Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Mesut Çelik
Mesut Çelik

SOYSUZA VERİRSEN DEĞER, DÖNER ECDADINA SÖVER....

  • mektup01.10.2007 - 22:59

    Çook uzun zaman oldu bir eşten bir dostan mektup almayalı ve çook uzun zaman oldu bir eşe bir dosta mektup yazmayalı... Onların yerini şimdi SMS'ler, Mail'ler, MSN'ler aldı. Karşı değilim tabi ama ne bileyim işte eskiden sevdiğinizden gelen bir mektubu yastığınızın altına koyar, gecede onlarca defa çıkarıp çıkarıp okur, öpüp koklardınız. Yani tadı bir başkaydı mektupların. Namı diğer Name.

  • ölümsüz aşklar01.10.2007 - 00:37

    Nerde...
    Günümüzde olmadığı kesin...

  • müptelayım sana30.09.2007 - 23:51

    Harun KOLÇAK'ın seslendirdiği bir şarkı gibi geliyor...

  • ayşe kulin30.09.2007 - 00:52

    Bir çok kitabını okudum. Bence ülkemizin en değerli yazarlarından biri.

  • yollarda kadınlarla erkeklerin şeritleri ayrılsın30.09.2007 - 00:30

    Yok artık daha neler........

  • hikmet25.09.2007 - 18:20

    Bunun bir Türkçe açıklaması yok mudur. Diğer arkadaşların yazılarını okudum ama hiçbirşey anlamadım..

  • İlginç Huylar25.09.2007 - 08:51

    yolculuk sırasında yol çizgilerini saymak.
    kalabalık bir mekanda (lokandada, sinemada ya da bir düğünde) bulunan insanları saymak, bunları cinsiyetlerine, yaşlarına göre sınıflara ayırmaya çalışmak.

  • kul hakkı24.09.2007 - 21:47

    “Dâvûd-i Kayserî” ki, çok mübârek bir kişi.

    İnsanları gafletten uyarmaktı sırf işi.



    O bir gün buyurdu ki: (Yaşamayın gafletle.

    Zîrâ âni geliyor ecel umûmiyetle.



    Bilhassa 'Kul hakkı'na edin ki çok riâyet,

    Mahşerde, hak altından kurtuluş zordur gâyet.



    Meselâ harâm olsa, elbisenin düğmesi,

    O namâzın, insana olmaz bir fâidesi.



    Üstümüzde kul hakkı, olsa da 'Yarım akçe',

    Cennete giremeyiz, onu ödemedikçe.



    “Kul hakkı”nı, dünyâda, kolaydır edâ etmek.

    Ve lâkin âhirette, çok çetindir ödemek.



    Zîrâ o gün, geçmiyor dünyâdaki paralar.

    'Sevap' ve 'Günâh' ile ödenecek bu haklar.



    Yâni sevâbı varsa, gider alacaklıya.

    Yoksa, onun günâhı yükletilir borçluya.



    Bunun için dünyâda, her kişi helâllaşsın.

    Aslâ mahşer gününe, borç alacak kalmasın.



    'Haklı' olsanız bile, siz yine dileyin af.

    Belli olmaz, belki de haklıdır karşı taraf.



    Zîrâ mahşer yerinde, nice alacaklılar,

    Hesâpları 'ters' dönüp, sonunda borçlu çıkar.)



    Dediler ki: (Efendim, îzâh buyurduğunuz,

    Kul hakları, nelerden ibârettir bâhusus?)



    Cevâben buyurdu ki: (Kul hakkı denilince,

    Hâtıra, 'Maddî haklar' gelirse de ilk önce,



    Bunlardan daha mühim haklar da var muhakkak.

    Meselâ kul hakkıdır, 'Kalp kırmak, gönül yıkmak”.



    Hattâ insan, 'Kâbe”yi yıksa da yetmiş defâ,

    Kalp kırmanın yanında 'Hafif' kalır bu daha.



    İnsanın, kimler ile varsa çok alâkası,

    Onlarla îcâb eder, sık sık helâllaşması.



    Meselâ sıra ile, zevcemiz, çocuğumuz,

    Hısım akrabâ ile, arkadaş ve komşumuz.



    Hepsinin, ayrı ayrı üstümüzde hakkı var.

    Bunların içinde de, en mühimi, 'Hanımlar'.



    Eğer ki hanımını incitirse bir kişi,

    Helâllık almadıkça, mahşerde zordur işi.



    Her gün evden çıkarken, helâllaşmak gerekir.

    Zîrâ ölebiliriz, eceller âni gelir.)



    Dediler ki: (Efendim, Allah katında bir kul,

    Hangi vasıflarıyla olur iyi ve makbûl?)



    Buyurdu: (Mâhir olsa bir kişi mesleğinde,

    Sırf bununla, bir kıymet kazanmaz Hak indinde.



    Zekî ve kurnaz olmak, makâm, mevkî, müdürlük,

    İndallah, o insana sağlamaz bir üstünlük.



    Kim fazla korkuyorsa Allahü teâlâdan,

    Odur Allah indinde kıymeti fazla olan.



    Kim kazanmak isterse, Hak indinde îtibâr,

    'Takvâ'ya sarılsın ki, Rabbimiz buna bakar.)

  • orman24.09.2007 - 21:32

    sadece kokusu bile bizler için verilmiş büyük nimet...

  • bayrak23.09.2007 - 09:28

    Belki bir bez parçasıdır ama o bez parçası uğrunda ölünür.