Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • tomurcuk05.03.2007 - 04:54

    açmak için hazırlık yapan çiçeğe tomurcuk deriz.
    gül tomurcuğuna da gonca deriz.

  • korkmak05.03.2007 - 04:48

    Korkularım var benim
    Korkuyorum...
    Yokluğundan korktuğum kadar, varlığından korkuyorum...
    hayatımda bir SEN olamayacağından korktuğum kadar, yaşamıma eklenecek bir SEN olgusundan korkuyorum...
    senden gelecek tüm güzelliklere kucak açmak istediğim kadar,
    o güzellikleri yakalayamamaktan...
    bana olacak yakınlığının, bağlının adını SEVDA koymak istediğim kadar,
    bu isimle kendi adımı birleştirememekten korkuyorum...
    yüreğimde bu adı yerleştirecek bir kapı aralayamamaktan..
    hislerine tercüman olacak tüm güzel kelimeleri, -yüzüm kızararak ta olsa- duymak istediğim kadar bu ifadelere alışmaktan,
    SANA alışmaktan, sevgine alışmaktan korkuyorum
    güvensizliğime rağmen, güvenme sorunuma rağmen
    sana güvenmekten te, güvenememekten de korkuyorum...
    aradaığımı bulmak istediğim kadar, bulduğumu farkedememekten,
    geç kalmaktan ve hatta bulduğumu farketmiş olmaktan..
    buna inanmaktan korkuyorum...
    adı kalbimde açacak çiçeği görmek istediğim kadar,
    o çiçeği kabul etmeyecek olan benliğimle savaşmaktan ta..
    savaşı bırakıp çiçekle yaşamaya başlamaktan da korkuyorum....
    ve yaşamaya başlamaktan...
    yaşarken üzmekten, üzülmekten....
    mutlu olmak isterken mutsuz etmekten...
    SONRA..........
    korkularımla yüzleşip, hayatımda risk alamadığım tek meselede
    riski göze aldıktan sonra....
    sevdikten sonra...
    bağlandıktan sonra...

    İKİ OLMAYI BAŞARDIKTAN SONRA
    TEK KALMAKTAN KORKUYORUM!

    Yakında uzaklığı yaşamaktan
    yüreğinden yavaş yavaş çıkıyor olduğumu görmekten...
    sevgi kelimelerinin tükenmesinden
    Gözlerinin gözlerimin içine ışıl ışıl,

    ÇOCUKSU BAKAMAMASINDAN...KORKUYORUM!

    Evet, korkularım var benim...
    Ey SEN! her kimsen senin de korkuların var mı?

  • grafiti25.02.2007 - 01:46

    Her hangi bir zemin üzerine sprey boya ile resim yapma ve süslü yazı yazmaya denir. Bunu yapanlara hayranım, yetenek isteyen bir çalışma.

  • papirüs25.02.2007 - 01:32

    Mısır'ın simgesi haline gelmiş, üstüne resim çizilip, yazı yazılabilen yaprakların üstüste koyulmasıyla elde edilen bir tür malzeme.

  • kurtlar vadisi terör25.02.2007 - 01:20

    bugün PANA

    yarın SANA

    Güzel bir slogan.

  • sarıkamış25.02.2007 - 01:15

    Ayağındaki yırtık çarıklarla düşmana değil, kışa yenilmiş 120 bin kahraman Türk geliyor aklıma. Ruhunuz şad olsun.

  • okan bayülgen25.02.2007 - 01:07

    kıl herifin teki

  • yarış25.02.2007 - 00:58

    Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, bir de 'bizimki'
    barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeğe..

    İngiliz, 'Arkadaşlar..' demiş 'Bizim biramız çok meşhurdur..
    Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız..'

    Fransız hemen girmiş konuya 'Bizim kızlarımız meşhurdur..' demiş,
    'Öpmeye kıyamazsınız'

    Alman içini çekip ' Hey gidi memleketim..' demiş, 'Biz öyle arabalar
    üretiriz ki binmeğe doyamazsınız..'

    Hollandalı hemen atılmış, 'Evlerimiz..' demiş,
    'Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..'

    Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB'dir..' demiş Rus,
    'Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır! ..'

    Söz ona gelince İranlı 'Halılarımız..' demiş, 'Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..'

    Sonra hepsi birden suskun oturan 'bizimkine' dönmüşler.. sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze..

    'Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur! ..' demiş.. 'Öyle ki, alır Fransızın kızını, içer İngilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerinde, değil kocasının, KGB'nin bile ruhu duymaz..'

  • aşk22.02.2007 - 22:11

    Seni ölümüne seven dururken sevgiyi,mutluluğu haketmeyecek kişilere vermek.Aşk adaletsizdir,adaletsizliktir.
    Bizi çok sevenler gözümüzün önündeyken.gözümüzü onlara neden kapatırız sanki?

  • şiir14.02.2007 - 09:52

    Alkol denizinin derinliklerinde başlayan kasım rüzgarları
    yerini aralık yağmurlarına bırakırken
    elimde bir ayın sigara dumanı…
    aşkın kalbime işleyen akıntıları
    ruhumun yüksek rakımlarında bir nehir edasıyla dalganıyor
    ve kalbime akan Dicle nehri kuruyor…
    bedenimin özgül ağırlığı
    kendini birkaç damla gözyaşı şeklinde dışa vururken
    başarıyla başarısızlık arasındaki arafta kendimi sorguya çekiyorum
    birkaç şiire yön veren hayaller
    kabuslarımla birleşerek beni Ankara'nın resmi aşklarına sürüklüyor
    kalp ağrılarımı nikotin dindiriyor
    siyasi kalabalıklar içinde kendimi yapayalnız hissediyorum
    değişik zamanlarda
    değişik insanlarla
    kendi benliğimi yitirme çabasına girişiyorum
    bir çay deminde kendimi boğmaya çalışıyorum
    edebiyatın hüznü müziğin ritmiyle sevişmeye başlıyor
    acılar derinleştikçe aradıklarımı bulmak istediğim yerlerde bulamayacağı
    anlıyorum
    bütün hayatımı bir kasım ayında görüyorum
    ve bu ayı elimden kaçırıyorum
    geriye şiirler kalıyor…
    bir de ruhumda oluşan tremorun sesimde bıraktığı derin yara…