Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Türk Beyin Takımı11.07.2005 - 23:46

    www.turkiyebeyintakimi.org

    bu pazar çeyrek final yapıldı.

  • elif şafak11.07.2005 - 23:44

    evlendi diyorlar bu hatun için..beni bekleyemedi :))) ahahah haaaa

  • ebenin hörekesi11.07.2005 - 23:43

    kendileri çokça tercih ettiğim bir terimdir, ya da bir ünlemdir

  • Sigara Söndürmek11.07.2005 - 23:40

    bardakta
    tabakta
    karpuz kabuğunda
    gazetenin üzerinde(önerilmiyen bir yöntemdir, halıda iz kalabilir; o yuzden etrafınızda bir kultablası yoksa ya da ona benzer bir şey[ustte saydım] izmariti dik bir şekilde gazetenin üzerine dikin, o söner)
    herhangi bir boş pakette
    ...

  • DÜşÜK BEL MODASI11.07.2005 - 23:27

    bir pantol ki kıçta durmaz.
    işte buna sanatseverler düşük bel modası demişlerdir.
    son yuzyılın en buyuk keşiflerinden bir tanesidir kıçta durmayan pantol

  • doğum günü11.07.2005 - 23:24

    doğum günü sorusu
    kaynak: www.tzv.org.tr
    soru maratonu

    İkibinli veya üçbinli yıllarda herhangi bir gün seçiyorsunuz. Bugünün doğum gününüzle tam olarak aynı olması (gün, ay ve haftanın hangi günü olduğu: 26 Nisan Perşembe gibi) olasılığı X olsun. Aynı günün doğum gününüzle kısmen aynı olması (gün ve haftanın hangi günü olduğu: 26 Perşembe gibi) olasılığı ise Y olsun. Bu hesaplamaya göre X / Y = 28 / 201 olan bir kişinin doğum günü nedir?

    Not:Şubat ayları dört yılda bir 29 gün çeker. Bu yıllara 'artık yıl' denir.

    Gregoryen takvim sistemine göre;
    * 4'e bölünebilen yıllar artık yıldır.
    ** 100'e bölünebilen yıllar artık yıl değildir.
    *** 400'e bölünebilen yıllar artık yıldır.
    Örnek: 1900 yılı artık yıl değildir. 2000 yılı artık yıldır.

    Cevabınızı gün, ay ve haftanın günü (Pazartesi=1, Salı=2, Çarşamba=3, Perşembe=4, Cuma=5, Cumartesi=6, Pazar=7) olarak ve boşluk bırakmadan giriniz.

    (Örnek: 26 Nisan Perşembe için 26044, 1 Şubat Cuma için 01025 gibi)

  • ilahi11.07.2005 - 23:22

    ilahi Samet sen de mi!

  • hoş kadın11.07.2005 - 23:22

    bir erkek için göreceli bir kavramdir. dikkat edin bir erkek için diyorum; çünkü bir kadin için göreceli değildir. ne de olsa her kadın bir çiçektir ve her kadın hoş bir kadındır..kadınlara göre tabii

  • Kerim Balcı11.07.2005 - 23:19

    İçten, farklı yazan bir yazar. Üslubu hayli hoşuma gidiyor. Zaman da yazıyor, ara sıra Aksiyon da yazıları çıkıyor.

  • Srebrenitsa katliamı11.07.2005 - 18:29

    Fransız raporu: Boşnaklar göz göre göre ateşe atıldı


    Srebrenitsa’da 1995 yılında gerçekleşen katliama göz yumdukları gerekçesiyle Hollanda ile birlikte suçlanan Fransa’nın ulusal meclisi tarafından hazırlanan araştırma raporu, olayla ilgili bazı önemli karanlık noktalara ışık tutuyor.

    Çünkü, burada yaşananlar “insanlık hafızasının kavrama kapasitesinden çok uzakta”. Fransız Meclisi Araştırma Komisyonu, 2000’de başta Fransa’nın katliamdaki sorumluluğu olmak üzere, on yıldır “Avrupa vicdanının yakasını bırakmayan” sorulara cevap bulmaya çalıştı: Srebrenitsa’yı korumakla görevli Hollanda askerleri neden savunma yapmadı? Bosna’da BM güçlerinin komutanı Fransız General Bernard Janvier bütün yetkiler elinde olduğu halde niçin hava saldırısı başlatmadı? Fransa, Sırplarla gizli bir anlaşma mı yaptı? Bosnalıların, BM tarafından oluşturulan güvenlik alanlarına toplanması toplu katliamlar için mi planlanmıştı? Komisyon, 9 ay süren araştırma sonunda 1200 sayfalık bir rapor yayınladı. Srebrenitsa’daki barbarlığı anlamak için önemli ipuçları veren rapor BM, NATO ve Fransız Savunma Bakanlığı gibi kurumların işbirliğine yanaşmamasından dolayı birçok soruya net cevap getiremedi.

    Hollanda askerleri Boşnakların silahlarını toplayarak katliamı kolaylaştırdı

    Bütün sorumluluğun Janvier’in üzerine atılamayacağını belirtilen raporda, Srebrenitsa’yı korumakla görevli Hollandalı askerlerin Sırplara karşı hiçbir savunmada bulunmamasına dikkat çekiliyor. Bunun Sırplara büyük bir psikolojik destek verdiğini belirten komisyon, üstelik Hollandalı askerlerin Bosnalıların ellerindeki silahları alarak ve zayıf savunma sistemlerini dağıtarak onları Sırplara teslim ettiğini dile getiriyor. Hollandalı askerlerin Tuzla’da da ‘bocaladıklarını’ hatırlatan rapor, Hollandalı yetkililerin Srebrenitsa’daki katliama şahit oldukları halde bunu saklamalarını da eleştiriyor.

    Raporda, uluslararası gücün komutanlarından İngiliz Rupert Smith de üstü kapalı suçlanıyor. Janvier’in NATO ile bağlantılardan sorumlu yardımcısı İngiliz subayın bu kritik dönemde izne ayrıldığı hatırlatılan raporda, FORPRONU yetkililerinin kriz sırasında hiçbir tepki vermemelerinin de cevaplanmayan önemli bir soru olarak kaldığı belirtiliyor. Smith’in Srebrenitsa’da katliam yapan Mladiç ile 15 ve 19 Temmuz 1995’te iki kez görüştüğünü hatırlatan komisyon, konuşmaların içeriğini doğrudan kendisine sormak istediklerini; fakat Smith’in görüşme taleplerine cevap vermediğini bildiriyor. Fransız komisyon raporu, BM’nin Bosna temsilcisi Yasushi Akashi’nin de BM Güvenlik Konseyi’ne yanlış bilgilerle dolu raporlar sunduğunu vurguluyor.

    Raporda BM’nin savaşın ortasında ‘barışı koruma’ misyonuna giriştiğine dikkat çekilerek, yetkililerinin ‘tarafsız olma’ ilkesinden dolayı BM konvoylarını engelleyen Sırplara tepki bile veremediği belirtiliyor. Uluslararası gücün ‘fizikî’ olarak Bosna’da bulunmasına rağmen hiçbir zaman ‘askerî’ olarak bulunmadığını iddia eden komisyon, katliamın sebebinin Fransa, İngiltere ve ABD’li siyasetçilerin müdahale yönündeki isteksizliğinde aranması gerektiğinin altını çiziyor.

    ‘Srebrenitsa ve Zepa, müzakerelerin yolunu açmak için Sırplara peşkeş mi çekildi? ’

    BM’nin güçsüzlüğünün ‘güvenli alanlar’ oluşturulması politikasında net bir şekilde görüldüğünü ifade eden Fransız parlamenterler, Bosnalı Müslümanların güvenli diye getirildikleri bu bölgelerde yeterli koruma sağlanmadığına dikkat çekerek, Srebrenitsa katliamının temellerinin bu uygulamada aranması gerektiğine vurgu yapıyor. Komisyon, raporun sonuç kısmında “Şok bir soru ama sormamak daha şoke edecek” denilerek “Srebrenitsa, Bosna-Hersek’in etnik haritasını netleştirerek diplomatik müzakereleri kolaylaştırmayı amaçlayan bir politikanın sonucu mu idi? Şehir, Paris’te, Londra’da, Washington’da ve hatta Saraybosna’da alınan bir karar doğrultusunda mı düştü? ” soruları yöneltiliyor. Bunu görmek için Bosna-Hersek’in Temmuz 1995’ten önceki ve sonraki haritalarına ve olayların kronolojisine bakmanın yeterli olacağı belirtilerek, ‘düşman kardeşlerin’ Srebrenitsa’nın düşmesinden dört ay sonra Bosna topraklarının paylaşımı konusunda anlaşmaya varmasına dikkat çekiliyor. Srebrenitsa’daki olayların ardından Sırpların etnik temizliğe giriştiği yönünde tartışmaların artmasına rağmen Batılı liderlerin Srebrenitsa’nın hemen arkasından bir başka ‘güvenli bölge’ olan Zepa’nın da düşmesine sessiz kalmasının bu tezi güçlendirdiği belirtiliyor. Fransa meclisinin raporunda, yine de uluslararası bir plandan kesin olarak söz edebilmek için yeterli delillerin olmadığı kaydediliyor.



    11.07.2005
    Ali İhsan Aydın
    Paris /Zaman