Avrupa Konseyi 2006'nın Ocak ayında 'komünizmin suçları' konulu bir karar tasarısını gündeme alıyor. Bu arada Çek Cumhuriyeti'nde Komünist Parti'nin gençlik örgütü kapatılmak isteniyor. Avrupa demokrasisi anti-komünist bir histeriye yöneliyor. Tam da insanlığın yeni yıla Küba'da, Venezuela'da, Bolivya'da, Irak'ta tazelenen umutlarla girdiği sıra, kapitalizmin tarihi değiştirmeye, yalanlar uydurmaya kalkması rastlantı değildir. Geleceğin aydınlığı sömürücülerin hayaletidir. Ancak komünizmin onurlu tarihine dil uzatmanın baltayı taşa vurmaktan farkı yoktur. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi.
Karl Marx ve Friedrich Engels, komünizmin manifestosunun ilk cümlesi olarak yukarıda başlık yaptığımız cümleleri yazmışlardı. Bu cümlelerin üzerinden neredeyse 158 yıl geçti. Ve komünizm hayaleti Avrupa'nın üzerinde dolaşmaya devam ediyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi 23-27 Ocak 2006 tarihlerinde yapacağı Genel Kurul toplantısında komünizmin suçlarını ele alacakmış! 'Totaliter' komünist rejimlerin suçları hakkında kamuoyu bilinçsizmiş. Bu suçlar o kadar ağırmış ki, Nazizmin kınanıp da komünizmin ihmal edilmesi olacak şey değilmiş! Evet; komünizm suçludur! Komünizmin mücadelesi sayesinde, Avrupa'da kapitalist sömürünün kölelik dönemlerini aratan bir vahşilik halini almasına engel olunmuştur. Kapitalistler emekçileri günde 18-20 saat çalıştırmak isterken bu mücadelenin ürünü olarak çalışma saatleri sınırlanmıştır. Bu sayede emekçiler sosyal devlet uygulamalarıyla tanışmış, sayısız hak elde etmişlerdir. Komünizmin mücadelesi Avrupa'nın zenginliğinin önde gelen kaynaklarından olan sömürge yağmasına taş koymuştur. Hakkında güzellemeler yapılan ama aslında dünyayı o güne kadar görülmemiş ölçüde kana bulayan 'rekabet'in yarattığı paylaşım savaşlarına komünizm fren koymuştur. Önce bu kâr savaşlarının askeri ve şehidi (!) olma görevi verilen işçileri yeni bir dünyanın kuruluşu için ayağa kaldırmıştır komünistler. Sonra da, sosyalist ülkelerin önderlik ettiği barış mücadelesi ve yine bu ülkelerin emperyalist saldırganlığa, caydırıcı bir karşı ağırlık oluşturmaları yüzünden, kapitalizmin savaşçı ruhu tatmin olamamıştır. Komünizm bütün emekçi insanlığa, patronsuz bir düzende kalkınmanın, sanayileşmenin hız kazanacağını göstermiştir. Burjuvalar 'beş parmak birbirine benzemez, insanın yaradılışı bencildir' diye masallar anlatadursun, komünistler bu dünyada eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürebileceğini kanıtlamışlardır. Kapitalizm krallarla, kiliselerle izdivaç kurarken komünizm sayısız aydın, sanatçı, bilim insanı üretmiştir. Fizik bilimlerinden sosyal bilimlere, edebiyattan müziğe, spordan resime... İnsan aklını piyasanın esaretinden kurtarıp özgürleştiren komünizmin esininden başkası değildir. Bu basınç karşısında pek sevdikleri ırkçı, milliyetçi, deli saçması ideolojilerinden bile taviz vermek zorunda kaldılar... Uzatmayalım, suç listemiz saymakla bitmez. Bunca günahımızın kapitalistler tarafından affedilmesini beklemek mümkün değildir. Avrupa'nın ve AB'nin demokrasisi bu tarihsel sicili unutmamıştır. Son 15 yıldır bu tarihten intikam almak için uğraşıp durdular. Tarihten intikam için gerekirse tarih bile yeniden yazılırdı! Şimdi sıra buna geldi. Avrupa demokrasisi insanlığın yürüyüşünden komünistlerin katkısını çıkarmak için 2006'nın başını seçti. 'Peki neden bugün? ' diye sorarsanız, yanıtı bellidir. Çünkü mesele geçmişe ilişkin olmaktan çıkmaktadır! İnsanlık ve insanlığın içinde bulunduğumuz dönemdeki motor gücünü temsil eden emekçi sınıflar, bir gerileme döneminden sonra yeniden ayakları üzerinde dikilmeye başladılar. 2006 yılını dünya halkları Iraklı yurtseverlerden Venezuela'nın kent yoksullarına, Fransa'nın işçilerinden Bolivya'nın yerlilerine, yeni bir kalkışmanın heyecanıyla karşılıyorlar. Eşitlik ve özgürlük adına gerçekleştirilen bu yeni yıl kutlaması bütün dünya kapitalizminin üzerinde yüzyıllar önceki hayaletin yeniden gezinmesinin habercisidir. Geleceğin aydınlığı sömürücülerin hayaletidir. Ve Avrupa demokrasisinin yöneldiği anti-komünist histerinin ecele faydası olmayacaktır
Avrupa Konseyi 2006'nın Ocak ayında 'komünizmin suçları' konulu bir karar tasarısını gündeme alıyor. Bu arada Çek Cumhuriyeti'nde Komünist Parti'nin gençlik örgütü kapatılmak isteniyor. Avrupa demokrasisi anti-komünist bir histeriye yöneliyor. Tam da insanlığın yeni yıla Küba'da, Venezuela'da, Bolivya'da, Irak'ta tazelenen umutlarla girdiği sıra, kapitalizmin tarihi değiştirmeye, yalanlar uydurmaya kalkması rastlantı değildir. Geleceğin aydınlığı sömürücülerin hayaletidir. Ancak komünizmin onurlu tarihine dil uzatmanın baltayı taşa vurmaktan farkı yoktur. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi.
Karl Marx ve Friedrich Engels, komünizmin manifestosunun ilk cümlesi olarak yukarıda başlık yaptığımız cümleleri yazmışlardı. Bu cümlelerin üzerinden neredeyse 158 yıl geçti. Ve komünizm hayaleti Avrupa'nın üzerinde dolaşmaya devam ediyor.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi 23-27 Ocak 2006 tarihlerinde yapacağı Genel Kurul toplantısında komünizmin suçlarını ele alacakmış! 'Totaliter' komünist rejimlerin suçları hakkında kamuoyu bilinçsizmiş. Bu suçlar o kadar ağırmış ki, Nazizmin kınanıp da komünizmin ihmal edilmesi olacak şey değilmiş!
Evet; komünizm suçludur!
Komünizmin mücadelesi sayesinde, Avrupa'da kapitalist sömürünün kölelik dönemlerini aratan bir vahşilik halini almasına engel olunmuştur. Kapitalistler emekçileri günde 18-20 saat çalıştırmak isterken bu mücadelenin ürünü olarak çalışma saatleri sınırlanmıştır. Bu sayede emekçiler sosyal devlet uygulamalarıyla tanışmış, sayısız hak elde etmişlerdir. Komünizmin mücadelesi Avrupa'nın zenginliğinin önde gelen kaynaklarından olan sömürge yağmasına taş koymuştur.
Hakkında güzellemeler yapılan ama aslında dünyayı o güne kadar görülmemiş ölçüde kana bulayan 'rekabet'in yarattığı paylaşım savaşlarına komünizm fren koymuştur. Önce bu kâr savaşlarının askeri ve şehidi (!) olma görevi verilen işçileri yeni bir dünyanın kuruluşu için ayağa kaldırmıştır komünistler. Sonra da, sosyalist ülkelerin önderlik ettiği barış mücadelesi ve yine bu ülkelerin emperyalist saldırganlığa, caydırıcı bir karşı ağırlık oluşturmaları yüzünden, kapitalizmin savaşçı ruhu tatmin olamamıştır.
Komünizm bütün emekçi insanlığa, patronsuz bir düzende kalkınmanın, sanayileşmenin hız kazanacağını göstermiştir.
Burjuvalar 'beş parmak birbirine benzemez, insanın yaradılışı bencildir' diye masallar anlatadursun, komünistler bu dünyada eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürebileceğini kanıtlamışlardır.
Kapitalizm krallarla, kiliselerle izdivaç kurarken komünizm sayısız aydın, sanatçı, bilim insanı üretmiştir. Fizik bilimlerinden sosyal bilimlere, edebiyattan müziğe, spordan resime... İnsan aklını piyasanın esaretinden kurtarıp özgürleştiren komünizmin esininden başkası değildir. Bu basınç karşısında pek sevdikleri ırkçı, milliyetçi, deli saçması ideolojilerinden bile taviz vermek zorunda kaldılar...
Uzatmayalım, suç listemiz saymakla bitmez. Bunca günahımızın kapitalistler tarafından affedilmesini beklemek mümkün değildir. Avrupa'nın ve AB'nin demokrasisi bu tarihsel sicili unutmamıştır.
Son 15 yıldır bu tarihten intikam almak için uğraşıp durdular. Tarihten intikam için gerekirse tarih bile yeniden yazılırdı! Şimdi sıra buna geldi. Avrupa demokrasisi insanlığın yürüyüşünden komünistlerin katkısını çıkarmak için 2006'nın başını seçti.
'Peki neden bugün? ' diye sorarsanız, yanıtı bellidir. Çünkü mesele geçmişe ilişkin olmaktan çıkmaktadır!
İnsanlık ve insanlığın içinde bulunduğumuz dönemdeki motor gücünü temsil eden emekçi sınıflar, bir gerileme döneminden sonra yeniden ayakları üzerinde dikilmeye başladılar. 2006 yılını dünya halkları Iraklı yurtseverlerden Venezuela'nın kent yoksullarına, Fransa'nın işçilerinden Bolivya'nın yerlilerine, yeni bir kalkışmanın heyecanıyla karşılıyorlar. Eşitlik ve özgürlük adına gerçekleştirilen bu yeni yıl kutlaması bütün dünya kapitalizminin üzerinde yüzyıllar önceki hayaletin yeniden gezinmesinin habercisidir. Geleceğin aydınlığı sömürücülerin hayaletidir. Ve Avrupa demokrasisinin yöneldiği anti-komünist histerinin ecele faydası olmayacaktır
kim ne derse desin.komünizmi destekliyorum.bu uğurda başımı vermeye hazırım.YAŞASIN DEVRİMCİ GENÇLİK.....