Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • ev yapımı şarap30.10.2006 - 14:36

    çocukken
    babaannem 'karadut' u fazla yemeyin derdi.
    sarhoş eder falan diye..
    bizde yer durur ondan sonra sarhoş taklidi yapardık.. :))
    o geldi aklıma

  • ev yapımı şarap30.10.2006 - 14:30

    kaçak rakı olayına dönmesin sonra?
    yasal mı bu iş? :)

  • asfur30.10.2006 - 14:22

    Asfur talli min şibbek we elli yâ lûlû
    Habbini 'andek habbini dahlek yâ lûlû..

    Bir kuş baktı pencereden 'lûlû' diye seslendi..

    kardeş türküler.

  • abdal30.10.2006 - 14:02

    'bedel' kelimesinin çoğulu..
    sufî hiyerarşisinde bir rütbe aynı zamanda..
    evet 'aptal' ile aynı kökten hatta aynı mânâda..
    'aptal' türkçede amaçsız, aklın dumûra uğraması
    zihinsel geri kalmışlık manasında kullanılırken
    'abdal' hâlihazırda ödenen bir 'bedel' dir..
    kapı kapı dolaşan dilenci derviş anlamı dışarıdan görünen anlamıdır...
    tasavvufta..

  • nasihat30.10.2006 - 13:46

    Zarfın içinde piton yılanı varsa; pulu sakın yalama..

    anlayan beri gelsin..

  • adolf hitler 30.10.2006 - 13:42

    Henüz siyasete girmeden önce
    Viyanada
    boyacılık ve amelelik yaparak geçimini sağladığını biliyor muydunuz?

  • İSTİHARE30.10.2006 - 13:34

    islam dininde 'iştişâre'(danışmak) nin kardeşi olarak nitelendirilir.
    bazıları 'rüya ile amel mi edilir' diye karşı çıkıyor.
    evet edilmez.
    et diyende yok zaten.
    kelime anlamı 'hayır dilemek' tir..
    duadır yani..
    istişâre ve istihâre birbirlerinden ayrılırsa eksik olur.
    İslam herşey gibi
    alınan kararında 'çift yönlü' olmasını ister.
    bir tanesi (istişare)
    dünya hayatına bakarken pencerenin
    diğeri (istihare)
    ahiret hayatına bakıyor..

  • nusrat fateh ali khan30.10.2006 - 13:20

    http://content.bolt.com/uploads6/audio/streams/8/4/1/1/4/3/841143/music/1162140481413.mp3

    bende ki
    bencillik işte.. gönül istiyor ki herkes dinlesin..

  • şarap30.10.2006 - 12:15

    Biz sarhoş iken
    henüz üzüm yaratılmamıştı..

    der ibn-i Farîd
    bir arkadaş Fatih Sultan Mehmed'in de şaraba meyli olduğunu
    ve
    hatta şarap içenleri muhafaza ettiğini yazmış..
    yani kendi içtiği şaraba delil getirmiş aklı sıra..
    şarap bir teşbihtir halbuki divan edebiyatında.. çok sık kullanılır;
    'aşk' ın da 'şarap' gibi insanın aklını başından almasına bir atıftır..
    Selçuklular zamanında bir süre resmi dil olarak kullanılmış farsça..
    Hatta farsçayı Türkler (selçuklular ve osmanlılar) ihya etmiş,
    ayakta tutmuş desek yeridir.
    bugünün ingilizcesi gibi bir şeydi o zamanlar..
    dolayısıyla
    Fars edebiyatında kullanılan ŞARAP tasvirininde Türklere geçmesi kaçınılmazdı..
    durum bundan ibâret..
    az biraz daha cesareti olsa bu malum kişinin
    Sultan Fatih'in şarap içtiğini söyleyecek..
    Lütfen;
    sen sadece ironi yap, böyle bilgileri süzmeden sunma ortalığa..
    Parmağa değil; Parmağın gösterdiği yöne bakılması dileğiyle..

  • küçük iskender30.10.2006 - 10:49

    Yazdıklarının bir erkeğe yazıldığını düşünmek..
    ah!
    işte bu yüzden okuyamıyorum yazdıklarını..