Bir taşla yüzlerce kuş vuruyor kimse farkında değil.
AB'ye girsek de girmesek de kazançlı çıkacak yine Türkiye olacaktır. Fakat izlediği politikları anlamadan ahkam kesenler yok mu? Onlar inatlarına devam ede dursunlar, AKP çok güzel Avrupa'nın ne mal olduğunu gösterirken yıllardır bizi batılılaşma ve modernleşme ile kandıranların da maskelerini düşürüyor.
Zorlu ve uzun bu yolda yürüsek bile zamanla Türkiye'ye zarar veren dış güçler ve iç güçler artık kendi kazdıkları kuyulara düşmeye başladılar... Ve etrafta çıkan gürültüler ise, o düşmenin verdiği acıyla feryat edenlerdendir...
Hasetten sakınınız. Çünkü haset, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer.
TANIM: Hadis-i Şerif KAYNAK: Müttefakün Aleyh
AÇIKLAMA: Haset, iyi ve güzel şeyleri imrenerek istemek değil; huzursuzluk duyarak çekiştirmektir bir anlamda. Onun için haset edenin pozitif düşündüğü ya da pozitif hali olduğu düşünülemez. Bu gibi durumlarda kendini muhafaza, yapılabilecek en güzel davranıştır.
Kur’an-ı Kerim’de Felak Suresi’nde de özetle “Haset edenin haset ettiği zaman şerrinden Allah’a sığınırım” denilmektedir.
Mü’min bir kulun gönlü Allah’ın Nur’u ile dolduğundan; orada haset bir oluşum bulunması mümkün olmayacağını düşünüyorum.
Hala korkular, renkler ardında mısın? Çirkinle güzel seçmek kaydında mısın? Oldun diyelim Zemzem, ya da ab-ı hayat Birgün öleceksin yar, farkında mısın?
İngiltere’nin en ünlü ateisti 81 yaşındaki felsefe profesörü Antony Flew, Tanrı’nın var olabileceğini kabul etti. Dünyanın dört bir yanındaki akademisyenlere ateizm konusunda ilham verdikten sonra, şimdi fikir değiştirdiğini ve tanrının varolduğunu söylüyen Flew, etkisi altına kalanlara verdiği zarardan dolayı da özür diledi.
ELLİ yılı aşkın meslek hayatında, bilimsel bulgularla ateizm teorisini desteklemek için çalışan felsefe profesörü Antony Flew’in görüşleri dünyaca kabul edilmişti. Reading Üniversitesi’nde halen fahri profesörlük yapan Flew, bilimsel bulguların sadece kainatın nasıl oluştuğuna dair teorileri desteklediğini ve bu bilgilerin hayatın kökenini açıkladığını belirtti.
BENİM TANRIM BAŞKA
Günümüzde DNA araştırmalarının insan hayatının inanılmaz derecede karışık olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Flew, yine de ölüm sonrasındaki hayata inanmadığını kaydetti.
Hıristiyanlık ve Müslümanlığı reddeden Flew, ‘Benim düşündüğüm Tanrı, Hıristinyanların tanrısından çok farklı, İslamın tanrı anlayışından ise çok uzakta. Çünkü bu iki din de Irak diktatörü Saddam Hüseyin gibi sınırsız gücü olan despot bir tanrıyı tasvir ediyor’ dedi.
Darwin’in evrim teorisinin hayatın köklerini açıklamadığına işaret eden felsefe profesörü, kendisini ‘negatif ateist’ olarak tanımlıyor.
Ateistlerin duayeni Flew’un 81 yaşında yaptığı bu ‘U dönüşü’ ateist çevreleri alarma geçirdi. Londra College Üniversitesi Biyoloji Profesörü Lewis Wolpert, ‘Bilimsel olarak tanrının varlığı konusunda hiçbir kanıt yok. Filozoflar bu açıklamalar karşısında çok şaşkınlığa uğradı’ diye konuştu.
Ulusal Laik Birliği’nden Terry Sanderson ise, ‘Flew’in hayatın kökenine ilişkin tahminleri iyi ya da kötü ölabilir ama bunu kimse bilmiyor’ diye konuştu.
Geçen hafta ‘Tanrı ve Felsefe’ isimli kitabınının yeni versiyonunu tamamlayan Flew, ‘Hayatım Platon ve Sokrates’in ilkelerinin klavuzluğunda kanıtları aramakla geçti’ yorumunda bulunuyor.
BENİM TANRIM BAŞKA
Flew’in ‘Teoloji ve Sahtekarlık’ isimli 1950 sayfadan oluşan kitabı, 40 defa yeniden basılmış ve birçok dile çevrilmişti. Tanrı hakkında şimdiye kadar 23 kitap yazan Flew, Oxford, Aberdeen, Keele ve Reading üniversitelerinde ders vermişti.
Sülayman Hilmi Tunahan,1888'de Silistir'de doğdu. Babası Osman Efendi de dersiam, hafız ve müderristi. İlk tahsillinden sonra İstanbul'a gelen Süleyman Hilmi, Fatih dersiamlarından Ahmet Efendi'den ders aldı. Ciddi bir tahsil yaptı, çağının en yüksek okullarında okudu, din ve hukuk branşlarında diploma aldı. Medreselerin kapatılmasından sonra da İstanbul'un Sültanahmet, Sülamaniye, Yenicami ve Şahzadebaşı gibi büyük camilerinde vaizlik yaptı.
Bir taraftan vaiz olarak irşad hizmetlerine devam ederken, diğer yandan da (ilk kez 1946'da hükümet kararı ile açılmasına izin verilen) Kuran kurslarında ve isteyen Müslüman çocuklarına da evlerinde Kuran öğretmeye başladı. Bu kurslardan mezun olan pek çok talebe Dİyanet İşleri Başbakanlığı'nda müftü, vaiz, imam, müezzin, Kuran kursu öğretmeni olarak vazife aldı.16 Eylül 1959 vefat etmiştir.
Sülayman Hilmi, amelde Hanefi, itikatta Maturidi mezhebindendi. Meşreben Nakşi, ehl-i sünnet ve'l-cemaata son derece de bağlı idi. Öğrencilerine de aynı telkinlerde bulunmuştur. Kendisi İslam dünyasındaki Mısır (Cami-ül-Ezher) ve İstanbul (Darülhilafe medreseleri) ekolünden ikincisine mensuptur. Bu nedenle reformcu, mezhepsiz, Behhabi ve Baasçı cereyanlara karşıdır. Cezay'r Kurtuluş savaşını desteklediği için hakkında davalar açılmıştır.
Tek eseri, okuma-yazma bilen herekesin tek başına Kuran okuyup öğrenmesini sağlayan bu pratik 'Yepyeni Usul ve Tertiple Kuran Harf ve Harekeleri'dir..
Bazı çevre, grup ve kişilerin zihinlerinde, 'Sülaymancılık' denilince Atatürk ve ilkeleri gibi düzene karşı çıkan, din propagandası ile sistemi ele geçirmeye çalışan gerici, yobaz, laiklik düşmanı olan tarikat olarak söz edilmeye çalışılsa da grubun sözcüleri şu savunmayı yaparlar: 'Sülaymancılık diye bir şey yoktur.. Eğer muhakkak isim verilmesi gerikiyorsa, bize Sülayman Efendi'nin öğrencileri, ondan feyz almış kimselerin topluluğu denilebilir.'
Sülaymancılık bir mezhep veya tarikat değildir. Süleyman Efendi'nin öğrencileri itikatta 'Ehl-i sünnet ve'l-cemaat' mezhebine, amelde ise Hanefi mezhebine bağlıdırlar. Tarikat ve ve tasavvufta Nakşilikten feyz alırlar... ve düzene ya da medineyete karşı olmadıklarını söylerler. Amaçları olqrak ise Sülayman Efendi'den örnek alarak halkın din ihitiyacının karşılanmadığı yerlerde hizmet vermek amacı ile organize olmakdır...
Önce anlamını yazmak gerekir. Lugatta misk, bir tür güzel koku ismidir.
Asyanın büyük dağlarında yaşayan bir cins erkek ceylanın karın derisi altındaki bir bezden çıkarılır.
'Misk ü anber ' (ya da 'Misk ile anber') diye, tamamiyle isteğe uygun, anlamında bir terimde vardır...
'Amca amca top top amca! ' diye bir zamanlar ki reklamı hatırlattı. Hey gidi günler hey:P
Gelecek de bir gün gelecek!
Gelecek; güçsüzler için ulaşılmazlık, korkaklar için bilinmezlik, cesurlar için şanstır.
Victor Hugo
Bir taşla yüzlerce kuş vuruyor kimse farkında değil.
AB'ye girsek de girmesek de kazançlı çıkacak yine Türkiye olacaktır. Fakat izlediği politikları anlamadan ahkam kesenler yok mu? Onlar inatlarına devam ede dursunlar, AKP çok güzel Avrupa'nın ne mal olduğunu gösterirken yıllardır bizi batılılaşma ve modernleşme ile kandıranların da maskelerini düşürüyor.
Zorlu ve uzun bu yolda yürüsek bile zamanla Türkiye'ye zarar veren dış güçler ve iç güçler artık kendi kazdıkları kuyulara düşmeye başladılar... Ve etrafta çıkan gürültüler ise, o düşmenin verdiği acıyla feryat edenlerdendir...
Vicdanı sızlamayanların, özgürlüğü terör yapanların eserleri:
http://www.whatreallyhappened.com/wallofshame/index.html
Hasetten sakınınız. Çünkü haset, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer.
TANIM: Hadis-i Şerif
KAYNAK: Müttefakün Aleyh
AÇIKLAMA:
Haset, iyi ve güzel şeyleri imrenerek istemek değil; huzursuzluk duyarak çekiştirmektir bir anlamda. Onun için haset edenin pozitif düşündüğü ya da pozitif hali olduğu düşünülemez. Bu gibi durumlarda kendini muhafaza, yapılabilecek en güzel davranıştır.
Kur’an-ı Kerim’de Felak Suresi’nde de özetle “Haset edenin haset ettiği zaman şerrinden Allah’a sığınırım” denilmektedir.
Mü’min bir kulun gönlü Allah’ın Nur’u ile dolduğundan; orada haset bir oluşum bulunması mümkün olmayacağını düşünüyorum.
Hala korkular, renkler ardında mısın?
Çirkinle güzel seçmek kaydında mısın?
Oldun diyelim Zemzem, ya da ab-ı hayat
Birgün öleceksin yar, farkında mısın?
Omer Hayyam
'Kusura bakmayın Tanrı varmış'
İngiltere’nin en ünlü ateisti 81 yaşındaki felsefe profesörü Antony Flew, Tanrı’nın var olabileceğini kabul etti. Dünyanın dört bir yanındaki akademisyenlere ateizm konusunda ilham verdikten sonra, şimdi fikir değiştirdiğini ve tanrının varolduğunu söylüyen Flew, etkisi altına kalanlara verdiği zarardan dolayı da özür diledi.
ELLİ yılı aşkın meslek hayatında, bilimsel bulgularla ateizm teorisini desteklemek için çalışan felsefe profesörü Antony Flew’in görüşleri dünyaca kabul edilmişti. Reading Üniversitesi’nde halen fahri profesörlük yapan Flew, bilimsel bulguların sadece kainatın nasıl oluştuğuna dair teorileri desteklediğini ve bu bilgilerin hayatın kökenini açıkladığını belirtti.
BENİM TANRIM BAŞKA
Günümüzde DNA araştırmalarının insan hayatının inanılmaz derecede karışık olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Flew, yine de ölüm sonrasındaki hayata inanmadığını kaydetti.
Hıristiyanlık ve Müslümanlığı reddeden Flew, ‘Benim düşündüğüm Tanrı, Hıristinyanların tanrısından çok farklı, İslamın tanrı anlayışından ise çok uzakta. Çünkü bu iki din de Irak diktatörü Saddam Hüseyin gibi sınırsız gücü olan despot bir tanrıyı tasvir ediyor’ dedi.
Darwin’in evrim teorisinin hayatın köklerini açıklamadığına işaret eden felsefe profesörü, kendisini ‘negatif ateist’ olarak tanımlıyor.
Ateistlerin duayeni Flew’un 81 yaşında yaptığı bu ‘U dönüşü’ ateist çevreleri alarma geçirdi. Londra College Üniversitesi Biyoloji Profesörü Lewis Wolpert, ‘Bilimsel olarak tanrının varlığı konusunda hiçbir kanıt yok. Filozoflar bu açıklamalar karşısında çok şaşkınlığa uğradı’ diye konuştu.
Ulusal Laik Birliği’nden Terry Sanderson ise, ‘Flew’in hayatın kökenine ilişkin tahminleri iyi ya da kötü ölabilir ama bunu kimse bilmiyor’ diye konuştu.
Geçen hafta ‘Tanrı ve Felsefe’ isimli kitabınının yeni versiyonunu tamamlayan Flew, ‘Hayatım Platon ve Sokrates’in ilkelerinin klavuzluğunda kanıtları aramakla geçti’ yorumunda bulunuyor.
BENİM TANRIM BAŞKA
Flew’in ‘Teoloji ve Sahtekarlık’ isimli 1950 sayfadan oluşan kitabı, 40 defa yeniden basılmış ve birçok dile çevrilmişti. Tanrı hakkında şimdiye kadar 23 kitap yazan Flew, Oxford, Aberdeen, Keele ve Reading üniversitelerinde ders vermişti.
Sülayman Hilmi Tunahan,1888'de Silistir'de doğdu. Babası Osman Efendi de dersiam, hafız ve müderristi. İlk tahsillinden sonra İstanbul'a gelen Süleyman Hilmi, Fatih dersiamlarından Ahmet Efendi'den ders aldı. Ciddi bir tahsil yaptı, çağının en yüksek okullarında okudu, din ve hukuk branşlarında diploma aldı. Medreselerin kapatılmasından sonra da İstanbul'un Sültanahmet, Sülamaniye, Yenicami ve Şahzadebaşı gibi büyük camilerinde vaizlik yaptı.
Bir taraftan vaiz olarak irşad hizmetlerine devam ederken, diğer yandan da (ilk kez 1946'da hükümet kararı ile açılmasına izin verilen) Kuran kurslarında ve isteyen Müslüman çocuklarına da evlerinde Kuran öğretmeye başladı. Bu kurslardan mezun olan pek çok talebe Dİyanet İşleri Başbakanlığı'nda müftü, vaiz, imam, müezzin, Kuran kursu öğretmeni olarak vazife aldı.16 Eylül 1959 vefat etmiştir.
Sülayman Hilmi, amelde Hanefi, itikatta Maturidi mezhebindendi. Meşreben Nakşi, ehl-i sünnet ve'l-cemaata son derece de bağlı idi. Öğrencilerine de aynı telkinlerde bulunmuştur. Kendisi İslam dünyasındaki Mısır (Cami-ül-Ezher) ve İstanbul (Darülhilafe medreseleri) ekolünden ikincisine mensuptur. Bu nedenle reformcu, mezhepsiz, Behhabi ve Baasçı cereyanlara karşıdır. Cezay'r Kurtuluş savaşını desteklediği için hakkında davalar açılmıştır.
Tek eseri, okuma-yazma bilen herekesin tek başına Kuran okuyup öğrenmesini sağlayan bu pratik 'Yepyeni Usul ve Tertiple Kuran Harf ve Harekeleri'dir..
Bazı çevre, grup ve kişilerin zihinlerinde, 'Sülaymancılık' denilince Atatürk ve ilkeleri gibi düzene karşı çıkan, din propagandası ile sistemi ele geçirmeye çalışan gerici, yobaz, laiklik düşmanı olan tarikat olarak söz edilmeye çalışılsa da grubun sözcüleri şu savunmayı yaparlar:
'Sülaymancılık diye bir şey yoktur.. Eğer muhakkak isim verilmesi gerikiyorsa, bize Sülayman Efendi'nin öğrencileri, ondan feyz almış kimselerin topluluğu denilebilir.'
Sülaymancılık bir mezhep veya tarikat değildir. Süleyman Efendi'nin öğrencileri itikatta 'Ehl-i sünnet ve'l-cemaat' mezhebine, amelde ise Hanefi mezhebine bağlıdırlar. Tarikat ve ve tasavvufta Nakşilikten feyz alırlar... ve düzene ya da medineyete karşı olmadıklarını söylerler. Amaçları olqrak ise Sülayman Efendi'den örnek alarak halkın din ihitiyacının karşılanmadığı yerlerde hizmet vermek amacı ile organize olmakdır...
eğer bahsedilen namus beyindeyse, hangi namuslu beynin insanların seçme hakkına saldırdığı görülmüştür?