Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • nazım hikmet19.04.2003 - 07:01

    KALBİM

    Göğsümde 15 yara var! .
    Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak! ..
    Kalbim yine çarpıyor,
    kalbim yine çarpacak! ! !



    Göğsümde 15 yara var!
    Sarıldı 15 yarama
    kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
    Karadeniz boğmak istiyor beni,
    boğmak istiyor beni,
    kanlı karanlık sular! ! !

    Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak.
    Kalbim yine çarpıyor,
    kalbim yine çarpacak! ...



    Göğsümde 15 yara var! .
    Deldiler göğsümü 15 yerinden,
    sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
    Kalbim yine çarpıyor,
    kalbim yine çarpacak! ! !

    Yandı 15 yaramdam 15 alev,
    kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
    Kalbim
    kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
    ÇAR-PA-CAK! !

    1925

  • allah (c.c)18.04.2003 - 23:51

    Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış;
    Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • orhan veli18.04.2003 - 23:31

    BENİ BU HAVALAR MAHVETTİ

    Beni bu güzel havalar mahvetti,
    Böyle havada istifa ettim
    Evkaftaki memuriyetimden.
    Tütüne böyle havada alıştım,
    Böyle havada aşık oldum;
    Eve ekmekle tuz götürmeyi
    Böyle havalarda unuttum;
    Şiir yazma hastalığım
    Hep böyle havalarda nüksetti;
    Beni bu güzel havalar mahvetti.

    Orhan Veli KANIK

    :) : (

  • ırak savaşı18.04.2003 - 22:34

    www.savaskarsitlari.org

  • ırak savaşı18.04.2003 - 22:30

    Irak İstilası, bozgunu ya da aklınıza ne geliyorsa eninde sonunda büyük güç farklılığına rağmen Iraklıların çoğu karşı koydular bu yüzden Irak Savaşı demek yanlış olmaz.

    Bu şavaşı haklı görenler bazı noktaları iyi bilmeleri lazım. Saddamı en başta destekleyen ve iktidara getiren ABD'dir. Silahların temininden tutun, orduların eğitimine kadar Saddam'a her türlü yardımı da bulunan ABD'deydi. Saddamı kim yarattı ki sonra ondan kurtuldu?

    Saddam'ın ayıpları ortaya dökülüyor, yok şu kadar insan öldürdü yok bunu yaptı, yok şunu yaptı...26 yıldır ABD susup şimdi mi uyandı da Irak'ı Saddam'dan kurtardı?

    Kimyasal Silahlar var diye açılan savaşta bir tane bile Kimyasal Silah bulunamazken, CIA tarafından yerleri belirlenen bölgeler ele geçirilmesine rağmen bir tane bile bulunamadı.. Ülke işgal altında olup, ABD Bağdat'a ilerlerken bile kullanılmayan bu silahlar peki neden vardı? Artık bulunsa bile ne işe yarar ki ya da bulunsa bile 'acaba kim koydu? ' sorusu kalmaz mı artık geriye?

    Kimyasal bombaları kullandılar bir daha kullanabilirler diyen ABD yüzyılın en vahşi kimyasal silahlarını (mesela Portakal Gazı) kullanmış ve atom bombasını kullanmaktan çekinmemiş ve hala elinde ülkeleri yeryüzünden silecek silahlara sahip olabilen bu gücü nasıl olurda Saddam'ı daha tehlikeli yapabilir?

    11 yıl amborga görmüş,91 de hastenleri, ilaç fabrikaları, ve nice halkın ihtiyaç duyduğu fabrikaları bombalanmış Irak'ta Saddam nasıl olurda daha fazla insan öldürmüş olabilir. Her katliamın altından CIA çıkarken ve hala elektriksizlikten, susuzluktan, hayati malezemelerin eksikliğinden onca insan ölmekteyken hala Saddam'ı daha katil?

    Bir diktatörden ne bekleyebilirsiniz ki Saddam melek olsun ama başka bir ülke demokrasi, reform, barış adı altında bir ülkeyi sadece bir insan için alt üst ediyorsa kim daha beter?

    ABD'in buraya yazmakla bitmeyecek kadar çıkarı olduğu bu savaşta barış kelimesi listesine bile girmezken nasıl olurda çoğunluk hala ABD'nin yaptığını doğru bulur?

    ABD askerleri gözü önünde kaç gün yağmalanan Irak'a özgürlük adına getirilen ilk reform yeni TV kanalıyken daha ne kadar hak vereceğiz bu işe?

    Yok Amerika aya çıkmış yok Amerika Interneti bulmuş sorarım size bunları neden bulmuş en başta... insanlık için değil yine savaş için yine bozgunculuk için... ilk atom bombasını yapan (Robert J. Oppenheimer) ABD ne kadar ileri düzeyde... bir eşeğe altın semer taksam ABD olur ancak...

    Afganistanı alt üst etmiş, sonra Irak'a girmiş, şimdi aynı şekilde Suriye'yi tehdit ediyor... Kızılderillerin katlimı, kölecilik, ırkçılık, bozgunculuk daha ne kadar saymak gerekir... uyuyoruz... uyku tatlı ve uyanmak istemiyoruz

  • fırsat vermemek18.04.2003 - 22:08

    her saniye karşımıza bir fırsat çıksa da insan hayatında belki bir kaçını değerlendirebilmiştir...

  • denedim18.04.2003 - 22:07

    esas başarı denemeye devam edebilmektir...

  • sevgi ve saygı18.04.2003 - 20:18

    SEVGİ VE SAYGI

    AİLEDE SEVGİ VE SAYGI

    İnsanlar arasındaki ilişkilerin en önemli kuralı sevgi ve saygıdır. Bu yüzden, her insan çevresinden sevgi ve saygı bekler. Sevgili Peygamberimizin bu konuda çok güzel bir sözü vardır: 'İnsan, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına karşı da öyle davranmalıdır.' Yani kendimize sevgi ve saygı gösterilmesini bekliyorsak, biz de herkese karşı sevgi ve saygı göstermeliyiz. Bunun ilk adımı ailede başlar.

    Aile, toplumun en küçük birimidir. Toplumun güçlü olması için her aile yapısının sağlam olması gerekir. Aileye kuvvet veren en önemli unsur ise sevgi ve saygıdır. Örnek bir ailede, bütün fertler ailesine bağlıdır. Herkes Ailenin huzur ve mutluluğunu bozacak davranışlardan uzak durur. Birbirlerini üzmekten kaçınır, kırıcı sözler söylemez. Sevinçli ve üzüntülü günlerinde birlikte olurlar. Ailenin problemlerini çözmek için hepsi elbirliği yapar. Kişisel sorunlarda ise, birbirlerine destekçi ve yardımcıdırlar. Ailenin birlik ve beraberliğine önem verirler. Aile bütünlüğünü bozacak hareketleri yapmazlar.

    Küçükler, büyüklerine karşı daima saygılıdır. Onların tecrübe ve tavsiyelerinden yararlanır. İsteklerini ve ricalarını yerine getirmeye çalışırlar. Karşılıklı konuşmalarında büyüklerin sözünü kesmezler. Yanlarında otururken saygılı otururlar. İzin alınması gereken konularda, onlardan habersiz hareket etmezler. Yapılması imkansız isteklerde bulunmazlar. Ailenin bütçesini dikkate alır ve kendilerine verilen harçlıkları buna göre harcarlar. Paralarını israf etmezler.

    Anne ve babaya sevgi ve saygı duymanın dinimizde çok önemli yeri vardır. İslam'a göre Anne ve babaya karşı gelmek büyük bir hatadır. Onların gönüllerini almadığımız sürece hiçbir işimiz güzel gitmez. Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de; Onlara 'Öf! ' diyecek kadar bile saygısız davranılmasını yasaklar. Sevgili Peygamberimiz 'Cennet annelerin ayakları altındadır.' diyerek, anne sevgisinin ne kadar mühim olduğunu ifade etmiştir. Çocuklar, anne ve babanın haklarını ödeyemezler. Ailede büyükler de küçüklere karşı daima sevgi ve hoşgörü besler. Önemsiz hatalarını görmezlikten gelir ve kusurlarını tatlı dille izah ederler. Küçüklerin arzu ve isteklerini dinleyip bunlara önem verirler. Söz verdikleri zaman yerine getirirler. Sorunlarını çözme konusunda yardım ederler. Bütün bu güzel davranışların temeli sevgi, saygı ve hoşgörüdür. Ailesinde sevgi ve saygıyı hakim kılamayan insanlar, toplumda sevgi ve saygıdan söz edemezler.

    BÜYÜKLERİMİZE SEVGİ VE SAYGI

    Büyükler birçok konuda bizden daha bilgili ve tecrübelidir. Onlar daima küçüklere yardımcı olmayı ve yol göstermeyi düşünür. Bu yüzden, onların görüş ve düşünceleri hoşumuza gitmese de, öğütlerine kulak vermeliyiz. Bizlerin iyiliğini istemekte samimi olduklarına inanmalı ve söylediklerini anlamaya çalışmalıyız. Onlarla beraberken söz ve davranışlarımızda dikkatli olmalı, saygıda kusur etmemeliyiz. Yanlarında ayak ayak üstüne atarak oturmamalı ve izin almadan uzanarak yatmamalıyız. Yolda karşılaştığımızda selam vermeli ve hatırlarını sormalıyız.

    Büyüklerimiz arasında öğretmenlerimize ayrı bir değer vermeliyiz. Onlar bizim iyi yetişmemiz, güzel huylar kazanmamız ve hayatta başarılı olmamız için gayret ederler. Bu sebeple, onların tavsiyelerini büyük bir dikkatle dinlemeliyiz. Okul içinde veya dışında her zaman saygılı olmalıyız. Onları gördüğümüzde kıyafetimize çeki düzen vermeli saygı içinde selamlamalıyız. Okulumuzdan mezun olduktan sonra bile ziyaretlerine gitmeli, bize verdikleri emeği saygı ile anmalıyız.

    BAYRAK SEVGİSİ

    Bayrak, bir milleti temsil eder. Üzerindeki işaretler ve renkler bir değer ve anlam taşır. Bayrağımızdaki kırmızı, hürriyetimiz için binlerce şehidin verdiği canları, akıttığı kanları hatırlatır. Bayrağımızdaki Hilal aynı zamanda İslamın sembolüdür. Yıldız ise, bağımsızlığımızı ve gökteki yıldızlar kadar özgür olduğumuzu gösterir. Ay yıldızlı Türk Bayrağı, bir savaş sonrasında şehitlerin akan kanları üzerine gökteki ay ve yıldız görüntüsünün düşmesiyle doğmuştur.1793 yılından itibaren de Türk devletinin ve milletinin sembolü olmuştur.

    Türk Bayrağı, her Türk'ün göğsünü kabartır. Milli duygularını canlandırır. Dalgalandığı her yerde Türk'ün varlığını, cesaretini ve hakimiyetini gösterir. Bayrağa ve sancağa duyulan saygı, onların ifade ettiği güzel değerlere duyulan sevginin belirtisidir. Bu değerler kolay elde edilmemiş, büyük fedakarlıklar yapılmıştır. Ülkemizin gelişmesi, milletimizin ilerlemesi için bunları çok sevmeli ve çalışmalıyız. Türk Bayrağı'nın, dünyanın en güçlü ülkelerinden birini temsil etmesini sağlamalıyız. Bayrağımız dalgalandıkça bunun gururunu ve şerefini duymalıyız.

    İNSAN SEVGİSİ

    İslam'a gönül vermiş olan Türk Milleti, ırk, renk ve inanç ayrımı gözetmeden bütün insanlara sevgi ve hoşgörü ile bakar. Kin ve düşmanlıktan uzak, barış ve huzur dolu bir dünya kurulmasını savunur. Türklerin hakim olduğu topraklar yüzyıllar boyunca baskı ve zulümle değil, sevgi ve adaletle yönetilmiştir. Kimsenin diline ve dinine karışılmamıştır. Milliyeti ve inancı farklı olan birçok toplum, Türk hakimiyetinde yaşamayı tercih etmiştir. Bu konuda en güzel ilkeyi 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' diye söyleyen Atatürk koymuştur. Bizler böyle bir milletin torunlarıyız. Hiçbir ayrım yapmadan bütün insanlara sevgi ve saygı duyarız. Tatlı dil ve güler yüzümüz bütün dünyaca bilinir. Misafirperverliğimiz herkes tarafından övülür. Merhametimize, yardımlaşma ve dayanışma geleneğimize bütün yabancılar hayran kalır.

    İnsan sevgisine önem verdiğimiz kadar, bu sevgiyi hiçe sayan ve insanlar arasında huzursuzluk çıkaranları da kesinlikle kabul etmeyiz. Bölücülük ve yıkıcılık yapanları içimizde barındırmayız. Bizler 'Yaratılanı severiz, Yaratan'dan ötürü.' diyen Yunus Emre'lerin soyundan geliyoruz. Dünyada savaşların, düşmanlıkların bitmesini, sevgi ve dostluğun hakim olmasını arzu ediyoruz. Barış ve huzur içinde her devletin, kendi milletinin mutluluğu için çalışmasını temenni ediyoruz.

    Dr Abdullah Manaz

  • Elif18.04.2003 - 19:42

    Allah” ismi bilindiği üzere Arapça harfler ile yazıldığında, başta kendisinden sonra gelen tüm harflerden bağımsız, tek duran “Elif” ile; ” yanında birbirine bağlı iki “Lâm” harfi ve ikinci “Lâm”a bağlı daire (veya kûfi yazılımda dört köşe) “H” harfinden ibarettir. Bir de ikinci “Lâm” ile “H” arasında görünmez ama okunur “Elif” vardır ki bu da “A” sesini verir.

    “Elif” ehline göre “Allah” ismiyle işaret edilenin Ahadiyetine yani Zâtına işaret eder. Zat mutlak bağımsızlığı ve sıfatlardan kayıtsızlığı itibariyle hiç bir fikre ve düşünceye bağlanmaz. Öyle bir HİÇ’liktir ki, üzerinde ne tefekkür olur ne tahayyül veya ne de târif! . İşte bu duruma yazılımda, ancak mutlak bağımsız, noktanın uzamış hâli olan “Elif” işaret eder.

    Ahmet Hulusi

  • allah (c.c)18.04.2003 - 19:41

    “Allah” ismi bilindiği üzere Arapça harfler ile yazıldığında, başta kendisinden sonra gelen tüm harflerden bağımsız, tek duran “Elif” ile; ” yanında birbirine bağlı iki “Lâm” harfi ve ikinci “Lâm”a bağlı daire (veya kûfi yazılımda dört köşe) “H” harfinden ibarettir. Bir de ikinci “Lâm” ile “H” arasında görünmez ama okunur “Elif” vardır ki bu da “A” sesini verir.