Yenmiş yada yenilmiş olmanın ne önemi var... Önemli olan alışveriş... Alınandan ve verilenden öğrenilen kazanılan üretilen... Bu alışverişte duyulan haz yada mutsuzluk... Alınanın ve verilenin bir değeri varsa, yaşama haz katıyorsa bilgi ve üretim katıyorsa asl olan budur.. Sonuçta yenedebilir insan yenilede bilir.. Elde kalan değerlise yenilmiş olmak da çok acıtmaz insanı..
kocaman yeşil taşlı yüzüğümün taşını getiren kuş... :)) Kül konusunda işe yarayıp yaramadığını henüz bilmiyorum.. Sanki biraz abartılmış bu küllerden yeniden doğma durumları... Küllerin arasında minicik bir kor kalıp kalmadığına bağlı.. tamamen külse zor...! !
En sevdiğim çiçeeeekkk :))) Herşeyini severim.. Maviye çalan eflatun renginiii.. Minnacık bir sürü laleden oluşmuş gibi görünen şeklinii... Müthiş güzel kokusunuu.. E buraya bir de resmini koymak vardı şimdi ama neyleyim ki modüratör pasifliyooo resimlerii.. En iyisi ben gidip kendi tanıtım yazıma bi sümbül bulup ekleyeyim... :)))
Bugüne dek gördüğüm en iyi edebiyat tanımını, büyük oğlumun lise yıllığında edebiyat öğretmeni yapmıştı; Mücevher dizelerim dediği öğrencilerine şöyle sesleniyordu sınıf öğretmenleri; '''Edebiyatın, kendimize ve hayata dair sorularla, içimizin çekmecelerini alt üst eden muzip bir elden başka birşey olmadığını bir ölçüde sezdirebildiysem size... tamamdır.'''
Hadi git azıcık İstanbul iste Kosunlar o denizi bir çanağa Bir çıkına elesinler o günlerimi O yazdan Üsküdar’dan ne kaldıysa Elif’ten Doldur ceplerine Onlarda yoksa komşularında vardır Tanırlar sevinirler Beni Bay Metin gönderdi, de
Bu konuda en yaratıcı olanlar çocuklar.. Kollarımı sıvır derdi oğlum :)) Kollarımı sıva ile sıyır arası bi kelime işte sıvır... Daha iyi bir buluşu yıllar önce arkadaşımın oğlu yapmıştı... DÖNDÜ NAY NAY demişti.... Pikaptaki plağı minicik işaret parmağıyla göstererek.. :)))
başka hiçbir dilde anlam olarak tam karşılığı olmayan sözcük...
Yenmiş yada yenilmiş olmanın ne önemi var... Önemli olan alışveriş... Alınandan ve verilenden öğrenilen kazanılan üretilen... Bu alışverişte duyulan haz yada mutsuzluk... Alınanın ve verilenin bir değeri varsa, yaşama haz katıyorsa bilgi ve üretim katıyorsa asl olan budur.. Sonuçta yenedebilir insan yenilede bilir.. Elde kalan değerlise yenilmiş olmak da çok acıtmaz insanı..
kocaman yeşil taşlı yüzüğümün taşını getiren kuş... :)) Kül konusunda işe yarayıp yaramadığını henüz bilmiyorum.. Sanki biraz abartılmış bu küllerden yeniden doğma durumları... Küllerin arasında minicik bir kor kalıp kalmadığına bağlı.. tamamen külse zor...! !
En sevdiğim çiçeeeekkk :))) Herşeyini severim.. Maviye çalan eflatun renginiii.. Minnacık bir sürü laleden oluşmuş gibi görünen şeklinii... Müthiş güzel kokusunuu..
E buraya bir de resmini koymak vardı şimdi ama neyleyim ki modüratör pasifliyooo resimlerii.. En iyisi ben gidip kendi tanıtım yazıma bi sümbül bulup ekleyeyim... :)))
Ninja kağlumbağaların kıyafetlerinden.. :)) Valla çok benziyo..
Bugüne dek gördüğüm en iyi edebiyat tanımını, büyük oğlumun lise yıllığında edebiyat öğretmeni yapmıştı;
Mücevher dizelerim dediği öğrencilerine şöyle sesleniyordu sınıf öğretmenleri;
'''Edebiyatın, kendimize ve hayata dair sorularla, içimizin çekmecelerini alt üst eden muzip bir elden başka birşey olmadığını bir ölçüde sezdirebildiysem size... tamamdır.'''
Yitikçi
Hadi git azıcık İstanbul iste
Kosunlar o denizi bir çanağa
Bir çıkına elesinler o günlerimi
O yazdan Üsküdar’dan ne kaldıysa Elif’ten
Doldur ceplerine
Onlarda yoksa komşularında vardır
Tanırlar sevinirler
Beni Bay Metin gönderdi, de
Metin Eloğlu
Bazen gelir bazen gelmez aslında.. Bilinen gerçek kapıyı iki defa çalmadığıdır.. :))
kahve altı demek..
Yani amaç aslında kahve.Aç karnına iyi gitmediğinden, birşeyler atıştırıp kahve keyfine alt yapmak...
Bu konuda en yaratıcı olanlar çocuklar..
Kollarımı sıvır derdi oğlum :)) Kollarımı sıva ile sıyır arası bi kelime işte sıvır...
Daha iyi bir buluşu yıllar önce arkadaşımın oğlu yapmıştı...
DÖNDÜ NAY NAY demişti....
Pikaptaki plağı minicik işaret parmağıyla göstererek.. :)))