Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Bora Aslan
Bora Aslan

GÖRMEK İNANMAKTIR,AMA ASIL GERÇEK...HİSSETMEKTİR.

  • depresyon11.07.2007 - 17:47

    'ben' ile 'dünya'yı, insan bedenne bürünmüş ve karşı karşıya dikilmiş olarak düşündüğümüzde depresyon, bu ikisinin arasınagiren bir üçünü kişidir. önce ikisinin arasına bir çizgi çizer. bu çizginin aşılması bir adım atmakla mümkün olmakla birlikte, kendisi bir tabu* olduğundan kişi bu çizgiden öteye gidemez. depresyon adı verilen üçüncü kişi, 'ben' kişisinin tabuyu çiğneyemediğine kanaat getirdikten sonra, çizdiği çizgiyi iğneyle kazmaya başlar. 'ben' adım atma azmini gösteremedikçe, 'dünya' ile arasında artık bir çizgi değil bir uçurum oluşur. daha sonra istese de bu uçurumu aşmaya gücü yetmez.

  • depresyon11.07.2007 - 17:45

    kimseyi sevmediğin, kimsenin seni sevmediği, hatta herkesten nefret edebildiğin ve herkesin senden nefret ettiğini hissettiğin, birşeylerin tepetaklak olduğu hatta birşeylerin bişey olamadığı, telefonların çalmadığı ya da susmadığı; kimselerin aramadığı her köşesinden ayrı rüzgar esen, tam ortasında da birleşip fırtınaya dönüşen, nefes almanın bile zor geldiği, elden gelse tuvalete gitmek için bile yataktan/sığınaktan/odadan/ya da her ne cehennemdeysen oradan çıkmak istenmeyen ıssız gürültülü hayat köşesine fransızcada verilen isim...

  • nihilizm11.07.2007 - 17:37

    yaşamın anlamı sorusuna yanıt bulamama durumudur. içine fazla gark olunduğunda insanı depresyona sürükleyen ya da depresif durumda daha çok içinde olunan bir bakıştır yaşama.

  • sevmek11.07.2007 - 17:34

    sana verdiğim anlamları senmişsin gibi düşünme. aldanırsın.
    sen o anlamlarda sadece bende varsın.
    ben seviyorsam sen bahanemsin.

  • sır11.07.2007 - 17:32

    kocaman bir yörünge içinde var olunan bir kristal küre, nefes alınan, saklanılan bir fanustur sır. başlayıp bittiği kişiden ibaret olmayan insanın korunağı. acısının azametiyle var ettiği gecenin koyuluğu kadar gerçektir. sır taşıyan, koca bir göğü sarınır üzerine ve kalbindeki tutsak bir gemiyi çözer bağından. sonra varlığıyla donatır uçsuz bucaksız yaşamı, kırık bir iğ gibi azalırken, zaman ortak eder bir diğerini sırrına. saklanmakla üstesinden gelinecek ne kadar az şey var. sizi adınızla çağıran kaç kâbus biliyorsunuz?

  • optimist11.07.2007 - 17:30

    herşeyin optimize edilebilecegine inanan, bardagin yarisinin boş oldugunun farkinda olmayan kişi.

  • milliyetçilik11.07.2007 - 16:43

    Mehmet akif Ersoy'u hiç tanımadığını gösteriyor bu yazdıkların...
    Eğer zahmet edip biraz araştırsaydın o nu milliyetçiliğin ayrımcılığa ve parçalanmaya yol açtığını görüp bunun karşısına islam birliği ile çıktığını anlardın...

  • samimiyet08.07.2007 - 15:25

    aslında çok güzel bir şey olmasına rağmen kötüye kullanılmaya çok müsait olmasından dolayı, insanların şüpheyle yaklaştığı kavram.

    samimiyet bir insanın sizinle duygularını paylaşması demektir.mutluluğunu paylaşır samimi insan sizinle, mutluluğuna ortak eder sizi, mutluluğun paylaşıldıkça arttığını bilerek. yine samimi bir insan üzüntüsünü paylaşır sizinle, üzüntü paylaşıldıkça azalır çünkü, mutluluğun aksine.samimiyet çok kolaylıkla kötüye kullanılabilir, kişi samimiyetinden dolayı size her şeyi anlatır, en büyük sırlarını, zayıflıklarını bilirsiniz.kötü niyetli bir insan samimiyeti kendi çıkarları doğrultusunda suistimal edebilir. samimi olunan kişilerden beklenmeyen bu tarz davranışlar, samimiyetin günümüzde yapmacılık olarak değerlendirilmesine sebep olmuştur malesef.

    bu durumda iki seçenek çıkıyor insanın karşısına; ya samimiyet gösterenlerin bu samimiyetine inanmıyarak, boyle guzel bir şeyden mahrum kalma pahasına, samimiyetinden verdiği açıklardan yararlandırmayacak kimseyi. yada risk alıcak ve kendisine gösterilen bu samimiyete güvenerek, karşısındakine samimiyet gösterecek. evet büyük bi risk, hayatı eğlenceli yapan da bu riskler değilmi zaten? bu riske değermi diye sorarsanız, samimiyetin ne kadar güzel bir şey olduğunun farkında olanlar için, cevap 'kesinlikle evet' olacaktır....

  • ihlas08.07.2007 - 15:23

    ihlâs, saflıktır bir nevi. halis, muhlis kelimeleri ile kökteştir. dînî terminolojideki ihlâs, yapılan işlerde 'sadece allâh rızası gözetme' ile ilgilidir. yâni niyetin saflığıdır, niyete allâh rızâsı dışında bir şey karışmamasıdır.

    kur'ân-ı kerim'deki ihlas suresinin ismi de surenin bir nevi saflığından dolayı ihlâs'tır. ihlâs suresi'nde sadece ve sadece allâh-u te'âlâ'dan bahsedilir.

    saflıkla ilgili bir de şöyle bir incelikten bahsedelim; biz saygımızdan kur'ân-ı kerîm mushafı üzerine başka bir kitap ya da başka şey koymayız. olur da birkaç kur'ân-ı kerîm, meal ve tefsir üst üste konmak icâb ederse tefsirler alta, mealler onların üstüne, saf kur'ân-ı kerîm mushafları da en üste gelecek şekilde koyarız. zîrâ bunların içinde en safı, allâh kelâmına kul kelâmı karışmayanı kur'ân-ı kerîm mushafıdır. her ne kadar tefsir ve meal, mushafı da içerseler, ilim açısından daha geniş de olsalar mushaf içerisine karışan kul yorumu ve kul kelâmı kısımlar saf mushafın üzerine konmaz. ilginç ve bence güzel de bir görüş tabi.

    ulemâ tarafından mealli mushafın mushaf kadar saf kabul edilmemesi, yine ulemanın 'meal kur'ân'ın yerini tutmaz' görüşünü de bir nevi destekler niteliktedir ayrıca.

  • milliyetçilik08.07.2007 - 15:14

    milliyetçilik bana göre dar kafalılıktır.mesela bir türk milliyetçisini ele alalım bu insanın inançlarına dayanak noktası ecdadının şanlı tarihidir ama kendisi hiç bir şey yapmdan orda öyle tarihiyle övünüp durmaktadaır.bir de şöyle bir düşüncem varki hak verirmisiniz bilmem mesela milliyetçi bir aradaşmız ermeni olarak dünyaya gelse ermeni milliyetçisi olurdu bence yada yunan milliyetçisi :)) milliyetçiliğin zararlı bir mefhum ve dar hatta (geri) kafalılık olduğunu anlamak için illa Mehmet Akif Ersoy olmak gerekmezki...