Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • üç şey15.10.2003 - 15:55

    Sinek
    Sivrisinek
    Karasinek

  • üç şey15.10.2003 - 15:50

    masaldaki 3 küçük domuzcuk,
    birinin samandan evi var,
    birinin(tam hatırlayamıtorum) ama... evi var
    birinin de taştan tuğladan evi var
    ve masalda ac kurt ilk ikisinin evini yıkıyor domuzları yemek için; ama onlar taş evdeki domuz kardeşinin yanuına kaçıyorlar ve kurt bir halt edemiyor

  • üç şey15.10.2003 - 15:47

    İlk-öğretim
    Orta-öğretim
    Yüksek-öğretim

  • üç şey15.10.2003 - 15:46

    alper murat
    murat alper
    ve alper murat alper :))

  • namaz15.10.2003 - 15:12

    Süleymaniye Camii’nde turistlere namaz nasıl anlatıldı?

    1961’lerde maymunculuğun iyice alevlendirildiği günlerdeydi. Rahmetli Hacı Nazif Çelebi, Süleymaniye Camii’nde bir öğle namazı kıldırmış, turistler de etrafını alarak imam kıyafeti içinde iken kendisine sualler sormuşlardı. Bunlar itirazcı suallerdi.



    Kimi, insanın maymundan türediğini iddia etmek istiyor, kimi de, ‘Seyrettiğimiz namazınızda niçin ayakta duruyor, eğiliyor, başınızı yere koyuyorsunuz. Bunun ne manası var? Bizim gibi sandalyeye oturun, papazın duasını dinleyin yeter.’ diyordu.

    Rahmetli Hacı Nazif’in bunlara verdiği cevaplar hiç aklımdan çıkmaz. Ruhunu şad etmek niyetiyle size de arz edeyim seneler sonrasında.

    Maymuncu turiste dönerek konuşan Çelebi şöyle dedi:

    – Biz namazımızda önce ayakta, sonra rükuda, sonra da secdede oluyoruz. Bunun bir hikmet ve manası şudur: Ayakta iken ilk insan ilk babamız Âdem’in (elif) ini yazarız. Bunun için (elif) harfi gibi dimdik, upuzun dururuz.

    Sonra rükûa eğiliriz. Bununla da Âdem’in (dal) ını yazmış oluruz. Geriye (mim) kalır. Onu da yere başımızı koyar (mim) gibi olur, öyle yazarız. Böylece her namazda babamız Âdem’in adını yazar, maymundan geldiğimizi iddia edenleri fiilen tekzip etmiş oluruz. Bunun için maymunculuk bizde tutunamaz.

    İkincisine gelince:

    Namazımıza ilk başladığımızda ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden sayısız nimetlerini düşünür, sonra bu nimetleri verenin huzurunda minnet ve şükranla eğiliriz. Ancak bu eğilmeyi de kâfi bulmayız, sonra kalkıp başımızı yere koyar, başımızla da minnetimizi dile getirmiş oluruz. Başımızı şunun için yere koyarız: Baş, bedenin tümünü de idare eden en yüce varlığımız, en kıymetli organımızdır.

    Bununla demiş oluruz ki:

    – Ey Rabbimiz, varlığımızın en kıymetli kısmı başımızdır. İşte huzurunda başımızı dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve şükrümüzü en kıymetli varlığımızı yerlere koymakla ifade ediyoruz. Şayet başımızdan daha kıymetli bir organımız olsaydı onu da huzurunda iftiharla yerlere serer, minnet ve şükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik. Bu açıklamalardan sonra rehber turistin cevabı şöyle oldu:

    – Tamam tamam. Biraz daha anlatırsan grubumuza burada namaz kıldıracaksın.

    Bu endişe yersiz değilmiş.

    Bu sırada turistin biri Çelebi’ye yaklaşıp sordu:

    – Bundan sonraki namazınız saat kaçta olacak? Anlattığınız manada bir namazı ben de aranıza karışıp kılmak istiyorum. Bana uygun geldi bu anlayış içinde ayakta durmak, eğilmek, başı yerlere koyup yaradana minnettarlığını ifade etmek. Bence de ibadet budur.

    01/07/2003 Ahmed Sahin/ Zaman

  • şeytan14.10.2003 - 17:23

    schatten
    golge_

  • heidi13.10.2003 - 14:56

    onu delicesine seyrederdim..annem şarksıını söylerdi, sonra bana donup' anlyor musun' diye sorardı, tabii o anladigindan bizi de öyle zannediyordu...
    çok tatlı şirin mi şirin bir kız..
    alpler..
    benim doğduğum ülkenin dağları..
    belki ömrüm vefa ederse gider ben de görürüm..
    Heidi koş sen, sev sen daha; çünkü hayat bir dağ yamacından inmek kadar kısa, hızlı ve zor

  • arı maya13.10.2003 - 14:50

    tombul bili,
    aklı başında maya ve
    dostane cekirge, sanırım philip ti..
    show tv de izliyordum, çok sevdigin bir cizgi filmdi, aslında şimdi seyretme olnagiö olsa yine izlerim; ama izlemedigim boluımlerini

  • sultan makamı10.10.2003 - 16:26

    küçük insanlarin buyuk hayallerini anlatan bir film

  • üç şey10.10.2003 - 12:33

    Gez, Göz, Arpacık