medrese öğrencileri tarafından giyilen sağa eğik bir tür sarık (18.yy) hani günümüzün gömleğini dışarı çıkartan, kıravatı aşağıya salan öğrencileri vardır ya; o misal.. günümüz türkçesinde 'gayr-ı ciddi kimse, züppe' anlamında kullanılıyor
Bir marangoz dişleri çok sarardığı için eline ince zımpara alıp başlamış dişlerini zımparalamaya.. Tabi sonuç; dişler bembeyaz, inci gibi.. fakat aradan 1 hafta geçince bütün dişleri çürümüş ve hepsini çektirmek zorunda kalmış.. dişteki sinirleri bu zımparalama olayından sonra telef olmuş.. bu arada bunu yapan kişi laz değil hani aklınıza başka şeyler gelmesin..
insan gözünün sağlıklı görebilmesi için ışığa ihtiyacı vardır. ışığın seviyesi düşük olursa görüntü beyne sağlıklı olarak iletilemez. bunun tersi ışığın çok fazla olduğu bir anda da geçici körlük yaşanabilir. projektöre bakan iki göz buna bir örnek.. kendimizin dışında kalan dünya denge dünyası.. fakat insan ölçü tutturma konusunda tam bir kabiliyet düşmanı..
Tarlada yılan gördüğümde onun bir tarafa benim diğer tarafa hızlı ve korkarak kaçışım, sonra cesaretimi toplayıp elimde değnek ile korka korka o yılanı arayışım ve bulamayışım.. en sonunda da acaba yılanda cesaretini toplayıp beni arıyor mudur diye düşünüp ufak, temkinli adımlarla o bölgeden uzaklaşışım.. şimdi de durum farklı olmazdı herhalde..
kısık sesle 'let the music play baby' diyen kadın.. ve herifin birden anlayamadığım cümlelerle şarkıya coşkuyu vermesi.. ingilizceden nefret ederim.. sâdece melodisi hoşuma gidiyor..
'kedi olalı bir fare yakaladın! '
medrese öğrencileri tarafından giyilen sağa eğik bir tür sarık (18.yy)
hani günümüzün gömleğini dışarı çıkartan,
kıravatı aşağıya salan öğrencileri vardır ya;
o misal..
günümüz türkçesinde
'gayr-ı ciddi kimse, züppe' anlamında kullanılıyor
Bir marangoz
dişleri çok sarardığı için eline ince zımpara alıp
başlamış dişlerini zımparalamaya..
Tabi sonuç; dişler bembeyaz, inci gibi..
fakat aradan 1 hafta geçince bütün dişleri çürümüş
ve hepsini çektirmek zorunda kalmış..
dişteki sinirleri
bu zımparalama olayından sonra
telef olmuş..
bu arada bunu yapan kişi laz değil
hani aklınıza başka şeyler gelmesin..
İç organlarımızın aynası..
sigara içenlerin dişleri bunun en güzel örneği..
insan gözünün sağlıklı görebilmesi için
ışığa ihtiyacı vardır.
ışığın seviyesi düşük olursa görüntü beyne sağlıklı olarak iletilemez.
bunun tersi
ışığın çok fazla olduğu bir anda da geçici körlük yaşanabilir.
projektöre bakan iki göz buna bir örnek..
kendimizin dışında kalan dünya
denge dünyası..
fakat insan ölçü tutturma konusunda tam bir kabiliyet düşmanı..
esprilerin mantığı hep aynı..
çok gülerdik ama.
-mükremin! sağda solda ayrıldığımızı söylüyormuşsun?
-ben sağ sol ayrımı yapmam!
'kâbus' gece gelen sıkıntı(arapça)
ayrıca latincede 'incubus' gece gelen kötü ruh anlamına gelir..
Tarlada yılan gördüğümde
onun bir tarafa
benim diğer tarafa hızlı ve korkarak kaçışım,
sonra cesaretimi toplayıp elimde değnek ile
korka korka o yılanı arayışım ve bulamayışım..
en sonunda da
acaba yılanda cesaretini toplayıp beni arıyor mudur
diye düşünüp
ufak, temkinli adımlarla o bölgeden uzaklaşışım..
şimdi de durum farklı olmazdı herhalde..
'kaşûk'
kaşı- kökünden türemiş..
kaşımak, yontmak anlamında..
ne alâka?
o zamanların tahta kaşıklarının yontularak yapılmasına dayanıyor..
'kaşınılarak yontularak yapılmış' anlamında..
alâka bu..
kısık sesle 'let the music play baby' diyen kadın..
ve herifin
birden anlayamadığım cümlelerle şarkıya coşkuyu vermesi..
ingilizceden nefret ederim..
sâdece melodisi hoşuma gidiyor..