Renk dalgalanmalarina denir. Hani bir yere bakariz da, bazen renginin degistigini falan goruruz ya, hah iste ona denir efendim...
Ilhan Irem bunu bir sarkisinda kullanmistir.
Yemyesil bir deniz senin gozlerin Ne bir sandal, ne bir ada, ne bir sahil var Boguluyorum... Gozlerinde menevisler Denizde martilar gibi Bakislarin kopuk kopuk Sonsuzlugu Sonsuzlugu anlatir gibi... Bu bakislar bir gunu beni oldurecek sevgilim Bu bakislar ne zaman beni guldurecek sevgilim. Guldurecekmisin sevgilim...
Sarkiyi dinleyin seveceksiniz... Ooof of dedirtir valla...
Bir tanesinin, bin tane nasihattan daha evla oldugu eskiler tarafindan iddia edilen seydir efendim. Genelde basa gelen nahos, istenmeyen olaylari aciklamak icin kullanilir. Ve bunlardan ders alinmasinin gerekliligi vurgulanir...
Laissez faire, laissez passer/ Adam Smith (Birakiniz yapsinlar, birakiniz gecsinler) kalibini kendi siyasal goruslerine motto yapanlarin olusturdugu bireyler geliyor aklima...
Isteyerek, bilerek yapilandir. Bir de hukukla ilgili davalarda bazen duyariz, iste taammuden oldurmeye tesebbus etti gibi seyler. Burda kullanilan taammuden sozcugu, gunumuz Turkcesi'nin kasitlisina denktir.
Valla efendim, tazi deyince, ince yapili, cok hizli kosabilen, genellikle gri renkli ve koku alma bakimindan diger butun kopeklerden cok daha yetenekli olan bir hayvan geliyor aklima. Afgan tazisi da olsa olsa bu hayvanin Afganistan vatandasi olanlarina denir diye dusunuyorum. Pardon? Yanlis mi biliyorum? Olabilir. Illa da dogru diye bir iddiam yok. Benimkisi dusunce sadece.
Muharrem amca geliyor aklima. Hastane sokaginda bahce icinde iki katli bir evi vardi. Ust katinda ailesiyle birlikte kendisi otururdu. Ikiye bolunmus alt katin, sokaga bakan yaninda terzi Muharrem(Yalnis hatirladigimi falan zannetmeyin, her ikisinin de adi ayniydi) , terzilik yapardi. Bahceye bakan taraftaki kucuk iki odasi, bir wc/banyosu ve bir de kucuk mutfagi olan bolumu de bekarlara ya da cocuksuz ailelere kiralardi.
Bir donem de kardesimle birlikte ben kiraladim. Donem dersem, yaklasik dort sene falan. Meslegim icabi okul zamani ben koylerde oldugum icin daha cok kardesim kalir, tatillerde ise benim olurdu :)
Cok temiz olmazdi pek. Bir daginiklik goze carpardi. Aksamdan icilmis bir kac bira ya da sarap sisesi, saga sola atilmis gazete sayfalari, taze ya da kuru yemis tabaklari, izmarit dolu kullukler, duzeltilmemis yataklar, cikarildiktan sonra bir yere kaldirilmamis gece kiyafetleri, plak ya da kasetlerle falan icice yasar giderdik.
Arada bir rahmetli anacigim gelir, her tarafi siler supurur, bir guzel toparlar, ama, cok gecmez ev yine eski daginikligina kavusurdu. Ne yapalim, biz oyle de mutluyduk o zamanlar :)
Simdi efendim bildiginiz gibi arpa, bugdaygiller ailesinin olumsuz iklim kosullarina karsi en dayanikli olan turudur. Hem govdesinde hem de basaginda bugdaya gore daha az su bulundugu icin, cok daha dusuk sicakliklarda bile olgunlasabilir. Tarlanin cok verimli olmasina da gerek yoktur pek. Cok kirac yerlerde de yetisebilir yani.
Arpa ekmegi de iste az yukarda hakkinda az biraz bilgiler verdigim arpadan yapilma ekmege denir. Gecmiste, ozellikle de savas, kitlik ya da dogal afetlerin cok oldugu donemlerde, yoksul halklarla birlikte varsillarin da yapip yemek zorunda kaldiklari bu ekmek, gunumuzde sadece saglik amacli kullanilmakta. Kolestrolu dusurme ozelligi sayesinde uzman doktorlar kalp sagligi icin hastalarina oneriyor bunu...
Hos bir Sezen Aksu sarkisi (Hangi sarkisi hos degil ki) . Hadi sozlerini de yazayim, tam olsun :)
Sizin alınız al inandım, morunuz mor inandım. Tanrınız büyük amenna, siiriniz adamakıllı şiir. Dumanı da caba, dumanı da caba.
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş Sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş...
Ama sizin adınız ne, benim dengemi bozmayınız Sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş.
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle döğüşemem Siz ne derseniz deyiniz, benim bir gizli bildiğim var Sizin alınız al inandım, morunuz mor inandım Ben tam kendime göre, ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne, benim dengemi bozmayınız Sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş...
Renk dalgalanmalarina denir. Hani bir yere bakariz da, bazen renginin degistigini falan goruruz ya, hah iste ona denir efendim...
Ilhan Irem bunu bir sarkisinda kullanmistir.
Yemyesil bir deniz senin gozlerin
Ne bir sandal, ne bir ada, ne bir sahil var
Boguluyorum...
Gozlerinde menevisler
Denizde martilar gibi
Bakislarin kopuk kopuk
Sonsuzlugu
Sonsuzlugu anlatir gibi...
Bu bakislar bir gunu beni oldurecek sevgilim
Bu bakislar ne zaman beni guldurecek sevgilim.
Guldurecekmisin sevgilim...
Sarkiyi dinleyin seveceksiniz... Ooof of dedirtir valla...
Son dinemlerde yonetimsel bazda kendi buyuklugune hic yakismayan seyler yapan takim...
Mac tekrari istemek falan da ne ya?
Bir tanesinin, bin tane nasihattan daha evla oldugu eskiler tarafindan iddia edilen seydir efendim. Genelde basa gelen nahos, istenmeyen olaylari aciklamak icin kullanilir. Ve bunlardan ders alinmasinin gerekliligi vurgulanir...
Laissez faire, laissez passer/ Adam Smith (Birakiniz yapsinlar, birakiniz gecsinler) kalibini kendi siyasal goruslerine motto yapanlarin olusturdugu bireyler geliyor aklima...
Bize hamarat ama bir o kadar da vicdansiz kizlarin varligini gosteren terimdir :)))
Isteyerek, bilerek yapilandir. Bir de hukukla ilgili davalarda bazen duyariz, iste taammuden oldurmeye tesebbus etti gibi seyler. Burda kullanilan taammuden sozcugu, gunumuz Turkcesi'nin kasitlisina denktir.
Valla efendim, tazi deyince, ince yapili, cok hizli kosabilen, genellikle gri renkli ve koku alma bakimindan diger butun kopeklerden cok daha yetenekli olan bir hayvan geliyor aklima. Afgan tazisi da olsa olsa bu hayvanin Afganistan vatandasi olanlarina denir diye dusunuyorum. Pardon? Yanlis mi biliyorum? Olabilir. Illa da dogru diye bir iddiam yok. Benimkisi dusunce sadece.
Hurmetlerle ayriliyorum konudan :)
Muharrem amca geliyor aklima. Hastane sokaginda bahce icinde iki katli bir evi vardi. Ust katinda ailesiyle birlikte kendisi otururdu. Ikiye bolunmus alt katin, sokaga bakan yaninda terzi Muharrem(Yalnis hatirladigimi falan zannetmeyin, her ikisinin de adi ayniydi) , terzilik yapardi. Bahceye bakan taraftaki kucuk iki odasi, bir wc/banyosu ve bir de kucuk mutfagi olan bolumu de bekarlara ya da cocuksuz ailelere kiralardi.
Bir donem de kardesimle birlikte ben kiraladim. Donem dersem, yaklasik dort sene falan. Meslegim icabi okul zamani ben koylerde oldugum icin daha cok kardesim kalir, tatillerde ise benim olurdu :)
Cok temiz olmazdi pek. Bir daginiklik goze carpardi. Aksamdan icilmis bir kac bira ya da sarap sisesi, saga sola atilmis gazete sayfalari, taze ya da kuru yemis tabaklari, izmarit dolu kullukler, duzeltilmemis yataklar, cikarildiktan sonra bir yere kaldirilmamis gece kiyafetleri, plak ya da kasetlerle falan icice yasar giderdik.
Arada bir rahmetli anacigim gelir, her tarafi siler supurur, bir guzel toparlar, ama, cok gecmez ev yine eski daginikligina kavusurdu. Ne yapalim, biz oyle de mutluyduk o zamanlar :)
Simdi efendim bildiginiz gibi arpa, bugdaygiller ailesinin olumsuz iklim kosullarina karsi en dayanikli olan turudur. Hem govdesinde hem de basaginda bugdaya gore daha az su bulundugu icin, cok daha dusuk sicakliklarda bile olgunlasabilir. Tarlanin cok verimli olmasina da gerek yoktur pek. Cok kirac yerlerde de yetisebilir yani.
Arpa ekmegi de iste az yukarda hakkinda az biraz bilgiler verdigim arpadan yapilma ekmege denir. Gecmiste, ozellikle de savas, kitlik ya da dogal afetlerin cok oldugu donemlerde, yoksul halklarla birlikte varsillarin da yapip yemek zorunda kaldiklari bu ekmek, gunumuzde sadece saglik amacli kullanilmakta. Kolestrolu dusurme ozelligi sayesinde uzman doktorlar kalp sagligi icin hastalarina oneriyor bunu...
Ama ben hic yemedim...
Hos bir Sezen Aksu sarkisi (Hangi sarkisi hos degil ki) . Hadi sozlerini de yazayim, tam olsun :)
Sizin alınız al inandım, morunuz mor inandım.
Tanrınız büyük amenna, siiriniz adamakıllı şiir.
Dumanı da caba, dumanı da caba.
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş
Sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş...
Ama sizin adınız ne, benim dengemi bozmayınız
Sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş.
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz, benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım, morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre, ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne, benim dengemi bozmayınız
Sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş...