Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • zaten25.12.2006 - 18:11

    Olmuyor,
    Zaten ne yapsam hep yanlış duruyor..
    ve bana en çok “yalnızlık” dokunuyor…
    Olmuyor,
    İhanetlerim hiç bitmiyor,
    Sancılı anılar dinmiyor…Olmuyor,
    Biraz uzun ve çokça kısa geliyor,Yaptıklarımın altında eziliyor,Yapacaklarımın üstünde havalanıyorum..

    Olmuyor,
    Zaten kimi sevsem hep yanlış duruyor..
    Ve bana en çok “sevmek” dokunuyor…
    Olmuyor,
    Sevmelerim hiç bitmiyor,
    Ağrılı anlar dinmiyor…

    Olmuyor,

    Biraz dar ve çokça bol geliyor,
    Umutlarımın arşivinde kayboluyor,
    yenilerini unutuveriyorum..

    Olmuyor,
    Zaten hangi rüyadan uyansam hep yanlış okunuyor,
    Ve bana en çok “ihtimal”ler dokunuyor…

    Olmuyor,
    Yaşlar hiç bitmiyor,
    Mavi geceler dinmiyor…

    Olmuyor,
    Biraz doğru ve çokça saçma geliyor,

    Kaderimden kaçıyor,
    Fallara hiç düşünmeden kanıyorum..
    Olmuyor,
    Zaten kime inansam hep yanlış çıkıyor..

    Ve bana en çok “keşke”ler dokunuyor…
    Olmuyor,

    Sözler hiç bitmiyor,
    Kanayan kabuslar dinmiyor…
    Olmuyor,
    Biraz yaşam ve çokça ölüm geliyor,

    Kendimi bir yandan kandırıyor,
    Diğer yandan vuruyorum..

    Olmuyor,
    Zaten ben hep yanlış duruyorum…

  • siz25.12.2006 - 17:52

    Siz, aşık olduğum erkek olsanız

    ve tam da karşımda otursanız

    verir miydiniz ellerinizi bana

    götürmem için sizi uzaklara

    şehirden dışarıya ve hatta

    bambaşka bir takımyıldızına

    Siz, o olsanız

    ve eski bir sokakta tam da

    yıllar sonra otursanız karşımda

    verir miydiniz sözcüklerinizi bana

    saklamam için sizi satırlara?

  • özlemek25.12.2006 - 17:50

    Üşütmüşüm, birkaç gündür evde, durmadan akan burnumla başbaşayım.
    Bunu bile özlemişim.
    Gri gökyüzüne saklanıp, sokak ortasında rüzgara saçlarımı emanet etmeyi,
    üşümeyi, panjuruma pıtır pıtır çarpan yağmur tanelerini, akşamüzerleri
    evin içine dolan sarımsı ışığı, morumsu bulutları, kırmızı şemsiyemi,
    kahverengi ceketimi, paket mendillerimi…
    Çok şeyi özlemişim, kendimi mesela…
    Her yıl bu vakitlerde hayatıma yön veren kararlar alışımı, kendimi
    sarsışımı, hırsımı, korkusuzluğumu, vahşi ve anlamsız yalnızlığımı,
    yalınlığımı…
    Bu mevsime en çok yalınlık yakışıyor belki de.
    Takvimimde yalınlık var yine

  • şehit25.12.2006 - 17:40

    İslâm alimleri, şehitleri, kendilerine uygulanan dünyevî hükümler ve Allah katındaki durumları itibariyle üç kısma ayırmışlardır.

    İ'la-yı kelimetullah yolunda ve savaş meydanında vefat eden ya da malını, canını ve ırzını korurken haksız yere öldürülen kimseler hem dünya ve hem de ahiret bakımından şehittirler.

    Bu durumdaki şehitler yıkanmaz, üzerlerindeki elbiseler çıkarılmaz, öylece namazları kılınarak gömülürler. İnanmadığı halde müslüman görünen ve müslümanların yanında savaşırken öldürülen kimseler de dünyevî kıstaslar açısından şehit sayılırlar, yıkanmadan namazları kılınarak elbiseleriyle gömülürler. Fakat, bunlar, dünya hükümleri bakımından şehit sayılsalar da Allah katında şehit sevabı alamayacaklardır.

    Bazıları da vardır ki, Allah katında şehittirler ve şehit mükâfatı alacaklardır; ancak bunlar, diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir ve namazları kılınarak defnedilirler.
    Peygamber Efendimiz, şöyle buyurmuştur: “Şehitler beştir: Vebaya tutulanlar, iç hastalıklarına yakalananlar, suda boğulanlar, göçük altında kalanlar ve Allah yolunda canından olanlar.” Ayrıca, aile ve çocuklarının geçimini sağlamak için helâl yoldan çalışıp kazanırken ölen kimseler ve ilim yolunda can verenler de ahiret şehidi sayılmışlardır. Doğum esnasında ölen mü'mine kadın ve karın ağrısından ya da apandisit sancısından ölen bir mü'min de şehit kabul edilir.

    Ayrıca, yanarak ölme meselesi de çok önemlidir; bir sancıdan ölen ya da
    yıkık altında kalıp öteye giden kimseler ahiret şehidi kabul edildiğine göre, yanarak ölen de şehitlik mertebesine ulaşmış olabilir.

  • soramadığın soru25.12.2006 - 17:07

    Cevaplarını merak etmediğim sorular var ceplerimde, karşımda oturan siz.
    Sormuyorum, artık meraksızım. Belki size göre ben eski halimden oldukça farksızım.
    Dudaklarım aynı,
    aynı kaşım gözüm, tenim, ellerim. Sadece sözcüklerim daha mor, daha bordo…

  • herşey çok güzel olacak25.12.2006 - 17:02

    Kırılarak binlerce parçaya bölünmelere inat, güzel günlerin elbet bir zaman yolumuza serileceğine inanıyoruz. Saflık, iyimserlik, kadercilik… Ne demek istiyorsan de.
    Dört yıllık arkadaşlarımla geçirilen müthiş bir felekten gece, buruk tatlarıyla geride kaldı. Seneye kimbilir nerede nasıl olacağız.
    Her şey güzel olacak demişlerdi bana..
    Bunun için yaşıyorum hala…

  • enteresan25.12.2006 - 16:59

    Ütopik Hayaller Profesörü (:

  • kadeh25.12.2006 - 16:56

    Birkaç kadeh içesim geldi yine. “İnleyen nağmeler ruhumu sardı” dedi usta, ağlamaklı gözleriyle. Dudaklarım mı titredi ne? Yok, titreyen ruhumun susturulmuş bir köşesiymiş yine. Vurdum ağzımın orta yerine, yansımam sarsıldı derince. Sinsice güldü, “acımıyor” diye haykırdı yüzüme. Korktum galiba, kötü kalpli değildin sen ne oldu, olan olmuş ya tutuklatmış kendini izinsiz düş yapımına başlamış diye.
    Allah kurtarsın o halde…
    İçelim biz…
    Gelecek günlere..

  • karamsar25.12.2006 - 16:51

    Hayatımı basitleştirmeye çabaladıkça daha da düğümleniyor her şey. İçinde bulunduğum durumları gözlerimi kapatarak aşmaya çalışıyorum, deniyorum, susuyorum. Olmuyor ve her geçen gün yaşamıma yeni insanlar ekleniyor. Renksizliğimi bulandırıp geri veriyorlar ellerime sadece. Cansızlaştıkça cansızlaşıyor dünya. Zaten daha da erken kararıyor hava. İçimden hiçbir şey gelmiyor oysa.
    Ölmek bile..
    Sevmek bile..

  • lütfen25.12.2006 - 16:48

    Lütfen beni sever misiniz zahmet olmasSa..?

    Maksadım sevginizin sıcaklığından faydalanmak sadece.

    Galiba üşüyorum..