Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • eşek26.03.2005 - 16:36

    şeddeli mi şeddesiz mi?

  • ayaz26.03.2005 - 16:30

    konya-alaaddin keykubat kampüsü

  • şakirt26.03.2005 - 09:25

    nurcuların ''ağabey'' diye hitap ettiği...çogunlugu sarısın...saçları kulak memelerine kadar uzanan.temiz yüzlü çocuklar...

  • Back To The Future / Geleceğe Dönüş25.03.2005 - 11:23

    ben bilmem beyim bilir :)) ama
    sanki filmin adında bi anlam bozuklugu var...
    bi kere gelecege dönülmez geleceğe gidilir...
    illa ki bir yerlere gidelim diyorsak; geçmişe dönüş olarak filmin adını değiştirebiliriz...

  • yılmaz erdoğan24.03.2005 - 01:59

    ADAM - Kadınların sıradan bir evden çıkış
    hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum.
    Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip bir evin bahçesinde
    köfte yiyeceğiz, hepsi bu!
    KADIN - Ona barbekü partisi deniyor canım.
    ADAM - Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mı? Yoksa
    bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi
    düşünüyorlar? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor
    angutlar haberleri yok.
    KADIN - Amma konuştun ha... Geliyorum tamam.
    ADAM - Gitmek istemediğim bir yere sayende acele
    ediyorum ya, ben asıl ona yanıyorum.
    KADIN - Neden gitmek istemiyormuşsun?
    ADAM - Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi
    senin eski sevgilin.
    KADIN - Yine mi aynı konu?
    ADAM - Evet aynı konu!
    KADIN - Aşkım o yıllar önceydi.
    ADAM - Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu.
    KADIN - Eee?
    ADAM - Ne demek eee? Adamın senin memelerine bakıp,
    siz bir de bunları benim zamanımda görecektiniz, diye
    düşünmesi beni rahatsız ediyor.
    ...

  • yılmaz erdoğan24.03.2005 - 01:55

    ...Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan bir beyaz
    tutsaklık... İnsan kendine iltica edebilir mi?

  • yılmaz erdoğan24.03.2005 - 01:54

    ...Hiç düşündün mü belkiyi? Belki, eline en yakışan
    takı benim elim. Belki de en belli olacak yalan, benim
    söylediğim... Belki sen ve belki ben...

  • yılmaz erdoğan24.03.2005 - 01:49

    Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk.
    Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan orada anlıyorduk.

  • yılmaz erdoğan24.03.2005 - 01:12

    ve gecenin sessizliği ile kulaklarımı parçaladıgı anda selam ederim bu özel şahsa...

  • yılmaz erdoğan23.03.2005 - 00:57

    işte bahar,işte sevda iste tomurcuk bir bakıma,
    ağzım mavi ıslaklıgının ucurumunda
    rüyayla gerçeğin arafında
    hep iyinin,aşkın tarafında
    ve değmediğim yerin kalmayıncaya;
    bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
    ben sana sen,çatlak bir anadoluyu kucaklamaya...
    bu bahar aşk için hazı,hazır varzgeçmeye adıının bile baş harflerinden.
    kayıtsız bir sarhoşluğun,her gün erkenden sabah oluşundan,
    herşeyi biraz şakalaştıran bakısından
    şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
    ve bahanesi bir yürek
    bir et
    bir bedenin içine girmek;
    hazır bu bahar akılsız bir yeşermenn şahane hasadına
    hazır nurtopu gibi bir yaşama sevincini kundaklamaya....