amin maalouf'un en güzel kitaplarından birisi. ilk okuduğum kitabı aynı zamanda,onun gazıyla sonradan çıkan ne kadar amin maalouf kitabı varsa hepsini okumuştum :)
bir ismin önüne gelerek onu farklılaştıran,özelleştiren, belki de yerin dibine geçiren vs.yani gücüne göre ismi anlamlı kılan ya da ona her türlü anlamı veren kelimedir. sıfat bir ismi oyuncağı yaptığını zannedebilir. mesela ben; ama iki kişi konuşurken; 'ay şu hyde de çok havalı,burnu büyük kız canım'denilir,kendini beğenmiş olurum. 'aman canım çok sempatik kız ama' denirse(ki denmez :)) denirse de bi anda şirin bişey olurum. oysa ben sadece hyde'ımdır...
en kötüsü rüyada olduğunu bilipte bir türlü uyanamamak; rüyamdayım bilincim tuhaf bi şekilde uyanıkmışçasına yerinde; bu bi rüya biliyosun,birazdan uyanacaksın,zorla kendini,beynini uyarmalısın,şiddetli,daha şiddetli.sonra beyin tarafından oynanan bir yanılsama; uyandın artık! ama hala uyanamadığını hissetmek,öbür taraftan bir türlü kopamamak...en kötü kabusum..
ondan hoşlanıyorum. yok hayır seviyorum. yoksa aşk mı? hoşlanmak mı? bu kadar basit mi yani,insan sadece hoş bulduğu birinin yanında bu kadar heyecanlanır mı canım! sevgi mi? sevgi güzel ama daha monoton birşey değil mi! oysa ben bazen nefret ediyorum ondan. aşk mı? sadece aşık olsam gözümün kör olması lazım ama ben ondaki kötü noktaları da görüyorum,bazen beni nasıl kolayca kandırmaya çalıştığını da! offfffff ne bu yaaaa? ? ? ?
eski patronumun bangır bangır dinlediği bir şarkı vardı,sanırım şarkının ismi de aysel'di.söyleyen kişi ayseeeel, ayseeeel,ayseliiimmm diye bağırıyodu. bi kuble paylaşayım; gökyüzünde gezen yıldızlar, yeryüzünde şarıl şarıl akan nehirler mi ne öyle bişeyler diyodu..
bir tuhafiyede; müşteri: ee ordan bana bi kilo kurutulmuş gergedan boynuzu verir misiniz? tuhafiyeci:gergedan boynuzu yok bizde müşteri: o zaman bi kilo fare kuyruğundan yapılmış çerez alabilir miyim? tuhafiyeci:o da yok bizde efendim müşteri:bir tane ağlayan çaydanlıklardan alayım. tuhafiyeci: yok beyefendi müşteri: dalga mı geçiyosunuz insanla, ne biçim tuhafiye burası be,ananınkinden ver o zaman biraz tuhafiyeci: hemen efendim..
beni ağlattın ha! benim gibi değerli bi insanı. hiç bilemedin ki zaten kıymetimi. beter olursun işallaaah,allah cezanı versin, gün yüzü görmeyesin, başıma gelenin on katını versin allah sana..ağla işte sen de ağla, ağlaa. ühüüüüüüüü....!
hemingway'ın bir romanı, yıllar önce okumuştum,sanırım iyi bir kitaptı..
amin maalouf'un en güzel kitaplarından birisi. ilk okuduğum kitabı aynı zamanda,onun gazıyla sonradan çıkan ne kadar amin maalouf kitabı varsa hepsini okumuştum :)
bir ismin önüne gelerek onu farklılaştıran,özelleştiren, belki de yerin dibine geçiren vs.yani gücüne göre ismi anlamlı kılan ya da ona her türlü anlamı veren kelimedir. sıfat bir ismi oyuncağı yaptığını zannedebilir. mesela ben; ama iki kişi konuşurken; 'ay şu hyde de çok havalı,burnu büyük kız canım'denilir,kendini beğenmiş olurum. 'aman canım çok sempatik kız ama' denirse(ki denmez :)) denirse de bi anda şirin bişey olurum. oysa ben sadece hyde'ımdır...
en kötüsü rüyada olduğunu bilipte bir türlü uyanamamak; rüyamdayım bilincim tuhaf bi şekilde uyanıkmışçasına yerinde; bu bi rüya biliyosun,birazdan uyanacaksın,zorla kendini,beynini uyarmalısın,şiddetli,daha şiddetli.sonra beyin tarafından oynanan bir yanılsama; uyandın artık! ama hala uyanamadığını hissetmek,öbür taraftan bir türlü kopamamak...en kötü kabusum..
ondan hoşlanıyorum. yok hayır seviyorum. yoksa aşk mı? hoşlanmak mı? bu kadar basit mi yani,insan sadece hoş bulduğu birinin yanında bu kadar heyecanlanır mı canım! sevgi mi? sevgi güzel ama daha monoton birşey değil mi! oysa ben bazen nefret ediyorum ondan. aşk mı? sadece aşık olsam gözümün kör olması lazım ama ben ondaki kötü noktaları da görüyorum,bazen beni nasıl kolayca kandırmaya çalıştığını da! offfffff ne bu yaaaa? ? ? ?
eski patronumun bangır bangır dinlediği bir şarkı vardı,sanırım şarkının ismi de aysel'di.söyleyen kişi ayseeeel, ayseeeel,ayseliiimmm diye bağırıyodu. bi kuble paylaşayım;
gökyüzünde gezen yıldızlar,
yeryüzünde şarıl şarıl akan nehirler mi ne öyle bişeyler diyodu..
bir tuhafiyede;
müşteri: ee ordan bana bi kilo kurutulmuş gergedan boynuzu verir misiniz?
tuhafiyeci:gergedan boynuzu yok bizde
müşteri: o zaman bi kilo fare kuyruğundan yapılmış çerez alabilir miyim?
tuhafiyeci:o da yok bizde efendim
müşteri:bir tane ağlayan çaydanlıklardan alayım.
tuhafiyeci: yok beyefendi
müşteri: dalga mı geçiyosunuz insanla, ne biçim tuhafiye burası be,ananınkinden ver o zaman biraz
tuhafiyeci: hemen efendim..
başkaları zıkkımın köküyle idare etsin :)
*önümden bi black cat geçti sabah, işim ters gitçek yaa!
*aramıza black cat girdi bizim..
beni ağlattın ha! benim gibi değerli bi insanı. hiç bilemedin ki zaten kıymetimi. beter olursun işallaaah,allah cezanı versin, gün yüzü görmeyesin, başıma gelenin on katını versin allah sana..ağla işte sen de ağla, ağlaa.
ühüüüüüüüü....!