Üç tek başına çok bir şey ifâde etmez efendim. Ama 'ilk üç' dersek neler ifâde eder, neler. Değil mi efendim? İlk üçteyiz elhamdülillâh, ayağımız kaymaz inşallah... HIzımızı koruyacağız biiznillah.
Nedir'de meşhur olmanın yollarından biri de taklid'dir efendim. Şöhret basamaklarını baş döndürücü bir hızla tırmanmış rumuzları belleyip onlar gibi olmak kaygısı gütmek lâzım. Eskiden şâir olmak isteyen gençlere fuzuli gibi baki gibi ustaların divanlarını verirlermiş ve yatıp kalkıp onları okumalarını isterlermiş. sonra onlar gibi yazmalarını. ben bu işin yolunu yordamını yazmaya uğraşmıyım mevzubahis olan şâirlik diil, nedir'de meşhur olmak için bu kadar çabaya lüzûm yok. evet o rumuzları takip etmekte yarar var. erkekler kız gibi hassas ince yazarlarsa okuyan kızların yüreğinde bir rikkat peyda olur. işte bu popülaritenin 5 e tırmanacağının göstergesi.
Sülâsisi se-li-me'dir. Se-li-me lisân-i arabîde sağ salim, esen olmak demektir. Eğer selam verdiyseniz bir huzur olur içinizde ve karşınızda tebessümün eşlik ettiği bir mukabele bulursunuz.
Eğer selam vermemişseniz, konu komşuya, rast geldiklerinize -işe giderken misâlen- hiçbir işiniz rast gitmez demektir.
Selam güvenlik anlamına da gelir. Araplar Allah'a sığınırken bizim 'Aman yarabbî' diyebileceğimiz durumlarda 'yâ selâm' derler
Selam vermek sünnet almak ise üstümüze farz-ı kifayedir. Bu minval üzere hareket edip selâm alıp verelim. Bugünümüzü ve yarınımızı aydın edelim.
Eşyalar zıdlarıyla kaimdir. Öyleyse ey tâlib, ya bir şeyin zıddı ol. Yahut zıddını bul.
Fizanlı Necip
Üç tek başına çok bir şey ifâde etmez efendim.
Ama 'ilk üç' dersek neler ifâde eder, neler. Değil mi efendim?
İlk üçteyiz elhamdülillâh, ayağımız kaymaz inşallah...
HIzımızı koruyacağız biiznillah.
ÇOk meşhur bir olay:
İskender bir fıçı içinde yaşayan Diyojeni ziyârete gider. Fıçının yanında durup şu soruyu sorar:
Dile benden ne dilersen?
filozofumuz istifini hiç bozmadan şu cevabı verir:
Güneşimden çekilmenizi....
Sonra İskender der ki:
Şâyet İskender olmasaydım diyojen olurdum!
sonra bu 'güneşimden çekilmenizi..' cevabı mizâh ustası Âli Bey tarafından:
Gölge etme başka ihsan istemem'
şeklinde bağımsız bir dizeye dönüştürülmüştür. Dillere pelesenk olmuştur.
uzakları yakın ederdik cümle içinde
Karnımda ölü bir
b
e
b
e
k
Yolunmuş
k
i
r
p
i
(k)
l
e
r
Nedir'de meşhur olmanın yollarından biri de taklid'dir efendim.
Şöhret basamaklarını baş döndürücü bir hızla tırmanmış rumuzları belleyip onlar gibi olmak kaygısı gütmek lâzım. Eskiden şâir olmak isteyen gençlere fuzuli gibi baki gibi ustaların divanlarını verirlermiş ve yatıp kalkıp onları okumalarını isterlermiş. sonra onlar gibi yazmalarını. ben bu işin yolunu yordamını yazmaya uğraşmıyım mevzubahis olan şâirlik diil, nedir'de meşhur olmak için bu kadar çabaya lüzûm yok. evet o rumuzları takip etmekte yarar var. erkekler kız gibi hassas ince yazarlarsa okuyan kızların yüreğinde bir rikkat peyda olur. işte bu popülaritenin 5 e tırmanacağının göstergesi.
çabanız size 5 yeşil ışık olarak dönecektir.
Devam edecek...
Esenlik.
Sülâsisi se-li-me'dir. Se-li-me lisân-i arabîde sağ salim, esen olmak demektir. Eğer selam verdiyseniz bir huzur olur içinizde ve karşınızda tebessümün eşlik ettiği bir mukabele bulursunuz.
Eğer selam vermemişseniz, konu komşuya, rast geldiklerinize -işe giderken misâlen- hiçbir işiniz rast gitmez demektir.
Selam güvenlik anlamına da gelir. Araplar Allah'a sığınırken bizim 'Aman yarabbî' diyebileceğimiz durumlarda 'yâ selâm' derler
Selam vermek sünnet almak ise üstümüze farz-ı kifayedir. Bu minval üzere hareket edip selâm alıp verelim. Bugünümüzü ve yarınımızı aydın edelim.
Toprağımdan filizlenir başım.:P
Şöyle bir cümle kalmış hatırımda:
'Hüznün faydasıolmadığı yerde güzel bir sabırlaa sabret.'
Çek arabanı hüzün!