Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • lakap02.12.2006 - 13:38

    İnsanların karakterlerine göre,yahut fiziksel özelliklerine göre,ekseriya arkadaşları tarafından yakıştırılmış,kod ad gibi bir şey... :)
    Eskiden daha çok ve anlamlıymış,şimdileri işin cılkı çıktı.
    Hiç bir zaman unutamayacağım,lakaplar...(Eski topraklar bunlar.Dedemin arkadaşları.) :)

    Makaryos Kenan,Ver Allah Apo,Çapraz İsmail,Bili bili,Kırk yalan Ali... :))
    Ama hepsi de manidar.

  • karşılaşmak02.12.2006 - 13:17

    Kötü ve zor halleri var doğrusu.
    Eski ve dargın olduğum bir dost ile karşılaşmak...
    Eski bir sevgiliyle karşılaşmak,olur olmaz yerde...
    Yine,küs yahut kızgın olduğun bir aile ferdiyle karşılaşmak...

    Bunlar zor haller,haliyle. :)

  • Vampir02.12.2006 - 13:09

    Mecazi anlamda bir vampir,İrfan.
    Vampir İrfan. :)

    Bknz:'Bir demet tiyatro'

  • hareket01.12.2006 - 17:59

    Zenon'a göre hareket diye bir şey yoktur.Ona göre,var olan bir şeyin bir büyüklüğü olması gereklidir. Eğer varlık bir büyüklükse, cisimsel olmak zorundadır. Çünkü cisimsel olan şey, bütün boyutlarda varlığa sahiptir. Buna karşılık noktalar, eklendikleri şeylerde bir değişiklik yapmazlar. Zenon, hareket noktasıyla varış noktasını birbirinden ayıran çizginin de yine noktalardan oluştuğu görüşünden yola çıkarak, hareketin olmasının imkansızlığını ileri sürmüştür. Zira nokta yer kaplamadığı ve bu nedenle sonsuz sayıda nokta olacağı için, noktalardan oluşan en küçük bir mesafe bile sonsuzdur.
    Yani Zenon'a göre atılan bir ok hareket etmez.Sizler hareket ettiğini sanırsınız.Ok atıldığı yer ve hedef arasında her noktada bulunmaktadır.Bulunmak ise Zenon'a göre hareket etmek olmadığına göre,ok aslında hareket etmez.

    Gelde kafayı yeme! ;)

  • nal01.12.2006 - 17:44

    Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca'ya:
    - Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
    - Demirci Hoca:
    - Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar. ;)

  • Anthony Hopkins01.12.2006 - 16:34

    Sinema dünyasının yaşayan efsaneleri arasında...
    Etkileyici ve karizmatik.Bununla beraber,inanılmaz derecede soğukkanlı bir görünüme sahip.Bütün bunlara mukabil de,dikkat çekmeyi çok iyi bilen bir aktör.
    Bazı sahneler var ki,o,konuşacak oldu mu,nefesimi tutup,acaba ne diyecek diye bekliyorum.Mükkemmel bir oyuncu.

    Gizemli Yabancı,(Hearts in Atlantis) filmini seyrediniz.Film bittikten sonra,o filmde,Anthony Hopkins değil de başka biri olduğunu tahayyül ediniz.
    Ben ettim.Olmuyor.

  • yılların eskitemediği01.12.2006 - 16:09

    Hiç kuşkusuz Hakan Peker.Adam yaşlanmıyor yahu! On sene evvel de aynıydı,hâlâ aynı.
    Gençlik iksiri mi kullanıyorsun be mubarek? !

  • ece01.12.2006 - 15:57

    Kraliçe mânasına gelir.Bulmacalarda karşımıza bıkmadan,usanmadan çıkan,cins kelimelerden biridir.Tıpkı,

    Avuç içi,aya.Bezelye türü,Araka gibi... ;)

  • sırtlanlar01.12.2006 - 12:04

    Hayvanlar aleminde,komodor ejderiyle birlikte,en sevimsiz bulduğum hayvan; sırtlan.
    Pis hayvan bu!
    'Herşeyin küçüğü sevimlidir' derler.Halt etmişler!

    Etobur hayvanlardır.Sürüler halinde yaşarlar.En büyük düşmanları aslanlardır.Hiç iyi geçindikleri görülmemiştir,bu iki cins hayvanın.Birbirlerinin avlarını çalmak için,sürekli fırsat kollarlar.
    Enteresan ve bir o kadar da,biçimsiz bir bedene sahiptirler.Beneklidirler.Aile bağları çok kuvvetlidir.Bitmek tükenmek bilmeyen,yıldırıcı bir enerjileri vardır.

    Son olarak,ne kadar sevmesekte,ekosistem için son derece önemlidirler.Çünkü ne bulurlarsa yerler.
    Hatta bazı insanlar,ölen insanları imha edebilmek için,cesetleri açık alanlara bırakırlar.Bırakırlar ki,sırtlanlar yesin diye.

  • at01.12.2006 - 11:37

    Atlar...
    Belkide en asil,en sadık hayvanlar...
    İnsanoğlunun geçmişten bu güne,her zaman yanında olan hayvanlar,atlar...

    Sormama müsaade eder misiniz?
    İnsana atlar kadar yardım eden,kaç hayvan daha var acaba?
    Gerçekten de şöyle bir baktığımızda,insanlar yolculukta,yük çekmede, hatta savaşta bile atlara muhtaçlarmış.Şimdi önemi anlaşılmaz ya,hadi neyse.

    Yaradılış özelliklerinden bahsedecek olursak; atlar midesi olmayan hayvanlardır.Sindirimi bağırsak gerçekleştirir.

    Eskiler söylerdi,'At bakmak san'attır' diye,pek dikkat buyurmazdım.Şimdi şimdi anlıyorum...Bir kere zahmet,uğraş ister.Sonra bilgi ister.Mesela,bir ata ilk önce suyunu,sonra yemeğini vermelisiniz.Dedim ya,atların midesi yoktur,bağırsak sayesinde yediklerini sindirirler, diye.Tam tersini yaparsanız,yani ilk önce yemi,sonra suyu verirseniz,yem içerde şişer ve at için bu çok tehlikeldir.Ölebilir bile...

    Sonra bir başka mühim mevzuu...
    Bilirsiniz,ayağı kırılan bir at,çabucak vurulur.İnsanlar bunu bir vahşet olarak görür.Bilmedikleri için tabii.Ama benim için öyle değil.Yaradılış meselesi bu.Atların kemikleri,insan kemiğinden farklıdır.Yani kırılan bir kemik,insanda kaynama yapar ve eskisi gibi olur.Oysa atlarda kaynama yapması,dolayisiyle iyileşmesi mümkün değildir.
    İşte bu yüzdendir ki,
    Ayağı kırılan bir at için,ölüm,kurtuluştur.

    Not:Veteriner değilim. ;)