Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • hani17.05.2006 - 18:08

    diyarbakırın ilçesi

  • gerçek dost17.05.2006 - 17:50

    Hani, diyorum da,
    insanın gerçekten mükemmel bir dostu olsa...”

    Hani diyoruz ya bir
    dost olsa diye,içten güven duyan.
    Peki biz ne kadar
    içten olur ne kadar güven duyarız.
    Onun Can diye
    sarılmalarına karşı biz nasıl bir içtenlik gösteririz. Dostluğunu
    yüreklilikle kabul ettiğimiz ve bizi saran bu dosta nasıl karşılık
    verebiliriz.

    Bize sunduğu tüm içtenliğini karşılık beklemeksizin açtığı yüreği
    nasıl taşırız gözlerimizde.

    Hani diyoruz olsa
    öyle bir dostumuz.

    Bizi dinlese, yüreğimizdekileri hissetse bizimle ağlayıp bizimle
    gülse.
    Karanlık yolumuza
    ışık, hatalarımıza doğru, günahlarımıza sevap, hatta sevdiğimize
    sevdamızı iletse.

    Anlayışla karşılasa bizi. Ama bizde kırmasak onu incitmesek
    derinden kanatmasak yüreğini taa derinden.

    Hani olsa diyoruz
    öyle bir dost,

    Konuşsak konuşsak saatlerce zaman kavramı olmasa aranızda.

    O çıkarsızdır dost
    kavramındadır değer yargılarının üzerindesinizdir.İşte bu yüzden
    yargılamasak onu suçsuz yere. Yanınızdadır, yüreği yüreğinizle ve
    gözlerindeki sevgi her zaman
    gözlerinizdedir. Sıcaklığı bedeninizde. Yokluğunu hissetmezsiniz çünkü o
    sizin nefesiniz kadar yakınınızdadır olmasa bile fiziken.

    Tüm anlatılanlara,
    yaşananlara, mutluluklata, umutsuzluklara, gözyaşlara ortak olsa.

    Ne kadar sahip
    çıkarız peki?

    Bizde unutmasak onun yanında olmayı.
    Anlatırken birde biz
    dinlesek ondaki fırtınayı kasırgayı yağmuru güneşi baharı. Ne kadar
    inebiliyoruzki onun yüreğinin derinliğine.
    Kapalıdır onun yüreği
    mutsuzluğunu paylaşmaya beklide bu yüzden dinler susayarak.
    Oysa ırmaklar vardır
    onun yüreğinde Kimi zaman karı erir dağlarınında taşar ırmakları, kimi
    zaman durulur. Beklide bu yüzden yazar.Sarılır kağıt kaleme döker ilmek
    ilmek kilim gibi işler dizelere. Hiç sordukmu kendimize biz ne yaptık onun
    için diye.

    İyi günümüzde yanımızda
    sessiz ama kötü günümüzde aslan kesilen bizimle olacağından emin olduğumuz
    bir dostumuz. Bizi güldüren ve çoğu zaman düşündüren. Olumsuzluklarımızda
    bir anne şevkati ile bizi azarlayan. Bazen annemizin bile kıskandığı
    ilgiye sahip. Merak eden endişelenen bizim için. Omuzlarındaki onca yüke
    rağmen bizi sarıp sarmalayan bir dost. Onca yorgunluğa rağmen bize gülen
    enerji veren.Biz yapardık onun için peki hiç sordukmu kendimize. Biz
    nekadar ona yaşatıyoruz bu dostluğu? Ne kadar sunuyoruz güveni. Oysa onun tek isteği sunulanlara
    karşı SAYGI dır bizden: :)) Sağolsun arkadaşlarımızdan biri bana şiiri göndermiş sizinle paylaşmak istedim.

  • kadın17.05.2006 - 17:21

    kadin:
    Tanrı, yapragın hafifligini,ceylanın bakışını,güneşin ışıgının kıvanclıgını,sisin gözyaşlarını aldı;
    Rüzgarın kararsızlıgını, tavşanın ürkekligini buna ekledi..
    Onların üzerine kıymetli taşların sertligini,balın tadını,kaplanın yırtıcılıgını,ateşin yakıcılıgını, kışın sogugunu, saksaganın gevezeligini,kumrunun sevgisini kattı.. Bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadın yaptı...
    Yarattıgı kadını erkege armagan etti..

    (hint mitolojisine gore kadin) alıntıdır.

  • kadın17.05.2006 - 17:19

    kadınsız bir hayat ve erkeksiz bir hayat düşünülemez.her iki valıkta birbirlerini tamamlar.

  • ayrılık şarkıları17.05.2006 - 17:06

    Hasretler ayrilikla baslar
    Yanar yürek sessizce aglar
    Bütün anilar canlaniverir
    Sanki hiç bitmemisler gibi
    Yolu gözlenen giden sevgili
    Geri dönecekmis gibi

    Için için har gibi
    Kaplar bütün benligini
    Bir garip olursun bunun ardindan
    Bazi bir rüzgar gibi
    Eser ayrilik yeli
    Giden sevgilin ardindan

    Önceleri sessizdir ayrilanlar
    Mutlulugu baska yerde ararlar
    Oysa geçen günlere yakinirlar
    Ayriliktir bu çeken anlar

    Için için har gibi
    Kaplar bütün benligini
    Bir garip olursun bunun ardindan
    Bazi bir rüzgar gibi
    Eser ayrilik yeli
    Giden sevgilin ardindan

    Ah ayrilik ah ayrilik...
    (haluk levent in şarkısı)

  • canım17.05.2006 - 17:02

    canım kelimesi sevdiğim insanlar için geçerlidir.

  • abidin dino17.05.2006 - 16:44

    Istanbul’da 1913’te dogan ve çagdas Türk resim sanatinin öncülerinden olan Abidin Dino’nun yasami çogunlukla yurt disinda geçmistir. Daha dogdugu yil ailesi Istanbul’dan ayrilarak Isviçre’nin Cenevre kentine yerlesmistir. Sanatsever bir ailenin ve çevrenin içinde büyüyen Abidin Dino’nun resme olan ilgisi erken yaslarda baslamisti. Bir süre de Fransa’da kaldiktan sonra, 1925’te ailesiyle birlikte Istanbul’a dönen Dino, Robert Kolejine girdi. Ama ders çalismaktan çik resim ve karikatür yapmaya çalisiyordu. Sonunda okulu birakti. Bu alanda kendi kendini yetistirmeye çalisiyor, karikatürler, resimler yapiyor ve bu arada edebiyatla da ilgileniyordu. Dino’nun edebiyata olan ilgisi, ressamligin yani sira daha sonra da sürdü. 1931’de artist adli dergide ilk çizgileri ve yazilari yayimlanmaya basladiginda 18 yasindaydi. Bu arada Nazim Hikmet’in siir ve oyun kitaplarina kapak desenleri çizdi. Çizgileri gelirli bir olgunluga ulasmis, ressam olarak kendini kabul ettirmisti. Ama henüz hiçbir resim akimina bagli degildi. Agabeyi sair Arif, Dino’nun yenilikçi düsüncelerinden etkileniyor, resim çalismalarini yenilik arayislari içinde sürdürüyordu. 1933’te ressam arkadaslari Nurullah Berk, Cemal Tollu, Zeki Faik Izer, Elif Naci ve heykeltras Zühtü Müritoglu ile birlikte “D grubu” adiyla anilacak olan toplulugun kuruculari arasinda yer aldi. Bu toplulugun baslangiçta ortak bir resim anlayisi yoktu. Ama düsünce yani agir basan resimler yapmak amacindaydilar. Batida gelisen çagdas akimlarla boy ölçüsecek bir yenilik pesindeydiler. Bu dogrultuda yaptiklari resimlerle birçok sergi açtilar.

    1933’te SSCB’li yönetmen Sergay Yutkeviç Türkiye’nin kalbi Ankara adli filmi çekmek için Türkiye’ye geldiginde, Abidin Dino’nun resimlerini görerek ilgilendi. Dino’nun SSCB’de dekoratör ve ressam olarak kendi çalismalarina akitilmasini istedi. Dino bu çagriya uyarak, SSCB’ye gitti ve 3 yil orada kaldi. 1937’de Paris’e yerlesen Dino, Bir süre burada da resim çalismalari yaptiktan sonra 1939’da yurda döndü. O yillarda ressamlar arasinda, Istanbul’da yasamini güç kosullar içinde kazanan yoksul insanlara, özellikle de ekmegini denizden çikaran balikçilara karsi büyük bir ilgi baslamisti. Abidin Dino’nun da içinde bulundugu “Liman Grubu” diye de anilan “Yeniler” adinda bir topluluk 1941’de Liman çevresindeki balikçilari konu alan ve yanki uyandiran bir sergi açti. Abidin Dino ayni yil siyasal nedenlerle önce Mecitözü’ne sonra da Adana’ya sürgüne gönderildi. Sürgündeyken Adana’da Türk Sözü gazetesini yönetti. “Kel” adli bir oyun yazdi. Bu dönem resimlerinde Çukurova’nin pamuk isçilerini konu aldi. Daha sonra Istanbul’a dönen ve 1951’den sonra Paris’te yasamini sürdüren Dino zaman zaman Türkiye’ye gelerek kisisel sergiler açti. “Esrarkesler” (1931-32) , “Parmak Istifleri” (1931-32) , “Ikinci Dünya Savasi” (1952) adli dizileri gerçeklestirdi. Tek bir konu çevresinde yaptigi resimlere de belli bir ad vererek “Iskence” (1955) , “Atom Korkusu” (1955) , “Uzun Yürüyüs” (1955) , “Uzay” (1959) , “Adalar” (1964-65) , “Savas ve Baris” (1966) , “Çiplaklar” (1976) diye sergiledi. Yasar Kemalcin “Deniz Küstü” (1978) adli romanini Ilhama Bekir’in “Unuttum” (1979) ve Melih Cevdet Anday’in “Tanidik Dünya” (1984) adli siir kitaplarini resimledi. Sanatçi ayrica “Çingeneler” (1950) adli bir filmin senaryosunu yazmis, ve yönettigi “Gol” adli belgesel bir filmle yurt disinda Flaherty Ödülü’nü almistir. (1966)

  • beklenen17.05.2006 - 16:33

    bekleyenin beklediği nesne

  • ölüm17.05.2006 - 15:02

    sevdiğinden uzak olmak.her gün senin olmadığın bir şehirde sensizliği yaşamak.

  • ölüm17.05.2006 - 14:59

    hoşgeldin.sefalar getirdin.