Ağlarken bile ^^anne^^ diyerek ağlamamızın altında yatan gerçek, annemizin hissiyatı, duygusallığı, şefkâti ve merhameti değil midir? Yeryüzünde kadından daha duygu yüklü bir varlık yoktur. Eğer erkeklerde hissiyat olsaydı savaşlarda dökülen kanlar onları boğardı.
Savaşları her zaman erkekler çıkarsa da içi yanıp kavrulan ağlayan her zaman bayanlardır, annelerdir.
Erkek egemenliği altında yaşamanın zorluğuna karşı direnmenin atomu parçalamaktan bile daha zor olduğunu gören kadının, bu soruna getirdiği çözüm hayli ilginçtir. Erkeği çalıştırıp kendisi de evde rahatça oturur. Böylece erkek sanat, bilim ve teknoloji alanında yeni buluşlar yaparak doyumsuz egosunu tatmin ederken bu çalışmaların bütün nimetlerinden en fazla kadınlar nasiplenirler. Meselâ çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vs. gibi teknolojik araçlar kadınların rahatlığı için icat edilmiştir.
^^Atalarımızın bir sözü var, beynini çalıştıramayan bedenini çalıştır.^^
Cinsiyete bağlı olmayan bir kavramdır. Allah nasıl ki malı dilediğine veriyorsa zekâyıda dilediğine cömertçe bağışlıyor. Zekâ hızlı öğrenme ve öğrediklerini günlük hayata uygulayabilme yeteneğidir. Bir takım çevresel etmenlerin de zekâ gelişimi üzerinde etkili olmakla beraber genlerle olan ilişkisi de bilinmektedir. Örneğin bol proteinli besinlerle beslenen insanlar üzerinde yapılan incelemelerde zekâlarındaki artış bize beslenmenin de etkili olduğunu gösteriyor.Atrıca yine yaşanmışlıkların da (=tecrübeler) bu kavramı geliştirdiği bilinmektedir.
Çok ilginçtir ki erkek zekâsı terimini aradım lakin bulamadım, bu nedenle yine dönüp dolaşıp kadın zekâsı üzerinden erkek zekâsını açıklamak durumunda kaldım ;)
Burada bu kadar erkek yazar varken, bu ne anlama gelir?
yorumsuz geçmek belki daha iyi bir cevap olur. Sanırım bugunden tezi yok bir hayırsever çıkıpta ^^erkek zekâsı^^ terimini de nedir sözlüğüne ekler artık zannımca ;)
Erkeklerin en çok korktuğu kadın çeşidi. Zira erkekler güzel ile zeki arasında bir tercih yapmak zorunda kalsalar güzeli seçerler. Daha doğrusu zeki olmayanı seçerler. Bu erkeklerin kendi zekâlarına güvenmemelerinden kaynaklanan bir hadisedir diye düşünüyorum. Yanılıyor olmam da ihtimâl dahilinde. Erkek, kadınından daha üstün olmayı, ve bir kadın tarafından yönetilmemeyi arzuluyor. Oysa zeki bir kadının saf numarası yapabileceğini akıllarına bile getiremiyorlar. Bu da zeki kadının zaferi ile sonuçlanıyor. Çevremize baktığımızda evlendikten sonra kadınların zekâlarındaki ani artışı gözlemleyebiliriz.
Kına yakmak Türk inanç sisteminde adanmış olmanın bir işaretidir.
Bunun içindir ki biz Türkler şu üç durum için kına yakarız; 1= Asker adaylarına kına yakılır, vatana kurban (=şehit) olsun diye, 2= Kurbanlık koçlara kına yakılır, Allâh a kurban olsun diye. 3= Gelinlere kına yakılır, eşine kurban (=ömürlük evlilik) olsun diye.
Modern donanımlı İtilaf donanmasının, Türk askerinin sonsuz vatan sevgisi, direnme gücü, fedakârlık ruhu ve imanına yenik düşmesi
Tarihler 18 Mart 1920' yi gösterirken Avrupa yakasındaki Rumeli Mecidiyesi topçu erlerinden, Edremit'li Mehmet oğlu ^^Seyit onbaşının^^ mermi taşıyan vincin bozulması üzerine, savaşın verdiği o coşku içinde 276 kilo mermiyi sırtına alarak topa sürmesinin onur verici bir anı olarak o günlerden bize ulaşacağını kim bilebilirdi ki?
Aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun.
Ağlarken bile ^^anne^^ diyerek ağlamamızın altında yatan gerçek, annemizin hissiyatı, duygusallığı, şefkâti ve merhameti değil midir?
Yeryüzünde kadından daha duygu yüklü bir varlık yoktur. Eğer erkeklerde hissiyat olsaydı savaşlarda dökülen kanlar onları boğardı.
Savaşları her zaman erkekler çıkarsa da içi yanıp kavrulan ağlayan her zaman bayanlardır, annelerdir.
İlhamını kadından alır. İçinde aşk olmayan erkek başarısı yok denecek kadar azdır.
Bir ^^kadın sesi^^ karşısında bile kısa devre yapma özeliğine sahiptir. Hele de bayan az biraz da güzel oluncaaa...
Erkek egemenliği altında yaşamanın zorluğuna karşı direnmenin atomu parçalamaktan bile daha zor olduğunu gören kadının, bu soruna getirdiği çözüm hayli ilginçtir.
Erkeği çalıştırıp kendisi de evde rahatça oturur. Böylece erkek sanat, bilim ve teknoloji alanında yeni buluşlar yaparak doyumsuz egosunu tatmin ederken bu çalışmaların bütün nimetlerinden en fazla kadınlar nasiplenirler.
Meselâ çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vs. gibi teknolojik araçlar kadınların rahatlığı için icat edilmiştir.
^^Atalarımızın bir sözü var, beynini çalıştıramayan bedenini çalıştır.^^
Cinsiyete bağlı olmayan bir kavramdır. Allah nasıl ki malı dilediğine veriyorsa zekâyıda dilediğine cömertçe bağışlıyor.
Zekâ hızlı öğrenme ve öğrediklerini günlük hayata uygulayabilme yeteneğidir. Bir takım çevresel etmenlerin de zekâ gelişimi üzerinde etkili olmakla beraber genlerle olan ilişkisi de bilinmektedir.
Örneğin bol proteinli besinlerle beslenen insanlar üzerinde yapılan incelemelerde zekâlarındaki artış bize beslenmenin de etkili olduğunu gösteriyor.Atrıca yine yaşanmışlıkların da (=tecrübeler) bu kavramı geliştirdiği bilinmektedir.
Çok ilginçtir ki erkek zekâsı terimini aradım lakin bulamadım, bu nedenle yine dönüp dolaşıp kadın zekâsı üzerinden erkek zekâsını açıklamak durumunda kaldım ;)
Burada bu kadar erkek yazar varken, bu ne anlama gelir?
yorumsuz geçmek belki daha iyi bir cevap olur. Sanırım bugunden tezi yok bir hayırsever çıkıpta ^^erkek zekâsı^^ terimini de nedir sözlüğüne ekler artık zannımca ;)
Erkeklerin en çok korktuğu kadın çeşidi. Zira erkekler güzel ile zeki arasında bir tercih yapmak zorunda kalsalar güzeli seçerler. Daha doğrusu zeki olmayanı seçerler. Bu erkeklerin kendi zekâlarına güvenmemelerinden kaynaklanan bir hadisedir diye düşünüyorum. Yanılıyor olmam da ihtimâl dahilinde.
Erkek, kadınından daha üstün olmayı, ve bir kadın tarafından yönetilmemeyi arzuluyor. Oysa zeki bir kadının saf numarası yapabileceğini akıllarına bile getiremiyorlar. Bu da zeki kadının zaferi ile sonuçlanıyor.
Çevremize baktığımızda evlendikten sonra kadınların zekâlarındaki ani artışı gözlemleyebiliriz.
^^Dört kitabın manâsî saklıdır bir elifte
Sen elifi bilmezsen bu nice okumaktır^^
der Yunus Emre
Kına yakmak Türk inanç sisteminde adanmış olmanın bir işaretidir.
Bunun içindir ki biz Türkler şu üç durum için kına yakarız;
1= Asker adaylarına kına yakılır, vatana kurban (=şehit) olsun diye,
2= Kurbanlık koçlara kına yakılır, Allâh a kurban olsun diye.
3= Gelinlere kına yakılır, eşine kurban (=ömürlük evlilik) olsun diye.
Modern donanımlı İtilaf donanmasının, Türk askerinin sonsuz vatan sevgisi, direnme gücü, fedakârlık ruhu ve imanına yenik düşmesi
Tarihler 18 Mart 1920' yi gösterirken Avrupa yakasındaki Rumeli Mecidiyesi topçu erlerinden, Edremit'li Mehmet oğlu ^^Seyit onbaşının^^ mermi taşıyan vincin bozulması üzerine, savaşın verdiği o coşku içinde 276 kilo mermiyi sırtına alarak topa sürmesinin onur verici bir anı olarak o günlerden bize ulaşacağını kim bilebilirdi ki?
Aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun.