Hep bitmemiş, bitirilememiş bir tablodur aşk. Bir köşesinde gözü tırmalayan bir boşluk vardır hep. Renksizdir ne kadar renk karıştırılmaya çalışılsa da içine. Boştur çünkü. Boş olacak, boş kalacaktır. Son Aşk'a ait olan yer işte tam burasıdır. Bir türlü içi doldurulamayan. Kıyısından köşesinden yaşanan yarım yamalak aşkların gölgesi düşse de üzerine; boş kalmaya mahkumdur tuvalin o köşesi kendi sessizliğinde. Sağında solunda hep yaşanmış ama asla eskimemiş aşkların solgun ama dingin çizgileri vardır. Eskimiş sansa da insan zaman zaman; o hissettirir varlığını anılarla güçlenip utanıp sıkılmadan.Tıpkı hiç umulmadık bir zamanda ortaya çıkan hayaletler gibi gelir yerleşir tablonun en boş yerine derin bir iç çekişle.
Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, 'Zalim' adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.
EVLİLİĞİ YASAKLADI
Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı.Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti. Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.
GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER
Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir. Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur. Bir gün sorar; 'Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı? ' Aziz gülümser; 'Evet, herbirini.' Julia; 'Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.', Valentinus; 'Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım.' Julia, yere diz çöker ve; 'Böylesine inanmak istiyorum, yardım et.' Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır; 'Valentinus, görüyorum, görüyorum.'
14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR
Valentinus duaya devam etmesini söyler.Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını 'Senin Valentine'ından' diye imzalar. Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından 'Porta Valentini' adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.) Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır.
GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ
İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı. Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi. Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi. Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı. Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı. Günümüzdeki yorumuyla 'St Valentine' yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır.
ne başka dokunuş ne başka seviş nede başka ses unutturamaz beni sana bunu yaz bir yere.. noktalardan sonra virgül koyarak devam edişler yoktur hayatımda. bir daha açılmamak üzere kapanır sayfalarım.. yürek yansa da mantık isyan etse de gururludur aşk bende..
bir lokma ekmek alacaktı adam sofrasın da bir mesaj geldi telefonumu telefon yapan kadından 'ben yenik düştüm yokuşlara' diyordu lokmalar boğazıma düğümleniyordu kalktım soframdan, kaçtım karanlığıma.
bir adam ağlıyordu düşlerine bir kadın ağlıyordu sevişlerine...
dur durak bilmeyen ardsız nefesler boğazım da düğümlenirken uzaklardan bir hüzün yağıyordu 'başaramadım yokuşlar da kaldım' inliyordu yüreğim geceme iniyordu,
bir adam ağlıyordu için için bir kadın ağlıyordu benim için...
hıçkırıklar göz yaşlarıma boğulurken dirhem dirhem eriyordum hayata bülbül gülüne küsüyorken nerelere gidip ölmeliydim, “mavilerle seninim” diyorken
bir adam ağlıyordu çaresizliğine bir kadın ağlıyordu kimsesizliğine…
gece saat on iki yi geçmekteyken uyuyordu hüzün yorganlı yatağında aradım, mahmurluğuyla kaldırdım merhaba demeden daha “bırakma dedi sarıl bana”
bir adam ağlıyordu uzaklar da bir kadın ağlıyordu yıldızlar da…
bir ben duydum ağladığını bir o duydu ağladığımı…
sigaram da kalmamış, geceyse kandır hep yandığım; arzularım kadar olan yanımdır.
ey! .. gözleri ıslak kadınım ben sadece sana yangınım…
Hep bitmemiş, bitirilememiş bir tablodur aşk. Bir köşesinde gözü tırmalayan bir boşluk vardır hep. Renksizdir ne kadar renk karıştırılmaya çalışılsa da içine. Boştur çünkü. Boş olacak, boş kalacaktır. Son Aşk'a ait olan yer işte tam burasıdır. Bir türlü içi doldurulamayan. Kıyısından köşesinden yaşanan yarım yamalak aşkların gölgesi düşse de üzerine; boş kalmaya mahkumdur tuvalin o köşesi kendi sessizliğinde. Sağında solunda hep yaşanmış ama asla eskimemiş aşkların solgun ama dingin çizgileri vardır. Eskimiş sansa da insan zaman zaman; o hissettirir varlığını anılarla güçlenip utanıp sıkılmadan.Tıpkı hiç umulmadık bir zamanda ortaya çıkan hayaletler gibi gelir yerleşir tablonun en boş yerine derin bir iç çekişle.
14 ŞUBAT HİKAYESİ
Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, 'Zalim' adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.
EVLİLİĞİ YASAKLADI
Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı.Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.
Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.
GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER
Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir.
Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur. Bir gün sorar;
'Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı? ' Aziz gülümser;
'Evet, herbirini.' Julia;
'Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.', Valentinus;
'Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım.' Julia, yere diz çöker ve;
'Böylesine inanmak istiyorum, yardım et.' Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;
'Valentinus, görüyorum, görüyorum.'
14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR
Valentinus duaya devam etmesini söyler.Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını 'Senin Valentine'ından' diye imzalar. Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından 'Porta Valentini' adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.) Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır.
GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ
İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.
Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi.
Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi.
Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı.
Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.
Günümüzdeki yorumuyla 'St Valentine' yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır.
_YORUMSUZ_
ne başka dokunuş ne başka seviş nede başka ses
unutturamaz beni sana bunu yaz bir yere..
noktalardan sonra virgül koyarak devam edişler yoktur hayatımda.
bir daha açılmamak üzere kapanır sayfalarım..
yürek yansa da mantık isyan etse de gururludur aşk bende..
alıntı
izlediğim en güzel dizi.
yanlı davranan bi proğram. şahsen tarafsız olmasını tercih ederdim
Ağlayan Gecem
bir lokma ekmek alacaktı adam sofrasın da
bir mesaj geldi telefonumu telefon yapan kadından
'ben yenik düştüm yokuşlara' diyordu
lokmalar boğazıma düğümleniyordu
kalktım soframdan, kaçtım karanlığıma.
bir adam ağlıyordu düşlerine
bir kadın ağlıyordu sevişlerine...
dur durak bilmeyen ardsız nefesler
boğazım da düğümlenirken
uzaklardan bir hüzün yağıyordu
'başaramadım yokuşlar da kaldım'
inliyordu yüreğim geceme iniyordu,
bir adam ağlıyordu için için
bir kadın ağlıyordu benim için...
hıçkırıklar göz yaşlarıma boğulurken
dirhem dirhem eriyordum hayata
bülbül gülüne küsüyorken
nerelere gidip ölmeliydim,
“mavilerle seninim” diyorken
bir adam ağlıyordu çaresizliğine
bir kadın ağlıyordu kimsesizliğine…
gece saat on iki yi geçmekteyken
uyuyordu hüzün yorganlı yatağında
aradım, mahmurluğuyla kaldırdım
merhaba demeden daha
“bırakma dedi sarıl bana”
bir adam ağlıyordu uzaklar da
bir kadın ağlıyordu yıldızlar da…
bir ben duydum ağladığını
bir o duydu ağladığımı…
sigaram da kalmamış, geceyse kandır
hep yandığım;
arzularım kadar olan yanımdır.
ey! .. gözleri ıslak kadınım
ben sadece sana yangınım…
Orkun Işık
türkü baba Fatih Kısaparmak
KİLİM
Seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe etmeli, çünkü; aşk sessiz,sevgi dilsizdir
Arkadaş kış ortasında yaz getiren,
Dost çöl ortasında suyunu paylaşandır.
O güldüğüm
Basit aşk şarkıları
Özür dilerim sizden
Çok özür dilerim
Bu acıyı anlatacak
Kelime yokmuş meğer
O yüzden
Hep aynıymış cümleler.
'Ayrılık ölümden beter'