yagmur çiseliyor, yağmur çiseliyor serezin esnaf çarşında yağmur çiseliyor.
“yağmur çiseliyor korkarak yavaş sesle bir ihanet konuşması gibi yağmur çiseliyor beyaz ve çıplak mürtet ayaklarının islak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi. yağmur çiseliyor serezin esnaf çarsında bir bakırcı dükkanın karşında bedrettin’ in bir ağaca asılı yağmur çiseliyor gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir ve yağmurdan ıslanan yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin çırılçıplak etidir yağmur çiseliyor serez çarşısı dilsiz serez çarşısı kör havada konuşmamanın görmemenin kahrolası hüznü ve serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü yağmur çiseliyor.“
Genellikle ninelerimizden, dedelerimizden duydugumuz, aslinda cok da inanmadigimiz ama bir sekilde yaptigimiz ya da yapmadigimiz hareketlerin genel adidir batil inanc...
Ama, olaya nineleri dedeleri kattik diye, eskilerden kalma aliskanliklar sanmayalim, aldaniriz... Yani cok eski olmasi gerekmiyor bu tur seylerin...
Ornegin, hemen hepimize en az bir kere gelmistir: 'Bu maili en az bes kisiye yolla. Yollamazsan soyle olur, boyle olur' gibi seyler... Bu da bir batil inanc degil mi? :)
Zordur... Bir kere, nasil kurulacak o arkadaslik. Mesela, internet ortamlarinda falan oldugu gibi, 'Seviyeli bir muhabbete ne dersiniz? ' gibi salakca bir soru sorulmaz ki. Koskoca Azrail o...
Kapiya gelmis.. 'Baba kapida kaldin, iceri gelsene' mi demeli acaba.
Bence hic denenmemeli... Kesinlikle aldigi gorevi yerine getierecektir. Rusvet, arkadaslik, dostluk ya da ne bileyim 'ya baba ben basbakanin yegeniyim' gibi geyikleri falan yemez. En iyisi verip kurtulmak :)
Bir yerlerde okudugum soyle bir siir geldi aklima... Biraz uzun ama, idare edein lutfen. Okurken sikilmadan ve severek okuyacak, kah dusunecek, kah gulecek, kah duygulanacaksiniz...
ey azrail! bilirim, bu sözlerim çok yersiz, neden böyle ansızın, geliverdin habersiz? ... ne olurdu üç beş yıl, önce haber verseydin. hiç değilse rüyama, bir kerecik girseydin...
aşk,meşk,derken, dünyadan bir türlü kopamadım. senden özür dilerim, hazırlık yapamadım... görüyorsun yanımda, ne valiz var, ne bavul. uykum öyle ağır ki; ne zil duydum, ne davul..
yaşım yetmiş olsa da, gör ki; fıkır fıkırım. bu cümbüşlü âlemi, ben nasıl bırakırım? .. hani bir söz vardır ya; 'yaş yetmiş, işi bitmiş.' inan ki, bu bir yalan, bunu diyen halt etmiş...
ey azrail! dur biraz, sana yalvarıyorum. yasal haklarım için; bir avukat arıyorum... hayallerim, düşlerim, yarım kalan işlerim. estetik yapılacak, daha burnum, dişlerim…
elli yaşımda ancak, voleyi vurabildim. hortumlar sayesinde, holdingi kurabildim... gerçi ucuza verdim, şerefin kilosunu. ama böyle kazandım, şu uçak filosunu...
ey azrail! ne olur, bozulmasın pazarım. sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım... şu masmavi havuzlu, sarayıma baksana. o daracık mezarda, yazık olmaz mı bana? ..
bazen çoluk çocuğa, içimden kızıyorum. ölmemi bekliyorlar, inan ki; seziyorum... arkamdan göstermelik, iki damla gözyaşı. bir de şöyle büyükçe, yaldızlı mezar taşı.
tahmin ediyorum ki; mevlid de okuturlar. ortalığı birazcık, gülsuyu kokuturlar. araya reklam konur; bir ilahi aryası. mevlid bitince başlar, dedi-kodu furyası.
etlerim, kemiklerim, didik didik edilir. ben az gelirsem eğer, köklerime gidilir... ey azrail! inan ki, hazırlığım yok daha, hele şu din konusu, çok karışık bir saha.
bazı büyük abiler, köşeleri tuttular. irtica diye diye, beni de korkuttular. ilâhiyat adına; ekranda iki kaçık. kimlerin kuklaları oldukları apaçık…
alim zalim karıştı, renkleri seçilmiyor. velisiz kaldı sokak; deliden geçilmiyor. bu cinnet kervanına, kocabaşlar dahiller. tuz bozulmuş, ne yapsın bizim gibi cahiller? ..
henüz daha gündemde, ne oruç var, ne zekat. ne kur'an'la tanıştım, ne de kıldım bir rekat. gönül desen, henüz genç, daha haccım duruyor. nerde bir taze görsem, kalbim küt küt vuruyor.
edemedim bir türlü, şu nefsimi terbiye. ortalıkta ne görse; tutturuyor ver diye. ey azrail! bilirim, gelince beklemezsin. tükenen vadelere, saniye eklemezsin.
bu satırlar boş geçen, bir ömrün hikayesi. ibret alanlar için, son pişmanlığın sesi... bilmem ki, bir duvarda, bu mütevazi çaba; bir küçücük pencere, açacak mı acaba? ..
Cok sevdigim, yanindayken huzur buldugum, kendimi guvende hissettigim kisiydi... Ama artik yok... Birakti bizleri...
Nur icinde yat dedem...
10 Subat 1969...
Cennete giden musluman erkeklere hizmet edecegi varsayilan genc ve guzel hatun kisiler geliyor aklima...
'Yarin yanagindan gayrisi, ortaktir...'
yagmur çiseliyor, yağmur çiseliyor
serezin esnaf çarşında
yağmur çiseliyor.
“yağmur çiseliyor
korkarak yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi
yağmur çiseliyor
beyaz ve çıplak
mürtet ayaklarının
islak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
yağmur çiseliyor
serezin esnaf çarsında
bir bakırcı dükkanın karşında
bedrettin’ in bir ağaca asılı
yağmur çiseliyor
gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir
ve yağmurdan ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan
şeyhimin çırılçıplak etidir
yağmur çiseliyor
serez çarşısı dilsiz
serez çarşısı kör
havada konuşmamanın görmemenin
kahrolası hüznü
ve serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü
yağmur çiseliyor.“
Genellikle ninelerimizden, dedelerimizden duydugumuz, aslinda cok da inanmadigimiz ama bir sekilde yaptigimiz ya da yapmadigimiz hareketlerin genel adidir batil inanc...
Ama, olaya nineleri dedeleri kattik diye, eskilerden kalma aliskanliklar sanmayalim, aldaniriz... Yani cok eski olmasi gerekmiyor bu tur seylerin...
Ornegin, hemen hepimize en az bir kere gelmistir: 'Bu maili en az bes kisiye yolla. Yollamazsan soyle olur, boyle olur' gibi seyler... Bu da bir batil inanc degil mi? :)
Nasil kurtulacagi konusunda insanlarin aklini kurcalayan kadinin ismi :)
Besiktasliligimi derin dondurucuya atmama neden olan adamdir...
Zordur... Bir kere, nasil kurulacak o arkadaslik. Mesela, internet ortamlarinda falan oldugu gibi, 'Seviyeli bir muhabbete ne dersiniz? ' gibi salakca bir soru sorulmaz ki. Koskoca Azrail o...
Kapiya gelmis.. 'Baba kapida kaldin, iceri gelsene' mi demeli acaba.
Bence hic denenmemeli... Kesinlikle aldigi gorevi yerine getierecektir. Rusvet, arkadaslik, dostluk ya da ne bileyim 'ya baba ben basbakanin yegeniyim' gibi geyikleri falan yemez. En iyisi verip kurtulmak :)
Bir yerlerde okudugum soyle bir siir geldi aklima... Biraz uzun ama, idare edein lutfen. Okurken sikilmadan ve severek okuyacak, kah dusunecek, kah gulecek, kah duygulanacaksiniz...
ey azrail! bilirim, bu sözlerim çok yersiz,
neden böyle ansızın, geliverdin habersiz? ...
ne olurdu üç beş yıl, önce haber verseydin.
hiç değilse rüyama, bir kerecik girseydin...
aşk,meşk,derken, dünyadan bir türlü kopamadım.
senden özür dilerim, hazırlık yapamadım...
görüyorsun yanımda, ne valiz var, ne bavul.
uykum öyle ağır ki; ne zil duydum, ne davul..
yaşım yetmiş olsa da, gör ki; fıkır fıkırım.
bu cümbüşlü âlemi, ben nasıl bırakırım? ..
hani bir söz vardır ya; 'yaş yetmiş, işi bitmiş.'
inan ki, bu bir yalan, bunu diyen halt etmiş...
ey azrail! dur biraz, sana yalvarıyorum.
yasal haklarım için; bir avukat arıyorum...
hayallerim, düşlerim, yarım kalan işlerim.
estetik yapılacak, daha burnum, dişlerim…
elli yaşımda ancak, voleyi vurabildim.
hortumlar sayesinde, holdingi kurabildim...
gerçi ucuza verdim, şerefin kilosunu.
ama böyle kazandım, şu uçak filosunu...
ey azrail! ne olur, bozulmasın pazarım.
sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım...
şu masmavi havuzlu, sarayıma baksana.
o daracık mezarda, yazık olmaz mı bana? ..
bazen çoluk çocuğa, içimden kızıyorum.
ölmemi bekliyorlar, inan ki; seziyorum...
arkamdan göstermelik, iki damla gözyaşı.
bir de şöyle büyükçe, yaldızlı mezar taşı.
tahmin ediyorum ki; mevlid de okuturlar.
ortalığı birazcık, gülsuyu kokuturlar.
araya reklam konur; bir ilahi aryası.
mevlid bitince başlar, dedi-kodu furyası.
etlerim, kemiklerim, didik didik edilir.
ben az gelirsem eğer, köklerime gidilir...
ey azrail! inan ki, hazırlığım yok daha,
hele şu din konusu, çok karışık bir saha.
bazı büyük abiler, köşeleri tuttular.
irtica diye diye, beni de korkuttular.
ilâhiyat adına; ekranda iki kaçık.
kimlerin kuklaları oldukları apaçık…
alim zalim karıştı, renkleri seçilmiyor.
velisiz kaldı sokak; deliden geçilmiyor.
bu cinnet kervanına, kocabaşlar dahiller.
tuz bozulmuş, ne yapsın bizim gibi cahiller? ..
henüz daha gündemde, ne oruç var, ne zekat.
ne kur'an'la tanıştım, ne de kıldım bir rekat.
gönül desen, henüz genç, daha haccım duruyor.
nerde bir taze görsem, kalbim küt küt vuruyor.
edemedim bir türlü, şu nefsimi terbiye.
ortalıkta ne görse; tutturuyor ver diye.
ey azrail! bilirim, gelince beklemezsin.
tükenen vadelere, saniye eklemezsin.
bu satırlar boş geçen, bir ömrün hikayesi.
ibret alanlar için, son pişmanlığın sesi...
bilmem ki, bir duvarda, bu mütevazi çaba;
bir küçücük pencere, açacak mı acaba? ..