Bir zamanlar bozgunculara karşı dağlardaki taşlara bile protesto yazıları vardı, hala silinmemiş, geride kalanlar vardır. Şimdi bozguncular güvercin kılığına girdi diye savaşım mı bırakalacak. İsterse beyaz sarayın duvarları olsun, ya da nette ki forum sayfaları nereye olursa yazalım. Yeter ki YERİMİZİ BELİRTELİM
www.dolaralma.com www.moveon.org/declaration/
Daha varsa link bildirin. Ne varsa bushtun şöförünün mail adressini bile bulursanız da verin. Ne geliyorsa elinizden eğer bir şey yapabileceklere buradan birazcık moral ya da destek verebiliyorsak ne mutlu bize. Yeter ki bilgi akışımına devam edelim.
Varız, gökyüzünde yıldazlar kadar, sahilde ki kumlar kadar, ormandaki ağaçlar kadar, topraktaki karıncalar kadar varız da varız.
Taş da olsa, yaprak da olsa bir dinamizm var ortada. Umut var düş var, atom tanelerinden tutun galaksilere kadar var da var.
Bunları görüpte, duyupta, bilipte düşünmeyen işte esas var olamayan o dur. Sonunda yok olma, ölüm varken hür irademizle düşünmeyi seçmessek var olmanın ne anlamı kalır da sebeb nedir diye sorabiliriz.
Sanki bir hurda mezarlığında bir fırtana ile otomobil olmuş gibi tesadüfse var olmak akla gerek kalmaz ve hayatın anlamı sebze olmaktan ileri gitmez.
Şu yaşadığımız dünyada her karesinde bir formül var... Kaosda düzen var... Her şeyin 'yaratık' olduğu dengelerde 'yaratılma' olduğu kaçınılmaz değil midir?
Düşüncelerin göreceli olduğu hayatımızda 'ne sebeble varolduk biz' sorusunu da bizden daha üstün bir varlığın bilmesi daha gerçekçi olmaz mı?
Bu yüzden bu sorunun cevabını Yaradan'dan duymak isterim:
Zariyat Suresi,56. Ayet: 'Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.'
Mülk Suresi,2. Ayet: 'O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.'
Not: Yaratma ile ilgili dolu ayetler vardır. Bunların araştırılmasını da tavsiye ederim
Irak'taki Türk nüfusu, Türkiye Cumhuriyeti'nin Irak'la sınır teşkil ettiği Hakkari Siirt illeri hattından başlar, Musul şehrinin kuzey doğusunda bulunan Irak'ın en büyük ilçesi konumunda olan Telafer Şehri'ni (Irak'ın Türk yerleşim bölgesinin kuzey ucudur) içine alır. Telafer şehri bir Türk şehri olmakla birlikte nüfusu bir milyona yakındır. Telafer 'den itibaren şerit halinde devam eden Türk yerleşim bölgesi Musul'u içine alarak doğuya ve güneye doğru ilerler doğuda diğer bir Türk şehri olan Erbil şehri bulunmaktadır. Erbil 'in güneyinde Altın Köprü ilçesi, güneye doğru aynı uzaklıkta da Irak Türklüğünün en büyük şehri ve Irak Türklüğünün merkezi olan Kerkük bulunmaktadır. Kerkük şehri civarında Türk yerleşim bölgesi genişler. Kerkük'ün güneyine doğru inildikçe Türk yerleşim bölgeleri Dakuk (Tavuk) , Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Kifri gibi büyük ve önemli Türk ilçeleri ve yüzlerce köyden oluşan Bayat köyleri bulunmaktadır. Ayrıca kuzeyden güneye doğru inildikçe bu tür köylere sürekli rastlamak mümkündür. Bu şerit, çoğunluğunu Türkmen yerleşim bölgelerinin oluşturduğu pek çok kasaba ve yüzlerce köyü de içine alarak Bağdat'ın 120 km doğusuna kadar ilerler diğer Türk kasabaları olan Bedre ve Mendeli 'yi de içine alarak uzanır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde (1918 yılına kadar) Musul Vilayeti ile Kerkük Müstakil Mutasarrıflığı halinde idare ediliyordu. Erbil şehri Kerkük'e, Hanekin şehri de Bağdat'a bağlı birer kara merkezi konumunda idi.1957 yılından günümüze kadar gelen süreç içerisinde Irak iktidarları tarafından Türklerin yerleşim bölgelerinin idari şekilleri değiştirilerek, bölgenin demografik yapısının bozulmasına çalışılmıştır.1957'de Türkmenlerin yerleştiği iller Musul, Kerkük, Erbil ve Diyale şehirleridir. Bağdat'ta da neredeyse Erbil şehri kadar bir Türk nüfusu yaşamaktadır.1976'dan sonra Irak'taki idari yapı yeniden değiştirilmiş, yeni vilayetler ortaya çıkartılarak, Irak'ın il sayısı 18'e çıkartılmıştır. Bu yapılanmada Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin parçalanması özellikle yapılmıştır. Bu arada Türkmenlerin baş şehri olan Kerkük'ün adı, daha öncede belirtildiği gibi, AL-TAMİM olarak değiştirilmiştir. Kerkük ismi aslında milattan önce yerleşim bölgesi olan bu toprakların adı olarak geçmekteydi, daha sonra bu ad zaman ve buraya yerleşen toplulukların dillerindeki telaffuzlarla değişerek bugünkü halini almıştır. Bu ad zaman içerisinde Irak Türklerinin bir simgesi haline geldi, o yüzden de Bağdat yönetimi bu adı değiştirmiştir. Kerkük'e bağlı yüzlerce Türk köyü ekim topraklarıyla birlikte Kerkük'ten kopartılarak başka illere bağlanmak suretiyle Kerkük'teki Türk nüfusunun azalmasını, ayrıca diğer illere bağlanan Türk köy ve kasabalarının bu illerde azınlık halinde kalmaları sağlanılmıştır. Ayrıca Kerkük ve diğer Türk yerleşim bölgelerinde Araplaştırma politikası gereğince güneyden Bedevi Araplar getirilerek, özellikle de Kerkük'te yapılan bu uygulama ile bu yerleşim bölgelerindeki Türk nüfusu yoğunluğunu azaltma gayretleri vardır. Türk bölgesi illerinin durumu şu şekildedir;
Asağıda anlatılan Japonya'da yaşanmış gerçek bir olaymış.
Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir civinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördügünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanırda kertenkelenin ayağına cakılmış çiviyi görünce. Muhtemelen bu civi 5 yıl once, ev yapılırken çakılmıştı.
Nasıl olmuştu da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 5 yıl boyunca yaşamayı başarmıştı? Karanlık bir duvar bosluğunda hiç kıpırdamadan 5 yıl boyunca yaşamak cok zor olmalıydı. Sonra bu kertenkelenin 5 yıldır hiç kıpırdamadan nasıl 5 yıl yaşadığını düşündü - ayak civilenmişti! ! Böylece calışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar, ne yiyor acaba? Sonra nereden cıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir agzında tasıdığı yemekle...
Inanılmaz! ! ! Adamı sersemletir gördügü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı civilenmiş kertenkele,5 yıldır diğer kertenkele tarafindan beslenmekteydi...
Bu hikayeyi ilk duyduğumda çok etkilendim ve aralarındaki muhtemel ilişki turunu düşünmekten vazgeçtim: eş, arkadaş, sevgili, ağabey, kızkardeş.......
Teknoloji ilerledikçe bilgiye ulaşmamız hızlandıkça hızlanıyor. Fakat insanlar arasındaki mesafe, o da aynı hızda birbirine yaklaşıyor mu acaba?
SİZİ SEVENLERİ ASLA TERKETMEYIN, UNUTMAYIN ONLARI.
Soğuktan donarak ölmek demektir Ve arkadaşlarımızın dediği gibi halk arasında donmak, üşümek, çok üşümek ya da donarcasına üşümek anlamlarında kullanılır. Ör: Hava çok soğuk buydum
Bu bozguncuşuğa karşı her türlü tepkiye varım.
Bir zamanlar bozgunculara karşı dağlardaki taşlara bile protesto yazıları vardı, hala silinmemiş, geride kalanlar vardır. Şimdi bozguncular güvercin kılığına girdi diye savaşım mı bırakalacak. İsterse beyaz sarayın duvarları olsun, ya da nette ki forum sayfaları nereye olursa yazalım. Yeter ki YERİMİZİ BELİRTELİM
www.dolaralma.com
www.moveon.org/declaration/
Daha varsa link bildirin. Ne varsa bushtun şöförünün mail adressini bile bulursanız da verin. Ne geliyorsa elinizden eğer bir şey yapabileceklere buradan birazcık moral ya da destek verebiliyorsak ne mutlu bize. Yeter ki bilgi akışımına devam edelim.
Varız, gökyüzünde yıldazlar kadar, sahilde ki kumlar kadar, ormandaki ağaçlar kadar, topraktaki karıncalar kadar varız da varız.
Taş da olsa, yaprak da olsa bir dinamizm var ortada. Umut var düş var, atom tanelerinden tutun galaksilere kadar var da var.
Bunları görüpte, duyupta, bilipte düşünmeyen işte esas var olamayan o dur. Sonunda yok olma, ölüm varken hür irademizle düşünmeyi seçmessek var olmanın ne anlamı kalır da sebeb nedir diye sorabiliriz.
Sanki bir hurda mezarlığında bir fırtana ile otomobil olmuş gibi tesadüfse var olmak akla gerek kalmaz ve hayatın anlamı sebze olmaktan ileri gitmez.
Şu yaşadığımız dünyada her karesinde bir formül var... Kaosda düzen var... Her şeyin 'yaratık' olduğu dengelerde 'yaratılma' olduğu kaçınılmaz değil midir?
Düşüncelerin göreceli olduğu hayatımızda 'ne sebeble varolduk biz' sorusunu da bizden daha üstün bir varlığın bilmesi daha gerçekçi olmaz mı?
Bu yüzden bu sorunun cevabını Yaradan'dan duymak isterim:
Zariyat Suresi,56. Ayet: 'Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.'
Mülk Suresi,2. Ayet: 'O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.'
Not: Yaratma ile ilgili dolu ayetler vardır. Bunların araştırılmasını da tavsiye ederim
www.patikalar.net/irak1.htm
www.iraqiturkman.org.tr/turkmen19.htm
IRAK'TA TÜRK YERLEŞİM BÖLGELERİ
Irak'taki Türk nüfusu, Türkiye Cumhuriyeti'nin Irak'la sınır teşkil ettiği Hakkari Siirt illeri hattından başlar, Musul şehrinin kuzey doğusunda bulunan Irak'ın en büyük ilçesi konumunda olan Telafer Şehri'ni (Irak'ın Türk yerleşim bölgesinin kuzey ucudur) içine alır. Telafer şehri bir Türk şehri olmakla birlikte nüfusu bir milyona yakındır. Telafer 'den itibaren şerit halinde devam eden Türk yerleşim bölgesi Musul'u içine alarak doğuya ve güneye doğru ilerler doğuda diğer bir Türk şehri olan Erbil şehri bulunmaktadır. Erbil 'in güneyinde Altın Köprü ilçesi, güneye doğru aynı uzaklıkta da Irak Türklüğünün en büyük şehri ve Irak Türklüğünün merkezi olan Kerkük bulunmaktadır. Kerkük şehri civarında Türk yerleşim bölgesi genişler. Kerkük'ün güneyine doğru inildikçe Türk yerleşim bölgeleri Dakuk (Tavuk) , Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Kifri gibi büyük ve önemli Türk ilçeleri ve yüzlerce köyden oluşan Bayat köyleri bulunmaktadır. Ayrıca kuzeyden güneye doğru inildikçe bu tür köylere sürekli rastlamak mümkündür. Bu şerit, çoğunluğunu Türkmen yerleşim bölgelerinin oluşturduğu pek çok kasaba ve yüzlerce köyü de içine alarak Bağdat'ın 120 km doğusuna kadar ilerler diğer Türk kasabaları olan Bedre ve Mendeli 'yi de içine alarak uzanır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde (1918 yılına kadar) Musul Vilayeti ile Kerkük Müstakil Mutasarrıflığı halinde idare ediliyordu. Erbil şehri Kerkük'e, Hanekin şehri de Bağdat'a bağlı birer kara merkezi konumunda idi.1957 yılından günümüze kadar gelen süreç içerisinde Irak iktidarları tarafından Türklerin yerleşim bölgelerinin idari şekilleri değiştirilerek, bölgenin demografik yapısının bozulmasına çalışılmıştır.1957'de Türkmenlerin yerleştiği iller Musul, Kerkük, Erbil ve Diyale şehirleridir. Bağdat'ta da neredeyse Erbil şehri kadar bir Türk nüfusu yaşamaktadır.1976'dan sonra Irak'taki idari yapı yeniden değiştirilmiş, yeni vilayetler ortaya çıkartılarak, Irak'ın il sayısı 18'e çıkartılmıştır. Bu yapılanmada Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin parçalanması özellikle yapılmıştır. Bu arada Türkmenlerin baş şehri olan Kerkük'ün adı, daha öncede belirtildiği gibi, AL-TAMİM olarak değiştirilmiştir. Kerkük ismi aslında milattan önce yerleşim bölgesi olan bu toprakların adı olarak geçmekteydi, daha sonra bu ad zaman ve buraya yerleşen toplulukların dillerindeki telaffuzlarla değişerek bugünkü halini almıştır. Bu ad zaman içerisinde Irak Türklerinin bir simgesi haline geldi, o yüzden de Bağdat yönetimi bu adı değiştirmiştir. Kerkük'e bağlı yüzlerce Türk köyü ekim topraklarıyla birlikte Kerkük'ten kopartılarak başka illere bağlanmak suretiyle Kerkük'teki Türk nüfusunun azalmasını, ayrıca diğer illere bağlanan Türk köy ve kasabalarının bu illerde azınlık halinde kalmaları sağlanılmıştır. Ayrıca Kerkük ve diğer Türk yerleşim bölgelerinde Araplaştırma politikası gereğince güneyden Bedevi Araplar getirilerek, özellikle de Kerkük'te yapılan bu uygulama ile bu yerleşim bölgelerindeki Türk nüfusu yoğunluğunu azaltma gayretleri vardır. Türk bölgesi illerinin durumu şu şekildedir;
yazının devamı:
www.irakturkleri.8m.com/irak.htm
aktarmadır, eğer hatalar varsa mesaj atın
Asağıda anlatılan Japonya'da yaşanmış gerçek bir olaymış.
Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir civinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördügünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanırda kertenkelenin ayağına cakılmış çiviyi
görünce. Muhtemelen bu civi 5 yıl once, ev yapılırken çakılmıştı.
Nasıl olmuştu da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 5 yıl boyunca yaşamayı başarmıştı? Karanlık bir duvar bosluğunda hiç kıpırdamadan 5 yıl boyunca yaşamak cok zor olmalıydı. Sonra bu kertenkelenin 5 yıldır hiç kıpırdamadan nasıl 5 yıl yaşadığını düşündü - ayak civilenmişti! ! Böylece
calışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar, ne yiyor acaba? Sonra nereden cıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir agzında tasıdığı yemekle...
Inanılmaz! ! ! Adamı sersemletir gördügü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı civilenmiş kertenkele,5 yıldır diğer kertenkele tarafindan beslenmekteydi...
Bu hikayeyi ilk duyduğumda çok etkilendim ve aralarındaki muhtemel ilişki turunu düşünmekten vazgeçtim: eş, arkadaş, sevgili, ağabey, kızkardeş.......
Teknoloji ilerledikçe bilgiye ulaşmamız hızlandıkça hızlanıyor. Fakat insanlar arasındaki mesafe, o da aynı hızda birbirine yaklaşıyor mu acaba?
SİZİ SEVENLERİ ASLA TERKETMEYIN, UNUTMAYIN ONLARI.
Kaynak: Genel Mail
Büyük insanlar şu dünyada büyük acılar çekmek zorundadır. (Dostoyevski)
İnsanların ençok bela ve musibete maruz kalanları Peygamberler ve sonra da benzeyen salih zatlardır. (Hadis-i şerif meali)
Soğuktan donarak ölmek demektir
Ve arkadaşlarımızın dediği gibi halk arasında donmak, üşümek, çok üşümek ya da donarcasına üşümek anlamlarında kullanılır.
Ör: Hava çok soğuk buydum
Ben de metal müzik dinliyorum ve hayatimda bu kadar fazla hakareti bir arada görmedim. Üzücü...
ÇANAKKALE İÇİNDE
KASTAMONU
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Çanakkale üstünü duman bürüdü
On üçüncü fırka harbe yürüdü
Çanakkale içinde bir dolu testi
Analar babalar ümidi kesi