Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • karıştırmak13.01.2007 - 12:42

    'karşı'nın da aynı kökten geldiğini duyunca şaşırmıştım.
    açıklamasını sufaya hocaya bırakalım zîra o çok daha güzel açıklıyor.

  • muhattap13.01.2007 - 10:31

    aslı 'muhâtab' (ya da muhatap das diyebiliriz)
    ama tek 't' ile, genelde bu yazım hatası yapılır.

    kendisine söz söylenilen, hitâbolunan anlamındadır.
    hutbe de aynı köktendir,
    hitâp da,
    hâtip de; hitâp eden, hutbe okuyan demektir...

  • edgün13.01.2007 - 10:22

    eski türkçede 'iyi' anlamını karşılayan kelime..

    edgün-edgü-eyü-iyi

    gelişimi böyle idi yanlış hatırlamıyorsam..

  • yaş13.01.2007 - 01:08

    yeni yıla girmemizle birlikte antolojinin bize +1 hediye ettiği zaman dilimi :((

    böyle bir reklam da vardı, şimdi aklıma geldi; bir yaşıma daha girdim valla :)) margarin reklamıydı sanırım..

  • opet reklamları13.01.2007 - 00:33

    çok gıcık!

  • Artin Penik12.01.2007 - 23:36

    'asala'yı protesto için bir ermeni vatandaş taksim'de kendini yaktı'

    diyordu gazeteler 11 ağustos 1982'de..

    evet asala terör örgütünün 7 ağustos günü esenboğa hava alanına düzenlediği ve 8 kişinin ölüp 72 kişinin yaralandığı saldırı sonrasında, örgüte tepki olarak; ermeni asıllı türk uyruklu artin penik kendini yaktı...içinde bulunduğumuz şu günlerde adının ve sanının bilinmesi gereken bir vatandaş diye düşündüğüm için bu terimi ekleme gereği duydum..bugün sözde soykırımı kabul ettirmeye çalışıyorlar ama aslında 4t planı uygulanıyor: 'terör', 'tanınma', 'tazminat' ve 'toprak'= ve bir ermeni ülkesi..

    artin penik 15 ağustos günü ebedî âleme göçtü..peki son sözlerini duymak ister miydiniz...



    soru işaretinden sonraki boşluğu kapamayı öğrendiniz artık..

  • Şeytan Kulağına Kurşun12.01.2007 - 13:13

    ..diyerek bir de tahtaya vururlar..okuyun bakalım:

    Neden 'Tahtaya vurmanın', nazar değmesini önlediğine inanılır?

    Bu inanç, çok tanrılı paganizmin yaşandığı günlerde, insanların, iyilik cin ve perilerinin ağaçların içinde bulunduklarına inanmasından kaynaklanmaktadır.
    Ağaca veya tahtaya vurmanın altında o kimsenin bu ruhani varlıklara seslenerek onların, kendisini veya yakınlarını, olası kötülüklerden korunmasını istemesi yatar.

    turfanda terimin bağlantısından (linkinden demiyoruz :)) alıntıdır...

  • turfanda12.01.2007 - 12:55

    kopyala-yapıştır yapmayı hiç sevmem ama bu çok ilginç geldi..

    Mevsiminden önce yetişen meyveye ve sebzeye neden 'Turfanda' denir?

    Çin Halk Cumhuriyeti'nde, başkenti Urumçi olan Sincan (Xinjiang) yöresinde, 'Turfan' adında bir vaha* vardır. Bu vaha, Lut Gölü'nden sonra dünyanın ikinci büyük çukur yeridir. Çince'de buranın adı Tulupan'dır,

    Öztürkçe adı ise Turpan'dır anlamı da kutsal yerler, çölde bir vaha demektir.

    İsmini, bulunduğu vahadan alan Turfan şehri, İpek Yolu'nun geçtiği noktalardan biridir. Burası hemen hemen hiç yağmur almayan kurak bir yerdir, çünkü bu bölgede yağmur damlaları daha yere ulaşmadan, sıcak nedeniyle buharlaşıverir. Buna karşın, kuzeydeki Tanrı dağları'nda eriyen kar suları, 2000 yıldır uygulanan ve karez sistemi olarak bilinen yeraltı tünelleri yoluyla Turfan'a ulaşır ve havzayı zirai yönden çok verimli bir hale getirir. Yedi sekiz yüz yıl evvel olduğu gibi, bugün de suyu bol ve havası sıcak olan bu havzada üzüm, kavun ve karpuzun yanısıra, her türlü meyve ve sebze yetiştirilmekte, buğday ve pamuk ekimi ile ipekçilik yaygın olarak yapılmaktadır. Turfan vahası hakkında verdiğim bu bilgiden sonra, gelelim meyve sebzeye verilen 'Turfanda' kelimesinin nasıl oluştuğuna.

    Eskiden, kış aylarında İpek Yolu'nu izleyerek Anadolu'ya gelen yolcular, yolculukları sırasında yedikleri yemekleri ballandıra ballandıra anlatırken 'Aman efendim, bir patlıcan dolması yedik ki ağzınıza layıktı, salatalar, domatesler nefisti. Hele o kavun yok mu, bal gibi tatlıydı' gibilerden sözler söyleyince, içinde bulundukları kara kış gününde, Anadolu'nun soğuk yörelerinde yaşayan ve bu gibi yiyeceklere hasret kalan evsahipleri, söylenenlere inanmadıklarını ifade eden bir eda ile 'Aman efendim bu mevsimde nerede bulup yediniz ki' diye sorarlarmış. O zaman, ziyaretçilerin bu soruya yanıtı 'Turfanda efendim, Turfanda' olurmuş. İşte bu ya da buna benzer konuşmalardan dolayı, mevsiminden önce yetişen meyveye ve sebzeye, 'turfanda' adı verilmiştir.

    Vaha*. Arapça'dır. Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer demektir.

    bak. http://www.denizce.com/sahipak001.asp

    ayrıca bu sayfadaki 'sabotaj' kelimesinin serüveni de çok ilginç geldi..

  • vişne12.01.2007 - 12:31

    slavca; 'vişnya' dan gelmiş(tdk'ye göre) ve türkçeden arapçaya da 'vişnetün' olarak geçmiş(oğuz düzgün'e göre)
    farsça; âlû-bâlû

    farsçası çok hoşmuş..öğrenmek gerek bu dili.

  • Dersaadet12.01.2007 - 12:07

    ya da başka bir deyişle; şehr-i âzam.
    kendimi ait hissedemediğim bir büyük şehir..
    aynı zamanda bırakıp gidemediğim..