Dün evinin önünden geçtim. Perdelerin kapalıydı, dolu doluydu gözleri pencerelerin. Kapın sanki bir daha hiç açılmayacak gibi kapanmıştı sokağın yüzüne. Kimbilir odalar, eşyalar ne haldeydi sensiz. Her dakika ayaklarının güzelliğiyle mest olan halılar ne yapıyordu şimdi? Ya kokuna ve sıcaklığına alışmış yatağın ne haldeydi? Baktım sen yoktun, duvarlar kararmıştı. Sokağından yaşayan bir ölü gibi geçtim ve bir hüzün anıtı halinde bıraktım evini. Nerdesin?
Meğer ne doldurulmaz bir derinlikmiş yokluğun. Kaderde bu sensizlik de varmış. Her insanın yüzünde sana benzeyen bir şey aramak da varmış. Sesini duymak varmış şarkılarda. Bütün kitaplarda seni okumak varmış. Meğer ne dayanılmaz bir şeymiş yokluğun. Kağıtlara seni yazmak varmış, renk renk düşünmek varmış seni, çiçek çiçek koklamak varmış. Artık hiç yazmasan da olur hiç gelmesen de.. Meğer ne türlü bir ölümmüş yokluğun.
Bir daha nerdesin demeyeceğim. Bendesin artık. Dudaklarımın değdiği kadehlerdesin. Serin yağmurlar getiren bulutlardasın. Kâh denizlerdesin, kâh rüzgarlardasın. Uzaktasın ama yine bu şehirdesin.
Ben; Benden olgun insan isterim karşımda Benden dürüst, En ufak dalgada, Arkasını dönmeyecek kadar olgun. Arkamı döndüğümde, Sırtımdan vurmayacak kadar güvenilir. Bir o kadar cesaretli olmalı. Yağmurdan ıslanıp,fırtınadan kaçmamalı. Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı. İşine gelince sevip, Zoru görünce bırakmamalı
" Artık bir yüz çizmiyorum yalnızlığın kibrine Ya da kelimelerle boğulmuş bir anlamın peşine de düşmüyorum. Kim kime benziyor oyunundan sıkıldı gözlerim artık görmüyor. Tanıdık bir sesin içinde de kendimi aramayı bıraktım, özgür artık kendinde Duvarlarımın arkasında ne olduğu umurumda değil Pusulası bozulmuş bilinçaltı kaprisinden de kaybolmuyorum. Gördüklerim hepsi benden ibaret..." ...
Dün evinin önünden geçtim.
Perdelerin kapalıydı, dolu doluydu gözleri pencerelerin.
Kapın sanki bir daha hiç açılmayacak gibi kapanmıştı sokağın yüzüne.
Kimbilir odalar, eşyalar ne haldeydi sensiz.
Her dakika ayaklarının güzelliğiyle mest olan halılar ne yapıyordu şimdi?
Ya kokuna ve sıcaklığına alışmış yatağın
ne haldeydi?
Baktım sen yoktun, duvarlar kararmıştı.
Sokağından yaşayan bir ölü gibi geçtim
ve
bir hüzün anıtı halinde bıraktım evini.
Nerdesin?
Meğer ne doldurulmaz bir derinlikmiş yokluğun. Kaderde bu sensizlik de varmış.
Her insanın yüzünde sana benzeyen bir şey aramak da varmış.
Sesini duymak varmış şarkılarda.
Bütün kitaplarda seni okumak varmış.
Meğer ne dayanılmaz bir şeymiş yokluğun.
Kağıtlara seni yazmak varmış, renk renk düşünmek varmış seni, çiçek çiçek koklamak varmış.
Artık hiç yazmasan da olur hiç gelmesen de..
Meğer ne türlü bir ölümmüş yokluğun.
Bir daha nerdesin demeyeceğim.
Bendesin artık.
Dudaklarımın değdiği kadehlerdesin.
Serin yağmurlar getiren bulutlardasın.
Kâh denizlerdesin, kâh rüzgarlardasın.
Uzaktasın ama yine bu şehirdesin.
Gittiğine inanmıyorum.
Gel, demeyeceğim.
Ümit Yaşar
" Ne yaşanırsa yaşansın
Bir gülme payı bırak dudağının kenarında...."
Yüreği soğuyanın savaşı biter diyorlar,
duymadın mı...?
"Bütün isimsiz şiirlerimin adı: "Senin Adın"
Bilmesinler bizi diye
Yazamadım
Kaç mısranın ucundan yaktım
Bitince
Bir solukta çekip savurdum
Hikayelerimdeki aşkları,
Onları bizim yerimize
kavuşturdum..
Kaç rüyandan atıldım
Harami sandılar.
Senin adını,
Aşkını çaldığımı sandılar.
Kaç..
Sen durma benden
Kaç..."
"Bütün isimsiz şiirlerimin adı: "Senin Adın"
Bilmesinler bizi diye
Yazamadım
Kaç mısranın ucundan yaktım
Bitince
Bir solukta çekip savurdum
Hikayelerimdeki aşkları,
Onları bizim yerimize
kavuşturdum..
Kaç rüyandan atıldım
Harami sandılar.
Senin adını,
Aşkını çaldığımı sandılar.
Kaç..
Sen durma benden
Kaç..."
Ben;
Benden olgun insan isterim karşımda
Benden dürüst,
En ufak dalgada,
Arkasını dönmeyecek kadar olgun.
Arkamı döndüğümde,
Sırtımdan vurmayacak kadar güvenilir.
Bir o kadar cesaretli olmalı.
Yağmurdan ıslanıp,fırtınadan kaçmamalı.
Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı.
İşine gelince sevip,
Zoru görünce bırakmamalı
Yücel
". Gülmene engel olan herşey
Hayatın da bır fazlalıktır ..
Sil gitsin...."
". Kıskandırmak ile tiksindirmek arasındaki o inçe çizgiyi tutturabilmekti mesele...."
". Bir şeye sahip olmak değildi mesele...
Layık olmaktı...."
...
" Artık anlıyorum.."
" Artık bir yüz çizmiyorum yalnızlığın kibrine
Ya da kelimelerle boğulmuş bir anlamın peşine de düşmüyorum.
Kim kime benziyor oyunundan sıkıldı gözlerim artık görmüyor.
Tanıdık bir sesin içinde de kendimi aramayı bıraktım,
özgür artık kendinde
Duvarlarımın arkasında ne olduğu umurumda değil
Pusulası bozulmuş bilinçaltı kaprisinden de kaybolmuyorum.
Gördüklerim hepsi benden ibaret..."
...