Gözlerinin içine girdim başka alemler gözledim Ben bunlarla övünmedim, beklemedim illa Beklemedim illa beklemedim sevdim
Gölgelemedim bağını bahçesini Günü güneşi örtmedim Yapılanlar söylenmezki her zaman Sömürmedim illa sömürmedim illa Sömürmedim sevdim
Yüreğine kulak verdim nefes aldı ben dinledim Duyduklarım anlatılmaz sır vermedim illa Sır vermedim illa sır vermedim sevdim Duyduklarım anlatılmaz sır vermedim illa Sır vermedim illa sır vermedim sevdim
Gölgelemedim bağını bahçesini Günü güneşi örtmedim Verilenler istenmezki her zaman dilenmedim illa dilenmedim illa Dilenmedim sevdim
Elini son defa yanağıma koy İstemiyorsan giderim giderim Serin bir sonbahar akşamında söz İsmini unutur silerim silerim Tuttuğun kalem olsa yüreğinin elleri Bir defa daha yazsa bebeğim bebeğim bebeğim Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına Öldü dersin gül güzeli tılsımını kaybetti Uğruna döktüğüm gözyaşlarım için Yağmurdan özür dilerim dilerim Kuruttuğum kızıl gülleri alıp Senin için senden geçerim geçerim Tuttuğun kalem olsa yüreğinin elleri Bir defa daha yazsa bebeğim bebeğim bebeğim Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına Öldü dersin gül güzeli tılsımını kaybetti Leman sam'ın çok sevdiğim üç güzel şarkısından biri
Cebeci= çocukluğum.. Cebeci istasyonuysa, sincanda öğretmen olan halamın, o sıralar henüz 4,5 yaşında olan beni, iki- üç günde bir yanına alıp okula götürdüğü için banliyo trenine bindiğimiz istasyon..
Cebeci İstasyonu’nda bir akşam üstü Kimse bilmiyordu bizi. İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
Sıcak bir kara sevda yüreğimizin başında Bağdaş kurup oturmuştu, acımsı, buruk. Mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde Sessizliği üstümüzden atamıyorduk.
Bir saçak altında kararsız yorgun Saatlerce duruyorduk. Kimse görmüyordu bizi. Cebeci İstasyonu’nda bir akşam üstü Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
Cebeci İstasyonu’nda bir akşam üstü Bir başka türlüydü bütün insanlar, Sen bir başka türlüydün. Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi. Gözlerin gözlerimde erimekteydi Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun Beni bırakma diyordun Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam Bir yalnızlık duyuyorduk Ağlıyordun… ağlıyordun…
Cebeci İstasyonu’nda bir tren, Nefes nefese soluyordu. Gerilmiş bir keman teli gibiydik. Ankara Kalesi’nde bir eski çalar saat Bilmem kaçı vuruyordu. Bir yağmur yağıyordu inceden ince İçimizdeki binbir düşünce Harmanlar misâli savruluyordu. Islanmış bir ceylan yavrusu gibi, Tiril tiril titriyordun Gitsek diyordun, Yüreğimin ortasından deli gönlümce, Sırılsıklam, paramparça, perme-perişan, Türküler söylüyordun Ağlıyordun… ağlıyordun…
Fakülteden hocam olur kendileri.. Yıllar önce bir kitapçıda 'dullara yas yakışır' adlı kitabına rastladığımda; Amanın bizim hoca kitap yazmış deyü saldrıp almıştım.. Kitabı bitirene kadar da içime daral gelmişti, çok da incecik bi kitap olmasına rağmen... Bu kadar meşhur olduğuna ve ödüller aldığına göre vardır bir hikmeti ve iyidir herhal Amma benim ruhumu o kadar daralttı ki ilk kitap.. bir ikincisini almaya hiç teşebbüs etmedim..
Sevgi tümüyle irade dışı bir durum olduğundan nedenli olanına sevgi denmez zaten.. Olsa olsa çıkar ilişkisi, mantık beraberliği, acıma duygusu, kendi iyi hissetme duygusu... vs denir ki; bunlar baştan ayağa sadece aklın işidir.. Sevgiyse aklı aşan bir durumdur ki doğrudan gönül işidir.. Ne çoluğumuzu çocuğumuzu, ne bir dostumuzu ne de eşimizi yada sevgilimizi şu nedenden dolayıdır diye sevmeyiz. Aksine irade dışı olarak gelen sevgi yüzünden, ne kadar olumlu özelliği varsa onları görür ve bunları sevginin nedenleri sanırız.. O kadar irade dışı bişeydir ki; Hesaplı kitaplı çoktan seçmeli olanlarına da sevgi denmez.. Karşılığının, adaletinin ve eşitliğinin de olmayabileceğini düşünecek olursak, nedensizliği daha da belirgin farkedilebilir.. Yine nedensiz olduğundan ve iradeniz dışı olarak size hükmettiğinden, sevgi emek de değildir.. Buyüzden nitelikli emek heç değüldür.. Çünkü emek kelimesi içinde, bi miktar çaba gayret fedakarlık falan gibi hafifde olsa insanı zorlayan ifadeler barındırır kiii; sevgi tam tersine insana yaptığı herşeyi büyüüük bir doğallıkla yaptırır.. Yaptığınız herşeyi nedensiz olarak ve çok doğal algılayarak, zaten yapılması gereken bişeymiş gibi yaparsınız... Hattaaaa yapmadan duramazsınız... Mesela; Çoktandır aramadım.. Hadi gönlü olsun,yada ayıp olmasın diye arıyorsanız eğer arama şekliniz elbette emek sayılır.. Ama bu emeği ne kadar nitelikli hale getirirseniz getirin bu eylem, sevgi sonucu olamaz.. Acıma sonucu olabilir, bir çıkar bekleme sonucu olabilir, kendinizi erdemli yada iyi insan sanma çabalarınızın sonucu olabilir ama ne kadar nitelikli olursa olsun sevgi sonucu bir eylem değildir.. Çünkü gönlü olsun, ayıp olmasın yada ben o kadar kötü biri değilim vefa borcum var aramalıyım gibi bir nedeni vardır o eylemin.. Sevgi sonucu arama ise tamamen nedensiz aynen şöyle bişeydir.; Sabah kalkarsınız, uyanır uyanmaz aklınıza düşer ve dayanılmaz bir istekle ararsınız.. O da beni arasın şeklinde çetele tutmazsınız mesela.. hatta bilinçli olarak aramıyorsa yani sevginizin karşılığı yoksa bile aramak için kendinize bi dolu bahaneler bulursunuz.. Onu aramak istemenizin sevginizden başka hiçbir hesabı kitabı nedeni yoktur.. Tamamen nedensiz olarak ve dayanılmaz olarak onu aramak dilersiniz ki; ben bu duruma asla emek diyemem.. aksine önüne geçemediğiniz hatta bazen engel olamadığınız için kendi kendinize sinir olduğunuz bir durumdur.. Sevginin nedensizliği en çok evlat sevgisinde çok çok belirginleşiyor sanırım.. Evladınız doğarken içinize yerleşiverir o nedensiz sevgi ve ne kadar kötü olursa olsun, size ne yapmış olursa olsun onu sevmeye devam edersiniz ömür
Leman Samdan üçüncü güzel şarkı
Gözlerinin içine girdim başka alemler gözledim
Ben bunlarla övünmedim, beklemedim illa
Beklemedim illa beklemedim sevdim
Gölgelemedim bağını bahçesini
Günü güneşi örtmedim
Yapılanlar söylenmezki her zaman
Sömürmedim illa sömürmedim illa
Sömürmedim sevdim
Yüreğine kulak verdim nefes aldı ben dinledim
Duyduklarım anlatılmaz sır vermedim illa
Sır vermedim illa sır vermedim sevdim
Duyduklarım anlatılmaz sır vermedim illa
Sır vermedim illa sır vermedim sevdim
Gölgelemedim bağını bahçesini
Günü güneşi örtmedim
Verilenler istenmezki her zaman
dilenmedim illa dilenmedim illa
Dilenmedim sevdim
Bu da leman samın ikinci güzel şarkısı.. (asıl kaynak fikret kızılok elbet) Üçüncüyü yazabilmek için terim ekledim :))
GÖNÜL
bunca yıl herkesten kaçtın
en sonunda buldum sandın
ansızın içini açtın
yapma dedim yaptın gönül
gözleri senden uzaktı
fark edilmez bir tuzaktı
sana böylesi yasaktı
yapma dedim yaptın gönül
o bir yolcu sen bir hancı
gördüğün en son yalancı
içinde ki serin sancı
gitmez dedim kaldı gönül
sen istedin ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonunda bende sevdim
şimdi beni kurtar gönül
gözlerin bakar da görmez
ellerin tutar da bilmez
gece gündüz fark edilmez
demedim mi sana gönül
sabahın tam üçündesin
dertlerin en gücündesin
hâlâ onun peşindesin
gitme dedim gittin gönül
böylesi sevdiğin için
bir kördüğüm oldu için
ağlıyorsun için için
demedim mi sana gönül
sen istedin ben dinledim
senden ayrı olmaz dedim
en sonun da bende sevdim
şimdi beni kurtar gönül
Elini son defa yanağıma koy
İstemiyorsan giderim giderim
Serin bir sonbahar akşamında söz
İsmini unutur silerim silerim
Tuttuğun kalem olsa yüreğinin elleri
Bir defa daha yazsa bebeğim bebeğim bebeğim
Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına
Öldü dersin gül güzeli tılsımını kaybetti
Uğruna döktüğüm gözyaşlarım için
Yağmurdan özür dilerim dilerim
Kuruttuğum kızıl gülleri alıp
Senin için senden geçerim geçerim
Tuttuğun kalem olsa yüreğinin elleri
Bir defa daha yazsa bebeğim bebeğim bebeğim
Eğer bir masal perisi girerse rüyalarına
Öldü dersin gül güzeli tılsımını kaybetti
Leman sam'ın çok sevdiğim üç güzel şarkısından biri
Ooooooooo Valla zeynelden şöyle üzeri vişne dondurmalısından olsada yesek :)))
Cebeci= çocukluğum..
Cebeci istasyonuysa, sincanda öğretmen olan halamın, o sıralar henüz 4,5 yaşında olan beni, iki- üç günde bir yanına alıp okula götürdüğü için banliyo trenine bindiğimiz istasyon..
CEBECİ İSTASYONU VE SEN
Cebeci İstasyonu’nda bir akşam üstü
Kimse bilmiyordu bizi.
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
Sıcak bir kara sevda yüreğimizin başında
Bağdaş kurup oturmuştu, acımsı, buruk.
Mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk.
Bir saçak altında kararsız yorgun
Saatlerce duruyorduk.
Kimse görmüyordu bizi.
Cebeci İstasyonu’nda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
Cebeci İstasyonu’nda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bütün insanlar,
Sen bir başka türlüydün.
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi.
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun… ağlıyordun…
Cebeci İstasyonu’nda bir tren,
Nefes nefese soluyordu.
Gerilmiş bir keman teli gibiydik.
Ankara Kalesi’nde bir eski çalar saat
Bilmem kaçı vuruyordu.
Bir yağmur yağıyordu inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misâli savruluyordu.
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi,
Tiril tiril titriyordun
Gitsek diyordun,
Yüreğimin ortasından deli gönlümce,
Sırılsıklam, paramparça, perme-perişan,
Türküler söylüyordun
Ağlıyordun… ağlıyordun…
Yavuz BÜLENT BAKİLER
Bir aralar her yaz her renginden falan alırdım.. Çok rahat, dümdüz, altı hasır, üstü bez bir ayakkabı türü.. Son yıllarda pek rastlamaz oldum..
Fakülteden hocam olur kendileri.. Yıllar önce bir kitapçıda 'dullara yas yakışır' adlı kitabına rastladığımda;
Amanın bizim hoca kitap yazmış deyü saldrıp almıştım.. Kitabı bitirene kadar da içime daral gelmişti, çok da incecik bi kitap olmasına rağmen...
Bu kadar meşhur olduğuna ve ödüller aldığına göre vardır bir hikmeti ve iyidir herhal Amma benim ruhumu o kadar daralttı ki ilk kitap.. bir ikincisini almaya hiç teşebbüs etmedim..
Sevgi tümüyle irade dışı bir durum olduğundan nedenli olanına sevgi denmez zaten.. Olsa olsa çıkar ilişkisi, mantık beraberliği, acıma duygusu, kendi iyi hissetme duygusu... vs denir ki; bunlar baştan ayağa sadece aklın işidir..
Sevgiyse aklı aşan bir durumdur ki doğrudan gönül işidir..
Ne çoluğumuzu çocuğumuzu, ne bir dostumuzu ne de eşimizi yada sevgilimizi şu nedenden dolayıdır diye sevmeyiz. Aksine irade dışı olarak gelen sevgi yüzünden, ne kadar olumlu özelliği varsa onları görür ve bunları sevginin nedenleri sanırız..
O kadar irade dışı bişeydir ki; Hesaplı kitaplı çoktan seçmeli olanlarına da sevgi denmez..
Karşılığının, adaletinin ve eşitliğinin de olmayabileceğini düşünecek olursak, nedensizliği daha da belirgin farkedilebilir..
Yine nedensiz olduğundan ve iradeniz dışı olarak size hükmettiğinden, sevgi emek de değildir.. Buyüzden nitelikli emek heç değüldür..
Çünkü emek kelimesi içinde, bi miktar çaba gayret fedakarlık falan gibi hafifde olsa insanı zorlayan ifadeler barındırır kiii; sevgi tam tersine insana yaptığı herşeyi büyüüük bir doğallıkla yaptırır..
Yaptığınız herşeyi nedensiz olarak ve çok doğal algılayarak, zaten yapılması gereken bişeymiş gibi yaparsınız... Hattaaaa yapmadan duramazsınız...
Mesela;
Çoktandır aramadım.. Hadi gönlü olsun,yada ayıp olmasın diye arıyorsanız eğer arama şekliniz elbette emek sayılır.. Ama bu emeği ne kadar nitelikli hale getirirseniz getirin bu eylem, sevgi sonucu olamaz.. Acıma sonucu olabilir, bir çıkar bekleme sonucu olabilir, kendinizi erdemli yada iyi insan sanma çabalarınızın sonucu olabilir ama ne kadar nitelikli olursa olsun sevgi sonucu bir eylem değildir.. Çünkü gönlü olsun, ayıp olmasın yada ben o kadar kötü biri değilim vefa borcum var aramalıyım gibi bir nedeni vardır o eylemin..
Sevgi sonucu arama ise tamamen nedensiz aynen şöyle bişeydir.;
Sabah kalkarsınız, uyanır uyanmaz aklınıza düşer ve dayanılmaz bir istekle ararsınız.. O da beni arasın şeklinde çetele tutmazsınız mesela.. hatta bilinçli olarak aramıyorsa yani sevginizin karşılığı yoksa bile aramak için kendinize bi dolu bahaneler bulursunuz.. Onu aramak istemenizin sevginizden başka hiçbir hesabı kitabı nedeni yoktur..
Tamamen nedensiz olarak ve dayanılmaz olarak onu aramak dilersiniz ki; ben bu duruma asla emek diyemem.. aksine önüne geçemediğiniz hatta bazen engel olamadığınız için kendi kendinize sinir olduğunuz bir durumdur..
Sevginin nedensizliği en çok evlat sevgisinde çok çok belirginleşiyor sanırım.. Evladınız doğarken içinize yerleşiverir o nedensiz sevgi ve ne kadar kötü olursa olsun, size ne yapmış olursa olsun onu sevmeye devam edersiniz ömür
Niobe, Lydia kralı Tantolos'un kızı, Thebai kralı Amphion'un ise karısı