Hadi git azıcık İstanbul işte Kosunlar o denizi bir çanağa Bir çıkına elesinler o günlerimi O yazdan Üsküdar'dan ne kaldıysa Elif'ten Doldur ceplerine Onlarda yoksa komşularında vardır Tanırlar sevinirler Beni bay Metin gönderdi, de ''.....
Attila İlhanın en güzel şiirlerinden biri.. Tam buraya aktaracaktım..! ! sayfa açılmadı.. Tekrar tıkladım ki eklenmiş...! ! ! ! Sen tut yıllarca bir sürü kadına şiir yaz.. Ne kadınlar sevdim zaten yoktular de.. Sonra da son zaman şiirlerinden birinde 'kimi sevsem sensin' diye işi tek bi kadına indirge... ta içerde biyerde tek bir kadında birleşen bişeylerin arayışı mıydı acaba, hani zaten olmayan ne kadınlarda gezinen imgeler.. Perşembe günü tv 8 de yayınlanan yaşamdan dakikalar da Haşmet Babaoğlu da benim gibi aynı hisse kapılmış...! !
RUBAİ Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle. Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile... N.Hikmet
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet çalgılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür
an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah kimseler bilmez nerdeler namlı masal sevdalıları evvel zaman içinde kalbur saman ölür kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür -tahrip gücü yüksek- saatlı bir bombadır patlar an gelir Attila ölür
Severem ben seni candan içeri Yolum vardır bu erkandan içeri Beni sorma bana benden değilem Suretim boş yürür dondan içeri Tecelliden nasib erdi kimine Kiminin maksudu bundan içeri Senin aşkın beni benden alıptır Ne Şirin dert bu dermandan içeri Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat Marifet andan içeri Süleyman kuş dili bilir dediler Süleyman var Süleyman dan içeri Unuttum din diyanet, kaldı benden Bu ne mezheptir, dinden içeri Dinin terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeri Geçer iken Yunus şeş oldu dosta Ki kaldı kapıda andan içeri *** *** Yunus Emre
Suret: Yüz, dış görünüş Don: Elbise Tecelli: Görünme, belirme Gün: Gündüz, güneş Şeş olmak: Karşılaşma, raslamak
Yitikçi
Hadi git azıcık İstanbul işte
Kosunlar o denizi bir çanağa
Bir çıkına elesinler o günlerimi
O yazdan Üsküdar'dan ne kaldıysa Elif'ten
Doldur ceplerine
Onlarda yoksa komşularında vardır
Tanırlar sevinirler
Beni bay Metin gönderdi, de ''.....
DİYEN ŞAİR
Attila İlhanın en güzel şiirlerinden biri.. Tam buraya aktaracaktım..! ! sayfa açılmadı.. Tekrar tıkladım ki eklenmiş...! ! ! !
Sen tut yıllarca bir sürü kadına şiir yaz.. Ne kadınlar sevdim zaten yoktular de.. Sonra da son zaman şiirlerinden birinde 'kimi sevsem sensin' diye işi tek bi kadına indirge... ta içerde biyerde tek bir kadında birleşen bişeylerin arayışı mıydı acaba, hani zaten olmayan ne kadınlarda gezinen imgeler..
Perşembe günü tv 8 de yayınlanan yaşamdan dakikalar da Haşmet Babaoğlu da benim gibi aynı hisse kapılmış...! !
Ard arda ve endişelendiriyor..! ! ! !
RUBAİ
Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...
N.Hikmet
Öptü beni: «— Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,» — dedi.
«Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» — dedi.
«İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:
«körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» — dedi...
N.Hikmet
Rüzgar Gülü
önümden çekilirsen İstanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim
sisler utanacak,
eğilecek
ağzının ucundan öpeceğim
saçına kalbimi takacağım
avcunda bir şiir büyüyecek
nerede olduğumu bileceğim
bu çıplak geceler yok mu
bu plak böyle ağlamıyor mu
camları kırmak
işten değil
delirecek miyim neyim
kirpiklerimden mısra dökülüyor
kenya'da simsiyah yalnızım
yoksul bir şilepte gemiciyim
malezya'da yük bekliyorum
önümden çekilirsen,
İstanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim
gözlerini söndürme
muhtacım
ben senin aydınlığına muhtacım
yepyeni bir ilkbahar harcayıp
bir yaz boğup,
bir sonbahar harcayıp
rüzgar gülünü arayacağım
oran'da pernanbouc'ta timbuktu'da
vinçler yine akşamları indirecekler
yine karanlığa bulaşacağım
gözlerin rüzgarda savrulacak
ikimiz iki sap buğday olsak
sen benim olsan,
ben senin olsam
bir gece vakti aklına gelsem
uykunu tutsam
bırakmasam
seni kucaklasam,
kucaklasam
birbirimizin kalbini dinlesek
dünyanın kalbini dinlesek
büyük ateşler yaksalar
iki güvercin uçursalar
nerede olduğumuzu bilsek...
AN GELİR
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
Attila ölür
KAYBETTİK:((((((((((((((((((((((((((
Erenlerin gönlünde ol sultan dükkan açtı
Nice bizim gibiler anda konuban geçti.
Cümle erenler uçtu dağlar yazılar geçti
Aşk kazanına düştü kaynayıbanı pişti.
Y. Emre
SEVEREM BEN SENİ CANDAN İÇERİ
Severem ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri
Beni sorma bana benden değilem
Suretim boş yürür dondan içeri
Tecelliden nasib erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri
Senin aşkın beni benden alıptır
Ne Şirin dert bu dermandan içeri
Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat Marifet andan içeri
Süleyman kuş dili bilir dediler
Süleyman var Süleyman dan içeri
Unuttum din diyanet, kaldı benden
Bu ne mezheptir, dinden içeri
Dinin terk edenin küfürdür işi
Bu ne küfürdür imandan içeri
Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
Ki kaldı kapıda andan içeri
*** *** Yunus Emre
Suret: Yüz, dış görünüş
Don: Elbise
Tecelli: Görünme, belirme
Gün: Gündüz, güneş
Şeş olmak: Karşılaşma, raslamak
Uslanmaz romantik.. Ve piyano........