ben bilmem beyim bilir :)) ama sanki filmin adında bi anlam bozuklugu var... bi kere gelecege dönülmez geleceğe gidilir... illa ki bir yerlere gidelim diyorsak; geçmişe dönüş olarak filmin adını değiştirebiliriz...
ADAM - Kadınların sıradan bir evden çıkış hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum. Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyeceğiz, hepsi bu! KADIN - Ona barbekü partisi deniyor canım. ADAM - Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mı? Yoksa bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi düşünüyorlar? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor angutlar haberleri yok. KADIN - Amma konuştun ha... Geliyorum tamam. ADAM - Gitmek istemediğim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asıl ona yanıyorum. KADIN - Neden gitmek istemiyormuşsun? ADAM - Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi senin eski sevgilin. KADIN - Yine mi aynı konu? ADAM - Evet aynı konu! KADIN - Aşkım o yıllar önceydi. ADAM - Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu. KADIN - Eee? ADAM - Ne demek eee? Adamın senin memelerine bakıp, siz bir de bunları benim zamanımda görecektiniz, diye düşünmesi beni rahatsız ediyor. ...
Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk. Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan orada anlıyorduk.
işte bahar,işte sevda iste tomurcuk bir bakıma, ağzım mavi ıslaklıgının ucurumunda rüyayla gerçeğin arafında hep iyinin,aşkın tarafında ve değmediğim yerin kalmayıncaya; bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya ben sana sen,çatlak bir anadoluyu kucaklamaya... bu bahar aşk için hazı,hazır varzgeçmeye adıının bile baş harflerinden. kayıtsız bir sarhoşluğun,her gün erkenden sabah oluşundan, herşeyi biraz şakalaştıran bakısından şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından ve bahanesi bir yürek bir et bir bedenin içine girmek; hazır bu bahar akılsız bir yeşermenn şahane hasadına hazır nurtopu gibi bir yaşama sevincini kundaklamaya....
şeddeli mi şeddesiz mi?
konya-alaaddin keykubat kampüsü
nurcuların ''ağabey'' diye hitap ettiği...çogunlugu sarısın...saçları kulak memelerine kadar uzanan.temiz yüzlü çocuklar...
ben bilmem beyim bilir :)) ama
sanki filmin adında bi anlam bozuklugu var...
bi kere gelecege dönülmez geleceğe gidilir...
illa ki bir yerlere gidelim diyorsak; geçmişe dönüş olarak filmin adını değiştirebiliriz...
ADAM - Kadınların sıradan bir evden çıkış
hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum.
Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip bir evin bahçesinde
köfte yiyeceğiz, hepsi bu!
KADIN - Ona barbekü partisi deniyor canım.
ADAM - Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mı? Yoksa
bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi
düşünüyorlar? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor
angutlar haberleri yok.
KADIN - Amma konuştun ha... Geliyorum tamam.
ADAM - Gitmek istemediğim bir yere sayende acele
ediyorum ya, ben asıl ona yanıyorum.
KADIN - Neden gitmek istemiyormuşsun?
ADAM - Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi
senin eski sevgilin.
KADIN - Yine mi aynı konu?
ADAM - Evet aynı konu!
KADIN - Aşkım o yıllar önceydi.
ADAM - Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu.
KADIN - Eee?
ADAM - Ne demek eee? Adamın senin memelerine bakıp,
siz bir de bunları benim zamanımda görecektiniz, diye
düşünmesi beni rahatsız ediyor.
...
...Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan bir beyaz
tutsaklık... İnsan kendine iltica edebilir mi?
...Hiç düşündün mü belkiyi? Belki, eline en yakışan
takı benim elim. Belki de en belli olacak yalan, benim
söylediğim... Belki sen ve belki ben...
Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk.
Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan orada anlıyorduk.
ve gecenin sessizliği ile kulaklarımı parçaladıgı anda selam ederim bu özel şahsa...
işte bahar,işte sevda iste tomurcuk bir bakıma,
ağzım mavi ıslaklıgının ucurumunda
rüyayla gerçeğin arafında
hep iyinin,aşkın tarafında
ve değmediğim yerin kalmayıncaya;
bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
ben sana sen,çatlak bir anadoluyu kucaklamaya...
bu bahar aşk için hazı,hazır varzgeçmeye adıının bile baş harflerinden.
kayıtsız bir sarhoşluğun,her gün erkenden sabah oluşundan,
herşeyi biraz şakalaştıran bakısından
şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
ve bahanesi bir yürek
bir et
bir bedenin içine girmek;
hazır bu bahar akılsız bir yeşermenn şahane hasadına
hazır nurtopu gibi bir yaşama sevincini kundaklamaya....