şevket: hiç ilgilenmedi benimle çay içmeye davet ettim, oraya da gelmedi. kedi: e, çaydan. şevket: ne çayı ne alakası var kedi: çaydan, çaydan... bu durumlarda kahve her zaman daha çok işe yarar. bak, çayda kadınları rahatsız eden bir şey, böyle 'yerel bir tını' var. şevket: yerel mi? ne alakası var. çay yerel, kahve değil mi? kedi: bak, 'benimle kahve içer misin sorusu bütün kadınlarda, hepsinde aynı rahatlatıcı çağrışımı yapar; beyaz fincan, porselen, şık, mayhoş aroma kokusu, hele latin ezgileri heheeeyy neler neler... ama çay, çay böyle 'başarısız erkek' gibi bir şey demek çay.'
Unutmak kelimesi 'un' dan çıkmış; bildiğimiz un, hamurişi.. Unutmak için un ufak etmek gerekiyormuş. Birini bütün olarak unutamazmışın zaten öyle pat diye unutamazmışın. Yavaş yavaş gidermiş, yavaş yavaş unuturmuşsun. Gözleri, kaşı, burnu, kulağı, sesini yavaş yavaş. Unuttuğun zaman da o kişi olmazmış, hatırlamazmışın, sonra unuttuğunu unuturmuşun. Her gün ne zaman unutucam diye soruyom ben kendime, her sorduğum zaman da herşeyi yeniden hatırlıyorum ben.. Daha net. Unutamıyom ben.
Mavi Sakal İki Yol
Bulansa midem
Çayın şekeri erise
Demliklerde kara bir tortuyum
Neştere vurup aldırdım yüzümü
Hey gardiyan
Çorap ve kitap istiyorum
şevket: hiç ilgilenmedi benimle çay içmeye davet ettim, oraya da gelmedi.
kedi: e, çaydan.
şevket: ne çayı ne alakası var
kedi: çaydan, çaydan... bu durumlarda kahve her zaman daha çok işe yarar. bak, çayda kadınları rahatsız eden bir şey, böyle 'yerel bir tını' var.
şevket: yerel mi? ne alakası var. çay yerel, kahve değil mi?
kedi: bak, 'benimle kahve içer misin sorusu bütün kadınlarda, hepsinde aynı rahatlatıcı çağrışımı yapar; beyaz fincan, porselen, şık, mayhoş aroma kokusu, hele latin ezgileri heheeeyy neler neler... ama çay, çay böyle 'başarısız erkek' gibi bir şey demek çay.'
Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin.
epeydir intihar etmemiş
Her şey bana karşı kendi içimde
Gör aşkın yaresini yar
ne kadar derin yarim yangınam
kaşan gözen vurgunam
Ey gönül acayip huyun
boğazından geçmez tayın
acır testindeki suyun...
koltuğuna senin kıvrılıp, hayalinle uyumuşum
camlar açık kalmış, üşürken sabah olmuş
uyan' dedi bir ses, uyan,o burada
uyandım, aradım, bulamadım...
Unutmak kelimesi 'un' dan çıkmış; bildiğimiz un, hamurişi.. Unutmak için un ufak etmek gerekiyormuş. Birini bütün olarak unutamazmışın zaten öyle pat diye unutamazmışın. Yavaş yavaş gidermiş, yavaş yavaş unuturmuşsun. Gözleri, kaşı, burnu, kulağı, sesini yavaş yavaş. Unuttuğun zaman da o kişi olmazmış, hatırlamazmışın, sonra unuttuğunu unuturmuşun. Her gün ne zaman unutucam diye soruyom ben kendime, her sorduğum zaman da herşeyi yeniden hatırlıyorum ben.. Daha net. Unutamıyom ben.