Mevlana insanın nefsini köpeğe benzetiyor bu yüzden bana şu sözünü çağrıştırıyor 'Bir köpeğin önüne bir çuval dolusu şeker koysaniz bile onun gönlü yine de leşi ister'
Nefs bir şeyin zatı olan, kendisi demektir yani öz varlık anlımına gelir ki negatif (şeytani, kötü) bir anlamı yoktur fakat daha kişisel olduğu için bedenin hissi istekleri anlamına gelir ki insan zayıf yaratıldığından nefsi daha çok kişiyi yanlışa yöneltir. Bu yüzden insanın nefsine zulm etmesi varlığına (özüne) zarar vereceğinden nefsini yok etmesi değil terbiye (kontrol) etmesi gerekir.
bebek aç, bebek hasta, bebek yaralı, yetim bebek, ağlayan bebek, bebekler ölüyor... kurtlar sofrasına düşmüş bebek.. bebek can bebek
Erkekler yürüyor asfalta ellerinde beyaz bayraklarla Bir yere gidiyorlar dönüşü olmayan Otoyolda askerler, helikopterler... beyazı kırmızı gören boğalar
Bombalar düşüyor yağmur yerine Çamur değil çocukların oynadığı birikinti KAN Yeni Dünya Düzenine hoşgeldiniz Aileler uyuyor siperlerde, baba nöbet tutyor Ne ev, ne iş, ne de rahat bir uyku
Şehir canlı bugün Özgürlük diskosu açık her gece Deccal DJ Canlı kalkanlar dans edenler tepelerine düşen akıllı bombalar
Kutsal kitabı açıyor bir inanan Ölmeden önce okuyor daha önce ölenleri ve içinde bir rahatlama Yalnız değilim YALNIZ DEĞİLSİN
Şu şarkı takıldı aklıma bir hayalet için yazılan: Wherever a newborn baby cries Where there's a fight 'gainst the blood and hatred in the air Look for me Mom I'll be there Wherever there's somebody fightin'for a place to stand Or decent job or a helpin' hand Wherever somebody's strugglin' to be free Look in their eyes Mom you'll see me.'
'ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım! ' (006.078) 'ey kavmim, yapacağınızı bütün kuvvetinizle yapın, ben görevimi yapıyorum. Artık yakında dünya evinin sonunun kimin olacağını bileceksiniz. Şu kesindir ki, zalimler arzularına eremeyeceklerdir.' (006.135)
Dedi 'Dolu dolu dolu dolu dolu Yasamak gerek.' Dedim 'Evet, evet evet.' Dedi 'Yasamayı çok severim, Elimde değil.' Dedim 'Güzel, güzel, Devam et.' Dedi 'Her sey, Ama hersey su anda, Yarın yok ki.' Dedim 'Evet, Evet evet.'
Dedi 'Benim için Para pıl amaç ideal Falan filan, Hepsi hepsi fasa fiso.' Dedi 'Herseyin de bir bedeli vardır, Olsun, Yasarım.' Dedim 'Sus sus Söyleme.' Dedi 'Günes gelse Dokunsam Sen olsan. Yarın yok ki.' Dedim 'Evet, Evet evet.'
Haydi gel Yaklas bana. Haydi gel sokul Dokun bana Evet evet, evet evet.
Suriye haydut bir devlettir Kasım CİNDEMİR / WASHİNGTON
ABD yönetimi, savaşta Irak'a yardım etmekle, terörizme destek vermekle ve kimyasal silahlara sahip olmakla suçladığı Suriye'ye yönelik tutumunu giderek sertleştiriyor.
Amerikalı yetkililerin Suriye'ye yüklenen açıklamaları artarak ve sertleşerek devam ederken en son Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer, ‘‘teröristleri barındırmakla’’ suçladığı Suriye için ‘‘haydut bir devlettir’’ ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da, ‘‘Irak savaşındaki tutumu nedeniyle’’ Suriye'ye yaptırımlar uygulamayı planladıklarını söyledi.
Ari Fleischer, Suriye'nin ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terörizme destek veren ülkeler listesinde yer aldığını belirterek, ‘‘Suriye haydut bir devlettir. Teröristleri barındırmaktadır. Bu, Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan teröre destek veren ülkeler listesinde yer almasıyla da belli birşey’’ dedi.
Suriye'yi, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra ülkelerinden kaçan Iraklı liderleri barındırmakla da suçlayan Fleischer, ‘‘Bunu görmezden geliyor gibi yapacağımızı mı düşünüyorsunuz? Bunu gözardı etmemiz gerekiyor diye mi düşünüyorsunuz? ’’ diye konuştu.
ABD Başkanı George Bush'un Suriye'nin kimyasal silah sahibi olduğuna dair önceki gün yaptığı suçlamaları yineleyen Fleischer, ‘‘ABD, uzun zamandır diplomatik kanallardan başıboş devletlere teröristleri barındırmaması, davranışlarını düzeltmesi ve kitle imha silahı üretmemesini söylüyor’’ dedi ve ‘‘Sanırım Suriye mesajı anladı’’ diye ekledi.
YAPTIRIM GELİYOR
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ‘‘Irak savaşındaki tutumu nedeniyle’’ Suriye'ye yaptırımlar uygulamayı planladıklarını söyledi. Powell, gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye'ye karşı ‘‘diplomatik, ekonomik ve diğer türden olası önlemleri’’ inceleyeceklerini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı, Suriye'nin, Irak'ta Saddam Hüseyin rejiminin düşmesinden sonra, oluşan yeni ortamda zorunluluklarını anlayacağını umduğunu belirtti.
Suriye ise, ABD'nin suçlamalarını reddetti. Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Buteyna Şaban, Irak ile olan sınırın kapalı olduğunu ve hiçbir Irak liderinin Suriye'ye sığınma başvurusunda bulunmadığını söyledi. Şaban ayrıca, ‘‘ABD Başkanı George Bush'a, Suriye'nin kimyasal silahı olmadığını, bölgedeki kimyasal, biyolojik ve nükleer silahların, komşularını tehdit eden İsrail'de olduğunu söylüyoruz’’ dedi.
KİMYASAL SİLAH DENEDİLER
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, son 12-15 ayda Suriye'nin kimyasal silah denemesini yaptığını gördüklerini kaydetti. Rumsfeld, düzenlediği basın toplantısında, ‘‘Suriye'nin son 12-15 ay boyunca kimyasal silah denemesi yaptığını gördük’’ ifadesini kullandı. Rumsfeld, Suriye'ye yönelik suçlamaları da tekrarlayarak, ‘‘İstihbarat servisleri Suriye'nin Irak rejimine yardım için silahlı adamların geçişine izin verdiğini ve Iraklıların da Suriye'ye sığındıklarını ya da bu ülkeyi transit olarak kullandıklarını biliyordu’’ diye konuştu.
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandır Losiyukov, Suriye ile açıklamaları konusunda ABD'ye itidal çağrısında bulundu.
Hükümet, düşman saldırısı ile karşılaşılan bir bölgede kadın-erkek, yaşlı-genç herkesin silahlı mukavemet göstermesini öngören yasa tasarısını yeniledi. Yasayla, sadece sınır bölgelerinde verilen seferberlik eğitimi 'vatanın tüm sathına' yayılacak.
Hükümet, olası bir düşman saldırısında vatandaşların silahlı direniş göstermesini öngören yasayı yeniledi. Yasayla, sadece sınır bölgelerinde verilen seferberlik eğitimi ‘‘vatanın tüm sathına’’ yayılacak.
Hükümetin önceki dönemde TBMM'ye gönderilen tasarıda yaptığı değişiklikle, düşman saldırısı ile karşılaşılan bir bölgede kadın-erkek, yaşlı-genç yerel halk silahlı mukavemet gösterecek. Tasarıya göre, havadan kıta indirmelerine, paraşütçülere, denizden çıkarmalara ve hudutlardan sızmalara karşı, o ilçenin sınırları içinde bulunan, ‘‘16 ila 60 yaş arasındaki erkekler ile 20 ila 45 yaş arasındaki kadınlar’’ ihtiyaca göre düşmana silahla mukavemet etmekle mükellef tutulacaklar. ‘‘Memleket içi Düşmana Karşı Silahlı Müdafaa Mükellefiyeti Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Tasarı’’nın yenilemesiyle, Milli Savunma Bakanlığı'nın sivilleri askeri eğitime tabi tutma planında değişiklik yapıldı. Yeni tasarının gerekçesi şöyle açıklandı:
‘‘Günümüz savaşlarının, topyekün savaş şeklinde ve bütün yurt sathını kapsar bir nitelik gösterdiği, muhaberelerin yalnız sınırlara, ordular ve cephelerine bağlı olmayıp, cephe gerilerinde ve memleket içerilerinde tahribi veya ele geçirilmesi düşman için faydalı olabilecek her nevi askeri, iktisadi ve sinai hedeflere karşı, havadan kıt'a ve paraşütçü indirmek suretiyle baskınlar ve taarruzlar halinde de olabilmektedir.’’
SANKİ ‘IRAK’I GÖRMÜŞLER
Irak savaşından önce hazırlanan tasarının gerekçesinin, Irak işgalinin de yaşananlarla bire bir örtüşmesi de dikkat çekti. Gerekçede, harp silah ve gereçlerinde meydana gelen teknolojik gelişmeler nedeniyle de savaşların etkisinin belirli alanlarda kalmayacağı, ülke derinliklerinde ve yurt içi bölgelerinde de aynı ölçüde etkisini göstereceği belirtildi.
Milislere asgari ücret
Tasarıya göre, mükellefler barış döneminde eğitime tabi tutulacak. Eğitime katılanlardan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların özlük hakları saklı tutulacak, özel sektör çalışanlara ise MSB tarafından asgari ücret oranında ücret ödenecek. Eğitime katılanlar barış döneminde yaptırılacak ders ve talim süresince, iaşe ve iskan edilecek ve bunlara eğitim kıyafeti verilecek.
Vatanı dediği gibi koruyacağız
AKP hükümetinin yenilediği yasayla, eskiden özellikle sınır saldırılarına yönelik verilen seferberlik görev eğitimi, ülkenin iç bölgelerinde de yapılacak. Değişikliğin gerekçesi, ‘‘teknolojik gelişmeler nedeniyle çağımız savaşlarının etkisi belirli alanlarda kalmayacak’’ diye açıklandı. Bu değişiklik, Atatürk'ün ünlü ‘‘Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır’’ sözünü akıllara getirdi. Tasarı yasalaşırsa, Atatürk'ün 1921'de Sakarya Meydan Muharebesi'nde dile getirdiği stratejisi,82 yıl sonra yasalaşmış olacak. AA
Göç eden yaban kazlarını havada süzülürken hiç izlediniz mi?
Eğer izlediyseniz 'V' şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür... Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırdıklarında kazların hiç de 'kaz kafalı' olmadıkları, hatta kazların yaşamından bizlerin de yaşamımıza aktarabileceğimiz noktaların bulunduğunu vurgulamışlardır...
- 'V' şeklinde uçulduğunda, uçan her kaz kanat çırptığında arkasındaki kaz için onu kaldıran bir hava akımı yaratıyormuş, böylece 'V' şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini %70 oranında uzatıyorlarmış. Yani, tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlarmış.
- Bir kaz 'V' grubundan ayrıldığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diğer kazların yarattığı hava akımının dışında kaldığından genellikle gruba tekrar katılarak hava akımını kullanarak yoluna devam ediyor.
- 'V' grubunun başında giden kaz doğal olarak hava akımından yararlanamamakta ve diğer kazlara oranla daha çabuk yorulmakta bu nedenle grubun hızını düşürmekte bunun sonucunda lider durumundaki kaz en arkaya geçince hemen ardındaki kaz lider konumuna girmekte, bu değişim çok sık yapılarak bütün kazların grubun her noktasında yer alması sağlanıyor.
- Grubun hızı yavaşladığında gerideki kazlar daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.
- Gruptaki bir kaz hastalanırsa ya da bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kaza yardım etmek için gruptan iki kaz ayrılarak o kazı korumak üzere hasta ve/veya yaralı kazın yanına giderek tekrar uçabilene (ya da ölürse ölümüne kadar) onunla beraber kalıyorlar. (Asla terk etmiyorlar) Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu bularak katılıyorlar. Yeni kaz grubu bu şekilde gruba katılmak isteyen kazları reddetmiyorlar.
Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirler. Eğer kafamız bir kaz kadar çalışıyorsa; bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli hale getiririz. Yaptığınız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakmak gerekiyor. Bu bizim için olduğu kadar diğerleri için de iyidir. İlerlemek ve yol almak için bazen başkalarının uyarılarına gereksinim duyarız, bundan alınmamalıyız, aksine böyle uyarıları sevinç ve takdirle karşılamalıyız. Paylaşmanın ve yardımlaşmanın önemini paylaşılamadığı ve yardım alınamadığı zaman değil olabildiğince yapmalıyız.
bu arada linki vermeye unutmuşum: P
www.cyberglass.co.uk/assets/Flash/psychic.swf
Mevlana insanın nefsini köpeğe benzetiyor bu yüzden bana şu sözünü çağrıştırıyor 'Bir köpeğin önüne bir çuval dolusu şeker koysaniz bile onun gönlü yine de leşi ister'
Nefs bir şeyin zatı olan, kendisi demektir yani öz varlık anlımına gelir ki negatif (şeytani, kötü) bir anlamı yoktur fakat daha kişisel olduğu için bedenin hissi istekleri anlamına gelir ki insan zayıf yaratıldığından nefsi daha çok kişiyi yanlışa yöneltir. Bu yüzden insanın nefsine zulm etmesi varlığına (özüne) zarar vereceğinden nefsini yok etmesi değil terbiye (kontrol) etmesi gerekir.
İçin İçi
Sözlerin içinden fısıldıyorum
Gözlerini kapa ve rüzgara katıl
Uç- gökkuşağının içine gir
Duyacaksın beni rüzgarın sesiyle
Hayatım kumlara yazılı
Etrafa dağılmış altın gibi
Gözlerini kapa ve rüyalara katıl
Göreceksin kumun değeri altın
Uç uzaklara- rüzgarı yakala
Göreceksin beni gökkuşağının içinde
nizam
'...ŞU KESİNDİR Kİ, ZALİMLER ARZULARINA EREMEYECEKLERDİR.'
006.135
bebek aç, bebek hasta, bebek yaralı, yetim bebek, ağlayan bebek, bebekler ölüyor... kurtlar sofrasına düşmüş bebek.. bebek can bebek
Erkekler yürüyor asfalta ellerinde beyaz bayraklarla
Bir yere gidiyorlar dönüşü olmayan
Otoyolda askerler, helikopterler... beyazı kırmızı gören boğalar
Bombalar düşüyor yağmur yerine
Çamur değil çocukların oynadığı birikinti KAN
Yeni Dünya Düzenine hoşgeldiniz
Aileler uyuyor siperlerde, baba nöbet tutyor
Ne ev, ne iş, ne de rahat bir uyku
Şehir canlı bugün
Özgürlük diskosu açık her gece
Deccal DJ
Canlı kalkanlar dans edenler
tepelerine düşen akıllı bombalar
Kutsal kitabı açıyor bir inanan
Ölmeden önce okuyor daha önce ölenleri
ve içinde bir rahatlama
Yalnız değilim YALNIZ DEĞİLSİN
Şu şarkı takıldı aklıma bir hayalet için yazılan:
Wherever a newborn baby cries
Where there's a fight 'gainst the blood and hatred
in the air
Look for me Mom I'll be there
Wherever there's somebody fightin'for a
place to stand
Or decent job or a helpin' hand
Wherever somebody's strugglin' to be free
Look in their eyes Mom you'll see me.'
'ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım! ' (006.078)
'ey kavmim, yapacağınızı bütün kuvvetinizle yapın, ben görevimi yapıyorum. Artık yakında dünya evinin sonunun kimin olacağını bileceksiniz. Şu kesindir ki, zalimler arzularına eremeyeceklerdir.' (006.135)
EVET EVET
Dedi 'Dolu dolu dolu dolu dolu
Yasamak gerek.'
Dedim 'Evet, evet evet.'
Dedi 'Yasamayı çok severim,
Elimde değil.'
Dedim 'Güzel, güzel,
Devam et.'
Dedi 'Her sey,
Ama hersey su anda,
Yarın yok ki.'
Dedim 'Evet,
Evet evet.'
Dedi 'Benim için
Para pıl amaç ideal
Falan filan,
Hepsi hepsi fasa fiso.'
Dedi 'Herseyin de bir bedeli vardır,
Olsun,
Yasarım.'
Dedim 'Sus sus
Söyleme.'
Dedi 'Günes gelse
Dokunsam
Sen olsan.
Yarın yok ki.'
Dedim 'Evet,
Evet evet.'
Haydi gel
Yaklas bana.
Haydi gel sokul
Dokun bana
Evet evet, evet evet.
Bulutsuzluk Özlemi
Bu hikayeyi bir yerden duydum ama:
Suriye haydut bir devlettir
Kasım CİNDEMİR / WASHİNGTON
ABD yönetimi, savaşta Irak'a yardım etmekle, terörizme destek vermekle ve kimyasal silahlara sahip olmakla suçladığı Suriye'ye yönelik tutumunu giderek sertleştiriyor.
Amerikalı yetkililerin Suriye'ye yüklenen açıklamaları artarak ve sertleşerek devam ederken en son Beyaz Saray sözcüsü Ari Fleischer, ‘‘teröristleri barındırmakla’’ suçladığı Suriye için ‘‘haydut bir devlettir’’ ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da, ‘‘Irak savaşındaki tutumu nedeniyle’’ Suriye'ye yaptırımlar uygulamayı planladıklarını söyledi.
Ari Fleischer, Suriye'nin ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terörizme destek veren ülkeler listesinde yer aldığını belirterek, ‘‘Suriye haydut bir devlettir. Teröristleri barındırmaktadır. Bu, Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan teröre destek veren ülkeler listesinde yer almasıyla da belli birşey’’ dedi.
Suriye'yi, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra ülkelerinden kaçan Iraklı liderleri barındırmakla da suçlayan Fleischer, ‘‘Bunu görmezden geliyor gibi yapacağımızı mı düşünüyorsunuz? Bunu gözardı etmemiz gerekiyor diye mi düşünüyorsunuz? ’’ diye konuştu.
ABD Başkanı George Bush'un Suriye'nin kimyasal silah sahibi olduğuna dair önceki gün yaptığı suçlamaları yineleyen Fleischer, ‘‘ABD, uzun zamandır diplomatik kanallardan başıboş devletlere teröristleri barındırmaması, davranışlarını düzeltmesi ve kitle imha silahı üretmemesini söylüyor’’ dedi ve ‘‘Sanırım Suriye mesajı anladı’’ diye ekledi.
YAPTIRIM GELİYOR
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ‘‘Irak savaşındaki tutumu nedeniyle’’ Suriye'ye yaptırımlar uygulamayı planladıklarını söyledi. Powell, gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye'ye karşı ‘‘diplomatik, ekonomik ve diğer türden olası önlemleri’’ inceleyeceklerini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı, Suriye'nin, Irak'ta Saddam Hüseyin rejiminin düşmesinden sonra, oluşan yeni ortamda zorunluluklarını anlayacağını umduğunu belirtti.
Suriye ise, ABD'nin suçlamalarını reddetti. Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Buteyna Şaban, Irak ile olan sınırın kapalı olduğunu ve hiçbir Irak liderinin Suriye'ye sığınma başvurusunda bulunmadığını söyledi. Şaban ayrıca, ‘‘ABD Başkanı George Bush'a, Suriye'nin kimyasal silahı olmadığını, bölgedeki kimyasal, biyolojik ve nükleer silahların, komşularını tehdit eden İsrail'de olduğunu söylüyoruz’’ dedi.
KİMYASAL SİLAH DENEDİLER
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, son 12-15 ayda Suriye'nin kimyasal silah denemesini yaptığını gördüklerini kaydetti. Rumsfeld, düzenlediği basın toplantısında, ‘‘Suriye'nin son 12-15 ay boyunca kimyasal silah denemesi yaptığını gördük’’ ifadesini kullandı. Rumsfeld, Suriye'ye yönelik suçlamaları da tekrarlayarak, ‘‘İstihbarat servisleri Suriye'nin Irak rejimine yardım için silahlı adamların geçişine izin verdiğini ve Iraklıların da Suriye'ye sığındıklarını ya da bu ülkeyi transit olarak kullandıklarını biliyordu’’ diye konuştu.
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandır Losiyukov, Suriye ile açıklamaları konusunda ABD'ye itidal çağrısında bulundu.
Hattı değil sathı müdafaa
Hükümet, düşman saldırısı ile karşılaşılan bir bölgede kadın-erkek, yaşlı-genç herkesin silahlı mukavemet göstermesini öngören yasa tasarısını yeniledi. Yasayla, sadece sınır bölgelerinde verilen seferberlik eğitimi 'vatanın tüm sathına' yayılacak.
Hükümet, olası bir düşman saldırısında vatandaşların silahlı direniş göstermesini öngören yasayı yeniledi. Yasayla, sadece sınır bölgelerinde verilen seferberlik eğitimi ‘‘vatanın tüm sathına’’ yayılacak.
Hükümetin önceki dönemde TBMM'ye gönderilen tasarıda yaptığı değişiklikle, düşman saldırısı ile karşılaşılan bir bölgede kadın-erkek, yaşlı-genç yerel halk silahlı mukavemet gösterecek. Tasarıya göre, havadan kıta indirmelerine, paraşütçülere, denizden çıkarmalara ve hudutlardan sızmalara karşı, o ilçenin sınırları içinde bulunan, ‘‘16 ila 60 yaş arasındaki erkekler ile 20 ila 45 yaş arasındaki kadınlar’’ ihtiyaca göre düşmana silahla mukavemet etmekle mükellef tutulacaklar. ‘‘Memleket içi Düşmana Karşı Silahlı Müdafaa Mükellefiyeti Yasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Tasarı’’nın yenilemesiyle, Milli Savunma Bakanlığı'nın sivilleri askeri eğitime tabi tutma planında değişiklik yapıldı. Yeni tasarının gerekçesi şöyle açıklandı:
‘‘Günümüz savaşlarının, topyekün savaş şeklinde ve bütün yurt sathını kapsar bir nitelik gösterdiği, muhaberelerin yalnız sınırlara, ordular ve cephelerine bağlı olmayıp, cephe gerilerinde ve memleket içerilerinde tahribi veya ele geçirilmesi düşman için faydalı olabilecek her nevi askeri, iktisadi ve sinai hedeflere karşı, havadan kıt'a ve paraşütçü indirmek suretiyle baskınlar ve taarruzlar halinde de olabilmektedir.’’
SANKİ ‘IRAK’I GÖRMÜŞLER
Irak savaşından önce hazırlanan tasarının gerekçesinin, Irak işgalinin de yaşananlarla bire bir örtüşmesi de dikkat çekti. Gerekçede, harp silah ve gereçlerinde meydana gelen teknolojik gelişmeler nedeniyle de savaşların etkisinin belirli alanlarda kalmayacağı, ülke derinliklerinde ve yurt içi bölgelerinde de aynı ölçüde etkisini göstereceği belirtildi.
Milislere asgari ücret
Tasarıya göre, mükellefler barış döneminde eğitime tabi tutulacak. Eğitime katılanlardan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların özlük hakları saklı tutulacak, özel sektör çalışanlara ise MSB tarafından asgari ücret oranında ücret ödenecek. Eğitime katılanlar barış döneminde yaptırılacak ders ve talim süresince, iaşe ve iskan edilecek ve bunlara eğitim kıyafeti verilecek.
Vatanı dediği gibi koruyacağız
AKP hükümetinin yenilediği yasayla, eskiden özellikle sınır saldırılarına yönelik verilen seferberlik görev eğitimi, ülkenin iç bölgelerinde de yapılacak. Değişikliğin gerekçesi, ‘‘teknolojik gelişmeler nedeniyle çağımız savaşlarının etkisi belirli alanlarda kalmayacak’’ diye açıklandı. Bu değişiklik, Atatürk'ün ünlü ‘‘Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır’’ sözünü akıllara getirdi. Tasarı yasalaşırsa, Atatürk'ün 1921'de Sakarya Meydan Muharebesi'nde dile getirdiği stratejisi,82 yıl sonra yasalaşmış olacak.
AA
Göç eden yaban kazlarını havada süzülürken hiç izlediniz mi?
Eğer izlediyseniz 'V' şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür... Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırdıklarında kazların hiç de 'kaz kafalı' olmadıkları, hatta kazların yaşamından bizlerin de yaşamımıza aktarabileceğimiz noktaların bulunduğunu vurgulamışlardır...
- 'V' şeklinde uçulduğunda, uçan her kaz kanat çırptığında arkasındaki kaz için onu kaldıran bir hava akımı yaratıyormuş, böylece 'V' şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini %70 oranında uzatıyorlarmış. Yani, tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlarmış.
- Bir kaz 'V' grubundan ayrıldığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diğer kazların yarattığı hava akımının dışında kaldığından genellikle gruba tekrar katılarak hava akımını kullanarak yoluna devam ediyor.
- 'V' grubunun başında giden kaz doğal olarak hava akımından yararlanamamakta ve diğer kazlara oranla daha çabuk yorulmakta bu nedenle grubun hızını düşürmekte bunun sonucunda lider durumundaki kaz en arkaya geçince hemen ardındaki kaz lider konumuna girmekte, bu değişim çok sık yapılarak bütün kazların grubun her noktasında yer alması sağlanıyor.
- Grubun hızı yavaşladığında gerideki kazlar daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.
- Gruptaki bir kaz hastalanırsa ya da bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kaza yardım etmek için gruptan iki kaz ayrılarak o kazı korumak üzere hasta ve/veya yaralı kazın yanına giderek tekrar uçabilene (ya da ölürse ölümüne kadar) onunla beraber kalıyorlar. (Asla terk etmiyorlar) Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu bularak katılıyorlar. Yeni kaz grubu bu şekilde gruba katılmak isteyen kazları reddetmiyorlar.
Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirler. Eğer kafamız bir kaz kadar çalışıyorsa; bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli hale getiririz. Yaptığınız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakmak gerekiyor. Bu bizim için olduğu kadar diğerleri için de iyidir. İlerlemek ve yol almak için bazen başkalarının uyarılarına gereksinim duyarız, bundan alınmamalıyız, aksine böyle uyarıları sevinç ve takdirle karşılamalıyız. Paylaşmanın ve yardımlaşmanın önemini paylaşılamadığı ve yardım alınamadığı zaman değil olabildiğince yapmalıyız.
Kaynak: ?