Tanrı bağışıdır rengimiz cezalandırması değil Buğday ekmeği yiyen de darı ekmeği yiyen de birdir Yaşıyor ve ölüyor buğday yiyen de mercimek yiyen de Tanrı bağışıdır rengimiz cezalandırması değil
O süslüyor gülleri yaseminleri donatıyor yıldızları Cennetleri Tanrı' nın kudretini gösterir rengimiz ancak ve değildir bedenimizin kiri Ne bir çirkinliktir o ne bir gazap imidir ve ne de günahtır Rengimiz Kâdir-i Mutlak Yüce Tanrı' nın sınırsız güzelliğidir
Kanıtlanması için bir Tanrı bağışı olduğunun Güzelliğin sahibi olan ve hamdedilen Yüce Tanrı Ayıplayanları maskara eder dünyada rengimizi Tanrı bağışıdır rengimiz cezalandırması değil
Tanıyoruz Kâdir-i Mutlak Yüce Tanrı' yı pek çok işaretlerle En güzel belgelerdir büyük sanatçılar Ve gerçeğin kanıtlarıdır yeryüzünü ışıtan Ayetler Rengimiz Kâdir-i Mutlak Yüce Tanrı' nın sınırsız güzelliğidir
Zor değildir O'na donatmak Cenneti, canlıları ve ulusları Bilgelikler doludur her buyruğunda Yüce Tanrı' nın Ölümle ve doğumla değiştirendir canlıları dünyada Tanrı bağışıdır renklerimiz, cezalandırması değil... Şaban REFİK
Sizi çağırıyorum sizi. Sıkıyorum ellerinizi. Kucaklıyorum ayaklarınızın altındaki toprağı ve diyorum ki: Yaşamım sizin. Sunuyorum size aydınlığını gözlerimin.
Sunuyorum size sıcaklığını yüreğimin. Bendeki bu acılar düşen acılardır sizin acılarınızdan benim payıma.
Sizi çağırıyorum sizi. Sıkıyorum ellerinizi.
Göze almışım yurdum için her şeyi. Eğilmemişim karşısından hiç kimsenin. Direnmişim zorbaya karşı, yetim, yoksul, çıplak ayak, direnmişim. Taşımışım kanımı ellerimle. Düşürmemişim yere bayrağımı. Bütün otları korumuşum, mezarlarındaki otları atalarımın.
Sizi çağırıyorum sizi. Sıkıyorum ellerinizi.....Tevfik El ZEYYAD
Bu gözyaşları ne? Doğudan esen bir rüzgâr ne? Yakınmalarıyle yüklü benim yitik insanlarımın ve yurt özlemiyle boğazlanmış ve kaskatı bu rüzgâr ne?
Toprağı ve ufku doyuran bu sesler ne? Ovanın umutsuzluğunu döken, çırılçıplak, bu sesler ne? Yüzüme, gözüme, yüreğime, boğazıma çiy gibi, kan gibi yayılan, kölelik kokusunu boşaltan bu sesler ne?
Bu gözyaşları ne? Doğudan esen bu rüzgâr ne? ....Tevfik El ZEYYAD
Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok. Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok. Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok. Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok Ö.H.
Tanrım, hayır şer kaygısından kurtar beni; Kendimden geçir, seninle doldur içimi Aklım ayıramıyor iyiyi kötüden Sarhoş et bari ne kötü kalsın, ne iyi. Ö.H.
Tanrı bağışıdır rengimiz cezalandırması değil
Buğday ekmeği yiyen de darı ekmeği yiyen de birdir
Yaşıyor ve ölüyor buğday yiyen de mercimek yiyen de
Tanrı bağışıdır rengimiz cezalandırması değil
O süslüyor gülleri yaseminleri donatıyor yıldızları Cennetleri
Tanrı' nın kudretini gösterir rengimiz ancak ve değildir bedenimizin kiri
Ne bir çirkinliktir o ne bir gazap imidir ve ne de günahtır
Rengimiz Kâdir-i Mutlak Yüce Tanrı' nın sınırsız güzelliğidir
Kanıtlanması için bir Tanrı bağışı olduğunun
Güzelliğin sahibi olan ve hamdedilen Yüce Tanrı
Ayıplayanları maskara eder dünyada rengimizi
Tanrı bağışıdır rengimiz cezalandırması değil
Tanıyoruz Kâdir-i Mutlak Yüce Tanrı' yı pek çok işaretlerle
En güzel belgelerdir büyük sanatçılar
Ve gerçeğin kanıtlarıdır yeryüzünü ışıtan Ayetler
Rengimiz Kâdir-i Mutlak Yüce Tanrı' nın sınırsız güzelliğidir
Zor değildir O'na donatmak Cenneti, canlıları ve ulusları
Bilgelikler doludur her buyruğunda Yüce Tanrı' nın
Ölümle ve doğumla değiştirendir canlıları dünyada
Tanrı bağışıdır renklerimiz, cezalandırması değil... Şaban REFİK
Dişlerimle
savunacağım yurdumun her karış toprağını,
dişlerimle.
Başka yurt istemem onun yerine,
assalar damarlarımdan beni
istemem gene.
Burdayım hâlâ.
Aşkımın tutsağı... Evimin çevresinde.
Yurdumun peşinde.
Burdayım hâlâ.
Yıkamazlar beni
ne kadar çarmıh yükleseler
omuzlarıma.
Burdayım hâlâ.
Tutarak sizi...tutarak...tutarak
avuçlarımda.
Dişlerimle
savunacağım yurdumun her karış toprağını,
dişlerimle.... Tevfik El ZEYYAD
Sizi çağırıyorum sizi.
Sıkıyorum ellerinizi.
Kucaklıyorum ayaklarınızın altındaki toprağı
ve diyorum ki:
Yaşamım sizin.
Sunuyorum size
aydınlığını gözlerimin.
Sunuyorum size
sıcaklığını yüreğimin.
Bendeki bu acılar
düşen acılardır
sizin acılarınızdan
benim payıma.
Sizi çağırıyorum sizi.
Sıkıyorum ellerinizi.
Göze almışım yurdum için her şeyi.
Eğilmemişim karşısından hiç kimsenin.
Direnmişim zorbaya karşı,
yetim, yoksul, çıplak ayak,
direnmişim.
Taşımışım kanımı ellerimle.
Düşürmemişim yere bayrağımı.
Bütün otları korumuşum,
mezarlarındaki otları
atalarımın.
Sizi çağırıyorum sizi.
Sıkıyorum ellerinizi.....Tevfik El ZEYYAD
Bu gözyaşları ne?
Doğudan esen bir rüzgâr ne?
Yakınmalarıyle yüklü
benim yitik insanlarımın
ve yurt özlemiyle boğazlanmış
ve kaskatı
bu rüzgâr ne?
Toprağı ve ufku doyuran
bu sesler ne?
Ovanın umutsuzluğunu döken,
çırılçıplak,
bu sesler ne?
Yüzüme, gözüme,
yüreğime, boğazıma
çiy gibi, kan gibi yayılan,
kölelik kokusunu boşaltan
bu sesler ne?
Bu gözyaşları ne?
Doğudan esen bu rüzgâr ne? ....Tevfik El ZEYYAD
susma, sustukça sıra sana gelecek :)
Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok Ö.H.
Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari;
Bırak aldatmacayı, iki yüzlülükleri;
Şarap içmem diye övünüyorsun, ama,
Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki? Ö.H.
Gerçek aydınlığa erince can gözüm,
İki dünyayı birden silinmiş gördüm.
Eriyip gittim sanki engin denizlerde:
Ter olup çıktı, denize döndü gönlüm. Ö.H.
Tanrım, hayır şer kaygısından kurtar beni;
Kendimden geçir, seninle doldur içimi
Aklım ayıramıyor iyiyi kötüden
Sarhoş et bari ne kötü kalsın, ne iyi. Ö.H.
Dileğin Tanrı dileği değil ki senin;
Muradına ermeyi nasıl beklersin?
Doğru olan Tanrı' nın dilekleriyse
Yanlış demek senin bütün dileklerin. Ö.H.