oluk oluk düş geçidi. bazı bazı sarmalanmış, bazı bazı yarı çıplak. rüzgara kapılmış, uçan yaprakların arasından, ara ara gülümseyen güneş. dokunmaya kalkıştığında, içinin çekildiği, bir var-mış, bir, yok! öylesine sade ve güzel bir uyku arası düşü.
güneşin yüzü soğuktur eylül ayında, ayrılık hüznü kaplar insanları, koskoca bir yazı daha geride bırakmışlardır. balkonlardan çekilmiştir insanlar betonarme kovuklarına, yollarda sarı yaprak ölüleri, dallarda yolunu kaybetmiş son kuşlar ve göğü işgal eden kara bulutlar, gözlerde ayışığı arayışı vardır. yollar daha bir yalnızdır geceleri.
takvimlerin yazdığı yalandır, senenin ölümü eylül ayındadır.
'cliff metallicayı kaliteli bir grup yapan o vahşi ruha sahipti.sadece bas gitarist değildi, şarkı da yazardı ve metallicayı yıldızlara taşımaya yardımcı olurdu.onun ölümünden sonra metallica ruhunu sattı.eğer ölmeseydi siyah albüme veya load gibi bir şeye kesinlikle izin vermezdi.metallica basçısı ile beraber ruhunu da kaybetti.'
'en başta çok kızgın değildim ama sonradan çok kötü oldum; cliff rock n roll dünyasındaki insanlar gibi ölmemişti, kendi elinde olmadan bir kaza sonucu ölmüştü, alkol ve uyuşturucudan kendini öldürmemişti...işi olmazdı zaten...'
lars ulrich, 1987
...evet cliff burton saçını abuk subuk şekle sokup, makyaj yapan, parıltılı taytlar giyip ortalıkta cirit atan hair bandlerinin üyelerinden biri değildi.kendi halinde, mütevazi, hayranlarına değer veren gerçek bir müzisyendi.yaşasaydı şu anda efsane olan grup * belki heavy metal camiasının ilahı olacaktı.james hetfield ve diğerlerini adam eden oydu belki de...metallica ile birlikte sürdürdüğü kısa müzik yaşamında grubu bir thrash metal efsanesi olma yönünde iteledi, metallicanın müziğinin olgunlaşmasını, mükemmelleşmesini sağladı.ölümü bütün müzik dünyası için şüphesiz ki büyük bir kayıp oldu.orion adlı şarkıyı dinlemek bu kayıbın büyüklüğünü hatırlatmak için yeterli oluyor zaten...
'vahşi bir solo duyduk ve döndük, ortada bir gitarist yoktu, sonradan fark ettik ki ordaki cliff'ti, elinde bir bas, ayağının altında bir wah pedalı ve havada uçuşan saçları vardı.çevresinde insanların olup olmadığına bakmıyordu, çalarken sadece bas gitarına bakıyordu.'
tutku oyununun sonu,ufalanıp dağılış kaynağıyım ben kendini yok edişinin korkuyla pompalanan damarlar,en karanlık berreklığı emen ölümünün hazırlanışında başı çekiyorlar tat beni göreceksin daha fazlası gereksindiğin tek şey kendini adamışsın sen seni öldürüş şeklime
daha hızlı gel sürünerek itaat et efendine yaşamın daha hızlı tükeniyor itaat et efendine efendine
kuklaların efendisiyim ben iplerini yöneten zihnini bulandıran ve düşlerini yok eden seni körelttim,hiçbir şey göremiyorsun yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim efendim efendim yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim efendim efendim
yolunu aç iğneyle,asla ihanet etmezsin ölümün yaşamı giderek berraklaşıyor acı tekeli,ayinsel acı bir aynanın üstünde doğra kahvaltını tat beni göreceksin daha fazlası gereksindiğin tek şey kendini adamışsın sen seni öldürüş şeklime
daha hızlı gel sürünerek itaat et efendine yaşamın daha hızlı tükeniyor itaat et efendine efendine
kuklaların efendisiyim ben iplerini yöneten zihnini bulandıran ve düşlerini yok eden seni körelttim,hiçbir şey göremiyorsun yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim efendim efendim yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim efendim efendim
efendim,efendim,peşinde koştuğum düşler nerede? efendim,efendim,yalnızca yalanları vaat ettin bana kahkahalar,kahkahalar,işittiğim ya da gördüğüm yalnızca kahkahalar kahkahalar,kahkahalar,gülüyorlar benim haykırışlarıma
cehennem değer tüm bunlara,doğal yurt anlamsızlık hakim yalnızca bitimsiz labirent,sayılı günlerde salın dur şimdi yaşamının vakti geçti zaptedeceğim ölmene yardım edeceğim seni ezip geçeceğim şimdi seni de yönetiyorum
daha hızlı gel sürünerek itaat et efendine yaşamın daha hızlı tükeniyor itaat et efendine efendine
kuklaların efendisiyim ben iplerini yöneten zihnini bulandıran ve düşlerini yok eden seni körelttim,hiçbir şey göremiyorsun yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim efendim efendim yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim efendim efendim
rengin ve ışığın yokluğudur. kötülüğün, pasifliğin ve ıstırabın rengi olmakla birlikte aynı zamanda ilahi mevcudiyetin de rengidir çünkü tüm renklerin üzerine geçebilme hakimiyeti ondadır. kaosun karanlığındaki siyahı belirtmek için hermetistler 'siyahtan da siyah olan siyah' deyimini kullanmışlardır.
gunumuzde anlamini siyasi partilerle ve onlarin politikalariyla bulan kavram. ozellikle ulkemizde sosyal yasamda hemen ber bireyin ekmek ve su gibi ihtiyaci oldugu kulturdur. hemen gaza gelebilen ve linc ortamlarini dolduranindan, hic bir sorun gormediklerini dusundukleri halde tam olacak dedikleri isleri olmaz olanina kadar hepmizin ihtiyaci birazcik siyasettir.
mevsimin hüzün kokan en sonbaharlı ayı.
oluk oluk düş geçidi. bazı bazı sarmalanmış, bazı bazı yarı çıplak. rüzgara kapılmış, uçan yaprakların arasından, ara ara gülümseyen güneş. dokunmaya kalkıştığında, içinin çekildiği, bir var-mış, bir, yok! öylesine sade ve güzel bir uyku arası düşü.
güneşin yüzü soğuktur eylül ayında, ayrılık hüznü kaplar insanları, koskoca bir yazı daha geride bırakmışlardır. balkonlardan çekilmiştir insanlar betonarme kovuklarına, yollarda sarı yaprak ölüleri, dallarda yolunu kaybetmiş son kuşlar ve göğü işgal eden kara bulutlar, gözlerde ayışığı arayışı vardır. yollar daha bir yalnızdır geceleri.
takvimlerin yazdığı yalandır, senenin ölümü eylül ayındadır.
#8983252 ! ?
'cliff metallicayı kaliteli bir grup yapan o vahşi ruha sahipti.sadece bas gitarist değildi, şarkı da yazardı ve metallicayı yıldızlara taşımaya yardımcı olurdu.onun ölümünden sonra metallica ruhunu sattı.eğer ölmeseydi siyah albüme veya load gibi bir şeye kesinlikle izin vermezdi.metallica basçısı ile beraber ruhunu da kaybetti.'
'en başta çok kızgın değildim ama sonradan çok kötü oldum; cliff rock n roll dünyasındaki insanlar gibi ölmemişti, kendi elinde olmadan bir kaza sonucu ölmüştü, alkol ve uyuşturucudan kendini öldürmemişti...işi olmazdı zaten...'
lars ulrich, 1987
...evet cliff burton saçını abuk subuk şekle sokup, makyaj yapan, parıltılı taytlar giyip ortalıkta cirit atan hair bandlerinin üyelerinden biri değildi.kendi halinde, mütevazi, hayranlarına değer veren gerçek bir müzisyendi.yaşasaydı şu anda efsane olan grup * belki heavy metal camiasının ilahı olacaktı.james hetfield ve diğerlerini adam eden oydu belki de...metallica ile birlikte sürdürdüğü kısa müzik yaşamında grubu bir thrash metal efsanesi olma yönünde iteledi, metallicanın müziğinin olgunlaşmasını, mükemmelleşmesini sağladı.ölümü bütün müzik dünyası için şüphesiz ki büyük bir kayıp oldu.orion adlı şarkıyı dinlemek bu kayıbın büyüklüğünü hatırlatmak için yeterli oluyor zaten...
'vahşi bir solo duyduk ve döndük, ortada bir gitarist yoktu, sonradan fark ettik ki ordaki cliff'ti, elinde bir bas, ayağının altında bir wah pedalı ve havada uçuşan saçları vardı.çevresinde insanların olup olmadığına bakmıyordu, çalarken sadece bas gitarına bakıyordu.'
james hetfield,1994
Metallica
Master of Puppets
tutku oyununun sonu,ufalanıp dağılış
kaynağıyım ben kendini yok edişinin
korkuyla pompalanan damarlar,en karanlık berreklığı emen
ölümünün hazırlanışında başı çekiyorlar
tat beni göreceksin
daha fazlası gereksindiğin tek şey
kendini adamışsın sen
seni öldürüş şeklime
daha hızlı gel sürünerek
itaat et efendine
yaşamın daha hızlı tükeniyor
itaat et efendine
efendine
kuklaların efendisiyim ben iplerini yöneten
zihnini bulandıran ve düşlerini yok eden
seni körelttim,hiçbir şey göremiyorsun
yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim
efendim
efendim
yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim
efendim
efendim
yolunu aç iğneyle,asla ihanet etmezsin
ölümün yaşamı giderek berraklaşıyor
acı tekeli,ayinsel acı
bir aynanın üstünde doğra kahvaltını
tat beni göreceksin
daha fazlası gereksindiğin tek şey
kendini adamışsın sen
seni öldürüş şeklime
daha hızlı gel sürünerek
itaat et efendine
yaşamın daha hızlı tükeniyor
itaat et efendine
efendine
kuklaların efendisiyim ben iplerini yöneten
zihnini bulandıran ve düşlerini yok eden
seni körelttim,hiçbir şey göremiyorsun
yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim
efendim
efendim
yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim
efendim
efendim
efendim,efendim,peşinde koştuğum düşler nerede?
efendim,efendim,yalnızca yalanları vaat ettin bana
kahkahalar,kahkahalar,işittiğim ya da gördüğüm yalnızca kahkahalar
kahkahalar,kahkahalar,gülüyorlar benim haykırışlarıma
cehennem değer tüm bunlara,doğal yurt
anlamsızlık hakim yalnızca
bitimsiz labirent,sayılı günlerde salın dur
şimdi yaşamının vakti geçti
zaptedeceğim
ölmene yardım edeceğim
seni ezip geçeceğim
şimdi seni de yönetiyorum
daha hızlı gel sürünerek
itaat et efendine
yaşamın daha hızlı tükeniyor
itaat et efendine
efendine
kuklaların efendisiyim ben iplerini yöneten
zihnini bulandıran ve düşlerini yok eden
seni körelttim,hiçbir şey göremiyorsun
yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim
efendim
efendim
yalnızca çağır beni ismimle,çünkü haykırışını işiteceğim
efendim
efendim
yillar sonra insanin aklina dusen ve 'bir kez daha okumaliyim' dedirten basucu kitabi. icindeki siyah'i ozleyenlere..
gerçeğin * rengidir siyah, pembenin * yalancılığından bihaber. suistimale kapalıdır. görmek isteyene gerçeği gösterir, yanında ışık olmasa da insanın.
ben siyaha rengini verdim, siyah bana gönlünü
rengin ve ışığın yokluğudur. kötülüğün, pasifliğin ve ıstırabın rengi olmakla birlikte aynı zamanda ilahi mevcudiyetin de rengidir çünkü tüm renklerin üzerine geçebilme hakimiyeti ondadır. kaosun karanlığındaki siyahı belirtmek için hermetistler 'siyahtan da siyah olan siyah' deyimini kullanmışlardır.
gunumuzde anlamini siyasi partilerle ve onlarin politikalariyla bulan kavram.
ozellikle ulkemizde sosyal yasamda hemen ber bireyin ekmek ve su gibi ihtiyaci oldugu kulturdur. hemen gaza gelebilen ve linc ortamlarini dolduranindan, hic bir sorun gormediklerini dusundukleri halde tam olacak dedikleri isleri olmaz olanina kadar hepmizin ihtiyaci birazcik siyasettir.
sozlerim kendimedir.