Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • insan olmak09.01.2026 - 20:45

    Tasarruf hakkını kendinde zanneden insan gafletin isimsiz bir çocuğudur. Bilseydi ki tek bir yaprak kıpırdamaz, zerreler seyran etmezdi O istemedikçe. Tevekkülden uzak tefekküre yabancı bir halde teslimiyeti arka saflarda tuttuğu için en küçük bir menfi durumda isyanın bayraklarını yorgan yaptı üstüne.

    Netice, hüsran... Kurtuluş reçetesi ise İman. Önce Allah'a sonra ahirete. İmandır insanı emniyetli kılan. Hem dünyada hem de ahirette...


    "duadar"

  • DÜNYA HAYATI08.01.2026 - 22:15

    Dünya dikenli Gül gibidir. Koklamaya ve seyretmeye izin var. Ama sen onu sahiplenmek istersin. Tutmaya çalıştıkça elini kanatır, canını yakar ve her seferinde seni yaralar.

    "Duadar"

  • risale-i nur07.01.2026 - 21:19

    "Tefsir iki kısımdır:

    "· Birisi, malûm tefsirlerdir ki, Kur'ân'ın ibâresini ve kelime ve cümlelerinin mânâlarını beyân ve izah ve ispat ederler."

    "· Ikinci kısım tefsir ise, Kur'ân'ın îmânî olan hakîkatlerini kuvvetli hüccetlerle beyân ve ispat ve izah etmektir. Bu kısmın pek çok ehemmiyeti var. Zâhir, mâlum tefsirler bu kısmı bâzan mücmel bir tarzda derc ediyorlar; fakat, Risâle-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısım esas tutmuş, emsâlsiz bir tarzda, muannid feylesofları susturan bir mânevî tefsirdir."

    (Şualar)

  • risale-i nur13.09.2025 - 05:32

    Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki iman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır.

    Emirdağ Lâhikası 1

  • Saadet-i Ebediye11.09.2025 - 16:55

    "Saadet-i ebediye, iki kısımdır."

    "Birinci ve en birinci kısmı: Allah’ın rızasına, lütfuna, tecellisine, kurbiyetine mazhar olmaktır."

    "İkinci kısmı ise, saadet-i cismaniyedir. Bunun esasları mesken, ekl, nikâh olmak üzere üçtür. Ve bu üç esasın derecelerine göre, saadet-i cismaniye tebeddül eder. Ve bu kısım saadeti ikmal ve itmam eden, hulûd ve devamdır. Çünkü saadet devam etmezse, zıddına inkılap eder."

    İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 25. Ayetin Tefsiri.

  • gazab07.09.2025 - 22:57

    Ve keza kuvve-i gazabiyenin tefrit mertebesi cebanettir ki korkulmayan şeylerden bile korkar. İfrat mertebesi tehevvürdür ki ne maddî ve ne manevî hiçbir şeyden korkmaz. Bütün istibdatlar, tahakkümler, zulümler bu mertebenin mahsulüdür. Vasat mertebesi ise şecaattir ki hukuk-u diniye ve dünyeviyesi için canını feda eder, meşru olmayan şeylere karışmaz.


    İşârât-ül İ'caz

  • akıl sahibi olmak07.09.2025 - 22:55

    Ve keza kuvve-i akliyenin tefrit mertebesi gabavettir ki hiçbir şeyden haberi olmaz. İfrat mertebesi cerbezedir ki hakkı bâtıl, bâtılı hak suretinde gösterecek kadar aldatıcı bir zekâya mâlik olur. Vasat mertebesi ise hikmettir ki hakkı hak bilir imtisal eder, bâtılı bâtıl bilir içtinab eder.


    İşârât-ül İ'caz

  • kader04.09.2025 - 18:40

    "İ'lem Eyyühel-Aziz! Cenab-ı Hakk'ın atâ, kaza ve kader namında üç kanunu vardır. Atâ, kaza kanununu, kaza da kaderi bozar."

    "Meselâ: Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararın ibtaliyle hükmü kazadan afvetmek, atâ demektir. Evet yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun kat'iyyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek atânın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracıdır. Bu hakikate vâkıf olan ârif: 'Ya İlahî! Hasenatım senin atâ'ndandır. Seyyiatım da senin kaza'ndandır. Eğer atâ'n olmasa idi, helâk olurdum.' der."

    (Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale, s.206)

  • berzah03.09.2025 - 15:43

    Âlem-i Berzah: Berzah âlemi, Kabir âlemi.

    Bu dünya ile âhiret âlemi arasındaki geçiş âlemi. Bu âleme kabir âlemi de deniliyor. Ruhlar haşre kadar bu âlemde kalıyorlar.

    Resulûllah Efendimiz (asm.) kabri, “cennet bahçelerinden bir bahçe” olarak tasvir ediyor İmanla göçen ruhlar o âlemde cennet bahçelerini seyrediyorlar. Cennette görecekleri lezzetlerin bir kısmını bir derece tadıyorlar bu âlemde. Bu kadarı bile dünya lezzetlerinin çok üstünde.

    Mü’min için dünyadan cennet’e köprü, küfür ehli için ise cehennem azabının ilk numunelerinin tadıldığı azap karakolu. Bu azap dünya azabından daha şiddetli, ama cehennem azabından daha hafif. Bu yönüyle kabir, küfür ehli için, dünyadan cehenneme köprü.

    (alıntı)

  • âlem-i misal03.09.2025 - 15:40

    Âlem-i Misal: Rüyâda görülen âlem. Dünyada mevcud bulunan bütün eşya ve zuhura gelen bütün ef'âlin aynısı ile müretteb ve mütekevvin olan bir tarzı veya âlem-i ruhâninin bir nev'i.

    Âlem-i misâl, ruhlar âlemi ile cisim âlemi arasındaki geçiş âlemi diye tarif edilmiş. Diğer âlemlerin olduğu gibi bu âlemin de küçük bir misali insanda mevcut. Nur Külliyatından, bu misalin, “hayal” olduğunu anlıyoruz. Daha önce gittiğimiz bir beldeyi hayâlimizde canlandırdığımızda, hayal âlemimizde o şehrin bir misali teşekkül eder. İşte bu şehrin aslı âlem-i şehadetten, hayaldeki şekli ise âlem-i misâldendir. Bir aynanın karşısında durduğumuzda iki şahıs karşı karşıya gelir. Bunlardan birisi hakiki, ikincisi ise misalîdir.

    Bu misallerin ışığında diyebiliriz ki, şu gördüğümüz âlemdeki her şeyin, her hâdisenin bir misalinin mevcut olduğu ayrı bir âlem var. Ve o âleme, âlem-i misal deniliyor. Misal âlemi, ruhlar âleminden daha kesif; şu âlem-i şehadetten ise daha lâtiftir. Bu mahiyetiyle, iki âlem arasında bir berzah gibidir.


    (alıntı)