadım ve hiç kaçmadım ondan.....üstüme mermi gibi hızlı hızlı yağdığı zamanlarda bile aşıktım..bazen platonik severdim uzaktan kuru biryerlerden yeri öpüşünü izlerdim,öpüp serilişini yere,bazen ilan-ı aşk ederdim uzatırdım dudaklarımı ona ve beni öpmesini beklerdim ve öpüşürdük o Rahmetle ıslanmak iliklerine kadar...ne gerek var kelimelere izle yağmuru şiir okumak istiyorsan anlatsın sana seyret yağmuru...penceremin en güzel melodisi aşkımın sesi yağmur damlaları...seni seviyorum yağmurrr....Rahmet ve bereketle yağ üstüme aşığının üstüne...
çatlayan dudaklara
sararan yapraklara
kuruyan topraklara
yağdır mevlam su
gecenin karanlık saçlarını yıkarken izlemek.............
Zamanların birinde küçücük dünyasında yüreğinin kocamanlığıyla başı dertte olan bir yağmur kız varmış... Her zaman mutsuz, her zaman hüzünlüymüş. Büyük yalnızlıklar yaşarmış kalabalıkların içinde... Kendi yalnızlığında çoğullaşarak... Kimsenin onu anlamadığını düşünürmüş.. Tek çabası hayata bir iz bırakabilmekmiş oysa.. Ama başaramazmış..
Ve yorulur, tükenir, dağılırmış.. Sonra yeniden rüzgâr olur eser...
Yağmur olup yağarmış.. Geceye ay... Gündüze güneş.... Bahara çicek olurmuş... Kendi gücünün altında ezilen bir güçsüzlüğü varmış. Kendi ağırlığının altında ezilirmiş.. Taşıyamazmış yükünü.. Birine yaslanma,bir diğerine dayanma ihtiyacı duyarmış.. Ama herkes onun çok güçlü olduğunu düşündüğü için yardıma ihtiyacı olduğu akıllarına bile gelmezmiş.. En sevdiklerinin bile......
Ve o mağrur kız yağmurluğuna, rüzgârlığına söz gelmesin diye başı dik ama içinde darmadağın gülümsermiş.... En çok kuşları kıskanırmış.. En çok onları severmiş.. Hayat ona mutluluktan uçma şansını çok gördüğü için belki... Oysa başkaları hiç bir derdinin olmadığını söylerlermiş ona.. Sevgisizliğin bir dert olmadığını düşündükleri için mi? ? Ama yağmur kız parayla alınamayacak şeylerin sevdasındaymış.. Aşkla inandığı her değer için soyunabilirmiş tüm varlığından.. Güzel evinden,sıcak yatağından,her rahatlığından vazgeçebilirmiş..
Çünkü aşk her türlü konforu barındırır içinde.. Aşkta denizler duygulardan beslenir...
Kuşlar öter.. Baharlar hüküm sürer.. Rüzgâr ılıktır ve yağmur yumuşacık dokunur.. Hırslar yoktur..kavgalar..didişmeler.. Bitmeyen bir kahkahadır aşk.. Ve dinmeyen bir çığlık... Ama aşk cesaret ister.. Tek korkuya yer yoktur! !
Dünyası küçük yüreği kocaman o yağmur kız damlalarını tüketmedi hala... Hâlâ yağıyor.. Ne zamana kadar yağabileceğini bilmeden.....
alıntıdır
Bu soruya yazdığım bir şiirler karşılık vereyim:
Yağmur başladı,inceden...
Nasıl da susamış toprak,
Sanki yalvarır gibi:
Bu kez uzun sür,lütfen! !
Kış ortasında yapılır mı?
Yalancı bahar yaşatılır mı?
Sonra ne yaparım sensiz? ?
Çiçekler bile erken açtı,
Kuşlar bile anlamadı,
Bahar geldi sandı!
Ah be yağmur,
Ne olur biraz daha yağsan?
Ben de özledim seni;
Yağmurda ıslanmak gibisi var mı?
Hem ne güzel olur o zaman,
Toprak kokusu...
Özlem Altunkanat
tüm cefalarımı koparıp benliğimden
ruhumu yeryüze işliyor adeta..
^^Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp-dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.^^
(Rum Suresi, 48)
Şimdi de bu ayette ifade edilen üç evreyi teknik olarak incelersek.
1. EVRE: ^^Allah rüzgârları gönderir...^^
Okyanuslardaki köpüklenme ile oluşan sayısız hava kabarcığı sürekli ortaya çıkmakta ve su zerreleri sürekli olarak gökyüzüne fırlamaktadır. Tuzca zengin olan bu zerreler daha sonra rüzgarlarla taşınır ve atmosferde yukarılara doğru yol alırlar. Aerosol adı verilen bu küçük parçacıklar ^^su tuzağı^^ adı verilen bir mekanizmayla yine denizlerden yükselen su buharını kendi çevrelerinde minik damlalar halinde toplayarak bulut damlalarını oluştururlar.
2. EVRE: ^^...böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar...^^
Tuz kristallerinin ya da havadaki toz zerrelerinin etrafında yoğunlaşan su buharı sayesinde bulutlar oluşur. Bunların içindeki su damlacıkları çok küçük olduklarından (0.01 ile 0.02 mm çapında) havada asılı kalırlar ve göğe yayılırlar. Böylece gök bulutlarla kaplanır.
3. EVRE: ^^...nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün.^^
Tuz kristallerinin ve toz zerreciklerinin etrafında biraraya gelen su parçacıkları iyice yoğunlaşarak yağmur damlalarını oluştururlar. Böylece havadan daha ağır bir konuma gelen damlalar buluttan ayrılarak yağmur biçiminde yere düşmeye başlarlar.
Görüldüğü gibi yağmurun oluşumundaki her aşama, Kur'an-ı Kerim ayetlerinde bildirilmektedir. Üstelik bu aşamalar doğru sıralama ile açıklanmıştır. Dünyadaki bir çok doğal olayda olduğu gibi, bunda da Allah en doğru açıklamayı yapmakta, üstelik bu açıklamayı keşfedilişinden 1400 sene önce Kur'an-ı Kerim'le insanlara duyurmaktadır.
^^Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün.
Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indiriverir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.^^
(Nur Suresi, 43)
Bulut tipleri üzerinde araştırma yapan bilim adamları yağmurun oluşumu ile ilgili şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşmışlardır. Yağmur bulutları belirli bir sistem ve aşamalar dahilinde oluşmakta ve şekillenmektedir. Yağmur bulutlarından biri olan ^^cumulonimbus^^ türü bulutların oluşum aşamaları bilimsel olarak şöyledir:
1. AŞAMA, Sürülme: Bulutlar rüzgârlar tarafından bulundukları yerden itilirler yani sürülür.
2. AŞAMA, Birleşme: Rüzgâr tarafından itilen bu küçük boyuttaki bulutlar (cumulus) sürüklendikleri yerde birleşip yeni büyük bulutları oluşturur.
3. AŞAMA, Yığılma: Küçük bulutlar birleştikten sonra büyük bulutun içindeki yukarı doğru çekiş kuvveti artar. Bulutun merkezindeki yukarı çekiş kuvveti kenarlardaki çekişten daha güçlüdür. Bu yukarı çekişler bulutun gövdesinin dikey olarak büyümesine neden olur. Böylece bulutlar yukarıya doğru genişleyerek üst üste yığılmış olur. Bu, dikey olarak büyümüş bulutun gövdesinin atmosferin daha serin yerlerine doğru uzamasına sebep olur. İşte bu noktada atmosferin serin bölgelerinde bulutta su ve dolu damlaları büyümeye başlar.
Bu aşamaların sonucunda, su ve dolu damlaları (yukarı çekiş gücünün onları destekleyemeyeceği kadar) ağırlaştıkları zaman da bulutlardan yağmur, dolu vs. şeklinde düşmeye başlarlar.
Küçük bulut parçaları (cumulus bulutları) rüzgârlar tarafından bulundukları yerden itilir ve birleşirler, yani ayette geçen ifade ile '... Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte...'dir.
Unutmamak gerekir ki meteorologlar bulut oluşumu, yapısı ve fonksiyonu ile ilgili detayları gelişmiş ekipmanlar (uçak, uydu, bilgisayar vs.) kullanarak yakın zamanda öğrenmişlerdir. Görülen odur ki, Allah bu ayetlerinde de bize 1400 sene öncesinde bilinmesi mümkün olmayan bir bilgi vermiştir.