Korkularım var benim Korkuyorum... Yokluğundan korktuğum kadar, varlığından korkuyorum... hayatımda bir SEN olamayacağından korktuğum kadar, yaşamıma eklenecek bir SEN olgusundan korkuyorum... senden gelecek tüm güzelliklere kucak açmak istediğim kadar, o güzellikleri yakalayamamaktan... bana olacak yakınlığının, bağlının adını SEVDA koymak istediğim kadar, bu isimle kendi adımı birleştirememekten korkuyorum... yüreğimde bu adı yerleştirecek bir kapı aralayamamaktan.. hislerine tercüman olacak tüm güzel kelimeleri, -yüzüm kızararak ta olsa- duymak istediğim kadar bu ifadelere alışmaktan, SANA alışmaktan, sevgine alışmaktan korkuyorum güvensizliğime rağmen, güvenme sorunuma rağmen sana güvenmekten te, güvenememekten de korkuyorum... aradaığımı bulmak istediğim kadar, bulduğumu farkedememekten, geç kalmaktan ve hatta bulduğumu farketmiş olmaktan.. buna inanmaktan korkuyorum... adı kalbimde açacak çiçeği görmek istediğim kadar, o çiçeği kabul etmeyecek olan benliğimle savaşmaktan ta.. savaşı bırakıp çiçekle yaşamaya başlamaktan da korkuyorum.... ve yaşamaya başlamaktan... yaşarken üzmekten, üzülmekten.... mutlu olmak isterken mutsuz etmekten... SONRA.......... korkularımla yüzleşip, hayatımda risk alamadığım tek meselede riski göze aldıktan sonra.... sevdikten sonra... bağlandıktan sonra...
İKİ OLMAYI BAŞARDIKTAN SONRA TEK KALMAKTAN KORKUYORUM!
Yakında uzaklığı yaşamaktan yüreğinden yavaş yavaş çıkıyor olduğumu görmekten... sevgi kelimelerinin tükenmesinden Gözlerinin gözlerimin içine ışıl ışıl,
ÇOCUKSU BAKAMAMASINDAN...KORKUYORUM!
Evet, korkularım var benim... Ey SEN! her kimsen senin de korkuların var mı?
Fransız hemen girmiş konuya 'Bizim kızlarımız meşhurdur..' demiş, 'Öpmeye kıyamazsınız'
Alman içini çekip ' Hey gidi memleketim..' demiş, 'Biz öyle arabalar üretiriz ki binmeğe doyamazsınız..'
Hollandalı hemen atılmış, 'Evlerimiz..' demiş, 'Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..'
Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB'dir..' demiş Rus, 'Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır! ..'
Söz ona gelince İranlı 'Halılarımız..' demiş, 'Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..'
Sonra hepsi birden suskun oturan 'bizimkine' dönmüşler.. sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze..
'Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur! ..' demiş.. 'Öyle ki, alır Fransızın kızını, içer İngilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerinde, değil kocasının, KGB'nin bile ruhu duymaz..'
Seni ölümüne seven dururken sevgiyi,mutluluğu haketmeyecek kişilere vermek.Aşk adaletsizdir,adaletsizliktir. Bizi çok sevenler gözümüzün önündeyken.gözümüzü onlara neden kapatırız sanki?
Alkol denizinin derinliklerinde başlayan kasım rüzgarları yerini aralık yağmurlarına bırakırken elimde bir ayın sigara dumanı… aşkın kalbime işleyen akıntıları ruhumun yüksek rakımlarında bir nehir edasıyla dalganıyor ve kalbime akan Dicle nehri kuruyor… bedenimin özgül ağırlığı kendini birkaç damla gözyaşı şeklinde dışa vururken başarıyla başarısızlık arasındaki arafta kendimi sorguya çekiyorum birkaç şiire yön veren hayaller kabuslarımla birleşerek beni Ankara'nın resmi aşklarına sürüklüyor kalp ağrılarımı nikotin dindiriyor siyasi kalabalıklar içinde kendimi yapayalnız hissediyorum değişik zamanlarda değişik insanlarla kendi benliğimi yitirme çabasına girişiyorum bir çay deminde kendimi boğmaya çalışıyorum edebiyatın hüznü müziğin ritmiyle sevişmeye başlıyor acılar derinleştikçe aradıklarımı bulmak istediğim yerlerde bulamayacağı anlıyorum bütün hayatımı bir kasım ayında görüyorum ve bu ayı elimden kaçırıyorum geriye şiirler kalıyor… bir de ruhumda oluşan tremorun sesimde bıraktığı derin yara…
açmak için hazırlık yapan çiçeğe tomurcuk deriz.
gül tomurcuğuna da gonca deriz.
Korkularım var benim
Korkuyorum...
Yokluğundan korktuğum kadar, varlığından korkuyorum...
hayatımda bir SEN olamayacağından korktuğum kadar, yaşamıma eklenecek bir SEN olgusundan korkuyorum...
senden gelecek tüm güzelliklere kucak açmak istediğim kadar,
o güzellikleri yakalayamamaktan...
bana olacak yakınlığının, bağlının adını SEVDA koymak istediğim kadar,
bu isimle kendi adımı birleştirememekten korkuyorum...
yüreğimde bu adı yerleştirecek bir kapı aralayamamaktan..
hislerine tercüman olacak tüm güzel kelimeleri, -yüzüm kızararak ta olsa- duymak istediğim kadar bu ifadelere alışmaktan,
SANA alışmaktan, sevgine alışmaktan korkuyorum
güvensizliğime rağmen, güvenme sorunuma rağmen
sana güvenmekten te, güvenememekten de korkuyorum...
aradaığımı bulmak istediğim kadar, bulduğumu farkedememekten,
geç kalmaktan ve hatta bulduğumu farketmiş olmaktan..
buna inanmaktan korkuyorum...
adı kalbimde açacak çiçeği görmek istediğim kadar,
o çiçeği kabul etmeyecek olan benliğimle savaşmaktan ta..
savaşı bırakıp çiçekle yaşamaya başlamaktan da korkuyorum....
ve yaşamaya başlamaktan...
yaşarken üzmekten, üzülmekten....
mutlu olmak isterken mutsuz etmekten...
SONRA..........
korkularımla yüzleşip, hayatımda risk alamadığım tek meselede
riski göze aldıktan sonra....
sevdikten sonra...
bağlandıktan sonra...
İKİ OLMAYI BAŞARDIKTAN SONRA
TEK KALMAKTAN KORKUYORUM!
Yakında uzaklığı yaşamaktan
yüreğinden yavaş yavaş çıkıyor olduğumu görmekten...
sevgi kelimelerinin tükenmesinden
Gözlerinin gözlerimin içine ışıl ışıl,
ÇOCUKSU BAKAMAMASINDAN...KORKUYORUM!
Evet, korkularım var benim...
Ey SEN! her kimsen senin de korkuların var mı?
Her hangi bir zemin üzerine sprey boya ile resim yapma ve süslü yazı yazmaya denir. Bunu yapanlara hayranım, yetenek isteyen bir çalışma.
Mısır'ın simgesi haline gelmiş, üstüne resim çizilip, yazı yazılabilen yaprakların üstüste koyulmasıyla elde edilen bir tür malzeme.
bugün PANA
yarın SANA
Güzel bir slogan.
Ayağındaki yırtık çarıklarla düşmana değil, kışa yenilmiş 120 bin kahraman Türk geliyor aklıma. Ruhunuz şad olsun.
kıl herifin teki
Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, bir de 'bizimki'
barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeğe..
İngiliz, 'Arkadaşlar..' demiş 'Bizim biramız çok meşhurdur..
Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız..'
Fransız hemen girmiş konuya 'Bizim kızlarımız meşhurdur..' demiş,
'Öpmeye kıyamazsınız'
Alman içini çekip ' Hey gidi memleketim..' demiş, 'Biz öyle arabalar
üretiriz ki binmeğe doyamazsınız..'
Hollandalı hemen atılmış, 'Evlerimiz..' demiş,
'Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..'
Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB'dir..' demiş Rus,
'Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır! ..'
Söz ona gelince İranlı 'Halılarımız..' demiş, 'Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..'
Sonra hepsi birden suskun oturan 'bizimkine' dönmüşler.. sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze..
'Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur! ..' demiş.. 'Öyle ki, alır Fransızın kızını, içer İngilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerinde, değil kocasının, KGB'nin bile ruhu duymaz..'
Seni ölümüne seven dururken sevgiyi,mutluluğu haketmeyecek kişilere vermek.Aşk adaletsizdir,adaletsizliktir.
Bizi çok sevenler gözümüzün önündeyken.gözümüzü onlara neden kapatırız sanki?
Alkol denizinin derinliklerinde başlayan kasım rüzgarları
yerini aralık yağmurlarına bırakırken
elimde bir ayın sigara dumanı…
aşkın kalbime işleyen akıntıları
ruhumun yüksek rakımlarında bir nehir edasıyla dalganıyor
ve kalbime akan Dicle nehri kuruyor…
bedenimin özgül ağırlığı
kendini birkaç damla gözyaşı şeklinde dışa vururken
başarıyla başarısızlık arasındaki arafta kendimi sorguya çekiyorum
birkaç şiire yön veren hayaller
kabuslarımla birleşerek beni Ankara'nın resmi aşklarına sürüklüyor
kalp ağrılarımı nikotin dindiriyor
siyasi kalabalıklar içinde kendimi yapayalnız hissediyorum
değişik zamanlarda
değişik insanlarla
kendi benliğimi yitirme çabasına girişiyorum
bir çay deminde kendimi boğmaya çalışıyorum
edebiyatın hüznü müziğin ritmiyle sevişmeye başlıyor
acılar derinleştikçe aradıklarımı bulmak istediğim yerlerde bulamayacağı
anlıyorum
bütün hayatımı bir kasım ayında görüyorum
ve bu ayı elimden kaçırıyorum
geriye şiirler kalıyor…
bir de ruhumda oluşan tremorun sesimde bıraktığı derin yara…