Flütüyle Ian Anderson ve efsanevi grubu...Türkiye'ye geldiler geçen yıl... Enaz yirmi yıllık bi grup.. Hatta yanlış hatırlamıyorsam antolojide Ian anderson adına bir şiir bile olacaktı..
Kanada'da bir yerli inanışına göre kabusları tuttuğu düşünülen küçük yuvarlak sazdan yapılmış ve etrafında minik tüyleri olan sevimli bişey.. Nazar boncuğu misali... Kardeşim bir tane getirmişti bana armağan olarak. Yatak odasının kapısına da astım ammaaa.... Tecrübeyle sabittir ki; Türklere pek işlemiyo kapan mapan.. :)))))
En iyi stand up ustasına beş basar.. :)) İlk karşılaşmamız oğlumun okulunda bir konferans salonu..; Bir profosörü dinlemeye gelmiş gayet ciddi bir veli grubu.. Konferansın ilk dakikaları; sıkı bir gayretle tutulmaya çalışılan ama küçük küçük kaçırılan kıkırdamalar.. Eee ne de olsa koskoca prof.. Ciddi olmak lazım diye fazla ipin ucunu koyvermeyen veliler... İlerleyen dakikalar; daha fazla kaçırılan kahkahalar.. kendini tutmaktan kasılmış ve kızarmış veliler.. Konferansın sonuna doğru; Kendini tümüyle koyvermiş ve gülmekten yerlerde sürünen kelli felli adam ve kadınlardan oluşmuş bir veli grubu.. Devamında Ankara'da duyduğum ne kadar söyleşisi varsa eş dost toplaşıp cümbür cemaat gittiğimiz pek çok kahkaha dakikaları.. Kitapları da hoş ama duyduğunuz bir söyleşisi olursa sakın kaçırmayın derim.. :)))
Sırf kitapta geçer, arapçadır yada dini bir çağrışım yapar diye konulan bir kısmının da uyduruk olduğunu sandığım bu isimlerin en son abuk örneğine bir hafta önce rastladım.. Eczaneme gelmiş üç yaşlarında sarışın bukleli müthiş sevimli, müthiş güzel bir kızdı.. senin adın ne sorusuna ondan önce annesi yanıt verdi 'Elizan' diyerek.. Bu çok açık tenli, renkli gözlü, sarışın miniğin annesi yada babası kuzey avrupalı bir melez olduğunu ve adınında kuzey avrupa kökenli yabancı bir isim olduğunu düşündüm.. Ya da batı özentili bir isim olduğunu... Anlamı ne dedim.. 'Ezan sesi demekmiş' dedi annesi..! ! ! ! Allah' a havale ediyorum ne diyimm...
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse sen aklı başında kalabilirsen eğer herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan yalanla karşılık vermezsen yalana kendini evliya sanmadan kin tutmayabilirsen kin tutana
düşlere kapılmadan düş kurabilir yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer ne kazandım diye sevinir ne yıkıldım diye yerinir ikisini de önem vermeyebilirsen eğer
söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz kandırabilir diye safları dert edinmezsen ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve yeniden koyulabilirsen işe
döküp ortaya varını yoğunu bir yazı turada yitirsen bile yitirdiklerini dolamaksızın diline baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine, sinirine dayan diyecek direncinden başka şeyin kalmasa da herkesin bırakıp gittiği noktaya sen dayanabilirsen tek başına
herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen unutmayabilirsen halkı krallarla gezsen de dost da düşmanda incitemezse seni ne küçümser nede büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına emeğini katarsan alın terine hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti her şeyiyle dünya önüne serilir korktuğun yerde el öpmez hükümran olduğun yerde ezmezsen oğlum adam oldun demektir üstelik adam gibi bir adam.
Doktor Demet! ! ... Arkadaşım olur kendileri :))) Ayağımda küçücük bir ödem oluştu diye panik yapıp çekilmedik kanımı bırakmadı.. Öyle çok kan aldı ki.. bütün kollarım mor lekeler içinde kaldı... Vampirella demet nolcek :))
Manisa'da ki ağlayan kayanın mitolojik adı mıy dı? ? ? ?
Ian Anderson
vokal, akustik gitar ve flütte ben
şarkı söylüyorum sizlere sakıncası yoksa
tuğla kadar sağlam örüyorum
ölenlerle çoğalan ömrümü yeniden
şarkılarla emziriyorum
bağımsızlığı bir İrlanda kıyısından
ağaçları bile görebiliyorum inan
ömrümün önünü kaplasa bile orman
gece uçuşunu deniyor
pilotu olsam diyorum geleceğin
ne diğerleri şarkı söyleyecek bana
ne de ben dinleyeceğim onları oysa
ışığa doğru koşuyor olacak çünkü
sonuncu oyuncu silahlarıyla sevginin
sizlere bir elem oyunundan şarkılar söylüyorum
hem dünyayı bile değiştirebiliyorum giziyle flütümün
öldürülsem bile sonunda
bir dansör olarak
sahnenin ortasında.
(1984)
Halim Yazıcı
Flütüyle Ian Anderson ve efsanevi grubu...Türkiye'ye geldiler geçen yıl...
Enaz yirmi yıllık bi grup.. Hatta yanlış hatırlamıyorsam antolojide Ian anderson adına bir şiir bile olacaktı..
Ayrıca DREAMCATHCER(düş kapanı) adıyla stephen
kingin romanından Lawrence Kasdan'ın çektiği Kanada/ABD ortak yapımı bi film...
Kanada'da bir yerli inanışına göre kabusları tuttuğu düşünülen küçük yuvarlak sazdan yapılmış ve etrafında minik tüyleri olan sevimli bişey.. Nazar boncuğu misali...
Kardeşim bir tane getirmişti bana armağan olarak. Yatak odasının kapısına da astım ammaaa.... Tecrübeyle sabittir ki; Türklere pek işlemiyo kapan mapan.. :)))))
En iyi stand up ustasına beş basar.. :))
İlk karşılaşmamız oğlumun okulunda bir konferans salonu..;
Bir profosörü dinlemeye gelmiş gayet ciddi bir veli grubu..
Konferansın ilk dakikaları;
sıkı bir gayretle tutulmaya çalışılan ama küçük küçük kaçırılan kıkırdamalar.. Eee ne de olsa koskoca prof.. Ciddi olmak lazım diye fazla ipin ucunu koyvermeyen veliler...
İlerleyen dakikalar; daha fazla kaçırılan kahkahalar.. kendini tutmaktan kasılmış ve kızarmış veliler..
Konferansın sonuna doğru;
Kendini tümüyle koyvermiş ve gülmekten yerlerde sürünen kelli felli adam ve kadınlardan oluşmuş bir veli grubu..
Devamında Ankara'da duyduğum ne kadar söyleşisi varsa eş dost toplaşıp cümbür cemaat gittiğimiz pek çok kahkaha dakikaları..
Kitapları da hoş ama duyduğunuz bir söyleşisi olursa sakın kaçırmayın derim.. :)))
Sırf kitapta geçer, arapçadır yada dini bir çağrışım yapar diye konulan bir kısmının da uyduruk olduğunu sandığım bu isimlerin en son abuk örneğine bir hafta önce rastladım..
Eczaneme gelmiş üç yaşlarında sarışın bukleli müthiş sevimli, müthiş güzel bir kızdı.. senin adın ne sorusuna ondan önce annesi yanıt verdi 'Elizan' diyerek.. Bu çok açık tenli, renkli gözlü, sarışın miniğin annesi yada babası kuzey avrupalı bir melez olduğunu ve adınında kuzey avrupa kökenli yabancı bir isim olduğunu düşündüm.. Ya da batı özentili bir isim olduğunu... Anlamı ne dedim.. 'Ezan sesi demekmiş' dedi annesi..! ! ! !
Allah' a havale ediyorum ne diyimm...
Adam Gibi Adam Olmak
çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana
düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir
ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de önem vermeyebilirsen eğer
söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve
yeniden koyulabilirsen işe
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın diline
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine, sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek başına
herkesle düşüp kalkıp yine de erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezsen de
dost da düşmanda incitemezse seni
ne küçümser nede büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan alın terine
hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti
her şeyiyle dünya önüne serilir
korktuğun yerde el öpmez
hükümran olduğun yerde ezmezsen
oğlum adam oldun demektir
üstelik adam gibi bir adam.
Şiir: Rudyard KPLİNG
Şiir: çeviri Bülent Ecevit
büyülü fiyordları olan ve güneşin muhteşem battığı yer.. özellikle eski foça
Doktor Demet! ! ... Arkadaşım olur kendileri :))) Ayağımda küçücük bir ödem oluştu diye panik yapıp çekilmedik kanımı bırakmadı.. Öyle çok kan aldı ki.. bütün kollarım mor lekeler içinde kaldı... Vampirella demet nolcek :))