Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • acaba06.11.2006 - 21:46

    'acebâ' şaşırarak, tuhafına giderek
    'acâyip' şaşılacak derecede şaşırtıcı olan..

    kökler aynı
    kelimelerin ikiside arapça

  • aşk06.11.2006 - 21:41

    1+1 in yine 1 ettiği tek problem(?)

  • bulmak06.11.2006 - 21:23

    en meşhuru hoş bulmak
    olsa gerek..*
    *yahu eften püften terimler ekleyeceğinize
    şuraya bir 'hoşbulduk' ekleseymişiniz.. ah! nedir...

  • anlamak06.11.2006 - 21:13

    Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
    anladım.

    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..



    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
    Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.



    Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
    Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
    Neden hiç ağlamadığını anladım..

    Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
    Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

    Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
    acıtabilirmiş,
    Çok acıttığında anladım..

    Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
    Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

    Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
    Yüreğini elime koyduğunda anladım..



    'Sana ihtiyacım var, gel! ' diyebilmekmiş güçlü olmak,
    Sana 'git' dediğimde anladım..

    Biri sana 'git' dediğinde, 'kalmak istiyorum' diyebilmekmiş
    sevmek,
    Git dediklerinde gittiğimde anladım..

    Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
    ağlayan,
    Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

    Özür dilemek değil, 'affet beni' diye haykırmak istemekmiş
    pişman olmak,
    Gerçekten pişman olduğumda anladım..

    Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

    Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
    affedilmeyi,
    Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

    Sevgi emekmiş,
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
    sevmekmiş...

    CAN YUCEL

  • az03.11.2006 - 14:26

    Azıcık uyusam,
    azıcık yemek yiyip,
    azıcık yürüsem...
    Azıcık rahatlayıp,
    azıcık uzaklaşsam... Azıcık düşünsem...
    Azıcık düşündüklerimle,
    azıcık gülümsesem...

  • neden ben03.11.2006 - 14:02

    'Niye Ben? ' diyen herkes için
    Brenda, yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini
    toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.
    Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve
    kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda
    azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne
    tırmanmaya başladı.
    Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu. Orada asılı
    dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi
    gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda'nın gözüne çarparak lensinin
    düşmesine neden oldu.
    Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens, yamacın ortasında
    bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde
    Brenda, lensini bulması için Allah'a dua
    edebilirdi yalnızca... Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. 'Allah'ım!
    Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir
    taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu
    bulmama yardım et.'
    Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak
    üzere
    oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri 'Aranızda lens
    kaybeden var mı? ' diye bağırdı.'
    Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve
    karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens
    kızların dikkatini çekmişti.
    Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak
    ve
    bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi
    çizerek karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:
    'Allah'ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu
    yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu
    taşımamsa, senin için taşıyacağım...'
    'BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM' demeyin...

  • mansıb03.11.2006 - 13:54

    'mansıp'
    atama, pay verme..
    diğer bir anlamıda 'yağmadan pay alma'
    'nasip' kelimesinden türemiş..

  • özlenen03.11.2006 - 13:28

    yağmurlu havalarda 'köytarla' da yapılan maçlar..
    annesinden sopa yemeği göze alan herkes oynuyordu..
    ilk beş dakika normal bir şekilde oynanır
    sonra
    çamurda güreş yapma oyununa dönerdi..
    5 dakika sonrada yüksek bir tepe bulunup
    çamurda elbiselerle kayma oyununa geçilirdi..
    e sonrası malum..
    eve gidince
    yer misin yemez misin!

  • nakış03.11.2006 - 13:19

    boyama, alacalı renklerle süsleme..
    çok ilginç
    'münakaşa' (tartışmak) ta aynı kökten..
    münakaşa ederken muhatabımızı alacalı renklere boyamak değilmidir amacımız?

  • ne ekersen onu biçersin03.11.2006 - 12:53

    buralar hasat yeri değil..
    boşuna intizâr etmeyin!