Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • emr13.04.2003 - 19:49

    Emr kelimesi Kur’anda “emr kelimesi sistemi” dediğimiz önemli bir kelime gurubunun odak noktasını meydana getirir. Bu manzume içinde sayıbilecek kelimeler şunlardır: emr, kadr, izn, sultan, sahhara, akl, ruh, ve nefs. Kura’andaki diğer kelimeleri olduğu gibi, bunları da bir arada tutan kelime “şa” kelimesidir. Kur’anda bu kelime sisteminin önemi şunlardan kaynaklanmaktadır:

    1) Emr, sahhara, izn, sultan ve akıl kelimeleri arasındaki kavramsal bağlar ve bunların, göklerin ve yerin yaratılışı, şekillenmesi ve oluşumu ile ilgili teorik açıklamaları konu edinen astronomi, jeoloji, fizik, kimya ve biyoloji bilimlerinin temel kavramları arasındaki ilişkiler, ve bunların bilim felsefesi açısından getireceği yeni perspektifler.
    2) Emr, akl, ruh ve nefs kelimeleri arasındaki kavramsal bağlar ve bunların İslam düşüncesinde zihin felsefesi ile ilgilileri.
    3) Emr, izn, akl ve nefs kelimeleri ile İslam’da siyasi düşüncenin en önemli terimleri olan ümmer, din ve kavm kelimeleri arasındaki kavramsal bağlar.

    Kur’anda emr kelimesi çok dikkat çekici bir grammere sahip bulunuyor. Bu kelime ve türevleri ayetlerde hem isim, hem sıfat, hem de fiil halinde geçmektedir. Kelimenin bütün türevleriyle birlikte geçtiği haller şunlardır: el-emr, emr, el-umar, emren, emrikum, emrina, emrihi, emriha, emrihim, emri, el amiruun, emmare, emere, emertuke, emerteni, emertehum, emerkum, emerena, emerna, emerehu, emerehum, emeru, le-ammurennehum, emeruuhu, te’muruke, te’muruuni, te’murine, ye’muru, ye’murukum, ye’muruhum, ye’muruune, ve’mur, umirtu, emirte, umirna, umiru, tu’meru, tu’meruun, yu’merunun, ye’temirune, ve’temirune. Emr kelimesi Mevcut Kur’an tefsir ve meallerinde çoğulu olan el umur ile birlikte, isim halinde geçtiği ayetlerden aktarımlarda genellikle ve hatalı bir şekilde “iş” veya “emir” diye çevriliyor. Halbuki “iş” kelimesinin Kur’anda karşılığı olabilecek fiil ve amel kelimeleri geçmektedir. (Hatta bunlardan fiil kelimesi emr kelimesiyle aynı ayette (021.073) ve açıkça farklı manada geçmektedir.)

    Kur’anda emr kelimesinin geçtiği gramer çerçeveleri şu şekilde sıralanabilir:

    1) Her bir gmğer (veya onun içinde) vahyedilen (= evha) veya yüklenen emr. (Bir buna “birincil emr” diyoruz.)
    2) İzn ile ilgili olan ve çevrilen emr. (Buna “ikincil emr” diyoruz)

    2.1) Allah tarafından gönderilen ve göklerde veyerdeki olayları etkileyen emr. Allah bu emr ile belli uzay-zaman alanlarında mevcut nizamı değiştirebilmekte ve yepyeni olaylar meydana getirebilmektedir.
    2.2) Bazı ayetlerde “saat’in emri” ifadesinde geçen emr, ki bunun Kıyameti belirleyen ve gerçekleşmesini sağlayan emr olduğu anlaşıyor.
    3) Allah tarafından çıkarılan, ve elçisi tarafından tebliğ edilen ve insanların uyması veya uygulması istenen davranışlarla ilgili emr.
    4) İnsanların düzenledikleri emr.

    4.1) “Emr sahipleri” (= ulil emr) ifadesinde geçen manada emr.
    4.2) İnsan nefsi tarafından geliştirilen veya uydurulan (=sevveklet) emr.
    4.3) Kayıpta olanların emri (emril musrifin) .

    Bu sınıflandırmanın kesin ve nihai olmadığı belirtmemiz gerekiyor.

    Kaynak: Şakir KOCABAŞ “İslam’da Bilginin Temelleri”.1997, İz Yayıncılık. S.29-31

  • emr13.04.2003 - 19:48

    İş buyurma. Buyrulan şey. Madde, husus, hadise. İş. Şey.

    Emrü bi-l-maruf, nehyu an-il-münker: Dinin emrilerini, Kur’ani ve İslami hakikatleri neşretmek ve bildirmek, men’edilen şeyleri de yaptırmamak. İyiliği, İslami hususları emretmek ve teşvik etmek, kötülüğü men’edip yaptırmamaya sevetmek… (Fakat bu kudsi vazideyi adabına itaat ve riayet erderek ifa etmek lazımdır, zira bı itaat da dinimizin emirlerindendir – Dinde zorlama yoktur.)

  • sasaniler13.04.2003 - 19:01

    İran’da ikibin yıl önce devlet kuran bir sulaledirler. İlk meşhur hükümdarları Erdişlerdir. Devleti küvetlendirdi ve Doğu Anadoluyu Romalılardan aldı. Ünlü padişahlarından ve adil ismi ile tanınan Nüşirevan İslamiyetten önce yaşamıştır. Altıyüz seneden ziyade devletleri devam eden Sasaniler İslamiyetin karşısında sarsılmışlar 636’da Nihavend muharebesi ile ortadan kaldırılmışlardır.

  • hata13.04.2003 - 17:29

    Herkes hata işleyebilir, yalnız ahmaklar hatalarında ısrar eder.
    (Çiçero)

    Ahmaklık, hatada ısrar etmektedir. (Abdulhakim Arvası)

    Hayatta yapılacak o kadar çok hata vardır ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yoktur

  • karsh kale13.04.2003 - 16:23

    Hint kökenli İngiltere doğumlu ama uzun süredir New York'ta yaşayarak, Hint müzikleriyle ambient, elektronik ve dans müziğinin birleştirerek orta doğu trans (trance) müziğinin önde gelen disk jokey(DJ) lerinden biri.

    Sting, Sultan Khan, Craig David gibi tanınmış kişilerin remiksleriyle Buddha Bar, Asıan Travels gibi koleksiyon(collection) larda ve film müzik(soundtrack) lerinde adı iyice duyulan müzisyenlerdendir.

    Bu tarzlarla ilgilenmeyenleri bayma riski olabilir ama mistik müziklerle ilgilenenler için tavsiye edebileceğim sanatçılardandır.

    www.karshkale.com

  • hz. adem11.04.2003 - 21:35

    İlk insan, ilk peygamber. İnsanlığın babası...

    Kur'an'da, Hz. Adem'i Allah'ın toprak ve çamurdan yarattıldığı belirtilir. Tüm melekler Adem'e secde etmişler, sadece şeytan bu emre uymamamıştır. Bir ağaç dışında, cenneteki tüm meyvaları yiyebilecekleri onlara bildirildi. Burada parantez açıp şunu söylemek gerekir, bu anlatılanlar seneryolardır. Allah'ın yasak kıldığı yani emrine karşı gelinmesi önemlidir ki bahsedilenler çoğunlukla sembolliktir. Meyva'nın ilim açısından ne olduğunu incelemek yararlı olsa da tekamül bakımdan önemli değildir.
    Bu konuda çok fazla görüş vardır. Ama önemli olan bir noktayı belirtmek isterim; Havva anamız diğer inanışlardaki gibi Hz. Adem'i baştan çıkarma olayı yoktur. Her ikisi'de, şeytana uyarak yasak meyveyi yediler ve cennetten çıkarıldılar. Kuran'da Araf Suresinde detaylı olarak bahsedilenden çok uzaklaşılmış ve Kuran'a ait olmayan hikayeler, hadisler, yorumlar gibi uydurmalara inanılmıştır... O yüzden Havva anamızın Hz. Ademin kaburgasından yaratıldığı ne de şeytanın önce Havva anamızı aldattığından bahsedilir... Dikkat edin çoğu yapılan yorumlar bozulmuş dinlerden gelir ki bu konunun incelenmesinde dikkatli olunmalıdır. Tabi en doğrusu bilen Allah'tır.

    Peygamberlik Hazret-i Adem'le başlar, Hazreti Muhammed'le biter. Adem, ilk aldatılan insan olduğu için Safiyullah (Allah'ın temiz kulu) , tüm insanlığın babası olduğu için de Ebülbeşer diye anılır.

  • hz. adem11.04.2003 - 21:34

    Yunus Emre, Hz. Âdem'in yaradılışında geçen bu olayları şöyle şiirleştirmiş:

    'Çalap, Âdem cismini topraktan var eyledi
    Şeytan geldi Âdem'e tapmağa âr eyledi.

    Eydür, ben oddan-nûrdan, ol bir avuç topraktan
    Bilmedi kim, Âdem'in için gevher eyledi.

    Zâhir gördü, Âdem'in batınına bakmadı
    Bilmedi kim, Âdem'i halka server eyledi.

    Kırk yıl kalıbı yattı, adı âlemi tuttu
    Gör şeytanı, buğzundan ne fitneler eyledi.

    Âdem, İblis kim ola, işi işleten Çalap
    Ay ü güni yaratıp leyl ü nehâr eyledi.

    Çalap eydür şol kula, inâyet benden ola
    Ne şeytan azdurısar, ne kimse kâr eyledi.'

  • abd barışı11.04.2003 - 18:23

    Irak yağmalanıyor

    'Şok ve dehşet' harekatıyla Saddam rejiminden kurtulan Irak halkının tadına vardığı ilk özgürlük 'yağma' oldu. Karmaşanın egemen olduğu Kerkük, Musul ve Bağdat'ta, işyerleri, devlet daireleri, evler yağmalanıyor. Petrolle ilgili devlet kurumlarını korumaya alan ABD askerleri, yağmacılara karışmıyor.
    Musul da yağmalanıyor -VIDEO


    MUSUL'DA YAĞMA SÜRÜYOR

    Musul'daki Reuters muhabirinin bildirdiğine göre, kentin düşmesinden saatler sonra çoluk çocuk Iraklılar, binaları ve merkezdeki pazaryerini yağmalıyor.

    Yağmalanan binalar arasında bir okul ve bir elektrik şirketinin binası da bulunuyor.

    Halk, yağma olayları arasında Saddam Hüseyin'in resimlerini sokaklarda parçalıyor ya da yakıyor. Bu arada, Reuters muhabiri, kentin merkezinde peşmerge ya da Amerikan askeri görmediğini de bildirdi.

    KERKÜK VALİSİ: DURUM KONTROL DIŞINDA

    Kerkük Valisi Rizgar Ali ise, kentte durumun kontrol dışı olduğunu söyledi. Vali, 'Yağma ve çatışmalar gece boyu devam etti. Çatışmalar, bazı kişiler ya da gruplar arasındaki hesaplaşma kavgalarından başka bir şey değil. Yaralananlar, hatta ölenler var' dedi, ancak ayrıntı vermedi. Kentteki Saddam Hüseyin hastanesi yetkilileri ise hesaplaşmalarda yaralanan hiç kimsenin hastaneye getirilmediğini söyledi.

    ESNAF YAĞMACILARA ATEŞ AÇIYOR

    Tam bir keşmekeşin hüküm sürdüğü Bağdat'ta, esnaf sonunda yağmacılara ateş etmeye başladı. Kentteki AFP muhabiri, bazı dükkan sahiplerinin, mallarını yağmalamaya kalkan gruplara bugün ilk kez ateş açtıklarının görüldüğünü bildirdi. Esnaf ateşiyle ölen ya da yaralanan olmadı.

    ÇATIŞMALARDA 25 YARALI

    Bağdat'ta yağmacılarla çıkan çatışmalarda 25 kişi yaralandı. AFP muhabiri, Bağdat'ın doğu kesimindeki El Kindi hastanesine bugün yağmacılarla çatışmalarda yaralanan 25 kişinin getirildiğini bildirdi.

    Muhabir, yaralıların ameliyat edilemediğini, zira yağmalandığı için hastanede de cihaz ve malzeme kalmadığı, dahası personelin büyük bölümünün de kaçtığını belirtti. Kalan doktorlar, sadece ilk yardım müdahalesinde bulunabiliyor, ameliyat yapamıyorlar.

    Bağdat'ın en büyük hastanelerinden biri olan El Kindi, güneyden gelen Şii gönüllülerin karargahı olarak kullanılıyor.

    BAĞDAT'TA YAĞMA HAREKETLERİ

    Bağdat'ta dün gece seyrek de olsa silah sesleri duyuldu. Bağdat'ta dün yağma edilen Ticaret Bakanlığı binasında başlayan yangın bugün de devam ediyor. Başkentteki yağma hareketleri otorite boşluğu nedeniyle giderek artıyor. Yağmacılar bugün de ev, işyeri ve devlet binalarının yanı sıra eczacılık fakültesini yağmaladı. Yağmacılar talan ettikleri yerleri daha sonra da ateşe veriyorlar.

    ABD VE İNGİLİZ ASKERLERİ MÜDAHALE ETMİYOR

    Amerikan birliklerinin kente önceki gün girmesi ve Saddam rejiminin devrilmesiyle Bağdat'ta yağma hareketleri başlamıştı. Bazı insanlar, resmi binalar başta olmak üzere önlerine çıkan her yeri yağmalıyorlar. Kentin kontrolünü ele alan Amerikan kuvvetleri ise yağmacılara müdahale etmiyor.

    Bir başka Reuters muhabiri Halid Yakub Oveys de Iraklı olmayan Arap gönüllülerinin henüz terk ettiği bir bölgede yeni yağmalamaların başladığını ifade etti. Oveys, Ticaret Bakanlığı binasının alevler içinde olduğunu da söyledi.

    Bu arada İngiliz askeri sözcü Al Lockwood, Reuters'e yaptığı açıklamada, Bağdat ve diğer kentlerdeki kargaşanın yavaş yavaş azalmaya başladığını söyleyerek, 'Bağdat'ta istikrar sağlanıyor. Bazı kargaşalar olmuştu, ancak kentin büyük bölümü şu anda kontrol altında' dedi.

    Lockwood, Bağdat'taki yağmalamalarla ilgili bir soruyu, 'Bunu, Basra'da olduğu gibi, kendi kendine yok olacak bir durum olarak görüyoruz' diye yanıtladı.

    Öte yandan Reuters kameramanı Musana Kahtan, Zeyuna bölgesindeki bir okulda intihar bombacılarına ait olduğu sanılan malzemeler, bir başka okulda da çok sayıda roketatar gördüğünü belirtti.

    TAHRAN'DAKİ BÜYÜKELÇİLİK BİLE YAĞMALANDI

    İran'ın başkenti Tahran'da yaşayan Iraklılar, bu sabah Irak'ın Tahran Büyükelçiliği binasına girdi.

    Görgü tanıklarının ifadelerine göre, büyükelçilik binasına giren yaklaşık 200 kişi, Saddam Hüseyin'in fotoğraflarını yırttı, camları kırdı ve mobilyaları parçaladı. Bu kişilerin 'Saddam'a hayır', 'ABD'nin kukla rejimine hayır, özgürlük istiyoruz' diye bağırdıkları belirtildi.

    Bazı kaynaklar ise Tahran'ın kuzeyinde bulunan binaya girenlerin 50 kişi olduğunu kaydederken, merkezi Tahran'da bulunan Şii Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (IİDYK) yanlıları olduğu sanılan bu kişilerin, IİDYK Başkanı Ayetullah Muhammed Bekir El-Hekim'in fotoğraflarını taşıdığı, 'Amerika'ya ölüm' sloganları attığı ve binadaki her şeyi parçalayarak binayı yağmalamaya çalıştığı kaydedildi. Polisin binaya duvardan atlayarak giren bu kişilerin binadan çıkmasına izin vermediğive gazetecileri binadan çıkarttığı belirtildi. İran polisi, binada dünden bu yana hiçbir Iraklı diplomatın bulunmadığını da söyledi.

    1991 yılındaki Körfez savaşı sırasında, çoğu Saddam rejimine karşı yapılan başarısız Şii ayaklanmasından sonra Irak'tan kaçanlar olmak üzere, İran'da 200 bin civarında Iraklı yaşıyor. Başkent Tahran'da yaşayanların sayısı ise on binlerle ifade ediliyor.

    (aa)

  • abd barışı11.04.2003 - 18:22

    ABD Irak'a özgürlük ve barış getiriyor. Getirdiği ilk yenilik İngiliz ve ABD destekli yeni TV kanalı oldu ama

    ******

    Hastanelerde ne ilaç var, ne de umut
    Irak hastanelerinde durum gün geçtikçe kötüye gidiyor. Fransız Haber Ajansı muhabirlerinin Basra Hastanesi'nden aktardıkları, yalnız bombardımanlarda yaralanan Iraklıların değil kronik rahatsızlıklar nedeniyle hastanede yatan Iraklıların durumunun da umutsuz olduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

    Bir kemik hastalığı nedeniyle 4 aydır hastanede olan 25 yaşındaki Iraklı mimar Nagim Abdul Nabiy'in durumu, savaşın başladığı günden beri kötüye gidiyor. Hastane personeli 'iki-üç içinde ölebilir, hiç umut yok' dedikleri genç için hiçbir şey yapamıyor. İlaç, serum, kan stokları tükenen hastanede ölümü bekleyen Nabiy'in annesi oğlunun yüzüne konan sinekleri kovalarken gözyaşı döküyor.

    37 dereceye yaklaşan sıcakta, duvarları dökülen, yerleri toz içinde bir hastane odasında oğlunun elini tutan baba Abdul Nabiy, 'O benim tek oğlum. Yeni evlenmişti, henüz çocuğu bile yok. Bu şekilde ölmek için çok genç' diyerek acısını ifade ediyor.

    1921'de İngilizler tarafından yapılan 400 yataklı hastanede bugünlerde yalnızca 90 hasta bulunuyor. İlaç, kan, serum vs. gibi hayati pek çok şeyin tükendiği hastaneye doktorlar birkaç saatliğine uğrayıp, elektrik olup olmadığını kontrol ediyor. Doktorlar bugünlerde kronik hastalarla değil savaşta yaralanan insanlarla ilgilenmek zorunda...

    Hastanenin röntgen bölümü önünde 25 kişi sırada bekliyor. Yetkili, 'Hergün gelip akşama kadar burada bekliyorlar. Onlara elektrik olmadığı için röntgen cihazının çalışmadığını söylüyorum ama 'bugün belki İngilizler elektriği verirler' diye düşünüyorlar' diyor.

    Hastanedeki tek sorun elektrik değil... Bazı doktorların, tıbbi yardım paketlerini çalarak fahiş fiyatlarla özel kliniklere sattıkları söyleniyor.

    İngiliz ordusundan Albay John Nash, birkaç gün içinde yeni yardım paketlerinin geleceğini ve durumun iyileşeceğini söylüyor ama Nagim Nabiy'in bekleyecek vakti yok. Nabiy'e refakat eden Ali Haffat, 'Herşeye ihtiyacımız var: su, ilaç, yiyecek, elektrik. Bunlar olmazsa burası hastane değil morg olacak' diyor.

    (Hürriyetim)

  • karar alma11.04.2003 - 17:57

    Belirlenmiş olan bir ya da daha fazla amaca ulaşmak için varolan çeşitli alternatifler arasından bir seçim yapmak üzere gerçekleştirilen faaliyetler.