Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Yağmur Bulut
Yağmur Bulut

DOST, YARAMIZA BASILMIŞ TUZU, YARAMIZDAN ARINDIRANDIR.

  • v işareti29.01.2007 - 23:37

    Göçmen kuşların, uçarken havada oluşturdukları işaret.

    Bu kuşları yaratan Allah, onlara uçuşlarını kolaylaştıracak ve verimlileştirecek bir yöntem ilham etmiştir. Kuşlar gelişigüzel bir şekilde değil, sürü halinde uçar. Uçarken de hepsi belirli bir sıraya girer ve havada bir ^^ V ^^ şekli oluşturur. Bu V şekli, karşılaştıkları hava direncini azaltır. Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki, kuşlar bu sayede yaklaşık % 23'lük bir enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde, yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yağları kalmış olur. Bu artan yağ ise gereksiz değildir; rüzgarların ters yönden esmesi durumunda kullanılacak yedek yakıttır.

    Bu olağanüstü durum karşısında şu soruları sormak gerekiyor:

    Uçuş için ne kadar yağ gerektiğini kuş nereden bilir?

    Bu kadar yağı tam yolculuk öncesi nasıl ayarlayabilir?

    Uçuş mesafesini ve tam olarak ne kadar yakıt tüketileceğini nasıl hesaplar?

    Kuş Hawai'nin Alaska'dan daha iyi koşullarda olduğunu nereden bilir?

    Kuşların bu bilgilere ulaşmaları, bunlara uygun hesaplar yapmaları ve bu hesaplara uygun toplu uçuşlar gerçekleştirmeleri imkansızdır. Bu ise, yaptıkları işlerin gerçekte kuşlara ^^ ilham edildiğini^^, bu canlıların üstün bir güç tarafından yönlendirildiklerini gösterir. Nitekim Kuran'da ^^dizi dizi uçan kuşlar^^a dikkat çekilmekte ve bu canlıların Allah'ın kendilerine ilham ettiği bir bilince sahip oldukları haber verilmektedir:

    Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir. (Nur Suresi, 41)

    Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah') tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir. (Mülk Suresi, 19)

  • şiir29.01.2007 - 22:52

    Şaşırtıcı değil bütün öteki şarkıcılardan
    Daha güzel şarkı söylemem
    Çünkü yüreğim beni sevgiye daha çok çekiyor,
    Ve ben onun emirlerini dinlemeye hazırım
    Yürek ve gövde, bilgelik ve zeka
    Güç ve iktidar, hepsini ortaya koydum
    Dizginler beni öyle sevgiye doğru çekiyor
    Başka hiçbir şey dinlemiyorum
    Bu sevgi, darbesini o kadar nazikçe
    Ve tatlılıkla indirdi ki kalbime
    Ah acıdan günde yüz kere ölmüyor muyum,
    Ve neşeden canlanıyorum ya yine yüz kez.
    Benim hastalığım gerçekten muhteşem;
    Bu hastalık bütün iyiliklere bedel;
    Ve hastalığım bana iyi geliyorsa
    Hastalıktan sonra iyilik onun şifası olur…


    Bernard de Ventadorn

  • ölüm29.01.2007 - 22:00

    Mevlevilikte ölünmez, susulur.
    Yeniden konuşana, ahiret alemlerine ulaşılacak zamana kadar 'emaneten' susulmuş, daha sonra buluşulacak ve sonsuza kadar konuşulacak, 'Hayy' sahibi olunacaktır.
    Hz. Mevlana ahir ömründe, hasta yatağında yatarken onun ölümünü büyük bir hüzünle bekleyen dostlarına, öldüğüm gün 'Şeb-i Aruz'dur' (düğün/kavuşma günü) diyerek onları teselli etmiş, üzülmek ne kelime sevinin diye vasiyet etmiştir.

    Mevlana Mesnevi'nin bir beytinde ölmüş olmayı şöyle anlatmıştır. 'Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.' 'Ey aşıklar, ey aşıklar! Cihandan göç etmek zamanı geldi. Gökten can kulağıma göç davulunun sesi geliyor.'

  • saddam hüseyin29.01.2007 - 21:54

    http://www.haber7.com/haber.php? haber_id=215482

    çok ilginççç meğerse idam edilen kişi saddamın dublörlerinden birisiymiş.

  • sema29.01.2007 - 21:44

    Sema işitmektir. Allah’ın ‘Elestü bir rabbiküm’ hitabını ruhlar aleminde işitip bu dünyaya indiğinde onun sedasının devam ettiğini duyan ve o sedaya aşık olan insanın, mevcudatla devrederek bir ahenk içinde Allah’ı zikrettiğini hisseden kişinin ortaya koyduğu fiildir

    Abdestsiz, zikirsiz, şükürsüz sema olmaz.

  • ney29.01.2007 - 21:23

    Mesnevinin ilk cümleleri şöyle başlar:

    ^^Şu ney'in neler söylediğini can kulağı ile dinle, o ayrılıklardan şikayet etmededir.
    Beni kamışlıktan kestiklerinden beri, feryadımdan, duygulu olan erkek de, kadın da inlemekte, ağlamaktadır.
    Şu var ki beni dinleyen her insan, benim neler dediğimi anlayamaz, benim feryadımı duyamaz.
    Beni anlamak, beni duymak için, ayrılık acısı çekmiş, gönlü yaralanmış, içli bir insan isterim ki, acılarımı, dertlerimi ona anlatayım.
    Aslından, vatanından ayrı düşmüş, oradan uzaklaşmış kişi, orada geçirmiş olduğu mutlu zamanı arar, o zamanı tekrar yaşamak ister, ayrıldığı sevgiliye tekrar kavuşmak ister..^^

  • edep29.01.2007 - 21:14

    Edep: her konuda haddini bilip, sınırı aşmamak, insanlara iyi muamelede bulunmak sünnet üzere hareket etmek, hataya düşmekten sakınılacak şeyi bilmektir.
    Halk arasında görgü kuralları denmektedir. Toplum fertlerinin yaşayış ve karşılıklı münasebetlerine genel ve ortak bir tarzda hakim olan ve aksine davranışların yerine göre ayıp, terbiyesizlik, edepsizlik, sayılarak kınandığı ahlakî ve içtimaî kuralların bütününe hukukta umumi adap denir.

    Mesela: eve girip çıkmanın, yiyip içmenin, yatıp kalkmanın, giyinip kuşanmanın, misafir ağırlayıp uğurlamanın, konuşmada kullanılacak üslubun, insanlarla olan muaşeretin, aile fertlerine karşı olan muamelenin, büyüklere ve küçüklere karşı tutum ve davranışların, yüce Allah'a karşı ibadet etmenin kendine göre edepleri vardır

  • bulut29.01.2007 - 20:58

    Sen kulağıma arkadaş türküsünü söylerken
    Beni sonsuzluk ufuklarına götüren,
    Hoşçakal biletini elime sıkıştırırken
    Geriye sadece küçük bir tebessümle bakıyorum
    Gözlerimdeki bulutları kapıyorum
    Yağmurları yüreğine düşüp yakmasın...
    KIYAMAM

  • maurits cornelis escher29.01.2007 - 18:27

    Resim ve matematiği birleştiren eserleriyle tanınan Maurits Cornelis Escher (1898-1971) Hollanda'da doğdu. Babasının mimarlık kariyerini sürdürmek üzere ailesinin isteği doğrultusunda Haarlem'deki Mimarlık ve Dekoratif Sanatlar Okulu'nda bir süre mimarlık eğitimi gördükten sonra, 1919-1922 yılları arasında öğretmenlerinin de etkisiyle grafik sanatlara yöneldi. Mezun olduğu yıl yaptığı Italya gezisinden sonra Roma'ya yerleşti ve 1935'e kadar çalışmalarını burada sürdürdü. Italya'da faşizmin yayılması üzerine 1941'de önce Isviçre'ye geçti ve sonra ülkesine dönebilmiştir.

    Modern resimler yapmıştır, eserlerinden bazıları ise şunlerdır.;

    Print Gallery
    Balcony
    Belvedere
    Bond of Union
    Convex and Concave
    Drawing Hands
    Tower of Babel
    Hand With Sphere
    Waterfall
    Relativity
    Eye
    Ascending Descending

  • Albrecht Durer29.01.2007 - 18:13

    Albrecht Durer 1471-1528 yılları arasında yaşamış bir ressam. 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocuğundan biri. İki kardeşin de resme karşı olağanüstü bir ilgileri ve yetenekleri var. Her ikisi de sanat okuluna gidip büyük bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karşısında çaresiz. Madencilik yaparak geçinmeye çalışıyorlar ve karınlarını zor doyurabilmekteler.

    Bu durum karşısında iki kardeş kendi aralarında kura çekmeye ve kazananın sanat okuluna gitmesine, geride kalanın daha çok çalışıp diğer kardeşi okutması yönünde bir karar alıyorlar. Albert ve Albrecht arasındaki bu kurada okula giden dönüşte diğer kardeşi okuması için okula gönderecek ve kendisi de madende çalışacaktı. Kurayı kazanan Albrecht okula gider ve bütün öğretim görevlilerini kendine hayran bırakarak çok büyük başarılar elde eder. Okulu birincilikle bitirdiğinde yöredeki bütün okullarda ismi bilinmektedir. Eve büyük bir gururla döner. Ailesi Albrecht onuruna güzel bir yemek verir.Kendisini öven konuşmalardan sonra Albrecht söz alır ve kendisine bu başarıları yaşatan kardeşine teşekkür eder. Simdi sıranın kardeşinde olduğunu ve okumaya göndereceği kardeşi için madende çalışmaktan büyük gurur duyacağını söyler.Kardeşinin cevabı ise;

    ^^İmkansız sevgili kardeşim^^ seklindedir. ^^Seni okulda okutabilmek için çalıştığım senelerde bütün parmaklarım madende defalarca kırıldı ve değil kalem tutmak,senin şerefine su şarap kadehini bile zor tutuyorum^^.

    Kardeşinin durumuna hakikaten üzülen Albrecht ise kendisini dünyanın en ünlü ressamları arasına sokan o ellerin, kardeşinin ellerinin resmini çizer. Bütün dünyanın 'Praying Hands' (Dua eden eller) olarak bildiği esas ismi 'Hands' (Eller) olan resim Albrecht Durer'in kardeşinin elleridir.