efenim mösyö don juan1400lü yıllarda yaşamış romantizm ehli kadın ruhundan anlayan baba parası yiyen saygın bir şair idir.bir nebze yüzüne bakılabilir olan mösyö don juanın malumunuz olduğu üzre bilimum paris matmazelleri peşinden seğirtmekte sigarasını don juana yaktırıp dumanı suratına üflemekteler idir.matmazeller arasındaki bu gizli kapaklı güzellik müsabakaları don juanın aklını başından almış bir ona bir buna bakayım der iken don juanın başı dönüp yere kapaklanmış idir.bir rivayet de don juanın strabismusa yakalandığı yönünde idir.efenim hasılı bu işe baron dö töt bir hal çare bulmuş paris de en güzel entariyi şapkayı şalı giyinebilen matmazele uzun süre bakmasını tavsiyye etmiş derken paris modası deyu bir hal icad olmuş ve odur budur mösyö don juanın anısına 'paris modası'sürüp gitmekte idir elhamdüllahilalem... efenim bendeniz malumunuz hatun taciri don juandan tekrar malumunuz olacağı üzre pek hazzetmem.ayrıyetten paris modasını beğenmem ve de 'moda yoktur güzel giyinen hatun vardır' düsturunu benimserim... itina ilen ilan ilen ;)
Efenim laf söylemek için bu kadar ıkınmaya gerek yok idir. Bir husus da “nedirde söylemleriniz para etmiyorsa fiyakalıya söyleyin prim yapsın”laf-ı güzafını şahsım daha evvel zikir etmiş haliylen; malumunuz olduğu itibariylen, izniniz ilen… Ayrıyetten brazil dizilerini içerik olarak irdeleyebilmek için zannediyorum kafi dercede brazil dizisi izlenmiş idir zira güzel kızların ve yakışıklı adamların idealsiz dolaştıklarının anlaşılabilmesi ince husus udur. “melodram kurgu”,”legal uyuşturucu”efenim araya keşki Türkçe bir kelime sıkıştırıverseydiniz de bu kadar kulak tırmalamasaydı…eh madem bu kadar ıkındınız sataşalım da bari gönlünüz olsun bu arada satırlarının arasına sızmış ruh sümüğü de gözüme çarpmadı değil! Şüphe ilen… İtina ilen…
efenim estağfirullah ilen evvelen... şahsınızı zan altında bıraktı isem af ilen...fekat şu nedirde nicedir okumaya bayıldığım yazarlardansınız...hakikat ilen... leyla da olsanız sizi koruyacağımdır inşallahulalem... kastımız da siz değildiniz... tekrar af ilen... saygı ilen... siz buyrunuz yazınız biz size dadanıp rahatsız etmeyeceğizdir efenim... ciddiyyet ilen...
efenim destur ilen... ne paprazziliğimizi gördünüz aşkolsun yine gücendik haber ilen... belki umursarsınız bir ihtimal ilen... bizim işimiz paparazzilere malzeme olmak idir itina ilen... bizim yegane işimiz takvim-i leylay-ı kezzap idir... bir de avistoya ilan-ı aşk; besteye beyan-ı kalp idir... ihtimam ilen...
- Manastıra girseydim, hem kendim, hem başkaları için en iyisini yapmış olacaktım. - Eğer manastıra girmiş olsaydın ben dünyaya gelmezdim, dedim. - Dünyaya gelmen daha önce kararlaştırılmıştı oğlum, dedi. - Evet ama, dünyaya gelmeden çok önce seni annem olarak seçmiştim ben, diye karşılık verdim. - Dünyaya gelmeseydin cenette bir melek olarak kalacaktın, dedi. - Ama ben hâlâ bir meleğim, diye cevaplardım.
Gülümsedi ve dediki ' Kanatların nerede peki? ' Elini tutup omzuma koydum ve ' Burada ', dedim. ' Kırılmışlar ', dedi.
Bu konuşmadan dokuz ay sonra, annem dönülmez ufukta yitip gitti. Ama 'kırılmışlar' sözü içimde yankılanmaya devam etti...
* * *
Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama ban bana, sana, Cennet' in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane bir çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o aşktır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için içimdeki arzuyu öldürüyor. Sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek, sınırsız aşk ise sadece kendini ister. Gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşk kendini sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür. Ama gökkubbenin kucağında doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk, edebiyat ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyle huzurlu olamaz; İlahi varlık dışında hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez.
efenim mösyö don juan1400lü yıllarda yaşamış romantizm ehli kadın ruhundan anlayan baba parası yiyen saygın bir şair idir.bir nebze yüzüne bakılabilir olan mösyö don juanın malumunuz olduğu üzre bilimum paris matmazelleri peşinden seğirtmekte sigarasını don juana yaktırıp dumanı suratına üflemekteler idir.matmazeller arasındaki bu gizli kapaklı güzellik müsabakaları don juanın aklını başından almış bir ona bir buna bakayım der iken don juanın başı dönüp yere kapaklanmış idir.bir rivayet de don juanın strabismusa yakalandığı yönünde idir.efenim hasılı bu işe baron dö töt bir hal çare bulmuş paris de en güzel entariyi şapkayı şalı giyinebilen matmazele uzun süre bakmasını tavsiyye etmiş derken paris modası deyu bir hal icad olmuş ve odur budur mösyö don juanın anısına 'paris modası'sürüp gitmekte idir elhamdüllahilalem...
efenim bendeniz malumunuz hatun taciri don juandan tekrar malumunuz olacağı üzre pek hazzetmem.ayrıyetten paris modasını beğenmem ve de 'moda yoktur güzel giyinen hatun vardır' düsturunu benimserim...
itina ilen
ilan ilen ;)
îf:sende buaralar don juan havası var?
fî:ne hemanjiom mu?
îf:? ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
fî:dervişin fikri zikri ilen kaim idir
patoloji ilen ;)
Efenim laf söylemek için bu kadar ıkınmaya gerek yok idir.
Bir husus da “nedirde söylemleriniz para etmiyorsa fiyakalıya söyleyin prim yapsın”laf-ı güzafını şahsım daha evvel zikir etmiş haliylen; malumunuz olduğu itibariylen, izniniz ilen…
Ayrıyetten brazil dizilerini içerik olarak irdeleyebilmek için zannediyorum kafi dercede brazil dizisi izlenmiş idir zira güzel kızların ve yakışıklı adamların idealsiz dolaştıklarının anlaşılabilmesi ince husus udur.
“melodram kurgu”,”legal uyuşturucu”efenim araya keşki Türkçe bir kelime sıkıştırıverseydiniz de bu kadar kulak tırmalamasaydı…eh madem bu kadar ıkındınız sataşalım da bari gönlünüz olsun bu arada satırlarının arasına sızmış ruh sümüğü de gözüme çarpmadı değil!
Şüphe ilen…
İtina ilen…
'hayat ~sen~ ne çabuk harcadın beni...'
efenim estağfirullah ilen evvelen...
şahsınızı zan altında bıraktı isem af ilen...fekat şu nedirde nicedir okumaya bayıldığım yazarlardansınız...hakikat ilen...
leyla da olsanız sizi koruyacağımdır inşallahulalem...
kastımız da siz değildiniz...
tekrar af ilen...
saygı ilen...
siz buyrunuz yazınız biz size dadanıp rahatsız etmeyeceğizdir efenim...
ciddiyyet ilen...
efenim bir de beste giderse ölecek olanlar vardır...
maalesef ilen...
Telaffuzu çok hoş, manasına da uyum arz ediyor...
taklit ilen...
efenim destur ilen...
ne paprazziliğimizi gördünüz aşkolsun yine gücendik haber ilen...
belki umursarsınız bir ihtimal ilen...
bizim işimiz paparazzilere malzeme olmak idir itina ilen...
bizim yegane işimiz takvim-i leylay-ı kezzap idir...
bir de avistoya ilan-ı aşk; besteye beyan-ı kalp idir...
ihtimam ilen...
soru:titanic'in üzerinde ne yazıyordu?
cevap:en büyük fener!
Kırık Kanatlar
Yirmi yaşımdayken annem bana şöyle demişti:
- Manastıra girseydim, hem kendim, hem başkaları için en iyisini yapmış olacaktım.
- Eğer manastıra girmiş olsaydın ben dünyaya gelmezdim, dedim.
- Dünyaya gelmen daha önce kararlaştırılmıştı oğlum, dedi.
- Evet ama, dünyaya gelmeden çok önce seni annem olarak seçmiştim ben, diye karşılık verdim.
- Dünyaya gelmeseydin cenette bir melek olarak kalacaktın, dedi.
- Ama ben hâlâ bir meleğim, diye cevaplardım.
Gülümsedi ve dediki ' Kanatların nerede peki? '
Elini tutup omzuma koydum ve ' Burada ', dedim.
' Kırılmışlar ', dedi.
Bu konuşmadan dokuz ay sonra, annem dönülmez ufukta yitip gitti. Ama 'kırılmışlar' sözü içimde yankılanmaya devam etti...
* * *
Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama ban bana, sana, Cennet' in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane bir çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o aşktır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için içimdeki arzuyu öldürüyor. Sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek, sınırsız aşk ise sadece kendini ister. Gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşk kendini sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür. Ama gökkubbenin kucağında doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk, edebiyat ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyle huzurlu olamaz; İlahi varlık dışında hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez.
Halil Cibran