Bir bayan, müdürü görmek istiyordu.'Kalbimi yerine koymayı unuttular. Kalbimi! ' Adam iki parmağıyla tuttu dışarı çekti kadının göğsünü bir masanın sağ çekmecesini çeker gibi, içine bir şey koydu, sonra şak! diye kapattı. Bir şarkı tutturdu keyifle döndü durdu Bilim Adamı.
'E-9-D-4'diye mırıldanıyordu. 'Ah büyük gizi yaşamın! Düzeni böyle tuttukça, parçaların yerleri değiştirilse bile bütün değişmiyor.Kim takar şiiri! Robotlarımız olacak bizim.Can dediğin amino asitlerin bileşimi...'
mem nelere gark olmadı zin'in ateşi için ferhat dağlar delmedi mi şirin'in düşü için kusur ise her saniye her yerde seni anmak mecnun az mı yemin etti leyla'nın başı için
gözlerinin dokunduğu her mekan memleketim bakıver de uzamasın gurbetim esaretim ahmet arif hasretinden pırangalar eskitmiş beni böyle eskitense pırangalı hasretin
sana yine sana yandım nesimi'de dün gece gözlerinle yüzüleyim ben dolayım hallaca böyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında ha ben sana yollanmışım ha muhammed miraca
cümle cihan güzelleri yüzlerine ben örsün gözlerin balyozu oldu içerimdeki örsün ruhumdaki fırtanalar merihi usandırdı nuh'a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün
Alışılmışa alışmayan insandır temelde uygar kişi - içinde bulunduğu toplumsal çerçeveye alışır alışmasına, ama alışmaya alışamaz bir türlü. Garipser durur...
Temelinde toplugömütler İnsan derisinden abajurların aydınlattığı odalar olan Aç çocuk gözlerinin Çan sesleri gibi rüzgarlarda dağılıp unutulduğu Bir uygarlık bizimki
Bu yüzden kuşku duymadan sevemez kimse kimseyi Sevinç sınırsız Mutluluk karşılıksız Refah, karın ve göz tokluğundan öte bir şey olamaz.
Işıklı vitrinler hiç değil Ne de dakik işleyen hızlı trenler Tertemiz caddelerin altı genç kemiklerle örülü
Uygarlık bize daha çok uzak İlk insandan bu yana Acı çektirdiğimiz kadar insanı Mutlu kılmadıkça
psişik anlamda değer çeşitliliği..
Bir bayan, müdürü görmek istiyordu.'Kalbimi yerine koymayı unuttular.
Kalbimi! ' Adam iki parmağıyla tuttu dışarı çekti kadının göğsünü bir masanın sağ çekmecesini çeker gibi, içine bir şey koydu, sonra şak! diye kapattı. Bir şarkı tutturdu keyifle döndü durdu Bilim Adamı.
'E-9-D-4'diye mırıldanıyordu. 'Ah büyük gizi yaşamın! Düzeni böyle tuttukça, parçaların yerleri değiştirilse bile bütün değişmiyor.Kim takar şiiri! Robotlarımız olacak bizim.Can dediğin amino asitlerin bileşimi...'
dinle çocuğum ıssızlığı.
dalgalanan ıssızlığı,
vadilerin kaydığı ıssızlığı,
yankıların olduğu ıssızlığı,
alınları toprağa eğilten ıssızlığı.
F.G.Lorca
bir bilinmezlik içinde yenilenmek
karanlıklarda
çok az kalmışsa zaman
aşk için konuşmaya
kaybolup gitmişse canan
ve vakit yoksa ağlamaya
onun aranan bakışlarından
şiirlere can damarıma kan
gibi bir alev dolanmıyorsa
ben bu karanlıklarda
susmaya dayanamam
ırmak olmuş bakışlar akıyor akıyor
böyle duramam
aşk yarılmak üzere bir gökyüzüdür şimdi
ki varolmak adına
kanıyor kanıyor
artık susamam
şairini bilmiyorum
mem nelere gark olmadı zin'in ateşi için
ferhat dağlar delmedi mi şirin'in düşü için
kusur ise her saniye her yerde seni anmak
mecnun az mı yemin etti leyla'nın başı için
gözlerinin dokunduğu her mekan memleketim
bakıver de uzamasın gurbetim esaretim
ahmet arif hasretinden pırangalar eskitmiş
beni böyle eskitense pırangalı hasretin
sana yine sana yandım nesimi'de dün gece
gözlerinle yüzüleyim ben dolayım hallaca
böyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında
ha ben sana yollanmışım ha muhammed miraca
cümle cihan güzelleri yüzlerine ben örsün
gözlerin balyozu oldu içerimdeki örsün
ruhumdaki fırtanalar merihi usandırdı
nuh'a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün
mazlum çimen
Alışılmışa alışmayan insandır temelde uygar kişi - içinde bulunduğu toplumsal çerçeveye alışır alışmasına, ama alışmaya alışamaz bir türlü. Garipser durur...
Oruç Aruoba
Özlem, özleyenin özlenen ile yeniden buluşma olasılığı arttıkça, ya da zamanı
yaklaştıkça, -garip ya işte-, azalacağı yerde, çoğalır:-
Özlemi azaltabilecek tek şey, çünkü, özlenenin kendisidir -özleyenin
'kollarında', kanlı-canlı, orada, olması...
Özleme tek çare, özlemin, artık, olamamasıdır-
yoksa, özlem, hep, vardır...
Özlem, hep...
Oruç Aruoba
Temelinde toplugömütler
İnsan derisinden abajurların aydınlattığı odalar olan
Aç çocuk gözlerinin
Çan sesleri gibi rüzgarlarda dağılıp unutulduğu
Bir uygarlık bizimki
Bu yüzden kuşku duymadan sevemez kimse kimseyi
Sevinç sınırsız
Mutluluk karşılıksız
Refah, karın ve göz tokluğundan öte bir şey olamaz.
Işıklı vitrinler hiç değil
Ne de dakik işleyen hızlı trenler
Tertemiz caddelerin altı genç kemiklerle örülü
Uygarlık bize daha çok uzak
İlk insandan bu yana
Acı çektirdiğimiz kadar insanı
Mutlu kılmadıkça
Turgay Fişekçi
diyorlar ki
iman etmiyorsan
yerin cehennemimiz
biz zaten o ateş içinde erimek isteyeniz