bir zamanlar önemsenmiş şeylere uygulanamayan eylem. ne kadar değerlerini kaybetseler de hiçbir zaman unutulamazlar. unuttum sanırsınız fakat onlar derinlere bir yerlere saklanmışlardır, abuk subuk zamanlarda ortaya çıkarlar her şeyi mahvetmek amacıyla. buna izin verip vermemek sizin elinizdedir tabii; ama unutmamışsınızdır işte. kendinizi kandırmışsınızdır.
unutulan kişinin, geçmişte, unutan kişinin sadece gözünün önünde olduğu için, onun bakış açısına girebildiği gerçeğini açıklayan yeni gerçek. bu gerçeğe göre,unutulan, unutanın, kaşlarının altındaki gözüyle gördüğü dünyadan, gönlünün gözünün körlüğüyle hiçe sayılarak atılmıştır.
gerçeği ile sahtesi kimden utandığınızla anlaşılandır. eğer aynada kendinize sakınmadan bakabiliyorsanız ve buna rağmen utandığınızı söylüyorsanız; tribunlere oynamakdır yaptığınız; o kadar.
insanların idrak yollarında onulmaz tahribata yol açabilen bir enfeksiyon hastalığı.
takım taraftarlığının doğuştan geldiğini iddia etmekten, hepsi masif zihniyetin birer ürünü olan küfürlü tezarühatları akademik üslupla tefsir etmeye kadar giden belirtiler şeklinde kendini gösterir.
bir adam düşünün ki bahçesine yüzlerce ağaç dikmiş; meşe, kavak,elma, kiraz, dut vs. sayısız. sadece gelen geçen gölgesinde dinlensin, acıkan meyvesinden yesin, üşüyen kuruyanları yakıp ısınsın, kuşlar,böcekler yuva yapsın vs.diye. sayısız..yani sadece iyilik hali için. ama insanların büyük kısmı ağacın dallarını koparıp silah yapmış, köklerinden zehir çıkarmış, sapını darağacı olrak kullanmış..
işte kötü niyetler yüzünden geçimsizlik ve şiddet başgöstermesi sonucu bu ağaçları diken adama küfreden diğer insanlar ne ise hiç bir bilgi edinme lüzumu görmeden islamı aşağılayanlar da aynıdır benim için...
gökyüzüne bakıp uzaktaki kara bulutu görmek yerine kuşları ve güneşi görmeye çalışmak lazım..
derinlerde biryerde ruhumun bir köşesinde sonsuza açılan pir pencere. o pencereden pırr diye ucup giden bir kuş. kuşun gözlerinin altından süzülüp giden vadiler, vadilerde başıboş koşan vahşi at sürüleri, atların yelelerinde şavkıyan güneş,süzülen rüzgar, rüzgara karşı kanatlarını germiş keyifle süzülen martı, martıyı izleyip sigarasını tüttüren balıkçı, balıkçının kayığının bordasını yalayan deniz, denizin içinde parlayan balık, balığın pulundan yansıyan ışık, o ışığın derinlerde biryerde ruhumun bir köşesinde açtığı pir pencere.
en büyük kaçış
bir zamanlar önemsenmiş şeylere uygulanamayan eylem. ne kadar değerlerini kaybetseler de hiçbir zaman unutulamazlar. unuttum sanırsınız fakat onlar derinlere bir yerlere saklanmışlardır, abuk subuk zamanlarda ortaya çıkarlar her şeyi mahvetmek amacıyla. buna izin verip vermemek sizin elinizdedir tabii; ama unutmamışsınızdır işte. kendinizi kandırmışsınızdır.
Hep benimle ve beraber bütün unuttuklarım...
unutulan kişinin, geçmişte, unutan kişinin sadece gözünün önünde olduğu için, onun bakış açısına girebildiği gerçeğini açıklayan yeni gerçek. bu gerçeğe göre,unutulan, unutanın, kaşlarının altındaki gözüyle gördüğü dünyadan, gönlünün gözünün körlüğüyle hiçe sayılarak atılmıştır.
ama unutulanlar da unutabilirler.
unutmaları gerekir.
gerçeği ile sahtesi kimden utandığınızla anlaşılandır. eğer aynada kendinize sakınmadan bakabiliyorsanız ve buna rağmen utandığınızı söylüyorsanız; tribunlere oynamakdır yaptığınız; o kadar.
her hangi bir sistemin kaostan uzaklasma gudusudur. hiyerarsi kavrami her ne kadar sevilmese de esyanin tabiatina ait bir gereksinimdir
insanların idrak yollarında onulmaz tahribata yol açabilen bir enfeksiyon hastalığı.
takım taraftarlığının doğuştan geldiğini iddia etmekten, hepsi masif zihniyetin birer ürünü olan küfürlü tezarühatları akademik üslupla tefsir etmeye kadar giden belirtiler şeklinde kendini gösterir.
modern çağın meydan savaşı... bundandır ki sık sık oyun ve savaş arasındaki çizgi silikleşivermekte...
bir adam düşünün ki bahçesine yüzlerce ağaç dikmiş; meşe, kavak,elma, kiraz, dut vs. sayısız. sadece gelen geçen gölgesinde dinlensin, acıkan meyvesinden yesin, üşüyen kuruyanları yakıp ısınsın, kuşlar,böcekler yuva yapsın vs.diye. sayısız..yani sadece iyilik hali için. ama insanların büyük kısmı ağacın dallarını koparıp silah yapmış, köklerinden zehir çıkarmış, sapını darağacı olrak kullanmış..
işte kötü niyetler yüzünden geçimsizlik ve şiddet başgöstermesi sonucu bu ağaçları diken adama küfreden diğer insanlar ne ise hiç bir bilgi edinme lüzumu görmeden islamı aşağılayanlar da aynıdır benim için...
gökyüzüne bakıp uzaktaki kara bulutu görmek yerine kuşları ve güneşi görmeye çalışmak lazım..
derinlerde biryerde ruhumun bir köşesinde sonsuza açılan pir pencere. o pencereden pırr diye ucup giden bir kuş. kuşun gözlerinin altından süzülüp giden vadiler, vadilerde başıboş koşan vahşi at sürüleri, atların yelelerinde şavkıyan güneş,süzülen rüzgar, rüzgara karşı kanatlarını germiş keyifle süzülen martı, martıyı izleyip sigarasını tüttüren balıkçı, balıkçının kayığının bordasını yalayan deniz, denizin içinde parlayan balık, balığın pulundan yansıyan ışık, o ışığın derinlerde biryerde ruhumun bir köşesinde açtığı pir pencere.