yükselmek yukarı doğru hareket etmek.. türkçede 8. yüzyıldan sonra bu anlamı ile kullanılmakla beraber daha eski türkçe de 'yer değiştirmek' anlamına da gelmekteydi.. hem 'aşağıya inmek' hem de ' yukarıya çıkmak' gibi çift yönlü anlamı olması bundan kaynaklanıyor..
'istiyorum ve elimden geleni yaparım fakat benim irâdemin üstünde bir irâde daha var ki; o istemediği sürece benim istememin bir faydası olmayacaktır.' anlamına gelir kısaca.. evet bu anlama gelmekle beraber, bir çok terimde olduğu gibi bu da kendi anlamı dışında kullanılıyor çoğu zaman maalesef.. bazen bir 'kararsızlık ifâdesi' olurken bazen de 'kaçış bahanesi' oluyor..
Kulağımda çınlayan ses! sus artık.gecenin karanlığında yeryüzü senfonisini dinliyor ve ayın gölgesini arıyorum. Ay! bastığım bir kirpiymiş. kirpi öfkeli; diken diken olmuş dikenlerini tarayarak gönlünü almaya çalışıyorum. ellerim kan içinde! yanımda deniz. ya kanlı ellerle dolaşacağım, yada tuzlu suyla yaralarımı azdıracağım. yapmayın. bana tercih yaptırmayın. tuzlu su azıtacak yaramı. 2 saniyelik bir temizlik ve kanlar gürül gürül akmaya devam edecek. eldiven! ince kumaştan yapılmış siyah, matmazellerin giydiği.kafama düşen bir taş. kafam yaylı yatak. beynimin üstünde zıplayan hergeleler! her şey sizi daha yukarı zıplatmak için. o elindeki hançerle ne yapmayı düşlüyorsun? oysa acılar acıtmıyor artık! ısırgan otları her mevsim kaşındırmaz bilir misin sen? peki ya kaşınıpta kaşınmayan insan taklidi yapanlara ne demeli? ey hayat! bana bir kere ver. verirsen intikam almayacağım kimseden sana söz! kör olayım yalansa! değmedi; değmez gözüme senden başka iki göz! iyi deyilim bugün. biri durdursun zamanı. bütün araç seslerine isyan ediyorum tek tek! belediye başkanına egzozlara kumaş tıkamasını öneriyorum. bir balon alın. içini gazla doldurun. ve içine beni de üfleyin! 20 metre yükseğe çıkınca nışan alın ve patlatın balonu. ölümüne düşmek istiyorum yükseklerden! kesin sesinizi! bu benim hezeyanım! itiraz istemem. nasıl yazmışsam öyle oynayacaksınız!
Sadece diliyle konuşanın anlatabildiği anlatılanların kulak kepçesinden öteye gitmez! Kalbiyle konuşanın muhatabı -anlatılanların- kalbidir. Konuşan kalp ise her bir sözcük eninde sonunda; kalp kendisine sırtını dönsede, onu tutup karşısına alacak ve o sözcük, kendi anlamını, sırt dönen kalbe anlatacaktır!
'hasre(t) ' (acı çekme,yorulma,korunaksız kalma*) fakat tüm bu üç tanım (acı çekme, yorulma, korunaksız kalma) hasretin sebebi değil sonucudur.. ne fark eder? çok şey farkeder efendim düşünün; olmadı hasretten aşağıya bir düşün! o zaman anlarsınız..
merak ediyorum zeytinyağı ile karışıpta zeytinyağının üstte değil de altta kaldığı bir sıvı var mıdır? bulanların acilen antolojiye dökmeleri ricâ olunur!
yükselmek yukarı doğru hareket etmek..
türkçede 8. yüzyıldan sonra bu anlamı ile kullanılmakla beraber
daha eski türkçe de
'yer değiştirmek' anlamına da gelmekteydi..
hem 'aşağıya inmek' hem de ' yukarıya çıkmak' gibi
çift yönlü anlamı olması bundan kaynaklanıyor..
'sebz' (yeşil)
'sebze' (yeşillik) farsça..
Allah isterse..
'istiyorum ve elimden geleni yaparım
fakat benim irâdemin üstünde bir irâde daha var ki;
o istemediği sürece
benim istememin bir faydası olmayacaktır.'
anlamına gelir kısaca..
evet
bu anlama gelmekle beraber, bir çok terimde olduğu gibi
bu da
kendi anlamı dışında kullanılıyor çoğu zaman maalesef..
bazen bir 'kararsızlık ifâdesi' olurken bazen de 'kaçış bahanesi' oluyor..
anlamak varken..
köküne kibrit suyu!
Kulağımda çınlayan ses! sus artık.gecenin karanlığında yeryüzü senfonisini dinliyor ve ayın gölgesini arıyorum. Ay! bastığım bir kirpiymiş. kirpi öfkeli; diken diken olmuş dikenlerini tarayarak gönlünü almaya çalışıyorum. ellerim kan içinde! yanımda deniz. ya kanlı ellerle dolaşacağım, yada tuzlu suyla yaralarımı azdıracağım. yapmayın. bana tercih yaptırmayın. tuzlu su azıtacak yaramı. 2 saniyelik bir temizlik ve kanlar gürül gürül akmaya devam edecek. eldiven! ince kumaştan yapılmış siyah, matmazellerin giydiği.kafama düşen bir taş. kafam yaylı yatak. beynimin üstünde zıplayan hergeleler! her şey sizi daha yukarı zıplatmak için. o elindeki hançerle ne yapmayı düşlüyorsun? oysa acılar acıtmıyor artık! ısırgan otları her mevsim kaşındırmaz bilir misin sen? peki ya kaşınıpta kaşınmayan insan taklidi yapanlara ne demeli?
ey hayat! bana bir kere ver. verirsen intikam almayacağım kimseden sana söz! kör olayım yalansa! değmedi; değmez gözüme senden başka iki göz! iyi deyilim bugün. biri durdursun zamanı. bütün araç seslerine isyan ediyorum tek tek! belediye başkanına egzozlara kumaş tıkamasını öneriyorum. bir balon alın. içini gazla doldurun. ve içine beni de üfleyin! 20 metre yükseğe çıkınca nışan alın ve patlatın balonu. ölümüne düşmek istiyorum yükseklerden!
kesin sesinizi! bu benim hezeyanım! itiraz istemem. nasıl yazmışsam öyle oynayacaksınız!
Sadece diliyle konuşanın
anlatabildiği
anlatılanların kulak kepçesinden öteye gitmez!
Kalbiyle konuşanın
muhatabı
-anlatılanların- kalbidir.
Konuşan kalp ise her bir sözcük eninde sonunda;
kalp kendisine sırtını dönsede,
onu tutup karşısına alacak
ve
o sözcük,
kendi anlamını,
sırt dönen kalbe anlatacaktır!
'iddia' (dava etme) 'dâvet' (çağırmak) ve 'dâva' (çağırış)
kelimeleri
birbirleriyle akraba; aynı kökten..
kamış veya sazdan örülü çit ile kapatma
etrafını çevirme..
'hasır' ve 'hisar' aynı kökten geliyor.
'hasre(t) ' (acı çekme,yorulma,korunaksız kalma*)
fakat
tüm bu üç tanım (acı çekme, yorulma, korunaksız kalma)
hasretin sebebi değil sonucudur..
ne fark eder?
çok şey farkeder efendim
düşünün;
olmadı hasretten aşağıya bir düşün!
o zaman anlarsınız..
merak ediyorum
zeytinyağı ile karışıpta
zeytinyağının üstte değil de altta kaldığı bir sıvı var mıdır?
bulanların acilen
antolojiye dökmeleri ricâ olunur!