türkiyede; kamuya bağlı hastanelerin acil servisinde kafası gözü yarılanların tedavi için sıra beklediği ve özel hastanelerde başı ağrıyana ''buyrun efendim hoşgeldiniz''denilen servis.
amerikan hükümetinin ırağın petrol yataklarından rant elde edebilmek için; ırakta bulunduğu idda edilen kimyasal ve kitle imha silahlarını bahane edip ırakta başlattığı savaş.bu savaşta amerikan hükümeti,türk hükümetinin yanında yer alması için türkiyenin amerikaya olan borcunun bir kısmını silmiş ve böylece türk hükümeti ıraktaki müslüman kardeşlerimizle (İNSAN) birlikte birçok türk askerini satmıştır.ve hala ıraktaki direnişçiler ıraktaki türklerle birlikte birçok İNSANın ölümü devam edyor.bir de türk askerlerinin başına geçirilen çuvalı da unutmamak gerekiyor...çok sayın recep tayyip erdoğana sormak gerek şimdi askerlerin başındaki çuvalın bedelini.hem ne oldu kimyasal silahlar falan vardı nerde? eee şeyhlerin elini eteğini öpenlere bu ülkeyi emanet edersek böyle oluyormuş demek.
2002 de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan ve en iyi film dalında Oscar’a aday olan Piyanist, İkinci Dünya Savaşı sırasında Varşova gettosunda saklanarak hayatta kalmayı başaran Yahudi piyanist Vladislav Szpilman’in gerçek hayat öyküsünü anlatıyor. Almanlar Polonya’yı işgal ettiğinde yirmi sekiz yaşında olan Szpilman, ülkesinin önde gelen genç yeteneklerinden biri olarak Varşova Radyosu’nda çalışmakta, bir yandan da konserler vermekte ve bestecilik yapmaktadır. İşgal sonrasında yaşam alanları gittikçe kısıtlanan Yahudiler, trenlere bindirilerek toplama kamplarına yollanmaya başladıkları zaman, Szpilman önceden tanıdığı bir görevli tarafından sıradan çıkarılır. Tüm ailesi kamplarda yitiren Szpilman (burada Polanski’nin de annesinin Auschwitz’te öldüğünü ve babasının Mauthausen kampından kurtulduğunu belirtmekte yarar var) , savaşın sonuna kadar çeşitli Polonyalılar tarafından korunarak, sıklıkla açlıktan ölüm sınırında, Varşova’nın kurtarılmasını bekler. Daha önce Spielberg’in “Schindler’in Listesi”ni yönetmen teklifini reddeden usta Polonyalı yönetmen Roman Polanski’nin, Szpilman’la aynı dönemlerde yaşamını sürdürme mücadelesi verdiği için, filmi büyük bir duyarlılıkla kotardığı söyleniyor. “Piyanist” kaçırılmaması gereken bir film.
Piyanist The Pianist Roman Polanski Adrien Brody Emilia Fox Michal Zebrowski Savaş-Dram İngiltere-Fransa-Almanya-Hollanda-Polonya 2002 148 dak.
çar?amba ak?amlary 22:30 da CNN türkte yayynlanan ve berkun oya nyn sundu?u program.dizi izleyip çekirdek yemekten ho?lanmayanlaryn ho?una gidece?ini dü?ündü?üm bir program. berkun oya nyn ''abi hiçççç umurumda bile de?ilsiniz sizi iplemiyorum'' surat ifadesiyle kary?an gribal enfeksiyona yakalanmy?a çalan ses tonuyla program güzel.hep birlikte izleyip görelim 5N1K gibi olabilecek mi?
türkiyede; kamuya bağlı hastanelerin acil servisinde kafası gözü yarılanların tedavi için sıra beklediği ve özel hastanelerde başı ağrıyana ''buyrun efendim hoşgeldiniz''denilen servis.
amerikan hükümetinin ırağın petrol yataklarından rant elde edebilmek için; ırakta bulunduğu idda edilen kimyasal ve kitle imha silahlarını bahane edip ırakta başlattığı savaş.bu savaşta amerikan hükümeti,türk hükümetinin yanında yer alması için türkiyenin amerikaya olan borcunun bir kısmını silmiş ve böylece türk hükümeti ıraktaki müslüman kardeşlerimizle (İNSAN) birlikte birçok türk askerini satmıştır.ve hala ıraktaki direnişçiler ıraktaki türklerle birlikte birçok İNSANın ölümü devam edyor.bir de türk askerlerinin başına geçirilen çuvalı da unutmamak gerekiyor...çok sayın recep tayyip erdoğana sormak gerek şimdi askerlerin başındaki çuvalın bedelini.hem ne oldu kimyasal silahlar falan vardı nerde? eee şeyhlerin elini eteğini öpenlere bu ülkeyi emanet edersek böyle oluyormuş demek.
kahve>kuşburnu>çay
iyi film
2002 de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan ve en iyi film dalında Oscar’a aday olan Piyanist, İkinci Dünya Savaşı sırasında Varşova gettosunda saklanarak hayatta kalmayı başaran Yahudi piyanist Vladislav Szpilman’in gerçek hayat öyküsünü anlatıyor. Almanlar Polonya’yı işgal ettiğinde yirmi sekiz yaşında olan Szpilman, ülkesinin önde gelen genç yeteneklerinden biri olarak Varşova Radyosu’nda çalışmakta, bir yandan da konserler vermekte ve bestecilik yapmaktadır. İşgal sonrasında yaşam alanları gittikçe kısıtlanan Yahudiler, trenlere bindirilerek toplama kamplarına yollanmaya başladıkları zaman, Szpilman önceden tanıdığı bir görevli tarafından sıradan çıkarılır. Tüm ailesi kamplarda yitiren Szpilman (burada Polanski’nin de annesinin Auschwitz’te öldüğünü ve babasının Mauthausen kampından kurtulduğunu belirtmekte yarar var) , savaşın sonuna kadar çeşitli Polonyalılar tarafından korunarak, sıklıkla açlıktan ölüm sınırında, Varşova’nın kurtarılmasını bekler.
Daha önce Spielberg’in “Schindler’in Listesi”ni yönetmen teklifini reddeden usta Polonyalı yönetmen Roman Polanski’nin, Szpilman’la aynı dönemlerde yaşamını sürdürme mücadelesi verdiği için, filmi büyük bir duyarlılıkla kotardığı söyleniyor. “Piyanist” kaçırılmaması gereken bir film.
Piyanist
The Pianist
Roman Polanski
Adrien Brody
Emilia Fox
Michal Zebrowski
Savaş-Dram
İngiltere-Fransa-Almanya-Hollanda-Polonya 2002
148 dak.
hayatın sıkıntısını bedenlerine yükleyen insanlar...
kanunların geriye yürümesi diye bir şey var ya...
idam cezası da kaldırıldı ya...
hadi geri getirin bakalım deniz gezmişi...
eş anlamlısı: devrim
gözlerinin renginden başka ilgimi çeken hiçbir şeyi yok...
çar?amba ak?amlary 22:30 da CNN türkte yayynlanan ve berkun oya nyn sundu?u program.dizi izleyip çekirdek yemekten ho?lanmayanlaryn ho?una gidece?ini dü?ündü?üm bir program.
berkun oya nyn ''abi hiçççç umurumda bile de?ilsiniz sizi iplemiyorum'' surat ifadesiyle kary?an gribal enfeksiyona yakalanmy?a çalan ses tonuyla program güzel.hep birlikte izleyip görelim 5N1K gibi olabilecek mi?
2 ay içinde toplam 53 bölüm izledi?im dizi..
''-Tespihin de?eri nedir Can Polat? (Süleyman Çakyr) .
-35 katyny ödemeye hazyryz. (Polat Alemdar)