Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • kemal tahir11.03.2004 - 17:00

    Meriç'in en iyi dostu, dert ortağı.

  • necip fazıl kısakürek11.03.2004 - 13:47

    Akrebin kıskacında kaderin yoğurduğu adam.

  • hoşsohbet11.03.2004 - 13:44

    Karşısındakinin seviye ve ilgi alanını dikkate alarak konuşan ve kendisini dinlettiren yetenek.

  • çanakkale şehitleri11.03.2004 - 13:20

    1914’ün kasım ayında İngiltere ve müttefikleri Osmanlı İmparatorluğuna savaş açtı.Britanya İmparatorluğu, Avustralya ve Yeni Zellanda’nın Anzak birliklerini de savaşa çağırdı. Bunun üzerine kıtanın dört bir yanına gençleri cepheye davet eden afişler asıldı.

    1914 yılı sonunda on binlerce anzak gemilere doluşup yola koyuldular.Hiç bilmedikleri bir ülkeye, hiç tanımadıkları yaşıtları ile savaşa gidiyorlardı.İşte o günlerde Osmanlı padişahı ve Halife Sultan Reşat, imparatorluğa savaş açan düşmanlara karşı dünyanın her yanındaki müslümanlara cihat çağrısı yaptı. Bu çağrı okyanuslar aşarak, Avustralya’da yaşayan iki müslüman’a kadar ulaştı ve feci bir katliama yol açtı. 1915 yılının ilk günü bir cuma idi. O gün Afgan kökenli iki Müslüman, Halife’nin çağrısına uyup Avustralya’ya cihat kararı aldılar. Biri 40 yaşlarındaki Gül Badsha Muhammet’ti. Diğeri ise 60 yaşındaki Molla Abdullah... Avustralya’ya İngiliz Hindistan’ının kuzeybatısından yani bugünkü Pakistan’dan yıllar önce göçmüşlerdi. Molla Abdullah ‘helel’ et satan bir kasap dükkanı açmış, Gül Muhammet ise dondurma satıcılığına soyunmuştu. Yaşadıkları yer, Avustralya’nın maden bölgesiydi.

    Genç Avustralyalıların yola çıktığı günlerde, onlar da savaş hazırlığına giriştiler. Gül’ün dondurma tezgahının kırmızı kumaşından ay yıldızlı bir Osmanlı bayrağı hazırladılar. Fişekliklerini boyunlarına asıp, bir dua kitapçığını göğüslerine yerleştirdiler ve Broken Hill kasabasının 4 kilometre dışında, savaşa sevk edilen askerleri taşıyan trenin geçeceği yola pusu kurdular. Sabah saat 10.00 da kalkan tren az sonra ufukta belirdi. Trendekilerden bir kısmı uzaktan ay yıldızlı bayrağı gördüler. Sonra da üzerlerine dom dom kurşunu yağmaya başladı. Bunlar 1.Dünya Savaşı’nın Avustralya’daki ilk kurşunlarıydı. Birkaç dakika içinde biri kadın biri erkek 2 sivil ölmüş, 3’ü kadın, biri genç kız, 22 si erkek, biri 14 yaşında bir delikanlı olmak üzere toplam 7 kişi de yaralanmıştı. Üstelik bu insanların hiçbiri savaşa giden askerler değildi. Tren yeni yıl kutlaması için Broken Hill’den Silverton’a pikniğe giden 1.200 sivili taşıyordu. Silah sesleri üzerine tren durdu,saldırganlar kaçmıştı. Olay yerine gelen polis ekipleri iki saldırgan için bir sürek avı başlattılar. Bir süre sonra iki Afganlı kasabanın batı eteklerindeki alçak tepeliklerde kuşatıldı. Çatışma tam üç saat sürdü. Saat 13.00 ‘te Molla Abtullah bir sivilin tüfeğinden ateşlenen kurşunla can verdi. Gül Muhammed ise açılan ateşte yaralandı ve kaldırıldığı Broken Hill hastanesinde öldü.

    Olay yerinde yapılan incelemelerde iki saldırganın orada karalayıp bıraktıkları iki not bulundu. Muhammet’in bıraktığı notta: “Bunu yaptık, çünkü sizin halkınız benim ülkemle savaşıyor ' diye yazıyordu.

    Osmanlı tebası herkes Türk sanıldığından ve saldırganlar Türk bayrağı taşıdıkları için olay, ertesi günkü gazetelerin manşetine, 2 Türk’ün katliam ateşi’ başlığıyla yerleşti.

    Olaydan sonra yükselen milliyetçi duygular, çok sayıda gencin savaşmak üzere orduya katılmasına neden oldu.


    http://www.gallipolidigger.com/broken%20hill.htm

  • çanakkale şehitleri11.03.2004 - 13:06

    Bizim için yardan geçenler, candan geçenler...

  • cumhuriyet gazetesi11.03.2004 - 11:25

    Okunmaktan çok cepte taşınan gazete, ne de olsa aydın olduğunuzun göstergesi...

  • şeytan10.03.2004 - 23:33

    Aşağıda destan gibi verilen yazı da bile parmağı var gibi...Eminim yazı sahibine 'onu da yaz, bu da önemli' şeklinde vesveseler verdi ve yazı kimsenin okuyamayacağı bir uzunluğa erişti...Kimin mi işine geldi tabi ki onun...

  • süleyman demirel10.03.2004 - 22:15

    Aklıma siyasette yüzsüzlük geliyor. Tam kırk yıl millete kendisini sırtında taşıtması geliyor. Türkiyenin ekonomik ve siyasi alanda çöküşe geçişinin baş aktörü geliyor. Hiç iyi bir şey gelmiyor aklıma...Bu kadar vebalin hesabını nasıl verecek merak ediyorum? Allah affetsin bile demek gelmiyor içimden...

  • ironi10.03.2004 - 15:04

    Ciddi ve ince alay.

  • cumhuriyet gazetesi10.03.2004 - 10:45

    Cemil Meriç'in ifadesiyle, 'cumhuriyet, kurulduğu günden beri düşünceyi felce uğratmakla memur. Kurulu düzenin gerçek koruyucusu. Genç dikkatleri eski fetihlere çivileyen sahte bir ilericilik. 1974'te Atatürkçü.'